‘Turan Şairi’ Ergeş Uçkun ve ‘Çapandaz’

Aralık 2013 - Yıl 102 - Sayı 316

        Arslan Küçükyıldız’ın hazırlayıp Bengü yayınları arasında yayınlanması ile elimize ulaşan Çapandaz kitabı üzerine sohbet edilen “Kuşlukta Yazarlar” toplantısı biterken, kitabını adıma imzalayan yazarına eser hakkında bir değerlendirme yazısı yazma sözü verdim.

         

         

        Türk Ocaklarının en önemli kültürel faaliyetlerinden olan kahvaltılı “Kuşlukta Yazarlar Buluşmaları” programını, yaklaşık bir yıldır, bir grup okur/yazar arkadaşı ile birlikte istikrarlı bir şekilde sürdüren Arslan Küçükyıldız, “Çapandaz” adlı hacimli bir eser ile “Turan Şairi” olarak adlandırdığı Ergeş Uçkun’a vefasını göstermişti. “Kuşlukta Yazarlar Buluşmaları”nda yeni çıkan eserleri gündeme taşıyarak, yazarlarımız arasında bir dostluk ortamının tesisini hedefleyen Küçükyıldız’ın bu çabalarını karşılıksız bırakmak, vefasızlık olurdu doğrusu…

         

         

        Ergeş Uçkun’un severek kullandığı bir mahlas olduğu için kitaba, kapak ismi olarak seçilen “Çapandaz” kelimesi ülkemizde hemen hiç bilinmez. Çapandaz, bütün Türkistan’da Bozkurt, Oğlak ve Buzkaşi isimleri ile bilinen ve ciddi olarak güç-kuvvet yarıştırmak, at sırtında oynandığı için aynı zamanda iyi at binmek olan sert oyunda, alandaki kesilmiş hayvanı herkesin elinden çekip alarak hedefe ulaştıran ve birçok yarışı hep birincilikle bitiren kişi; usta, yiğit oyuncu demektir.

         

         

        Yaklaşık beş yüz sayfa hacmindeki kitapta Arslan Küçükyıldız’ın vukufiyetle kaleme aldığı bir giriş yazısından sonra, Ergeş Uçkun’un Şiirleri, Türkistan ve Afganistan konulu makaleleri, İslam ve Müslümanlar hakkındaki mektup ve yazışmaları ile son olarak da hakkında yazılan yazılar bölümlerine yer verilmiştir. Kitabın en sonuna eklenen Ergeş Uçkun ile ilgili resimler de birer belge olarak değerlendirilebilir.

         

        [1]

         

        Kitapta bir eksik olarak gördüğüm Dizin kısmının -en azından Kişiler Dizini şeklinde- kitabın sonunda yer almasının kitabın belge niteliğinin bir gereği olduğunu değerli yazarına buradan iletmek isterim. Bir diğer önerim kitapta ismi geçen, ancak genel kamuoyunun pek de iyi tanımadığı Muhammed Salih, Zahir Şah, Davud Han, Hamid Karzai, William Campbell, Kofi Annan gibi isimler hakkında kısa bir şahıslar sözlüğü eklenmesidir. Yine kitapta yer alan yazılarda geçen Türkistan’ın orijinal atasözleri ve deyimlerini de kitabın eki olarak bir arada sunmak, eserin akademik değerini arttıracaktır.

         

         

        Ergeş Uçkun, internetin ülkemizdeki ilk yıllarında, Türk milliyetçilerinin önemli adreslerinden olan Türk Gazete Topluluğu (TGT) yazışma grubunda paylaştığı bazı yazıları nedeniyle, ülkemizde kısmen de olsa tanınmıştı. Merhum Uçkun’un, Arslan Küçükyıldız tarafından hazırlanan bu eser vasıtası ile hem daha geniş bir çevrede -hayli gecikmiş sayılsa bile- tanınacağını ve hem de Ergeş Uçkun’un bu kitapla bir araya getirilen yazılarında dile getirdiği gerçekler ile de tarihe not düşülmüş olacağını düşünüyorum.

         

         

        Toplantıya katılan Lütfi Şahsuvaroğlu’nun “Çapandaz” kitabının öznesi olan Ergeş Uçkun’u evinde misafir etmenin sağladığı görgü tanıklığı ile naklettikleri ve bu arada ülkemizin resmî devlet aparatının Türk yurtları konusundaki cehaletini Afganistan Türkleri örneğinde eleştirmesi toplantının -hiç değilse benim için- önemli ayrıntıları idi.

         

         

        “Turan Şairi” Ergeş Uçkun Kimdi?..

         

         

        Arslan Küçükyıldız, hayatını Turan için harcamış bir şahsiyet olarak isabetle “Turan Şairi” diye tanımladığı ve şairane sözlerle “Kışlağı Horasan, menzili Bakû, yaylası Almatı, sevgilisi Ankara, aşkı Aşkabat, gönlü Taşkent ve Semerkand olan koca şâir” kelimeleri ile ruh dünyasının zenginliğini yansıttığı Ergeş Uçkun’un hayatını şu şekilde özetlemektedir: 

         

         

        “Güney Türkistan (Afganistan) Özbek Türklerinden olan Şahımerdankul Hanoğlu Ergeş Uçkun, Afganistan'da, Meymene ilinin Andhoy kentinde 21 Şubat 1927'de doğdu. Andhoy İlkokulu'nu bitirdi. 1950 yılına kadar Kabil Darül-muallimînin’de, 1950-52 yılları arasında Kabil Darülfünunu'nda -kimya ve biyoloji- okudu. 1952-1954 yıllarında Andhoy'da öğretmenlik yaptı. Siyasî dalgalanmalar yüzünden gönderildiği Meymene'de 1957’ye kadar Lise müdür muavinliği görevinde bulundu. Zamanın Afgan Hükümeti'nin Türklere karşı açtığı yok etme siyasetine isyan ederek vatanından ayrıldı. Uygulanan resmî ayrımcılık politikasına karşı çıktığı için Afgan hükümetince, ölü ya da diri olarak yakalanması için ödül konuldu. Bunun üzerine önce Pakistan, oradan da İran'a kaçtı. 1957'de “Ay yıldızıma kavuştum” dediği Türkiye'ye sığındı.

         

         

        1957-1961 yılları arasında Adana'da Toros İlkokulunda öğretmenlik yaptı. 1961 yılında eşi Türkan Hanımla tanışarak evlendi. Aldığı maaşla geçinemeyince İngilizce bildiği ve Kimya, Biyoloji eğitimi aldığı için Mersin Ataş Rafinerisi laboratuvarında işe alındı. 1974 yılında oradan da ayrılıp bir arkadaşı aracılığıyla ABD’ye gitti, Mobil Oil'de teknik eleman olarak çalışmaya başladı. Yaklaşık 30 yıl ABD’de yaşadıktan sonra yeniden Türkiye'ye döndü, Silifke’ye yerleşmeye karar verdi.

         

         

        1996'da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde 4'üncüsü yapılan Uluslararası Şiir Şöleni'nde verilen ve 3 büyük ödülden biri olan ‘Şeyh Galip Ödülü'ne layık görüldü. 2004'de Yazarlar Birliği’nin Strazburg'da düzenlediği Şiir Günleri programından dönüşte felç geçirdi ve konuşamaz oldu. Geçirdiği felç nedeniyle son yıllarında konuşamayan Uçkun, 36. Silifke Kültür Haftası etkinlikleri dolayısıyla ilçede bulunan Türk Dünyası Halk Oyunları ekibinin gösterisi sırasında fenalaştı. 82 yıllık çileli bir yolculuğu 25 Mayıs 2009 tarihinde son 10 yılını yaşadığıSilifke’de geçirdiği bir kalp krizi ile noktalandı ve Hacı Ergeş Uçkun,  Hakk’ın rahmetine kavuştu. 26 Mayıs günü düzenlenen törenle Silifke’de toprağa verildi. Mekânı cennet olsun.”

         

         

        1990’lı yıllarda Türk Dünyasının yeniden bağımsız cumhuriyetler halinde uyanışından ümitlenen Uçkun, Türkiye ve Afganistan’da çeşitli yayın organlarında Türk Dünyası ve Türklük meselelerine ilişkin pek çok araştırma ve inceleme yayımladı. Ergeş Uçkun'un, "Yurt Koşugları" adlı bir şiir kitabı ile bazı şiirleri Prof. Dr. Orhan Söylemez tarafından yayına hazırlanarak Ötüken Yayınları arasında basıldı. Uçkun'un, Arapça, Farsça, Urduca ve Tacikçe şiirleri de bulunuyordu. Makale tarzındaki yazıları da en az şiirleri kadar etkileyici ve içerdiği tarihî veriler nedeniyle önemlidir.

         

         

        “Ergeş Uçkun’a Borcumuz Var”

         

         

        Ergeş Uçkun’a bütün Türk milliyetçilerinin bir vefa borcu olduğunu vurgulayan ve Çapandaz kitabını bu borcun bir kısmının yerine getirilmesi duygusu ile hazırladığını belirten Küçükyıldız, bu konuda şunları yazmıştır: “Milletimiz böyle kıymetli evlatları kolay bulmuyor ama çabuk kaybediyor. Türk dünyasına sahip çıkmaya çalışıyordu ama maalesef Türk dünyasına gönül verenler de kendisini yalnız bırakmıştı. Şiirlerini dünyanın her yerindeki Türk’ün okuyup anlayabileceği şekilde yazıyordu. Türk Dünyasına gelmiş ve gelebilecek tehlikeleri onun kadar iyi takip eden ve yorumlayan birini daha tanımadım. Ergeş Uçkun, ABD'den Türk Dünyasını bölme, parçalama ve yönetme çalışmalarını takip etmiş, Çapandaz dergisini kendi kıt imkânlarıyla çıkarıp Türk Dünyasına, Afganistan'a ulaştırmaya çalışmış, şiirleriyle, yazılarıyla Türk milletini uyarmaya, ayağa kaldırmaya, birleşmeye bütünleşmeye çağırmıştı. Yaşarken kıymetini bilemediğimiz son Dedem Korkut'umuzdu diyebilirim. Basılmamış şiir ve yazılarının basılması ve adını yaşatmak için Adana Toros İlkokulu’na adının verilmesi gibi konularda Türk milliyetçilerine gayret etmek düşüyor.” [2]

         

         

        Ergeş Uçkun’un Yazıları ve Vefa Bekleyenler

         

         

        Küçükyıldız’ın önünde eğilinmesi gereken bir vefa borcunu yerine getirme duygusu ile hazırladığı eserde Türkistan Türkleri hakkında birçok değerli bilgi ve veri ile Turan için çarpan bir yürekten yükselen feryatları bulabileceksiniz. Hâlâ dünya gündeminin ilk sıralarında olan Afganistan’da olan bitenleri anlamak için, Uçkun’un “Kabil Niçin Yanıyor?” gibi yazılarını okuduğunuz takdirde, sağlam bir bakış açısı edineceksiniz.[3]  

         

         

        Afganistan’da neredeyse bir asırdır zalimler eliyle inletilen Türk oymaklarının birbirleri ile ilişkilerinin dar kabilecilik boyutlarını bir türlü aşamamasının yol açtığı zafiyetin ve bunun vahim sonuçlarının somut örneklerini de Ergeş Uçkun’un Türklük derdi ile yaralı yüreğinden okumak mümkün oluyor. Toplantıda dile getirdiğim şekilde, son asrın Türk kahramanları arasında yerini almış olan Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu gibi, Azad Bek Kerimî gibi, hattâ Ebulfeyz Elçibey gibi iyi tanınan simaların sağlam birer biyografisinin henüz yazılmamasının, tarih önünde inkâr edilemez bir ihmal olduğunu kaydetmek isterim. Küçükyıldız’ın derlediği kitapta, isminden hakkı teslim edilerek bahsedildiğini göremediğim Afganistan Kuzey Vilayetleri İslamî Birleşmesi Başbuğu iken, alçakça bir işbirliği ile tuzağa düşürülerek şehit edilen, Azad Bek Kerimî’yi bu vesile ile rahmetle anmalıyım.

         

         

        Ergeş Uçkun’un Çapandaz kitabının iki kapağı arasında derlenmiş yazı ve şiirlerinden herhangi birisini seçip yayınlamak, kendisinin Türk-İslam davasının ateşli bir savunucusu kimliğinin kanıtı olacaktır.

         

         

        Bu vesile ile uzunca bir şiirinde:

         

        “Bir yol bulub, birleşmeyince Türkler

        Düşman ile, hırlaşmayınca Türkler

        Uçkun gibi, gürleşmeyince Türkler

        Ben ağlarım, sen ağlama desen de…”[4]

         

         

        diye inleyen, nevi şahsına münhasır bir Türk oğlu Türk olan “Çapandaz” Hacı Ergeş Uçkun’a Rabb-i Rahîm’imden sonsuz rahmet niyaz ediyorum. Kabri pür-nur, makamı Cennet olsun.

         

        Çapandaz’ı her Türk milliyetçisi, Turancının okumasını tavsiye ederken Arslan Küçükyıldız’ı da verdiği emek ve özellikle gösterdiği vefa örneği nedeniyle kutluyorum.

        

         

         

        

         

         

         

        ______________________________________


        


        

        [1] Arslan Küçükyıldız, Çapandaz (Ergeş Uçkun, Şiirleri/Makaleleleri/Mektupları/Hakkında Yazılanlar) Bengü Yay., 495. sayfa; 2012-Ankara. “Çapandaz” kelimesine anlam veren “Oğlak Kapmaca”, “Kökböri” adı ile bilinen bu oyunun Kökböri (=bozkurt) olarak bilinen varyantının somut bir kanıtı olan resmi, Türkistan’a 1864 yılında yaptığı geziyi ertesi yıl bastıran A. Vambery’nin “Türkistan Seyahatnamesi” kitabından alınan bir gravürde görebilirsiniz. Bu oyun hakkında Abdurrahim Masumî tarafından kaleme alınan derli toplu bir yazı için bkz: http://guneyturkistan.wordpress.com/2009/05/06/oglak-oyunu/ 


        

        [2] Arslan Küçükyıldız, Çapandaz (Ergeş Uçkun, Şiirleri/Makaleleleri/Mektupları/Hakkında Yazılanlar) Bengü Yay., 2012-Ankara, s. 21-24.


        

        [3] Kitapta bir Türkistan koşuğunu öğrettiği Muhammed Sabir Karger’e çıkarttığı “Türkistan Halk Müziği” kasetlerindeki bir eser vesilesiyle sitem eden Ergeş Uçkun’un bahsettiği sözleri değiştirmede doğrusu benim de vebalim var. Gençlik dönemimizde aynı bekar evini paylaştığımız Karger ile kaset için eserler seçilirken bazı lokal yer ve şahıs isimlerinin değiştirilmesinin eserlerin Türkiye’de dinleyecek insanların gönlüne girilmesinde daha etkili olacağını savundum. Uçkun’un bahsettiği “Tahta Köprü” koşuğunun sözleri de böylece değiştirildi; bizim elimizden geçtikten sonra “Askerler Marşı” olarak ünlenen bu parça o kadar beğenildi ki T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Dünyası Müzik Topluluğu yöneticisi İrfan Gürdal’ın derlediği topluluk repertuarının gözde eserlerinden birisi haline geldi; hattâ bazı Turancı dostlarımız eserin Enver Paşa ve beraberindeki mücahidler için yazıldığını dahi hayal ettiler. Ergeş Uçkun’un eserin Muhammed Sabir Karger’in kendisine mal etmesinden rahatsızlığını ifade etmesinde gerçeklik payı vardır, ama eserin Türkiye kamuoyuna benimsetilmesinde yaptığı hizmet de göz ardı edilemez. Arslan Küçükyıldız, Çapandaz, s. 107.


        

        [4] Şiirin tamamı için bkz: Orhan Söylemez, Ergeş Uçgun ve Yurt Koşugları, Ötüken yay., İstanbul-1997, s.86.

         


Türk Yurdu Aralık 2013
Türk Yurdu Aralık 2013
Aralık 2013 - Yıl 102 - Sayı 316

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele