Bir Varız Bir Yokuz...

Kasım 2013 - Yıl 102 - Sayı 315

                 Daha dün saatlerce beraber olduğunuz, aynı masada yemek yediğiniz, çay içtiğiniz, fikir alışverişinde bulunduğunuz, geleceğe yönelik ortak etkinlikler planladığınız bir insanın bu gün ebediyete göçüvermiş oluşuna inanmak ne acıdır. Bu insan; görüşlerine değer verdiğiniz, kişiliğine saygı duyduğunuz, tıpkı bir kardeş gibi sayıp sevdiğiniz bir insansa şaşkınlığınız ve acınız katlandıkça katlanır. “Daha dün…” diye diye gerçeği kabullenmekten başka çareniz yoktur.  

         

                 Eriman Topbaş’ı bir trafik kazasında kaybettiğimizi Hüseyin Özbay’dan öğrendim. “Acı haberi duydunuz mu?” diye söze başladı. Sesi çok kötüydü. Üzüntülü, titreyen, yıkık bir sesle, kelime seçmekte ve telaffuz etmekte zorlanarak anlattı. Bir arkadaşı ve eşleriyle birlikte Bolu’dan dönerlerken Abant Kavşağında arabasına bir otobüs çarpmış, kaza yerinde vefat etmişti. Ona da Yakup Bey söylemişti. Kaza ile ilgili ayrıntıları bilmiyordu. 

         

                 İstiyordum ki bir yanlış anlaşılmadan dolayı bu haber asılsız çıksın. Eriman Beyimiz hayatta olsun. Biz, yine Avrasya Yazarlar Birliği yönetim kurulu toplantılarında, Kabakçı Konağı söyleşilerinde, ulusal ve uluslararası kültürel etkinliklerimizde birlikte olalım.

         

                 Dernek başkanımız Yakup Ömeroğlu’nu aradım. Sesinden anladığım kadarıyla o da Özbay kadar üzüntülü ve çaresizdi. Dün akşam meydana gelen kazada Eriman Bey’le birlikte arkadaşı Ünal Gül’ü de kaybetmiştik. Hanımları da ağır yaralanmışlar, hastaneye kaldırılmışlardı.

         

                 İnanılır gibi değildi, acıydı, ama gerçekti, inandık. Hayatın gerçeği, balyoz gibi başınıza iniyor, inanıp teslim olmaktan başka bir seçenek bırakmıyordu bize. 

         

                 Hikâye atölyesinin ilk derslerinde mutlaka anlatırdım.  

         

                 “Hayatın gerçeğini sanatın gerçeğine dönüştürürken hayattan daha gerçekçi olmalısınız!” derdim arkadaşlarıma. “Hayat, karşınıza en inanılmaz, en saçma, en mantıksız gerçeklerle bile çıksa inanırsınız. Müdahale edemezsiniz, yok sayamazsınız, reddedemezsiniz, inanır ve teslim olursunuz. Hayatın inanılmaz, saçma, mantıksız gerçeklerini, aynı yöntemle yani “pat” diye okuyucunun karşısına çıkarırsanız kimse size inanmaz, inanmadığı yazarı da okumaz. Aynı gerçekleri, hayattan daha gerçekçi, daha inandırıcı bir yaklaşımla yeniden kurgulayarak, yeni bir dünya kurarak vermelisiniz. Bunu başarabilirseniz okunursunuz, hatta okuyucuyu teslim alırsınız.”

         

                 Derslerde teorik olarak anlattıklarımı –ne acı ki- şimdi yaşıyordum.

             

                 Eriman Topbaş’ı kaybetmiş olmak inanılmaz bir gerçekti, ama biz bu gerçeği ne kadar da kısa bir sürede, bir iki dakika içinde kabullenivermiştik. Hayatın gerçeği işte böyleydi…

         

                 Kara, kuru, tatsız gerçeklerden başka gerçekler de vardı.

         

                 Eriman kardeşimiz fiziksel olarak aramızdan ayrılmıştı ama fizik ötesinde bizimle birlikte yaşamaya devam edecekti. Sessiz, sakin duruşuyla, sürekli tebessüm eden yüzüyle; yatıştırıcı, çözüm üretici tavrıyla gönlümüzden eksik olmayacaktı.

         

                 Çalışkanlığını ömrümüz oldukça örnek alacaktık. Her şeyden önce başarılı bir üniversite hocasıydı. İyi bir gazeteci olduğunu Bolu’da görevliyken çıkardığı “Üç Tepe” gazetesiyle kanıtlamıştı. İyi bir dergici olduğunu “Kardeş Kalemler” ve “Karınca” dergileriyle ortaya koymuştu. Millet yararını gözeten Türk Ocakları, Avrasya Yazarlar Birliği, Çocuk Edebiyatçıları Birliği” gibi derneklerde ve bazı vakıflarda görev almış, şahsî çıkar gözetmeden çalışmıştı. Kitaplarıyla, çeşitli internet site ve dergilerinde yazdıklarıyla sadece iyi bir yazar olduğunu değil iyi bir eğitimci olduğunu da gözler önüne sermişti.

         

                 Üniversite öğrencileri her hocayı sevmez, bu doğaldır. Ancak bazı hocaları da çok sever. Eriman hocanın öğrencileri tarafından çok sevilen bir hoca olduğunu, neredeyse bütün öğrencilerinin gönlünde yer aldığını (Kuşkusuz kendisi hissediyordu.) biz kazadan sonra öğrendik. Sosyal medyada günlerce resimlerini yayımladılar, hayır dileklerde bulundular, unutmayacaklarına söz verdiler. Yaşayan insanlar için en büyük güzellik gönüllere girmek, ebedî âleme göç etmiş olanlar için de gönüllerde yaşamak olmalı…

         

                 Eriman Topbaş’ın en belirgin özelliği belki de alçakgönüllülüğüydü. Fransızcadan edebî tercümeler yapabilecek düzeyde Fransız diline hâkim olmasına rağmen bunu hiç gündeme getirmezdi. Tanıştığımız ilk günden, birlikte olduğumuz son güne kadar “Bir Fransız atasözü der ki… Fransız filanca düşünür diyor ki… Bu kelimenin Fransızca karşılığı…”  gibi girişlerle iyi derecede Fransızca bildiğini hiç ortaya koymadı. Hâlbuki Fransızcadan Türkçeye ciddi tercümeleri olan biri bunu yapsa da yakışıksız kaçmazdı.

         

                 Eriman Topbaş engin hoşgörüsüyle, çalışkanlığıyla, güzel ahlakıyla, olgunluğuyla herkese örnek gösterilebilecek bir insandı. Her gittiği yere huzur ve sükûnet taşımasıyla ve daha pek çok özelliğiyle seçkin, sıra dışı bir insandı. Böyle olduğu halde topluluklarda sıradan bir insan gibi bulunurdu. Ancak söz veya görev aldığında herkes onun sıradan birisi olmadığını, kendini iyi yetiştirmiş, üretken bir insan olduğunu anlardı.

         

                 Yıllarca aynı derneğin yönetiminde bulunduk, aynı kültürel programlarda yer aldık, aynı toplantılara katıldık, kendini övme anlamına gelecek tek kelimesini duymadım. Birisi ondan övgüyle söz edecek olsa, bundan rahatsız olurdu. Hiçbir zaman övünmedi, övülmeyi sevmedi, kabullenmedi. Bu, onun güzel ahlakının belirtilerinden sadece biriydi.

         

                 Eriman Topbaş, her yönüyle güzel bir insandı. Güzel ve temiz yaşadı.

         

                 Hiç beklemediğimiz bir zamanda, hiç beklemediğimiz bir biçimde Hakka yürüdü.

         

                 Mekânı cennet olsun.

         

         

                  

 

         


Türk Yurdu Kasım 2013
Türk Yurdu Kasım 2013
Kasım 2013 - Yıl 102 - Sayı 315

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele