Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1939 Yılında Açtığı Milli Senfoni Yazma Müsabakası

Ekim 2013 - Yıl 102 - Sayı 314

        Türk Ocağı’nın 1931 yılında kendisini feshetmesinden sonra ertesi yıl 19 Şubat 1932’de 14 merkezde birden Halkevleri açılmıştır. Halkevleri dokuz ayrı çalışma kollarıyla toplumun kültürel ihtiyaçlarını gidermeyi hedeflemişti.

         

        Cumhuriyetin kuruluşu tamamlandıktan sonra 1930 yılından itibaren önemli kültürel hamlelerin yapıldığı görülmektedir. Türk Tarih ve Türk Dil Kurumunun kurulması, üniversite reformunun gerçekleştirilmesi bu hamlelerin başında gelmektedir. Halkevlerinin kurulmasından sonra 1935’te Parti-Devlet özdeşliği sağlanmıştır. Halkevleri partinin denetiminde CHP Genel Sekreterliğine bağlı bir kurumdu. 1931 yılı yaz mevsimi sonunda Partinin Umumi İdare Heyeti içinde yeni bir düzenleme yapılmış, çalışmaların takip edilebilmesi, koordinasyon ve denetimi sağlamak üzere iş ve işlemler, dört gruba ayrılmış ve onların altında 13 büro teşkil edilerek yeni bir yapılanma gerçekleştirilmiştir. Dört gruptan B Grubuna bağlı 5. Büro, ‘milli kültür, ilmi hareketler ve bu mevzuda neşriyat’ işlerini takip etmekle görevliydi.[1] Halkevleri Talimatnamesi’ne göre her Halkevi, faaliyetlerini 9 şube halinde örgütlenerek gerçekleştirecekti. Dil, Tarih ve Edebiyat Şubesi’nin çalışma sahası dil ve edebiyat konularını kapsamakta idi. Güzel Sanatlar Şubesi müzik, resim, heykel, mimari, süsleyici sanatlarla ilgileniyordu. Ayrıca Türk halk müziği yadigârlarının toplanması, Batı tekniğine göre Türk müziğinin yaratılması ve gelişmesiyle uğraşıyordu.

         

        Milli Eğitim Bakanı Abidin Özmen’in başkanlığında toplanan ilk müzik kongresinde alınan kararlardan biri de güzel sanatların müstakil bir genel müdürlük vasıtasıyla idare edilmesi idi. Bu karara uygun olarak bir de kanun tasarısı hazırlanmıştı. 10. 06. 1935 tarihinde kabul edilen 2773 sayılı ‘Kültür Merkezi Örgütleri ve Ödevleri hakkındaki kanun, bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bazı maddelerinin eklenmesine’ ilişkin kanunun ikinci maddesinde Ar Genel Direktörlüğü’nün vazifesi şöyle tespit edilmiştir: ‘Okullarda ve okullar dışında dramatik sanatlarla müzik ve plastik sanat işlerinin ulusal ülküye uygun yürümesi ve yayılması, ulusun bu yönden yetişmesine ve yücelmesine çalışmanın sosyal eğilim bakımından gereği gibi verimli olması yollarının arama ve göstermek’. [2]

         

        Müzik kongresinde Cemal Reşit Rey, Cevat Memduh Altar, Cezmi (ERİNÇ), Halil Bedii Yönetken, Hasan Ferit Alnar, Necil Kazım Akses, Nurullah Şevket Taşıran, Ulvi Cemal Erkin’den müteşekkil uzmanlar müzik sahasında yapılması gerekli olanları bir rapor halinde Milli Eğitim Bakanlığı’na vermişlerdir. Mustafa Kemal Atatürk, 1935 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki açış nutkunda Milli musikimizi modern teknik içinde yükseltme çalışmalarına, bu yıl daha çok emek verilecektir’ diyerek konuya verilen önemi vurgulamıştır.

         

        1936 yılında Türkiye’de müzik folkloru incelemeleri yapmak üzere Macaristan tarafından Türkiye’ye gönderilen Bela Bartok, Ankara’da üç konferans vermiştir. ‘Bir Halk Musikisi Arşivi Tesisi Hakkında Teklifler’ isimli bir rapor hazırlamıştır. Raporda bir halk musikisi arşivi kurularak;

         

        a)Köylü musikisini yerinde ve mahallinde yani bizzat köylerde, mekanik cihazlarla plaklara almak ve bunları muhafaza etmek,

         

        b)Alınan parçaları mümkün olduğu kadar tam olarak notaya geçirmek,

         

        c)Bu malzemeyi sistematik tarzda tanzim etmek,

         

        d)Bu sistematik şekilde tanzim edilen malzemeyi neşretmeyi

         

        tavsiye etmiştir. [3]

         

        Palu Hindemith[4], 1937 yılında verdiği raporda halk musikisi ve plak arşivi kurulmasını tavsiye etmiştir. Raporuna ayrıca Bartok’un yazdıklarına açıklayıcı ve tamamlayıcı notlarda eklemiştir. Müzik folkloru arşivinin Türk bestekârlarına zengin bir malzeme ve ilham kaynağı olacağını, halk musikisi üzerinde çalışacakların onun hususiyetlerini, kıymetlerini, varlıklarını meydana koyacaklara geniş ve alaka verici bir tetkik zemini hazırlayacağını işaret etmiştir. İstanbul Konservatuvarı’nın ıslahı için çağrılan Viyanalı tanınmış kompozitör Prof. Franz Josef Marx verdiği raporda şunları yazmıştı; ‘Garp musikisiyle Türk musikisinin milli vasfını yok etmek çok hatalı olur. Milliyet olmadıkça büyük sanat yoktur. Vatan toprağına, vatan elhanına rabıta mutlak lazımdır. Yoksa güzel sanat kıymetsiz ve kansız bir sanat haline düşer. Milli hususiyete zarar vermemek şartiyle Avrupa musikisi tekniğini halka malederek bir musiki propagandası yapmak lazımdır. Milli musikilerini Avrupa sanatlarına ilhak etmek milli Türk müzikçilerinin işidir’ [5]

         

        Halkevleri faaliyet programlarını serbestçe yaptıkları gibi genel merkezde bütün şubelerde uygulanacak düzenlemeler yapabiliyordu. CHP kültürel gelişimi sağlama faaliyetleri çerçevesinde roman, piyes, memleket hikâyeleri yazılması ve müzik alanında Türkiye çapında yarışmalar düzenlemiştir.[6] Müzik alanında sanatkârlara sipariş yoluyla eser vermelerinin sağlandığı bilinmektedir. Ahmet Adnan Saygun, Özsoy ve Taşbebek operalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün siparişi üzerine hazırlamıştır. Saygun’a değişik formlarda beste yapması için yabancı vakıfların siparişleri olmuştur. CHP, ressamların ülkenin değişik vilayetlerine giderek sanat gezileri yapmalarını temin etmiştir. 1938 Eylül ayında 30 gün süreyle 10 vilayete giden ressamların yaptığı tablolar ertesi yıl sergilenmiştir. Aynı program 1939 yılında 15 Ağustos-30 Eylül tarihleri arasında farklı on ilde uygulanmıştır. Bu gezilerin sonunda toplanan tablolardan devletin elinde kalanlar önemli bir koleksiyonu oluşturmaktadırlar.

         

        Milli Eğitim Bakanlığı’na Hasan Ali Yücel’in tayin edilmesinden sonra Ahmet Adnan Saygun, 1939’da halkevleri müzik müfettişliğine getirilmiş, Nafi Atuf Kansu’nun talebi üzerine kurumun müzik çalışmaları üzerine kendisinden bir rapor istenmiştir. Bu çalışma 1940 yılında Halkevlerinde Musiki başlığı altında yayımlanmıştır. 1939 yılında CHP Genel Sekreterliği sanatkârların eser vermelerini temin etmek, korumak aynı zamanda memlekete eser kazandırmak maksadıyla milli senfoni müsabakası düzenlemiştir. Bu teşebbüste Saygun’un katkısının ölçüsü hakkında elimizde net bir bilgi yoktur. Bu yarışmanın şartnamesinin hazırlanması, jürinin seçilmesinde ülkedeki mevcut olan ve müzik eğitimi yapan bütün kurumların bağlı bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı Partiye yardımcı olmuştur. Bakanlığın talimatı üzerine Riyaseti Cumhur Orkestrası’nın şefi, Alman müzik adamı Dr. Ernst Praetorius şartnameyi hazırlamıştır. [7]

         

        Partinin ülke içinde açtığı yarışmaların milli vasıf taşımasını esas aldığı, senfoni yarışmasında da bu ilkeye özen gösterdiği anlaşılıyor. Praetorius, şartnameyi hazırlarken bir bestekârın ‘milli senfoni’ yazmasının çok zor bir şey olduğunu, bir bestekârın milli bir senfoni yazmasının değil, milli bir bestekârın bir senfoni yazmasının daha doğru olacağını belirtmiş ise de fikrini kabul ettirememiştir.

         

        Şartnameye göre belirlenen tarihler içinde müsabakaya Çankırı Ortaokulu müzik öğretmeni Şükrü Dölen[8], Kayseri Halkevi Müzik Şefi Cemil Kutmay[9], İstanbul Konservatuarından Nurettin Refik Tuna, Riyaseti Cumhur Orkestrası sanatçılarından Fehmi Ege[10] iştirak etmişlerdir. CHP Genel Sekreteri ve Erzurum Milletvekili Dr. Fikri Tüzer imzasıyla Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e hitaplı 11. 04. 1939 tarih ve 13376 sayılı yazıyla müsabakaya katılan ve eserlerini vaktinde teslim eden dört kişinin dosyaları ekte gönderilmiştir. Yazıda müsabakanın sonuçlandırılması için icap edenlerin yapılması rica edilmiştir.

         

        Bakan, bu yazıyı 12. 04. 1939 tarihinde o zaman Kültür Kurulu adını taşıyan Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’na havale etmiştir. Kültür Kurulu Başkanlığı, Ar (Güzel Sanatlar) Genel Müdürlüğü’ne yazdığı 19. 04. 1939 tarih ve 2-249 sayılı yazıyla, Aşağıda yazılı dört zatın hazırladıkları senfonilerin yüksek dairenizce mütehassıslardan teşkil olunacak komisyon tarafından eserlerin tetkik edilmesini ve bu komisyon tarafından tanzim olunacak raporun CHP Genel Sekreterliği’ne gönderilmek üzere Kurula irsalini’ talep etmiştir.

         

        Milli Eğitim Bakanlığı Ar Genel Müdürlüğü, yarışmaya katılan eserleri Müzik Öğretmen Okulu’nda teşkil edilen ihzari jüriye incelettirmiş, uzmanlar tarafından bu hususta hazırlanan raporları eserlerle birlikte Suut Kemal Yetkin tarafından imzalanan 11. 05. 1939 tarih ve 101315/16 sayılı yazı ile Kurul Başkanlığı’na göndermiştir. Kurulun görevlendirme yazısında müşterek bir rapor hazırlanması talimatı olmasına rağmen bilinmeyen bir sebeple uzmanların ayrı ayrı rapor düzenledikleri görülüyor. Değerlendirme kurulu üyelerinin aynı sonuçta birleştiklerine göre raporlarını yazmadan önce görüş birliğine vardıkları anlaşılıyor.  

         

        Senfonileri inceleyen heyet üyelerinden Ankara Müzik Öğretmen Okulu Violonsel öğretmeni Mesut Cemil Tel, Kanaatimce her dört eser de gerek teknik gerek estetik bakımlardan, bilhassa (Milli Senfoni) ismini taşımaya namzet olacaklarına göre, milli ve Türklüğe has karakteri aranılan nisbette ihtiva etmemektedirler. Hatta öz bir duygu ve fikir saklayan amatör çalışması nevinden, zaafların tadil ve tashihi imkânını verecek mahiyetten de uzak, az veya çok nisbette deforme zevk ve teknik mahsulidirler. C. H. Partimizin bu pek faydalı teşebbüsile açılan müsabakanın vadettiği şerefli unvana çok daha layık kıymette eserler besteleyecek başkaca sanatkârların mevcudiyetine kani bulunduğum cihetle gönderilen dört eserin de müsabakaya iştirak ettirilmek için kâfi derecede değerli olmadıklarını’görüşünü belirtmiştir.

         

        İnceleme heyeti üyelerinden Riyaseti Cumhur Orkestrası şefi E. Praetorius, ‘Arkadaşlarımla aynı fikir deyim. Bütün eserlerin seviyesi o kadar aşağıdır ki bunların hiçbiri müsabakaya layık değildir. Hem teknik, hem estetik, hem sanatkârlık bakımından aşağıdır. Bütün bestekârların bilgisi çok azdır. Fa kat biliyoruz ki Türkiye’de çok yüksek bestekârlar vardır ve ben onların eserlerini konserlerimizde çaldırdım. Müsabakanın birkaç ay daha temdit edilmesi her halde çok daha muvafık olacaktır. Çünkü bu zaman içinde belki daha yüksek bestekârlar daha iyi eserler yazacaktır’ kaydını düşmüştür.

         

        İnceleme heyeti üyesi, Ankara Devlet Konservatuarı öğretmenlerinden Halil Bedi Yönetken, ‘Milli karakterde senfoni müsabakasına gönderilen dört parçayı tetkik ettim, bunların hiçbirini milli senfoni olarak kabule layık görmediğini’ arz etmiştir.

         

        İncelemenin tamamlanmasından sonra Kültür Kurulu Başkanlığı’nın 31. 05. 1939 tarih ve 2-928 sayılı ve Bakan Hasan Ali Yücel tarafından imzalanarak Cumhuriyet Hak Partisi Genel Sekreteri ve Erzurum Milletvekili Dr. Fikri Tüzer’e gönderilen yazısında müsabakanın sonucu hakkında bir görüş belirtilmemiş, iştirakçi dört zatın eserleri hakkında uzmanlar tarafından verilen raporların birer suretlerinin eserlerle birlikte gönderildiği ifade edilmiştir.

         

        Milli senfoni yazma müsabakası şartnamesinin ilanına benzerlerinden farklı olarak Ülkü ve parti organı Ulus’ta rastlamadık. Müsabakanın ilanının kapalı devre olarak zaten sayıları az olan sanatçılara bir şekilde duyurulduğu anlaşılıyor. Çünkü İstanbul ve Ankara dışında taşradan da iştirakler olmuştur. CHP Genel Sekreterliği, inceleme heyetinin görüşlerine itibar ederek müsabakaya katılan eserlerin istenilen vasıfları taşımamalarından dolayı ödülü vermediği anlaşılıyor. Sonuç basın yoluyla ilan edilmediği için literatürde aksini gösterecek herhangi bir kayda rastlanmamıştır.   

         


         

        

         

         

         

         

         

        

         

        


        

        [1] Yaşar Akyol, İzmir Halkevi (1932-1951),İzmir 2008, s. 47


        

        [2] Orhan Şaik Gökyay, Ankara Devlet Konservatuvarı Tarihçesi, Güzel Sanatlar, sayı 3,Ankara 1941,s. 51


        

        [3] Gökyay, a. g. m., s. 55


        

        [4] Paul Hindemith, sadece Berlin’deki müzik çevresinde değil, I. Dünya Savaşı’ndan sonra bu alanda dünyaca tanınmış bir isimdir. Müzik konusunda danışmanlık yapmak üzere onunla 27. 03. 1935 tarihinde Berlin’de bir anlaşma yapılmıştır. Bir aylık yapılan anlaşma gereği Türkiye’ye gelerek incelemelerde bulunmuş, Ankara, İstanbul ve İzmir’i görmüştür. Sonraki yıllarda iki defa daha Ankara’ya gelmiştir.


        

        [5] Gökyay, a. g. m., s. 56


        

        [6] Piyes ve memleket hikâyelerinin yazılmasıyla ilgili şartname Ülkü’de neşredilmiştir. (sayı 67, Eylül 1938, s. 79-80)


        

        [7] Hindemith’in tavsiyesi üzerine anlaşma yapılan Dr. Ernst Praetorius(1888-1946), 1935 yılında Ankara’ya gelerek göreve başlamış ve çok kısa sürede Türkçe öğrenmiştir. Orkestranın maddi, manevi her şeyini yenilemiştir. 09. 12. 1937 tarihinde yapılan bir kontratla ‘Müzik Öğretmen Okulu ve Konservatuvar Sınıfları Sanat ve Teknik Şefliği’ yapmak üzere 01. 12. 1937 den 01. 12. 19338 tarihine kadar ve orkestra şefliği vazifesine ek olarak görevlendirilmiştir. 1905’te Berlin Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayan şef, 1908’de opera şefi olarak çalışmaya başlamış, on sene Weimar’da Devlet Operaları genel direktörlüğü yapmıştır. Klasik müziği olduğu kadar yeni müziğe de alaka duymuştur. Ankara’da vefat etmiş ve burada defnedilmiştir.


        

        [8] Mesleğe Çankırı Orta Okulu müzik öğretmeni olarak başlamıştır. Şeyhoğlu Hasan Üçok ile birlikte Çankırı türkülerini notaya alma teşebbüsünde bulunmuşlardır. Çankırı Lisesi Marşı’nı bestelemiştir. Sonraki yıllarda Çankırı Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı (Halk Eğitim Başkanlığı) görevinde de bulunmuştur. Topladığı 116 parça eski eser Çankırı Müzesi’nin nüvesini teşkil etmiştir. Milletvekilliği seçimlerinde Çankırı’dan C. K. M. P.’den adaylığını koymuştur. İdare görevlerde bulunması ve siyasetle uğraştığına bakılarak belirli bir yaştan sonra müzikle fazla ilgilenmemiştir. 


        

        [9] Kayseri Halkevi 24 Haziran 1932 tarihinde açılmıştır. Halkevi Müzik Şefi Cemil Kutmay, aynı zamanda Kayseri Lisesi müzik öğretmenidir. Görev aldığı Halkevi Güzel Sanatlar Şubesi’nde, haftanın belirli günlerinde modern ve milli musiki dersleri veriliyordu. Kutmay, cumartesi günleri öğleden sonra iki saat gençlere keman dersi vermiştir. 


        

        [10] Fehmi Ege, 27. 04. 1902 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Çocukluğunda özel dersler alarak müziğe başlamıştır. 1936-1950 yılları arasında keman sanatçısı olarak Riyaseti Cumhur Orkestrası’nda çalmış, şef yardımcılığı yapmıştır. 1950’den itibaren İstanbul Şehir Orkestrası’nda keman sanatçısı olarak çalışmıştır. Klasik müzik çalışmaları yanında dans müziği ile de uğraşmış, ilk Türkçe tango Meçhul operetinde söylenmiş, ilk plağa okunan bestesi ‘Mehtaplı Gece’dir. Şecaattin Tanyeri ile birlikte uzun yıllar çalışmışlardır. Ege, 05. 10. 1978 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. 


Türk Yurdu Ekim 2013
Türk Yurdu Ekim 2013
Ekim 2013 - Yıl 102 - Sayı 314

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele