Kendimizi Yenileyerek Güçlenebiliriz

Şubat 2014 - Yıl 103 - Sayı 318

        Dergimizin Ocak sayısı ile birlikte teknik özelliklerinde bazı değişikliklere başladık. Bu değişiklikler, okuyucularımızın yoğun istekleri doğrultusunda şekilleniyor. Türk Yurdu, Türkiye’deki dergi yayıncılığında, gelenek sahibi, örnek bir model olarak kabul görüyor. Gelişme, bu sağlam kimlik üzerinden, görsel beğeniyi ve okunurluk cazibesini artırmayı sağlayacak değişikliklerle mümkün. Çağın getirdiği teknolojiler ve basın alanındaki yeni anlayışlar, bizi de yenilenme mecburiyetinde bırakıyor. Tıpkı köklü bir ağacın her bahar yeni filizlerle gücünü tazelemesi gibi… Aksi takdirde yayın alanında yok olma tehlikesiyle yüz yüze gelmek kaçınılmazdır.

         

         Bu ay, dergimizde özel dosya çalışması yerine yorum yazılarına ağırlık verdik. Ülkemizin son dönemlerde karşılaştığı önemli meseleleri analiz eden değerli yazarlarımızı ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz. Türk Yurdu, dünyadaki bütün Türklerin sesi olmaya ve Türklük bilincini canlı tutmaya özen gösterir. Şubat ayı, Türklük için son yıllarda yaşanan en acı katliama sahne oldu. Sovyetler Birliği dağılırken Ermeni ve Rus işbirliği ile Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında, modern dünyanın gözleri önünde Türk katliamı yapıldı. Binlerce insan evlerinden, yurtlarından sürüldüler. Çağımızın utanç manzarası olan Hocalı katliamının bütün yönlerini, Azerbaycanlı iki değerli yazarımızın kaleminden okuyabilirsiniz.

         

        Dergimiz gücünü, Türklük bilinci içinde Türklüğün davasına sahip çıkan yazarları ve okuyucularından alıyor. Türk Yurdu ailesi, bir kardeşlik hukuku içinde hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Türklük meselesini bir bütün olarak gördüğümüz için sizlere dünya Türklüğünün farklı cephelerini göstermeye çalışıyoruz. Geçen sayımızda hazırladığımız Suriye Türkleri dosyası, son günlerde çok fazla acı çeken soydaşlarımızı hatırlamak ve gelişmelerden haberdar olmak bakımından önemli bir görev ifa etti. Selçuklu döneminde, Anadolu’dan daha önce Türk Yurdu yapılan Suriye topraklarında yaşayan Türklerin ne sıkıntılar içinde hayata tutunmaya çalıştıklarını yakından gördük. Dillerini kaybettiklerinde nasıl Türklüklerini de kaybetmeye başladıklarını öğrenmek hepimizin içini yaktı. Bu sayımızda, Türkçenin millet olarak varlığımızı sürdürmede ne kadar önemli olduğunu gösterecek bir örnek sunmak için Gagavuz Türklerini sizlere tanıtmak istedik. Bu konuda bize destek olan değerli dostumuz Rafet Köksal vasıtasıyla ünlü Gagavuz ressam Mete Savaşan (Dimitriy Savastin) ile bir görüşme yaptık ve Mete Han atamızı canlandırdığı yağlıboya resmini kapağımıza taşıdık. Türlüğün soy ve kültür kodları bakımından bu manzaranın önemli olduğunu düşünüyoruz. Köklerini Oğuz Kağan soyuna dayandıran Gagavuz Türkleri, Hristiyan olmalarının yanında dillerini ve kültürlerini koruyarak Türklüklerini de sürdürmüşlerdir. Türkülerinde, masallarında, konuşmalarında bunu açıkça görebilirsiniz. Bu durum, bizim için son derece önemli ipuçları verir. 

         

        Yeni ve daha güzel sayılarda, artan okuyucularımızla buluşmak dileğiyle…

         


Türk Yurdu Şubat 2014
Türk Yurdu Şubat 2014
Şubat 2014 - Yıl 103 - Sayı 318

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele