Türk Konseyi 3. Zirve Toplantısı Yapıldı

Eylül 2013 - Yıl 102 - Sayı 313

        Türk Konseyi III. Zirve Toplantısı yapıldı

         

        “İpek Yolunu Yeniden Diriltmek Stratejik Önceliğimiz Olmalıdır”

         

        Türk Konseyi Üçüncü Zirve Toplantısı 15-16 Ağustos 2013 tarihinde Azerbaycan’ın Gebele kentinde yapıldı. Zirveye Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve henüz Konsey üyesi olmayan Türkmenistan Başbakan Yardımcısı Sapardurdu Toylıyev gözlemci olarak katıldı. Türk Konseyi’nin III. Zirvesi’nde tartışılan ana konuların, taşımacılık ve gümrük işlemlerinin kolaylaştırılmasında işbirliği olduğu bildirildi. Zirvede Cumhurbaşkanları ikili görüşmeler yaptı. Zirve sonunda hazırlanan zirve bildirgesi imzalandı.

         

        Zirve sonunda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Zirveye benimle birlikte Kırgızistan, Azerbaycan ve Kazakistan Cumhurbaşkanı ve Türkmenistan’ın da Başbakan Yardımcısı katıldılar. Bugünkü zirvenin ana konusu da ulaştırma konusuydu. Bunun altyapı çalışmaları çok iyi yapılmıştı. Bilindiği gibi eski İpek Yolu’nu -ki orta koridor diyoruz- tekrar canlandırmak ve modern anlamda devreye sokmak için çok büyük çalışmalar var aslında. Bugünkü modern ipek yolu demek, bir taraftan demiryolu, bir taraftan kara yolu bir taraftan gaz ve petrol boru hatları bütün bunları, hepsini düşünmek gerekiyor ve tarihte de baktığımızda ipek yolu ne zaman canlı olduysa Türk dünyasının siyasi ve ekonomik etkinliği de çok belirgin olmuştur” diye konuştu.

         

        Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Türk Konseyi Üçüncü Zirve Toplantısı’nda şu konuşmayı yaptı:

         

         

        Kardeş Halkların Ortak Arzusu

         

        Türk Konseyi’nin kurucu anlaşması olan Nahçıvan Anlaşması’nın imzalandığı “Odlar Yurdu” Azerbaycan’ın, tarihi şehirlerinden Gebele’de bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, Türk Konseyi Zirvelerinin kardeş halkların ortak arzusu olan birlik ve beraberliğin en güçlü göstergesi olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Gül, bu çatı altında alınan karar ve verilen mesajların kardeş ülke halklarının ortak arzu ve beklentilerine hizmet ettiğini anlattı. 2009 yılında Nahçıvan Anlaşması ile kurulan Türk Konseyi’nin kısa sürede kurumsal kimliğini güçlendirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, bunda emeği olan Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Atambayev ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’e teşekkür ederken, Türkmenistan ve Özbekistan’ın da kısa sürede Konsey’de hak ettikleri yeri almasını temenni ettiğini söyledi.

         

         

        Parlak Geleceği Hep Birlikte İnşa Etme İradesi

         

        Türk dünyasının, tarih ve anlam yükü olan bir kavram olduğunu, ortak atalardan miras kalan değer ve kültürün oluşturduğu şuurun, sadece geçmişi, kimliği, benliği belirlemekle kalmayıp, geleceğe yönelik ortak tahayyülleri de şekillendirdiğini anlatan Cumhurbaşkanı Gül, “Bugün bizleri aynı milletin mensubu yapan değerler, sadece ortak dilimiz, ortak dinimiz, ortak tarihimiz, ortak kültürümüz veya ata yurdumuz değil, parlak bir geleceği hep birlikte inşa etme arzu ve irademizdir” dedi.

         

         

        Altı Devlet, Tek Millet

         

        Cumhurbaşkanı Gül, halklar arasındaki gönül birlikteliğinin, hiçbir zaman etnik, ayrımcı, dışlayıcı ve çatışmacı bir temele dayanmadığına işaret ederek, “Esasen Türk dünyası, büyük bir medeniyetin önemli bir parçasını teşkil etmektedir. Türk devletleri olarak kendi aramızda sergileyeceğimiz iş birliği ve dayanışma, kuşkusuz, Afro-Avrasya bölgesinin barış, istikrar ve refahına da katkıda bulunacaktır. Ülkelerimiz arasında ‘Altı devlet, tek millet’ şiarıyla yürüttüğümüz iş birliği, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde ilerlemeye devam etmektedir” diye konuştu.

         

         

        6 Yılda 19 Ziyaret

         

        Bu kardeşlik ve amelde birlik ruhu temelinde Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı altı yıl içinde kardeş Türk Cumhuriyetlerini toplam 19 kez ziyaret ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, “Aynı şekilde, siz değerli Cumhurbaşkanı kardeşlerim de diplomatik protokol kurallarının dar kalıplarına sıkışmadan ülkemizi onlarca kez ziyaret ettiniz ve hepimiz birbirimizi şereflendirdik. Devlet Başkanları seviyesinde sergilediğimiz bu yoğun ilişkiler, elbette diğer üst düzey ziyaretleri de beraberinde getirmiş, bu sayede pek çok büyük proje hayata geçirilmiştir” dedi.

         

         

        Türk Dünyasının Büyük Potansiyeli

         

        Günümüz dünyasında iş birliği ve dayanışmaya olan ihtiyacın her zamankinden fazla olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül sözlerine şöyle devam etti:

         

        “Karşı karşıya bulunduğumuz sorun ve imtihanlarla birlikte mücadele etmek ve fırsatlardan beraberce yararlanmak, ancak güçlerimizi birleştirmek suretiyle mümkün olmuştur. Türk Konseyi, işte bu anlayışı paylaşan ülkelerimizin, daha kapsamlı bir iş birliği, dayanışma ve danışma mekanizması arayışının bir neticesi olarak doğmuştur. Türk Konseyi çatısı altında Türk Dünyası’nın büyük potansiyelini hayata geçirecek önemli projelere imza atacağımızdan hiç kuşku duymuyorum. Hatırlayacağınız üzere, Almatı Zirvesi’nde ‘Ekonomik İşbirliği’ teması, Bişkek Zirvesi’nde ise ‘Eğitim, Bilim ve Kültürel İşbirliği’ teması etrafında görüş alışverişinde bulunmuştuk. Her iki Zirveden sonra da bu alanlarda önemli adımlar atılmış, verdiğimiz talimat ve istikamet doğrultusunda değerli bakanlarımız ve görevlilerimiz yoğun bir çalışma içine girmişlerdir”

         

         

        Türk Dünyasının Ekonomik ve Kültürel Alanda Entegrasyonu

         

        Cumhurbaşkanı Gül, küresel gerçeklerin, ülkeler ve milletler arasında kapsamlı iş birliği ve entegrasyon için etkili ulaştırma ve iletişim ağını elzem kıldığını vurgulayarak, “Türk dünyasının ekonomik ve kültürel alanda entegrasyonu, ülkelerimiz arasındaki ulaştırma altyapılarını birbirine bağlayacak projelerin hayata geçirilmesiyle sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle Gebele Zirvesi’nin temasının Ulaştırma Alanında İşbirliği olarak belirlenmesinin son derece isabetli bir seçim olduğu kanaatindeyim” dedi.

         

         

        Modern İpek Yolu: Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi

         

        Konsey ülkelerinin, Avrupa’yı Kafkasya ve Orta Asya üzerinden Çin ve Alt Kıta vasıtasıyla Doğu ve Güneydoğu Asya’ya bağlayacak stratejik bir hat üzerinde bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

         

        “Esasen Türkiye bir süredir Doğu ile Batı arasındaki mevcut hatlara alternatif ve güvenli demiryolları güzergâhları üzerinde çalışmaktadır. Modern İpek Yolu veya Orta Koridor olarak bilinen bu projenin en önemli ayağı Azerbaycan’la birlikte yürüttüğümüz Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’dir. Bölgedeki dinamikleri değiştirecek çaptaki bu dev proje kapsamındaki çalışmalar hızla devam etmektedir. Söz konusu demiryolu hattı, Türk Konseyi üyesi ülkeler arasında kesintisiz ve hızlı ulaşım imkânları sağlayarak, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesine büyük katkı yapacaktır. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesini en kısa zamanda tamamlamak için büyük gayret sarf ediyoruz. Bu bağlamda Ulaştırma Bakanlarımız sürekli bir araya geliyorlar. Dün de Ulaştırma Bakanlarımız, Sayın Aliyev’le yaptığımız görüşmede bizi bilgilendirdiler ve son durumu ortaya koydular. Bu projenin doğal uzantıları olan Bakü Limanı ile Kazakistan’ın Aktau ve Türkmenistan’ın Türkmenbaşı Limanları arasındaki mevcut feribot bağlantılarının geliştirilmesi projelerinin hızla tekemmül ettirilmesinin çok önemli olduğu kanaatindeyim.”

         

         

        Türkmenbaşı Limanı

         

        Ulaştırma Bakanlarının temmuz ayı başında Bakü’de yaptıkları toplantı sırasında imzalanan Bakü, Aktau ve Samsun Deniz Limanları Arasında Kardeş Liman İlişkisi Kurulmasına Dair Mutabakat Zaptı’nın bu konuda önemli bir adım olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, “Hedefimiz, Türkmenbaşı Limanı’nın da bu çerçeveye alınması olmalıdır” dedi.

         

         

        Oyun Değiştirici Stratejik Proje

         

        Cumhurbaşkanı Gül, ‘Orta Koridor’un kilit halkasını oluşturan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesinin tamamlanmasıyla, Çin’den-Avrupa’ya, Orta Asya üzerinden doğrudan bağlantı sağlanacağına işaret ederek sözlerine şöyle devam etti: “Bakü-Tiflis-Kars’ın 2014 yılı içinde devreye girmesi ve yaklaşık 4,5 milyar dolara mal olan Marmaray projesinin de bu sene içinde tamamlanmasıyla -ki bu ekim ayında açılışını yapacağız- Batı Avrupa’dan çıkan bir tren kesintisiz olarak Hazar Kıyılarına, oradan da Aktau Limanı üzerinden Şanghay’a ve Seul’a ulaşabilecektir. Böylece, İngiltere’den Çin’e kesintisiz demiryolu bağlantısı sağlayacak bu hattın tesisi halklarımızın refah seviyesini muazzam ölçüde arttıracaktır. Ve bu gerçekten oyun değiştirici, stratejik büyük bir proje olarak kalacaktır. Kazakistan’ın yakın ilgi duyduğu bu projeye, Kırgızistan’ın da dâhil edilmesiyle -ki dün konuştuk ve o da çok büyük bir ilgi gösterdi- Türk Konseyi üyesi ülkeler olarak iş birliğimizi demir ağlarla kuvvetlendirme imkânına sahip olacağımız muhakkaktır. Bu projeye herkesin ilgisini çok yakından biliyorum. Zat-ı alinizin buna ilgi gösterdiğinizi, hatta Çin’den gelecek hazır malları bile hep bu demiryolunun taşıyacağı, yükün bile hazır olduğunu hep söylersiniz.”

         

         

        Karayolu Taşımacılığı

         

        Konsey üyesi ülkeler arasındaki karayolu taşımacılığının büyük önem taşıdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, kara ulaştırmasının tamamen serbestleştirilmesi, kara ulaştırmasında araç geçiş kotası uygulamalarının kaldırılması, gümrük kapılarında işlemlerin standartlaştırılması ve gerekli iyileştirmelerin yapılması, Hazar Denizi üzerindeki liman kapasitelerinin bir an evvel geliştirilmesi, münhasır Ro-Ro terminalleri ihdas edilerek düzenli Ro-Ro seferlerinin başlatılması konularının, bu alandaki öncelikleri oluşturması gerektiğinin altını çizdi.

         

        Cumhurbaşkanı Gül, bütün bunların herkese hem tek tek hem de toplu olarak hizmet edecek müşahhas projeler olduğunu vurguladı.

         

         

        “İpek Yolu, Türk Dünyası’nın Ekonomik Refahının ve Siyasi Etkinliğinin Anahtarıdır”

         

        Küresel ekonomik ağırlık merkezinin, Atlantik’ten Asya-Pasifik’e kaydığının artık bir vakıa olduğunu, bunun da Türk Dünyası’nın jeo-ekonomik önemini artırdığını belirten Cumhurbaşkanı Gül konuşmasına şöyle devam etti:

         

        “Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan’ın ekonomik ve demografik potansiyeli toplamda; 4,8 milyon kilometre karelik yüzölçümüyle dünyada 7. sırada; 140 milyonluk nüfusla 9. sırada; 1,5 trilyon dolarlık milli hasıla ile 13. sıradadır.

         

        Söz konusu sıralamadan da kolaylıkla görüleceği üzere, Türk dünyası küresel ölçekte sahip olduğu coğrafi ve demografik ağırlığın altında bir ekonomik performans sergilemektedir. Bu da ekonomik kalkınma hamlelerimize aralıksız devam etmemiz gerektiğine işaret etmektedir. Tarihe baktığımızda, Türk devletlerinin güçlü ve etkili olduğu dönemlerin, İpek Yolu’nun dünya ticaretinin ana güzergâhı olduğu dönemler olduğunu görüyoruz. Türk Dünyası, küresel ekonominin ve dünya ticaret yollarının dışında kaldığında ise, siyaset ve medeniyet sahasında ağırlığı da azalmıştır. Bu bir vakıadır. Tarihi okuyan, bilen herkes bunu görmektedir. Bu anlamda İpek Yolu, Türk Dünyası’nın ekonomik refahının ve siyasi etkinliğinin anahtarıdır. Dolayısıyla İpek Yolu’nu yeniden diriltmek bizim açımızdan stratejik bir öncelik olmalıdır. Modern anlamdaki İpek Yolu, tarihi İpek Yolu’nun bu sefer geniş tren ağlarıyla, ulaşım hatlarıyla, enerji koridorlarıyla, doğalgaz boru hatlarıyla örülmesi demektir.”

         

         

        Türk Dünyası’nın Yeniden Küresel Ekonominin Merkez Bölgelerinden Biri Haline Gelmesi

         

        Cumhurbaşkanı Gül, tüm bu projelerle, Türk Dünyası’nın yeniden küresel ekonominin merkez bölgelerinden biri haline getirilmesinin temel öncelik olması gerektiğini belirtti. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hayata geçirilecek projelerle, bu alanda önemli bir eşiğin aşılacağına inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Gül, “Bu hususta siz değerli kardeşlerimin aktif desteğini bekliyorum” dedi.

         

         

        Yukarı Karabağ Meselesi

         

        Türk Konseyi üyeleri ülkeler arasındaki siyasi ve diplomatik dayanışmayı en üst seviyede tutmanın herkesin çıkarına olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, Türk Dünyasının öncelikli dış politika meselelerinin başında Yukarı Karabağ meselesinin geldiğini ifade etti. Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisinin işgal altında bulunduğu mevcut durumun “kabul edilemez” olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, “Yukarı Karabağ sorununun en kısa sürede, barışçıl yollarla ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü esasında çözülmesi için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz. Bu illegal işgal ve gasp son buluncaya kadar sizlere destek vermek kardeşlik hukukumuzun bir icabıdır” diye konuştu.

         

        Azerbaycan’ın Türk Zirvelerine bugüne kadar üç defa ev sahipliği yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, “Azerbaycan’da gerçekleştirilecek dördüncü zirvenin, Yukarı Karabağ sorununun çözümüyle birlikte Karabağ’ın güzel şehirlerinden birinde düzenlenmesi en büyük temennimizdir. Eminim oralar da böyle güzel ve yeşildir” dedi.

         

         

        Dördüncü Zirve Gelecek Yıl Türkiye’de

         

        Cumhurbaşkanı Gül, gelecek yıl Türkiye’de yapılacak Dördüncü Türk Konseyi Zirvesi’nde Türk dünyasının bir bütün halinde temsil edilmesini arzuladıklarını belirterek, bu doğrultuda, gelecek Zirve’de Türkmenistan ve Özbekistan’ın da aralarında yer alması beklentisini koruduklarını kaydetti.


Türk Yurdu Eylül 2013
Türk Yurdu Eylül 2013
Eylül 2013 - Yıl 102 - Sayı 313

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele