Dr. Mustafa Hakkı Akansel

Mayıs 2013 - Yıl 102 - Sayı 309

        Cumhuriyetin kuruluş döneminde en etkili fikir akımı olan Türkçülüğün önemli isimlerinden biri de Dr. Mustafa Hakkı Akansel’dir.[1]

         

         

         

         

         

        Doğumu ve Ailesi

         

        Akansel, Abdülmümin ve Ümmügülsüm’ün oğlu olarak 1894 yılında Zonguldak’ın Devrek ilçesinde doğmuştur. Aslen Samsunlu olup babası Abdülmümin Efendi’nin Rüştiye Mektebi hocası olarak görevli bulunduğu Devrek’te doğmuştur. Devrek o tarihte Bolu’ya bağlı olduğu için resmi kayıtlarda doğum yeri Bolu olarak geçmektedir. Ailenin iki erkek çocuğu olmuştur. 

         

        Öğrenim ve Meslek Hayatı

         

        1918 yılında okuduğu sivil Tıbbiye’den mezun olmuştur. Okulunu bitirdikten sonra I. Dünya Savaşı devam etmekte olduğundan hemen askere alınmış, 14 Mayıs 1918 tarihinde Askeri Yedek Tabip olarak askerlik hizmetine başlamıştır. Savaşın sona ermesi üzerine 7 Kasım 1918 tarihinde terhis edilmiştir. Karadeniz Ereğlisi Hükümet Tabibi olarak 10 lira maaşla 1 Nisan 1919 tarihinde memuriyete başlamıştır. Kısa süren bu görevinden 21 Haziran 1919 tarihinde ayrılmıştır. 20 lira maaşla 26 Ağustos 1919 tarihinde Balıkesir Susurluk Nahiyesi Belediye Tabipliği görevine başlamıştır. Bu görevi 3 Ocak 1920 tarihine kadar devam etmiştir. İhtisas yapmak üzere bu görevinden ayrılmış, 14 Mart 1920 tarihinde 5 lira maaşla İstanbul Tıp Fakültesi Cilt Hastalıkları Asistanlığına başlamıştır. Bu görevini 10 Ocak 1923 tarihine kadar sürdürmüştür. 15 Mayıs 1923 tarihinde aynı maaşla yine aynı fakültenin Teşrih Asistanlığı’na başlamıştır. Bu bölümdeki görevi 30 Kasım 1923 tarihine kadar devam etmiştir. 5 lira maaşla 1 Aralık 1923 tarihinde Tıp Fakültesi Seririyatı Hançeriye ve Uzviye Asistanlığı’na başlamıştır. 1 Mayıs 1924 tarihinde maaşı 15 liraya yükseltilmiştir. 1 Şubat 1925 tarihinde tahsil için Avrupa’ya gideceğinden görevinden istifa etmiştir.

         

        Fransa’da cilt ve zührevi hastalıkları ihtisası yapmıştır. Buradaki öğrenimini tamamladıktan sonra Amerika’ya geçmiş ve bir müddet bu ülkede çalışmıştır. Memlekete döndüğünde Ankara Deri ve Tenasül Hastalıkları Muayene ve Tedavi Evi tabibi olarak 250 lira ücretle 1 Şubat 1927 tarihinde göreve başlamıştır. 17 Haziran 1929 tarihinde bu görevinden istifa ederek Ankara’da serbest olarak çalışmaya başlamıştır. Ankara’daki resmi görevi sırasında dispanser başhekimliği yapmıştır. II. Dünya Savaşı sebebiyle askere çağrılması üzerine muayenehanesini kapatmış, 21 Temmuz 1940 ile 11 Kasım 1941 tarihleri arasında Yedek Tabip Yüzbaşı olarak bu görevi ifa etmiştir. Askerlik hizmeti dönüşünde serbest çalışmaya devam etmiş 27 Mart 1945 ile 24 Ağustos 1946 tarihleri arasında ikinci defa askere çağrılarak yedek subay olarak hizmet etmiştir. 14 Ocak 1947 tarihinde 40 lira asli maaşla İstanbul Haydarpaşa Nümune Hastanesi Cilt Mütehassıs Muavinliğine tayin edilmiştir.

         

        Onun son görev yeri olan Numune Hastanesi binasında 1903-1908 yılları arasında Askeri Tıbbiye, 1908-1933 yılları arasında Tıp Fakültesi faaliyette bulunmuştur. Bu tarihten sonra bina Sağlık Bakanlığı’na devredilerek tamir edilmiş ve 1 Şubat 1936 tarihinden itibaren 225 yataklı hastane olarak hizmete başlamıştır. Hastanede bu tarihten itibaren asistan eğitimi yapılmıştır.

         

        22 Mart 1947 tarihinde 60 lira maaşa yükseltilerek aynı yerde Cildiye Mütehassısı olmuştur. 28 Mart 1950 tarihinde maaşı 70 liraya yükseltilmiş 21 Haziran 1951 tarihinde vefat etmiştir. Vefat ettiği tarihte ’Koçibey Sokağı Sarp Apt. Nu:30/3 Aksaray-İstanbul’ adresinde ikamet etmekte idi. Cenazesi 21 Haziran 1951 Perşembe günü Bayezit Camii’nde kılınan öğle namazından sonra Edirnekapı Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir. [2]

         

        Akansel’in eğitimi tamamlamasında büyük desteği olan ağabeyi emekli Kurmay Yüzbaşı Ahmet Hilmi Akansel, sivil hayatında Armutlu kaplıcaları ve Foçatin’te bulunan taş ocaklarını işleten şirketin müdürlüğünü yapmıştı. Ahmet Hilmi Bey, 24 Kasım 1945 tarihinde vefat etmiş, 26 Kasım 1946 günü Bayezit Camii’nde cenaze namazı kılındıktan sonra Edirnekapı Mezarlığı’nda defnedilmiştir.[3] Ahmet Hilmi Beyin kızı Sevin Hanım tanınmış Türkçülerden Yüksek Mühendis Turgut Öztaşkın(d. 1923) ile evlidir.

         

        Evlilik hayatı gecikmiş, ileri sayılabilecek yaşta iken 1947 yılında 1911 doğumlu Ayşe Raziye Hanımla evlenmiştir. Bu evlilikten tek çocuğu Fatma Dilek, 2 Ocak 1949 tarihinde dünyaya gelmiştir. İstanbul ikamet etmekte olan F. Dilek Ersal’ın bir çocuğu bulunmaktadır.

         

        İstanbul’daki son hizmet döneminde yeni bir muayenehane açmaya vakti olmamıştır. Onun iki büyük özelliğinin bulunduğu belirtilmiştir. Milletini sonsuz bir aşkla seven idealist bir Türkçü oluşu, günden güne artan tetkik ve araştırma merakı. Akansel bunların dışında kalan şeylerle hiç ilgilenmemiştir. Onun bütün hayatını okumak ve milletine faydalı olmak sevgisi doldurmuştur.[4] İlk yazılarını İstanbul ve Ankara’daki günlük gazetelerde neşretmiştir. Yazar olarak tanınması Çınaraltı dergisinde seri olarak çıkan yazılarıyla olmuştur. 1944 Milliyetçilik Olayı’ndan sonra Türkçülere reva görülen büyük haksızlıkları görünce büyük üzüntü duymuştur. Bu hadiseden sonra adeta inziva hayatı yaşamıştır.

         

        Dr. Akansel, Dr. Rıza Nur’un yakın dostu idi. Onun Türk Tarihi kitabından etkilenmiş,  şuurlu ve kuvvetli bir Türk milliyetçisi olmuştur. [5]Rıza Nur’un onun fikirlerine itibar ettiği dergisi Tanrıdağ’da çıkan bir makalesinin başına koyduğu açıklamadan anlaşılmaktadır: ’İlmi ve gayet kıymetli makaleleriyle tanınmış olan yüksek görüşlü, pek değerli arkadaşımız doktor Mustafa Hakkı Akansel’in bu mühim makalesini dikkatle okumalarını okuyucularımıza tavsiye ederiz. Uzun yıllardan beri iddia etdiğimiz ırk ve kan meselelerini Doktor, tarihi vesikalara ve ayni zamanda kromozom gibi fenni keşiflerle tevsik etmektedir.  Rıza Nur’. [6]İkisinin yüz yüze tanışması Rıza Nur’un yurt dışında geçirdiği uzun yılları müteakip Türkiye’ye dönmesinden sonra 1940 yılı içinde olmuştur. Dr. Rıza Nur, ani olarak vefat ettiği zaman cenaze merasimine katılan az sayıdaki dostları arasında Velid Ebüzziya, Hilmi Ziya Ülken, Peyami Safa, İsmet  Rasin Tümtürk, M. Sadık Aran, Dr. İzeddin Şadan, emekli büyükelçi Tevfik Kâmil Koperler ile birlikte Akanselde bulunuyordu. [7] Akansel, yakın arkadaşının ölümünden sonra hakkında yazdığı makalede hekimliğin verdiği birikimle ruh dünyasının mükemmel bir tahlilini yapmıştır. Onun çok yüksek bir kültür sahibi olduğunu, bunun tamamıyla milli olduğunu, hiçbir an vatanı için kalemiyle, kalbiyle,  ilmiyle çalışmaktan vazgeçmediğini belirtmiştir. [8]

         

        Akansel, sadece mesleğine ait kitap ve dergileri takip etmekle kalmamış, edebiyat, tarih, felsefe ve sosyoloji ile de meşgul olmuştur. Bu meşguliyetlerine gençlik döneminden itibaren başlamıştır. Gösterişten kaçınan, elinde çanta ve koltuğunda kitap taşımaktan pek hoşlanmadığı ifade edilmiştir. [9]İçki, sigara kullanmadığı ve kahve içmemeyi tercih ettiği, çok fazla konuşmadığı, gezip dolaşmadığı bilinmektedir. Çalışmak ve okumak aşkı kadar, kitap aşkının da bulunduğu özellikle iyi basılmış ve güzel ciltlenmiş kitaplara vurgun olduğu ifade edilmiştir.  Siyasetle ve siyasi partilerin hiçbiriyle ilgisi olmadığı halde millet ve milliyet mefhumlarının Halk Partisi programındaki tarif ve izahına daima sinirlendiği ifade edilmiştir. Yurdun savunmasında dışarıdan yardım beklemenin yanlış olduğuna, topraklarımızı başlı başına savunacak kuvvet kazanmadıkça geleceğe emniyetle bakmanın, gaflete düşmek, hayale aldanmak, hülya ile oyalanmak demek olacağını her zaman ileri sürmüştür. [10]

         

        Eserleri:

        Okuma ve yazma ile gençlik döneminde ilgilenmeye başlamıştır. Yabancı dil bilgisiyle tercümeler de yapmıştır. Maeterlinck’ten tercüme ettiği piyes Zümrüdü Anka ismiyle Hâkimiyeti Milliye’de 9 Eylül -2 Ekim 1927 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Bu eser sonraki yıllarda Mehmet Şükrü Erden tarafından yeniden tercüme edilerek Mavi Kuş ismiyle Remzi Kitapevi tarafından yayınlanmıştır. Yeni çevirinin bazı hatalar ihtiva ettiğini görerek bir eleştiri yazısı neşretmiştir. [11]Mavikuş’un mütercimi onun eleştirilerini cevaplandırmıştır. [12]

         

        Kitap halinde ilk eseri ‘Yurt İçin’, İstanbul 1933’te basılmıştır.  İkinci eseri ‘Kaplıcalar Hakkında Genel Bilgiler ve Armutlu Kaplıcalarında İlmi Tetkikat, İstanbul 1935 ‘te Vahit Gazi Matbaasında 48 s.  Halinde basılmıştır. Bir inceleme eseri olan, ’Türkün Kitabı-Türk Irkı Hakkında Tetkikler’, İstanbul 1943 ‘de Akbaba Yayını olarak çıkmıştır. Onun makalelerinin neşredildiği Çınaraltı, Akbaba dergisi ile birlikte Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon tarafından çıkarılmakta idi. Aynı zamanda bacanak olan bu ikili Akbaba ve Ocak Yayınları adı altında kitap neşriyatı da yapmakta idiler. Akansel, bu eserine başlık olarak seçtiği ırk kelimesini milletle eş değer bir kavram olarak değerlendirmiştir. Bu eserinin bazı bölümleri dergilerde önce makaleler halinde çıkmıştır. Diğer eseri, ’Japon Mucizesi ve Bundan Bizim İçin Alınacak Dersler’ İstanbul 1943’te Çınaraltı yayını olarak 80 sahife halinde basılmıştır. Gazete ve dergilerde tespit edebildiğimiz makaleleri ile eserlerini ihtiva eden yayın listesinin eksikliklerinin tamamlanacağını ümit ederiz.

         

        1-Türk Irkının İrsiyeti ve İstiklali, İkdam, 25. 9. 1922(1338)

        2-Dr. Mustafa Hakkı (Akansel), Bir Fransız Tabibin Asya’da Antropoloji Tetkikleri, Hâkimiyet-i Milliye, 4. 5. 1927, s. 3

        3-  “               “, Bir Fransız Tabibinin Asya’da Antropoloji Tetkikleri, Hâkimiyet-i Milliye, 5. 5. 1927, s. 3

        4-Yurt İçin, Ulus, 19. 5. 1935, s. 4

        5. Mavikuş, Cumhuriyet, 6. 7. 1937, s. 6

        6-Türk Irkı Hakkında Bir Tetkik, Vakit, 16. 11. 1940

        7-Türk Irkı Hakkında Bir Tetkik, Bozkurt, sayı 9, İlk Kanun 1940, s221-222

        8-Bozkurt, Doktor Mustafa Hakkı Akansel’e Açık Mektup, Bozkurt, sayı 9, İlk Kanun 1940, s. 220-221

        9-Zeka, Çınaraltı, s. 13, 1. 11. 1941, s. 4-6

        10-Kızıl Elma Nerede ?, Çınaraltı, s. 16, 22. 11. 1941, s. 7

        11-İnsanın Ömrünü Uzatabilmek İçin, Çınaraltı, s. 17, 29. 11. 1941, s. 2

        12-Olgun insanlar I, Çınaraltı, s. 17, 29. 11. 1941, s. 13

        13-Olgun insanlar II, Çınaraltı, s. 18, 6. 12. 1941, s. 10-11

        14-Milli Bir Ülkünün Hayati Ehemmiyeti, Çınaraltı, 27. 12. 1941, s. 12-14

        15-Kendini Bilen Şuurlu Türkçülük, Çınarlatı, s. 26, 31. 12. 1941, s. 10-11

        16- Bir Devletin Temeli Nedir?, Çınaraltı, s. 29, 21. 2. 1942, S. 5-6-7

        17-Hayat Bir Vazife mi, Bir Eğlence midir?, Çınaraltı, s. 30, 28. 2. 1942, s. 8-9

        18-Türk ırkının Devleti, Çınaraltı, s. 32, 14. 3. 1942, s. 6-7

        19-Tarih Felsefesi, Çınaraltı, s. 33, 21. 3. 1942, s. 9

        20-Fikri Kuvvet, Çınaraltı, s. 34, 28. 3. 1942, s. 10-12

        21-Japon Ruhu, Çınaraltı, s. 36, 30. 5. 1942, s. 11-13

        22-Seciye ve Ahlak, Çınaraltı, s. 54, 3. 10. 1942, s. 6-7

        23-Hıristiyan Medeniyeti, Çınaraltı, s. 55, 10. 10. 1942, s. 5

        24-Mesul Olmak İçin, Çınaraltı, s. 56, 17. 10. 1942, s. 5

        25-Yüksek Kültür, Çınaraltı, s. 57, 24. 10. 1942, s. 6

        26-Altın Anahtar, Çınaraltı, s. 58, 31. 11. 1942, s. 5, 9

        27-Altın Anahtar II, Çınaraltı, s. 59, 7. 11. 1942, s. 6-7, 15

        28-Altın Anahtar. Rüşvet II, Çınaraltı, s. 60, 14. 11. 1942, s. 6

        29-En Üstün Düşünce, Çınaraltı, s. 61, 21. 11. 1942, s. 6

        30-En Estün Düşünce II, Çınaraltı, s. 62, 28. 11. 1942, s. 5

        31-İçli Millet, Çınaraltı, s. 63, 6. 12. 1942, s. 4

        32-Kan Çeker !, Gök-Börü, sayı 3, 15. 12. 1942, s. 10

        33-Istırap Mektebi, Çınaraltı, s. 65, 19. 12. 1942, s. 4-5

        34-Varlık Vergisi, Çınaraltı, s. 66, 26. 1. 21942, s. 424

        35-Namık Kemal, Tanrıdağ, sayı 1, 8. 5. 1942, s. 10-13

        36-Türk Irkının İstikbali Büyüktür, Tanrıdağ, sayı 3, 22. 5. 1942, s. 3-5

        37-Bir Millet Nasıl Yükselir ?, Tanrıdağ, sayı 5,  4. 6. 1942, s. 6-9

        38-Türker Vahşi midir?, Tanrıdağ, sayı 7, 19. 6. 1942, s. 9-10

        39-Yabancı Kan ve Devletlerin Batması, Tanrıdağ, sayı 8, 26. 6. 1942, s. 5-8

        40-Babur, Tanrıdağ, sayı 12, 24. 7. 1942, s. 5-9

        41-Türklük ve Anadolu, Tanrıdağ, sayı 14, 7. 8. 1942, s. 4-5

        42-Ana Şefkati Gibi, Tanrıdağ, sayı 16, 21. 8. 1942, s. 6-7. (Bu yazı onun Türkün Kitabı isimli eserinin başına s. 5-8 arasına alınmıştır. )

        43-Doğum Piyangosu, Çınaraltı, s. 67, 2. 1. 1943, s. 4-5

        44-Şeref ve Haysiyet, Çınaraltı, s. 70, 23. 1. 1943, s. 4, 13

        45-Türk Ruhu, Çınaraltı, s. 71, 30. 1. 1943, s. 4-5

        46-İşin İçyüzü, Çınaraltı, s. 72, 6. 2. 1943, s. 4-5

        47-İşin İçyüzü, Çınaraltı, s. 73, 13. 2. 1943, s. 4-5, 15

        48-Şimdiki Dünya Savaşının Asıl Sebebi -I,  Çınaraltı, s. 74, 20. 2. 1943, s. 4-5

        49-Şimdiki Dünya Savaşının Asıl Sebebi –II, Çınaraltı, s. 75, 27. 2. 2943, s. 4

        50-İnsan Denen Yaratık, Çınaraltı, s. 76, 6. 3. 1943, s. 4-5

        51-İnsan Denen Yaratık –II, Çınaraltı, s. 77, 13. 3. 1943, s. 4-5, 15

        52-Türk Ruhu, Çınaraltı, s. 80, 3. 4. 1943, s. 4

        53-Türk Rönesansı:Bir millet nasıl gençleşir, Çınaraltı, s. 81, 10. 4. 1943, s. 4

        54-Milli Tarihimizin Kıymetini Bilelim, Çınaraltı, s. 82, 17. 3. 1942, s. 5-6

        55-Yurt Heyecanı, Çınaraltı, s. 83, 24. 4. 1943, s. 4-5

        56-Şoför Medeniyeti, Çınaraltı, s. 84, 1. 5. 1943, s. 4, 15

        57-Not: Adnan Cemgil’e, Çınaraltı, s. 85, 8. 5. 1943, s. 5, 13

        58-Bir Başka Vatan !, Kopuz, sayı 1, Mayıs 1943, s. 7-9

        59-Osmanlı Devletinin Batmasının Başlıca Sebepleri. Osmanoğulları Sülalesinin Bozulması, Çınaraltı, s. 87, 22. 5. 1943, s. 3-4, 15

        60-Yavuz ve İbn Kemal, Çınaraltı, s. 88, 29. 5. 1943, S. 4

        61-Mucizeler Yaratan İnsandan İki Örnek. Hasan Sabbah’ın Fedaileri ve Mormonlar, Çınaraltı, s. 89, s. 4-5

        62-Akılca ve Ahlakca Canlılık, Kopuz, sayı 2, Haziran 1943, s. 4-5

        63-Fransa Neden Yenildi ?, Çınaraltı, s. 90, s. 6-7

        64-Türk Ulusuna Sürülen Bir Lekenin Temizlenmesi İçin, Çınaraltı, s. 91, 19. 6. 1943, s. 4-5

        65-Beyoğlu Ülküsü, Çınaraltı, s. 92, 26. 6. 1943, s. 4-5

        66-Hayvanî Ülkü, Doğu, sayı 7-8, Mayıs-Haziran 1943, s. 9

        67-Türkler Hakkında, Kopuz, sayı 3, Temmuz 1943, s. 6-8

        68-Kara Yıldırım –I, Çınaraltı, s. 94, 10. 7. 1943, s. 4-5

        69-M. H. A., Aşk Hakkında En Güzel Eser Veren İki Kadın: Emily Bronte-Marianna Alcaforata, Çınaraltı, s. 94, 10. 7. 1943, s. 6-7

        70-Kâinatın Işıkları, Çınaraltı, s. 95, s. 4-5

        71-İngiliz Milleti Niçin Yükseldi ?, Çınaraltı, s. 96, 24. 7. 1943, s. 4-5

        72-İngiliz Milleti Niçin Yükseldi ?-II, Çınaraltı, s. 97, s. 4-5

        73-Milli Ruh, Kopuz, sayı 4, Ağustos 1943, s. 8-9

        74-Osmanlı Devletini Batıran Sebeplerden: Doğruyu Gizlemek Siyaseti –I, Çınaraltı, s. 98, 7. 8. 1943, s. 4-5

        75-Osmanlı Devletini Batıran Sebeplerden: Doğruyu Gizlemek Siyaseti-II, Çınaraltı, s. 99, 14. 8. 1943, s. 4-5

        76-Osmanlı Devletini Batıran Sebeplerden: Doğruyu Gizlemek Siyaseti-III, Çınaraltı, s. 100, 21. 8. 1943, s. 4-5

        77-General Pertev Demirhan ve Eserleri, Çınaraltı, s. 101, 28. 8. 1943, s. 4-5

        78-Rıza Nur, Kopuz, sayı 5-6, Eylül-Ekim 1943, s. 98-105

        79-Tarihi Bir Casus Mektubu, Çınaraltı, s. 102, 4. 9. 1943, s. 4-5

        80-Ernest Renan, Çınaraltı, s. 103, s. 4-5

        81-Ernest Renan, Çınaraltı, s. 104, s. 4-5

        82-Mark Orel-I, Çınaraltı, s. 105, s. 4-5, 11

        83-Mark Orel-II, Çınaraltı, s. 107, 9. 10. 1943, s. 4-5

        84-Rıza Nur’un Türk Tarihi, Orhun, sayı 10, 1. 10. 1943, s. 2-3

        85-Roma İmparatorluğu Niçin Battı?Çınaraltı, s. 108, 16. 10. 1943, s. 4-6

        86-Roma İmparatorluğu Niçin Battı? –II, Çınaraltı, s. 109, 23. 10. 1943, s. 4-5, 10-11, 15

        87. Türklük Fikri, Orhun, sayı 11, 1 İkinci Teşrin 1943, s. 1

        88-Osmanlı Devletini Batıran Sebeplerden Devlet İşlerinde Ahbaplık Zihniyeti İltimas, Çınaraltı, s. 110, 30. 10. 1943, s. 4-5

        89-Kâinat Ölçüsünde Zekalar, Çınaraltı, s. 111, 6. 11. 1943, s. 4-6

        90-Türklerde Bilgi, Çınaraltı, s. 112, s. 4-5, 15

        91-Türklerde Bilgi –II, Çınaraltı, s. 113, 20. 11. 1943, s. 4-6

        92-Türklerde Bilgi-III, Çınaraltı, s. 114, 27. 11. 1943, s. 4-5, 15

        93-Yeni Eserler. Türkün Kitabı, Tanıtım, Çınaraltı, sayı 114, 27. 11. 1943, s. 127

        94-Bir Vicdan Meselesi, Orhun, sayı 12, 1. 12. 1943, s. 5-6

        95-Fikirlerdeki Tanrısal Kuvvet, Kopuz, sayı 8-9, Aralık 1943-Ocak 1944, s. 172-174

        96-Türklerde Bilgi –IV, Çınaraltı, s. 115, 4. 12. 1943, s. 4-5, 15

        97-Bilginin Şimdiki Durumu, Çınaraltı, s. 116, 11. 12. 1943, s. 4-6

        98-Bilginin şimdiki Durumu-II, Çınaraltı, s. 117, 18. 12. 1943, s. 4-5

        99-Bilginin şimdiki Durumu-III Paul Valery, Çınaraltı, s. 118, 25. 12. 1943, s. 4-5

        100. Hayvani Ülkü, Doğu, (Zonguldak), sayı 7-8, 1943, s. 9

        101-Kalbin Sesi, Çınaraltı, s. 119, 1. 1. 1944, s. 4-5, 11

        102-Ölüm Kadar Kuvvetli, Orhun, syı 13, 1. 1. 1944, s. 1

        103-Vur Sineme Mızrabın İle, Çınaraltı, s. 120, 8. 1. 1944, s. 4-5

        104-Hayat Bir Mucize, Çınaraltı, s. 121, 15. 1. 1944, s. 4-5

        105-Telkin, Çınaraltı, s. 122, 22. 1. 1944, s. 4-5-6, 13

        106-Bilmek, Ernest Renan, Çev. Dr. M. K. A., Çınaraltı, s. 122, 22. 1. 1944, s. 10

        107-Okumak, Çınaraltı, s. 123, 29. 1. 1944, s. 4-5, 10

        108-Erzurumlu Mehmed Arif-I, Kopuz, sayı 10, Şubat 1944, S. 225-227

        109-Çelebiler, Çınaraltı, s. 124, 5. 2. 1944, s. 4-6

        110-Korkunç Hakikat, Çınaraltı, s. 126, 19. 2. 1944, s. 4-5

        111-Büyük Sır, Çınaraltı, s. 127, 26. 2. 1944, s. 4-5

        112-Hint Düşüncesi, Çınaraltı, s. 128, 4. 3. 1944, s. 4-5

        113-Birsam-ı Saadet, Orhun, sayı 15, 1. 3. 1944, s. 6-7

        114-Aşk Olmazsa Meşk Olmaz, Çınaraltı, s. 129, 11. 3. 1944, s. 4-5

        115-Aşk Olmazsa Meşk Olmaz-II, Çınaraltı, s. 130, 18. 3. 1944, s. 4-5, 15

        116-Atatürk ve Anadolu Savaşı, Çınaraltı, s. 131, 25. 3. 1944, s. 4-5

        117-Osmanlı Devleti Niçin Battı ?, Çınaraltı, s. 132, 1. 4. 1944, s. 4-5, 10

        118-Erzurumlu Mehmed Arif –II, Kopuz, Sayı 12, Nisan 1944, s. 271-273

        119-Osmanlı Devleti Niçin Battı ?, Çınaraltı, s. 133, 8. 4. 1944, s. 4-5

        120-Osmanlı Devleti Niçin Battı ?, Çınaraltı, s. 134, 15. 4. 1944, s. 4-5

        121-Osmanlı Devleti Niçin Battı ?-IV, Çınaraltı, s. 135, 22. 4. 1944, s. 4-5, 15

        122-Din ve Bilgi, Çınaraltı, s. 136, 29. 4. 1944, s. 4-5

        123-Erzurumlu Mehmed Arif –III, Kopuz, sayı 1, Mayıs 1944, s. 10-12

        124-Din ve Bilgi, Çınaraltı, s. 137, 6. 5. 1944, s. 4, 15

        125-Var Olan Milletler, Çınaraltı,  s. 138, 13. 5. 1944, s. 3-4

        126-Var Olan Milletler II, Çınaraltı, s. 139, 20. 5. 1944, s. 4

        127-Sadelik ve Konfor, Çınaraltı, s. 140, 27. 5. 1944, s. 4

        128-Türkler Matbaacılığın Müjdecileridir, Çınaraltı, sayı 7, 28. 4. 1948, s. 9

        129-İlim sahasındaki çalışma yolunda milletlerin birlikte yürümesi, Vatan, 6. 2. 1950, s. 2

        130-Kendini Bilen Şuurlu Türkçülük, Komünizme Karşı Türklük, Zonguldak, sayı 7, 20. 8. 1951,  s. 1, 4. Çınaraltı dergisinin 26. Sayısında çıkan yazının yeniden basımıdır.

        131. Yabancı Kan ve Devletlerin Batması, Orkun, sayı 42, 20. 7. 1951, s. 6-8. Tanrıdağ dergisinin 8.  sayısında çıkmıştır.

        132-Ana Sevgisi Gibi, Orkun, sayı 64, 21. 12. 1951, s. 5-6

        133-Ana Şefkati Gibi, Komünizme Karşı Türklük, Zonguldak, sayı 6, 20. 7. 1951, s. 2, 3. Bu yazı daha önce Tanrıdağ dergisinin 1942 yılında çıkan 16.  sayısında neşredilmiştir.

         

        

         


        


        

        [1] Akansel ailesine ulaşmamda yardımcı olan dostum Salih Özpideciler’e ve babasının resmini gönderen F.Dilek Ersal’a müteşekkirim.


        

        [2] Akşam, 20.6.1951, s.2


        

        [3] Vatan, 26.11.1945, s.2


        

        [4] Çınaraltı, sayı 134, 15.4.1944, s.4


        

        [5] Çiftçioğlu Nejdet Sançar, Merhum Doktor Akansel, Orkun, sayı 42, 20.7.1951, s.4


        

        [6] Tanrıdağ, sayı 8, 26.9.1942, s.5


        

        [7] Rıza Nur Atsız, Çınaraltı, sayı 52, 19.9.1942, s.12


        

        [8] Dr. Mustafa Hakkı Akansel, Rıza Nur, Kopuz, sayı 5-6, Eylül-Ekim 1943, s.100


        

        [9] Denizcioğlu, Doktor Mustafa Hakkı Akansel, Orkun, sayı 42, 20.7.1951, s.5.Denizcioğlu, müstearını Anadolucu fikir akımının öncülüğünü yapan ve 1924 yılında çıkan Anadolu Mecmuası’nın imtiyaz sahibi olan folklorcu Mehmet Halit Bayrı kullanmıştır.


        

        [10] Denizcioğlu, a.g.m., s.5


        

        [11] Dr. M. Hakkı Akansel, Mavikuş, Cumhuriyet, 6.7.1937, s.6


        

        [12] Mehmet Şükrü Erden, Mavikuş, Cumhuriyet, 28.7.1937, s.5


Türk Yurdu Mayıs 2013
Türk Yurdu Mayıs 2013
Mayıs 2013 - Yıl 102 - Sayı 309

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele