Ortaöğretime Geçiş...

Nisan 2013 - Yıl 102 - Sayı 308

        Ortaöğretime geçiş sistemi yıllardan beri istikrarlı bir yapı oluşturamayan, Türk eğitim sisteminin en çok tartıştığı sorunlardan birisidir. 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamına alınan ortaöğretim kurumları, zorunluluk şartı ile sorunlarını bir kat daha artırarak sistemdeki yerini korumaya devam ederken MEB yetkilileri, ortaöğretime giriş sisteminin ve ortaöğretim kurumlarının yapısının değişeceği, farklı bir yapıya kavuşacağı müjdesini vermiştir. Kamuoyuna açıklanan bu konunun başlıkları: SBS kaldırılacak, Anadolu liseleri ve diğer liseler akademik liseler olacak, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri ve meslek liseleri statüsünü koruyacak şeklindeydi. MEB yeni bir değişiklik yapmazsa 2013-2014 eğitim-öğretim yılından itibaren ortaöğretim kurumlarına sınavsız öğrenci alınacaktır. Bu ifade ile birlikte yeni tartışma ve sorun alanları da ortaya çıkacaktır.

         

        MEB’in ortaöğretime geçişte tartıştığı bir kaç sistem vardır. Bunlardan ilki Anadolu liselerini kapatmak; öğretmenlerini dağıtmak ve bu okullara öğrencileri, adrese dayalı kayıt sistemi ile almak.MEB Anadolu liseleri ile kısmen de olsa ortaöğretimde bir kalite yakalamıştır. Eğitimde kalite kavramı; sistemin girdisinde kalite, işlemede kalite, çıktıda kalite, dönüt ve çevre faktörlerinde kalite ile mümkündür. Farklı zekâ, beceri ve hazır bulunuşluk düzeylerine sahip öğrencileri, sadece aynı semtte oturuyorlar diye aynı ortaöğretime kayıt yaptırmak; seviyesi üst düzeydeki öğrenciye de dezavantajlı öğrenciye de katliam yapmaktır. Ortaöğretime giriş sisteminde uygulanan sınavlar, öğrencileri seviyelerine uygun okullara yerleştirdiği için tamamen olmasa da iyi düzeyde homojen grupların oluşumunda etkili olmaktadır. Adrese dayalı kayıt sisteminde ise heterojen gruplar ortaya çıkacaktır. Heterojen grupların varlığı, akademik başarıyı olumsuz yönde etkileyecektir. Aynı zamanda öğretmenler açısından da vasatın altında bir ders işleme durumu söz konusudur; çünkü bu kadar karışık ve karmaşık gruplarda dikkat çekmek, önkoşullu öğrenmeleri sağlamak ve konuyu kavratmak fevkalade zor bir durumdur.

         

        Adrese dayalı ortaöğretime geçiş sistemi demokrasiye, insan haklarına ve bilime aykırıdır. Bireye “Gecekonduda oturuyorsan oradaki okula gideceksin!” diye dayatmada bulunmak, sağlıklı bir süreç değildir. Bazı okulların kapasitesinden daha fazla talep olduğu takdirde, bu okulların sınav yapmasının söz konusu olacağını ileri sürmek hatalıdır. Çünkü aynı anda birden çok okul için öğrenciler sınava girmek mecburiyetinde kalabilirler. Bu görüşün uygulanma imkânı yoktur.

         

        Adrese dayalı ortaöğretime geçiş süreci, özel okullara olan talepte patlama yaratacaktır. Çocuğunun geleceğini düşünen, duyarlı ve varlıklı veliler soluğu özel okulların kapısında alacaklardır. Özel okulların seviye belirleme sınavları ile kayıt alma ve yerleştirme sistemi, veliler için umut kapısı olacaktır. Duyarlı ancak yoksul ailelerin başarılı çocukları, mahalle mektebinde hezeyana uğrayacaktır.

         

        Anadolu liseleri ile MEB önemli deneyim ve bilgi birikimine sahiptir. Anadolu liselerinde görev yapacak öğretmenler, sınavla seçilip eğitildikten sonra bu okullara öğretmen oldular. Daha sonraki süreçte de bu uygulamaya benzer durumlar görüldü. Bu kadar kaynak ayırıp yetiştirilen öğretmenleri, norm kadro uygulamasına benzer bir uygulamayla yer değiştirmeye zorlamak; insan kaynağını etkisiz kullanmak, israf etmektir. MEB yetkililerinin yazılı ve sözlü beyanlarından da anlaşılacağı üzere, öğretmenleri okuldan alıp dağıtırsak okulun Anadolu lisesi olma imajını değiştirmiş oluruz algısı sakat bir anlayıştır. Anadolu liselerini puanlarına göre tercih eden öğrenciler, öğretmenler daha kaliteli olduğu için değil, kendisi gibi olan ilgi, bilgi ve yeterlikleri ile kendisine benzeyen öğrencilerle aynı ortamda eğitim-öğretim etkinliklerin sürdürmek istedikleri için tercih etmektedirler.

         

        Fen liselerine giriş sınavları varlığını korumaktadır. MEB yetkililerin yaptıkları açıklamalarda fen liselerinin özel statüsünün korunduğu görülmektedir. Nüfusu 500 000’den daha fazla olan alanlara yeni fen liselerinin açılması isabetli bir uygulamadır. Çünkü nüfusu 60.000 olan bir ilde bir, fen lisesi nüfusu 4.500 000 olan ilde bir fen lisesi olması adaletsiz bir uygulamadır.

         

        Anadolu öğretmen liselerinin kapatılması gerekir. Anadolu öğretmen liseleri, öğretmen yetiştiren fakültelere başarılı öğrencileri yönlendirmek amacıyla açılmış ortaöğretim kurumudur. Eğitim fakültelerinde verilen bazı eğitim dersleri bu okullarda da verilmektedir. Anadolu öğretmen liseleri süreç içerisinde okullar arasında eşitliği bozan ve adaletsiz uygulamalara neden olan bir yapıya dönüşmüştür. Meslek lisesi statüsünde olmasına rağmen Anadolu Lisesi statüsü verilmiş, başarılı öğrenciler tıp, eczacılık ve mühendislik gibi alanlara puanları tuttuğu takdirde kayıt yaptırmış, puanı düşük olanlar ise ek puan ile eğitim fakültelerine avantajlı bir biçimde yerleşmişlerdir. Anadolu lisesi ya da lise mezunu ile arasındaki puan farklı 24 puandır. Bu LYS için önemli bir rakamdır.

         

        Meslek liselerinin program ve yöntem açısından yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Meslek liseleri, çağın gerisindedir. Teknolojik alt yapıları, sektörün çok gerisindedir. Staj uygulamalarında ise son model ve pahalı cihazlardan öğrenciler uzak tutulmaktadır. Meslek liseleri acilen programlarına değiştirmeli, sektöre yetişmiş işgücü yerine yetiştirilmeye hazır işgücü sağlamalıdır. Sektörde değişim çok hızlıdır. Meslek liselerinin bu hıza yetişmesi ise imkânsızdır. Psiko-motor merkezli meslekler yerine, bilgi yoğun, dijital meslekler daha popüler olmaktadır. Meslek liselerinde yapılması gereken iletişim becerisi iyi, problem çözmeye yatkın, matematik ve fen bilen, bilgisayar kullanabilen, öğrenmeyi öğrenen, insan ilişkilerinde yetişmiş işgücünü sektöre kazandırması gerekir. Bu öğrenciler sektörde çok kısa zamanda mesleğe adapte hale gelebilirler.

         

        Ortaöğretime geçişte akademik başarının ölçüt olması nesnel bir uygulama olmaz.Okul başarı puanının iyi bir ölçüt olmadığını düşünüyorum. Daha önce akademik başarıya göre öğrenci alan süper liseler, talep patlamasından dolayı şişirilmiş notlar karşısında kura çekmek zorunda kalmıştı. Not sistemi, üzülerek ifade ediyorum ki güvenilir değildir. Aynı okulda öğretmenler arasında, hatta farklı okullar arasında uçurum fazladır. Öğretmenlerimizin ölçme ve değerlendirme sistemi farklı etkenlerle değişiklik göstermektedir. Öğrenci başarısına göre liseye yerleştirme yapılması, adrese dayalı yerleştirme yapılmasından daha sorunlu bir yaklaşımdır. 

         

        Ortaöğretime yerleştirirken veli ve öğretmen görüşlerinin alınması gereksizdir.Veli ortaöğretime yerleştirirken, çocuğu hakkında ne kadar objektif olabilir? Ya da çocuk hakkında yetersiz görüşe sahip öğretmenlerle ne kadar sağlıklı iletişim kurabilir? Bu uygulama öznel bir süreçtir. Dayandığı varsayımlar yetersizdir. Uygulamada karşılığı yoktur.

         

        Ortaöğretim kurumlarında program çeşitliliği yaratılmalıdır. Ortaöğretimin zorunlu olmasıyla birlikte, ortaokulu bitiren her öğrenci, liseye kayıt yaptırmak zorundadır. Mevcut programları seviyesinin üzerinde gören öğrenciler ya başarısız olacaklar ya da devamsızlıktan sorun yaşayacaklardır. Öğrencilerin ilgi ve yetenek alanlarına uygun dersleri seçerek mezun olmaları sağlanmalıdır. Aksi takdirde çok kısa zamanda yoğun bir yığılma ortaya çıkabilir. Bu durumda açık liseler seçeneği devreye sokulacaktır. Açık liselerin eğitim kalitesi göz önüne alındığında ne kadar sağlıklı bir uygulama olur, tartışılması gerekir.

         

        Liseye geçiş sistemi gelecekte de çok tartışılacak bir konudur. Liselere kayıt sistemi ilkokul ile karıştırılmamalıdır. Liselere gelen öğrenciler yavaş yavaş eğitim tercihlerini yapmış, ilgi alanları ve yetenek alanları netleşmiş öğrencilerdir. Bu öğrencilerle ilgili olarak homojen gruplar oluşturmak, geçerliği ve güvenirliği yüksek seçme ve yerleştirme sistemi uygulamak akademik başarıyı artırmada etkili bir değişken olacaktır. Aksi takdirde sorunsuz olan öğrencileri de kaybetme riski vardır. 


Türk Yurdu Nisan 2013
Türk Yurdu Nisan 2013
Nisan 2013 - Yıl 102 - Sayı 308

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele