Türk Tarihinin Derinliği

Nisan 2013 - Yıl 102 - Sayı 308

        Tartışmasız bir şekilde Türk milletinin en az MÖ 3. binlere giden 5 bin yıllık tarihi vardır. Gerek arkeolojik, gerekse yazılı kaynaklar bunu açıkça desteklemektedir. Tarihin başlangıcında açıkça beliren Türk milleti çok fazla mecrada ama ana bir ırmak üzerinde akıp günümüze gelmiştir. Gelecekte de yok edilemeyecektir. Ya da her hangi bir bölgede yok edilse dâhi diğer bölgelerdekiler bayrağı taşıyacak, gelecek nesillere aktaracaktır.

         

        Peki, Türk yurdu neresi diye sorulsa ne cevap verilebilir? Bunun da cevabı çok açıktır. Avrasya coğrafyası. Günümüz Türk Dünyası haritası da bu gerçeği açıkça desteklemektedir.

         

        Çok geniş coğrafyaya yayılan Türklerin bölgelere göre farklılıklar göstermesi gayet doğaldır. Ancak, tarihin başlangıcından günümüze uzanan bir ana gövde söz konusudur. Bu ana gövde özellikle komşularının kaynaklarında Türk olarak adlandırılmış; kurdukları her devletin kökeninin Türk olduğu bariz bir şekilde vurgulanmıştır. Böyle bir gerçeği red edemeyen Batı ilim dünyası 1750’lilerden itibaren Türk milleti kavramını tarih araştırmalarında bahsettiğimiz derinlik içinde yazmaktadırlar. Nitekim Türk kökenli halkların tarihi hakkında binlerce kitap makale ve benzeri eserler meydana getirmişlerdir. Yani ilmi açıdan Türklerin tarihi inkâr edilemez bir gerçektir.

         

        Türkler nerede yaşıyorlardı sorusu sorulduğunda, Karadeniz’in kuzeyinden Kore’ye kadar uzanan saha, Kafkasların kuzeyinde Kuzey Buz denizine, Tibet’in kuzeyi, Çin Seddi’nin kuzeyi, Agfanistan’ın kuzey bölümünden, İran’ın kuzey doğusu, ama özellikle Sır Derya’nın kuzey doğusu sahaları gösterebilir. Bazen Macaristan ovalarına kadar Orta Avrupa sahasını kapladığı görülmektedir. Yine güneyde Hindistan’a gidip devlet kuran çok sayıda Türk boyu olmuştur. Anadolu’ya gelişleri son araştırmalarla milattan önceki devirlerde tespit edilebilmektedir. Anadolu’ya Trakya, Kafkaslar ve İran üzerinden gelmeleri söz konusudur. Avrasya coğrafyasında “Kaya” resimlerinin dağılımına bakarak Türk tarihinin yeni başlangıç teorilerini ortaya koymak, yeni tarih paradigmaları oluşturmak mümkündür.

         

        Gerçek Türk tarihini anlamak için göç hareketlerini incelemek, boy sistemini analiz ederek tarih içindeki ana akış yollarını takip etmek gereklidir. Model de lazımdır. Örnek ve bütün Türkleri kendine bağlama imkânı sunan bir model devlet. Bu devlet bellidir aslında. Çok açık bir şekilde bizim Gök-Türkler diye tarihçiliğimizde tanıdığımız. Ama bütün dünya tarihçiliğinde yazıldığı ve gerçeğinde de kaydedildiği gibi bu devletin adı “Türk” tür. Türk Kağanlığı olarak yazılıp günümüze ulaşan ismin kökeni güçlü-kuvvetli/gelişmiş manalarına gelmektedir. Ama 420’li tarihlerden itibaren Sır Derya ırmağının kuzey ve doğusunda yaşayan insanların adıdır. Ancak, milattan önceki çağlardan itibaren başlayan tarihin MS V. yüzyıla geliş süreci açıkça bilinmektedir. Dolayısıyla Türk tarihini anlamakta problem yoktur. Problem anlamak istemeyenlerdedir.

         

        Nihayet, 542 tarihinden itibaren resmen Türk adını taşıyan devlet yükselir. Devletin merkezi Moğolistan’ın orta-kuzey kesimleri olsa da Çin kaynaklarının ifadesiyle Kore’den Karadeniz’in kuzeyindeki Kırım’a kadar bütün Türk kökenli halkları bünyesine katmayı başardı. Ve bu tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar yok olmadan devam etti. Gök-Türklerden (Türk Kağanlığı) günümüze ne kaldı sorusunun cevabı net bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türk milletidir. Diğer taraftan bilinmelidir ki; yeryüzündeki bütün Türk kökenli topluluklar yani bütün Türk Dünyası Gök-Türklerin günümüzdeki devamıdır. Ortak kimlik Türk Kağanlığı ve dönemin Türk boylarıdır. Çin kaynakları bu durumu VI. ve VIII. asırlar arasında açıkça vurgulamaktadır. 

         

        Türk milleti niye yok olmadan varlığını korudu sorusunu; Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu gibi büyük devletleri, hatta Osmanlı Devleti’ni sayarak cevaplayabiliriz. Bu doğru yaklaşımdır. Ama Türklüğün aralıksız devam edişini Türk (Gök-Türk), Batı Türk, Türg(k)iş, Oğuz, Türkmen silsilesini ve diğer boyların durumunu takip ederek anlamak daha doğrudur. Her ne kadar farklı adlar altında devlet, beylik ve benzeri siyasi kuruluşlarda ömür sürseler de yabancılar tarafından hep Türk olarak anıldılar. Kaynaklarda kaydedildiler. Osmanlı Devleti en kuvvetli çağında üç kıtaya hükmederken dahi Türk devleti adıyla yazılıp bahsediliyordu. Kısacası Türk tarihini başlangıcından günümüze kadar kesintisiz takip etmekte problem bulunmamaktadır. Problem insanların anlama sıkıntısı taşımasında ya da kasıtlı şekilde tarihe bakma eğiliminde olmalarındadır.

         

        Sonuçta tarihin en erken devirlerinden itibaren Türk tarihini takip etmek mümkündür. Türkler ağırlık olarak Orta Asya (Türkistan) dediğimiz sahada çoğunlukla Avrasya bozkırlarında yaşamışlardır. Bilinen tarih paradigmaları değişse bile insanlık tarihindeki yerleri ve tanınmaları asla değişmez. Çünkü tarihi kaynaklar gerçeği ifade etmektedir.

         

        Gerçek Türk tarihini anlamak için Türk göçlerini boy sistemlerini ele alarak Gök-Türk (Türk 542-745) modelini esas alarak değerlendirmek en doğru yöntemdir. Hangi açıdan bakarlarsa baksınlar kaynaklardaki bilgileri yok edemezler.

         


Türk Yurdu Nisan 2013
Türk Yurdu Nisan 2013
Nisan 2013 - Yıl 102 - Sayı 308

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele