“Kırımlı”

Temmuz 2015 - Yıl 104 - Sayı 335

        Kırımlı filmi kamuoyunu kendi çapında meşgul eden bir yapımdı. Film, gerek filmin yapımında kullanılan kaynak, gerekse pazarlamasıyla Türkiye'de daha önce yaşanmayan bir sürece imza attı.

         

        12 Aralık 2014 tarihinde vizyona giren filmin yönetmeni Türk Pasaportu adlı drama belgeselden de tanıdığımız Burak Cem Arlıel. Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı da Dağcı’nın Korkunç Yıllar romanını filme çekmeyi gündemine alarak, “Kalıcı Eserler” projeleri arasına almıştı. 5,5 milyon TL bütçelifilm, 1 milyon rakamına seyirci hasılatı açısından ulaşamadı. Filmin hasılatının düşük olmasının filmin kalitesiyle bir bağlantısı olmadığını belirtmekte fayda var.

         

        

         

        Yapımcı konumunda gazeteci yazar Avni Özgürel vardı. Senaryo Nil ve Atilla Ünsal tarafından kaleme alındı. Görüntü yönetmenliğini ise Feza Çaldıran üstlendi. Başrol oyuncular ise Murat Yıldırım ve Selma Ergeç.

         

        Filmin Eskişehir 2013 Türk Dünyası Ajansı tarafından desteklenmiş olması filmle ilgili ilk ilginç gelişmeydi. Olumlu olumsuz pek çok yoruma rağmen bu gerçekleşti ve film ortaya çıktı. Filmin Cengiz Dağcı'nın Korkunç Yıllar adlı eserinin uyarlaması olacağından söz ediliyordu başlangıçta. Sonuçta "Esinlenme" tanımına karar verildiğine göre senaryo süreci ve geri planda işleyen süreç bir hayli meşakkatli olmuş görünüyor. Zaten bunun, ortaya çıkan film üzerinde de etkilerini görmek mümkün.

         

        Filmin introsunda "Esinlenme" tanımı yer alırken afişlerde vurgulu bir şekilde yer almamış olması da bir tür çelişkiydi aslında. Bu filme kaynak ayrılmasının sebebi Cengiz Dağcı'ydı, ama bu gereği gibi vurgulanmıyordu. Doğrusu filmde birkaç sahne ve isim değişikliği yapılarak Cengiz Dağcı izlerini tamamen silmek bile mümkündü.

         

        Filmi yerden yere vurmayı maharet sayan bir mantıkla hareket etmemek gerekir ama bazı şeyleri de görmezlikten gelmek mümkün değil. İki tane Alman subaydan başka rütbeli subay görmememiz, fazla Alman askeri olmaması, dijital efektlerin bunca geliştiği bir dünyada hiç şehir, en azından banliyö görmüyor olmamız, Kırım'ın hatıralarda canlandırıldığı yerlerde son derece sinematografik özellikler taşıyan Kırım'ın hiç kullanılmamış olması, figüran kullanımının yetersiz olması gibi hususlar,filmin, modern sinema açısından eksileri olarak göze çarpıyor.

         

        

         

        Başrol oyuncularının performansına diyecek bir şey yok, ama onlar da adeta dizi film gibi çekilen bir filmde ancak ellerinden geleni yapabilmişler, yüksek bir performanstan söz etmek mümkün değil. Filme başlangıçta büyük bir prodüksiyon olarak başlandığı, ardından da adım adım gerilemelerin olduğunu söylemek hiç de yanlış olmayacaktır.

         

        Cengiz Dağcı'nın Türk okuyucuyla ilk tanıştığı eseri olan Korkunç Yıllar son derece etkili ve önemli bir eserdir. Cengiz Dağcı'nın eserin kahramanı Sadık olduğu düşüncesi, Dağcı'nın savaşçı bir kahraman olduğu algısı defalarca yapılan düzeltmelere rağmen (Yazar da birçok defa bunun böyle olmadığını açıklamıştır.) hâlen değiştirilebilmiş değildir. Bu algının oluşmasında Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun[1] ve Yurdakul Mehteroğlu'nun[2] yazıları büyük rol oynamıştır.

         

        Gerçekten de Korkunç Yıllar[3] hem bir ilk olması hem de olağanüstü anlatımıyla Kırım konusunu zihinlere yeni bir şablonla kazımış, bir anlamda da Cengiz Dağcı'yı unutulmaz kılmış bir eserdir. Yaşar Nabi Nayır'ın[4]yazara verdiği önem de bu konuda çok etkili olmuştur. Bilindiği gibi yazarın eserleri Ötüken Yayınevi'nden önce Varlık Yayınevi tarafından yayımlanmıştı.

         

        Cengiz Dağcı, Kırımlı bir yazardır bilindiği gibi. Ama o Londra'da yaşamış, hayatının büyük bir kısmını orada geçirmiş bir edebi şahsiyettir. Onun iç dünyasında kurguladığı Kırım'ı sinemaya uyarlamak zaten imkânsız denilecek kadar zor.

         

        Bir filmin eleştirisini yaparken bazı hususların göz önünde bulundurulması gerekir. Özellikle de bir uyarlamadan söz ediliyorsa. Bir yazarın zihninde oluşan dünyayı kaleminin ucuna geldiği gibi yazmasıyla, bir yönetmenin bir eseri sinemaya uyarlaması asla ve asla aynı şey değildir. Romanda gördüğümüz yazarın Sadık'ı, filmde gördüğümüz ise yönetmenin Sadık'ıdır. Ve asla aynı kişi değillerdir.

         

        “Yazarın dili” ile “senaryo dili” ve daha da büyülüsü “sinema dili” aynı alfabeyi kullanmaz ve her biri birbirinin devamı değil, tek kelimeyle düşmanıdır. Yazar, gözümüzde canlandırmamız için kalemini kullanır, yönetmen ise en az 300 kişilik bir ekibin yükünü sırtında taşıyan kişidir ve her sahnede her birinin katkısı vardır.

         

        Kırımlı filminin belki en büyük eksisi, beklentinin baştan yüksek tutulmuş olmasıdır. Hâl böyle olunca da eleştiriler keskinleşmiş ve tutarsızlaşmıştır. Gişe(Box office) gibi de çok acımasız bir kriter olduğundan pek çok emek boşa gitmiş gibi görünmektedir. Ama bu asla böyle değildir. Bu film kusurları olan bir filmdir ama kötü film olarak değerlendirilemez. Yukarıda da belirtildiği gibi bu filme mevcut şartlarda daha iyisi yapılabilecekken neden yapılmadı diye olumlu eleştiri yöneltilebilir.

         

        

         

        Bu çerçevede beklentisi romana bağlı veya romanla sınırlı seyircilerin bu filmden bir şey ummaları mümkün değildir. Filme sadece ve sadece film olarak bakan kişiler film hakkında düşüncelerini beyan ettiklerinde bunların değerlendirmesi söz konusu olabilir.

         

        Korkunç Yıllar'ın eser olarak olduğu gibi ya da bağlı kalarak sinemaya aktarılması zaten hayali bir proje olurdu. Öncelikle buna yetecek bütçe birkaç milyon TL ile sınırlı olamazdı. Türkiye şartlarında buna ayrılabilecek bir bütçe de yok zaten. Fakat son zamanlarda yerlerde sürünen film kalitesine rağmen çekilen film sayının artmış olması, az da olsa ele avuca gelir filmlerin ortaya çıkması orta vadede bu tür çalışmalara da sıranın geleceğinin göstergesi.


        


        

        [1]Karaosmanoğlu Y. K., (1957) “Adı Bilinmeyen Bir Millet - Korkunç Yıllar”, Ulus Gazetesi, 3 Şubat 1957, Nr: 12187.

        http://www.cengizdagci.org/tr/korkunc-yillar-yakup-kadri-karaosmanogluulus-gazetesi03021957-nr12187  (A. T. 10. 06. 2015)


        

        [2]2- Mehteroğlu, Y, (1957) “Korkunç Yıllar - Kitaplar ve Dergiler Arasında”, Ulus Gazetesi, 2 Ocak 1957, Nr: 12156.

        http://www.cengizdagci.org/tr/korkunc-yillarkitaplar-dergiler-arasindayurdakul-mehteroglu-ulus-gazetesi02011957-nr12156  (A. T. 10. 06. 2015)


        

        [3]Dağcı, C., (1975) Korkunç Yıllar, İstanbul, 4.baskı, Varlık Yay.


        

        [4]Nayır, Y. N., (1956) Korkunç Yıllar, Varlık Dergisi, 1 Aralık 1956, Sayı:443 s. 18.


Türk Yurdu Temmuz 2015
Türk Yurdu Temmuz 2015
Temmuz 2015 - Yıl 104 - Sayı 335

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele