7 Haziran 2015: Tek Parti İktidarının ve Başkanlık Sisteminin Sonu

Temmuz 2015 - Yıl 104 - Sayı 335

         

        7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sonuçlandı. 2002 yılından itibaren üç dönem ülkeyi tek başına yönetmiş olan AKP iktidarı bu imtiyazını kaybetti. 46.163.243 kişinin oy kullandığı seçimlerde katılma oranı daha önceki seçimlerde olduğu gibi oldukça yüksek olan % 83.92’ye ulaştı. Sadece AKP, CHP, MHP ve HDP’nin meclise girebildiği seçimlerde, hiçbir siyasi parti tek başına iktidarı sağlayacak çoğunluğu elde edemedi.

         

         

        Adalet ve Kalkınma Partisi

         

        Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 Milletvekili Genel Seçimlerinde 10.848.704 oy ve % 34.43 oran ile tek başına iktidarı elde etti. Meclise girebilen ikinci parti ise CHP’ydi. Onun oy miktarı 6.114.843 oranı ise % 19.41’di. Bu seçimlerde DYP, MHP, GP, DEHAP, ANAP ve DSP yüzde onluk seçim barajına takılmışlardı. Toplam oyların %46.16’sınınparlamentoda temsil hakkı bulamadığı bu seçimde AKP 376 milletvekili çıkarmıştı. 22 Temmuz 2007 Genel seçimlerinde oylarını 16.327.291’e ve oy oranını da % 46.58’e yükselten parti 341 milletvekilliği kazanmıştı. 2011’de de oylarını yükselterek üçüncü defa tek başına iktidarı elde eden AKP 21.320.207 oy ve % 49.80 oran ile 327 milletvekiline ulaşmıştı.

         

        7 Temmuz 2015 Milletvekili Genel seçimlerinde AKP’nin oyları % 9 oranında azalarak 18.347.747’e, oy oranı % 40.66’ya ve milletvekili sayısı da 258’e indi.

         

         

        Cumhuriyet Halk Partisi

         

        Cumhuriyet Halk Partisi, AKP’nin tek başına iktidar olduğu 2002 yılında meclise girebilen ikinci siyasi partiydi. Bu seçimlerde 6.114.843 oy alan CHP, % 19.41 oy oranı ile 177 milletvekilliği elde etmişti. 2007’de yapılan seçimlerde oylarını artırarak 7.317.808’e çıkaran parti % 20.88 oy oranı ile 112 milletvekili sayısına ulaştı. 12 Haziran 2011 seçimlerinde de oylarını artıran CHP 135 milletvekili kazandı.

         

        7 Haziran 2015 Milletvekili Genel seçimlerinde CHP dört yıllık zaman diliminde ülke nüfusunun artışına paralel olarak geçerli oyların sayısındaki 2.5 milyon civarındaki artışa rağmen, 2011 seçimlerinde sadece 182.709 ilave oy elde edebildi. CHP’nin 7 Haziran 2015 seçimindeki toplam oyu 11.338.681, oy oranı % 24.95, milletvekili sayısı ise 132’dir.

         

         

        Milliyetçi Hareket Partisi

         

        Milliyetçi Hareket Partisi 2002 Milletvekili Genel seçimlerinde 2.629.808 oy ve % 8.35 oy oranı ile seçim barajına takılan partiler arasında yer almıştı. MHP 2007’de yapılan seçimlerde oylarını artırarak 5.001.869’a ve oy oranını da 14.27’ye çıkararak mecliste 70 milletvekili ile temsil edilme hakkını kazandı. 20011 seçimlerinde MHP’nin oylarını çok az artırarak 5.575.010’a çıkarmasına rağmen % 13.02 oy oranı ile milletvekili sayısı 53’e indi.

         

        Milliyetçi Hareket Partisinin 7 Haziran 2015 Genel seçimlerinde oylarını son dört yılın seçimlerine göre hayli artırarak 7.423.555’e ve oy onanını da % 16.45’e tırmandırdığını görüyoruz. MHP aralarındaki 1.5 milyon civarındaki oy farkına rağmen HDP ile aynı sayıda 80 milletvekili çıkarmıştır.

         

         

        Halkların Demokrasi Partisi

         

        2002 Milletvekili Genel Seçimlerinde HDP ile aynı kökten gelen DEHAP 1.933.680 oy ve % 6.14 oy oranı ile mecliste temsil imkânını bulamamıştı. DEHAP’ın Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından sonra kurulan partilerden olan Demokratik Toplum Partisi (DTP) seçim barajı dolayısıyla seçimlere katılmamıştır. Bu parti bağımsız olarak seçimlere girerek kazanan milletvekillerinin katılımıyla 20 milletvekiline sahip olmuştur. Aynı yıl içerisinde DTP’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştır. 2011’de ise DTP’nin yerine kurulan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) aynı şekilde bağımsız adayların seçilerek partiye katılmaları ile mecliste 20 kişilik bir grup kurmuştu.

         

        7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinde ise HDP seçimlere parti olarak katılmış ve ülke genelinde toplam 5.847.134 oy, % 12.96 oy oranıyla 80 milletvekili çıkararak mecliste temsil imkânına kavuşmuştur.

         

        HDP’nin Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Van, Mardin, Muş, Siirt, Şırnak ve Tunceli gibi Güneydoğu Anadolu bölgesindeki illerdeki toplam oy miktarı 2.444.902’dir. HDP’nin Türkiye genelindeki oy miktarından bu rakamı çıkardığımızda 3.402.232 oyun bu bölgelerin dışındaki seçmenler tarafından HDP’ye verildiği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bu HDP’nin bölge partisi olmaktan sıyrılması için önemli bir fırsat ve gerekçedir.

         

        HDP’nin sadece İstanbul’dan aldığı oy 1.279.949’dur ve bu miktar onun 636.176tercih ile Güneydoğu Anadolu bölgesindeki en fazla oy aldığı şehir olan Diyarbakır’ın iki katından fazladır.

         

         

        Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi yahut Millî İttifak

         

        Saadet Partisinin, AKP’nin tek başına iktidara geldiği 2002 seçimlerindeki oyu 784.087 ile %2.49’du ve 2007’de gerçekleştirilen Genel seçimlerde de 820.289 ve %2.34 ile oylarını muhafaza etti. AKP’nin oylarını artırarak çıktığı 2011’de oyları 541.470 ile % 1.26’ya kadar geriledi. Bu seçimlerde SP hızla yıpranmakta olan AKP’den uzaklaşan İslami çizgiden gelen seçmenin ilk adresi olması muhtemel parti olarak görülüyordu.

         

        Büyük Birlik Partisi 2002 Milletvekili Genel seçimlerinde 321.486 oy ile % 1.15’lik bir oran elde etti. 2011 yılında yaklaşık olarak aynı oyu alan partinin oy oranı % 0.75’e indi.

         

        Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi birlikte Millî İttifak adıyla Saadet Partisi şemsiyesi altında seçime girdiler. Seçimlerin ilk safhasında yüzde 5 civarında bir oy alması beklenen ittifakın 2011 yılındaki oylarının toplamından ancak 60 bin kadar fazla oy elde ettikleri görülmektedir.

         

        Millî İttifakın 2015 Milletvekili Genel Seçimlerindeki toplam oyu 932.867 ve oy oranı da % 2.07’dir.

         

         

        Siyasi Partilerin Seçim Beyannameleri

         

        Seçimlere katılan siyasi partiler seçim beyannameleri hazırlamaları ve bunu bir basın toplantısı veya geniş katılımlı mitinglerde açıkladılar. Bu beyannameler kitap olarak basıldığı, daha küçük çarpıcı özetler hâline getirildiği gibi internet ortamında da paylaşıldı. Seçim beyannamelerinden siyasi partilerin dünya görüşleri hakkında fikir edinmek mümkün olduğu gibi o seçimlerde verilen mesajlar,vaatler ve sloganlar da yer alıyor. Seçim beyannamelerinden bu seçimlere en azından iddialı partilerin uzun hazırlıkları olduğunu da görüyoruz.

         

        Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oldukça hacimli seçim beyannamesi “Yeni Türkiye Yolunda Daima Adalet Daima Kalkınma – Demokratikleşme ve Yeni Anayasal Sistem” başlığını taşıyor. AKP bu beyannamede daha önce yaptığı faaliyetlerden kesitler sunuyor. OHAL’in kaldırılması, farklı dil ve lehçelerde yayın imkânı, kız öğrencilere, kamu çalışanlarına ve milletvekillerine kıyafet serbestisi gibi…

         

        Beyannamede geleceğe yönelik olarak ön plana çıkarılan başlıklar ise nereye kadar varacağı belli olmayan çözüm süreci, yeni anayasa ve başkanlık sistemi. Yine beyannamede birlik ve beraberlik vurgusu “milletimiz” üzerinden ve adı konulmamış bir millete atıfta bulunularak yapılıyor.

         

        Beyannamenin son kısmında ise muhtaç, yoksullar ve emekliler için gerçekleştirilmiş ve yapılacak olanlar sıralanıyor.

         

        Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim beyannamesi “Seçim Bildirgesi 2015” başlığını taşıyor. Beyannamede öne çıkan başlık, konu, vaatlerden bir kısmı şu şekilde sıralanıyor. Özgürlük, hukuk devleti, demokrasi, Atatürk Devrimleri ve altı ok ilkesi, demokratik yurttaşlık, özgürlükçü yeni anayasa, seçim barajının % 5’e indirilmesi, hukuk devleti ve yargı reformu, tarafsız cumhurbaşkanlığı, çoğulcu medya, özgür internet, sağlık hizmetleri gibi…

         

        Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçim beyannamesinde de köylü, çiftçi, emekli, muhtaç ve yoksullar için yardım öngörülmekte ve sosyal devlet ilkesine yönelik bir dizi vaat yer almaktadır.

         

        Milliyetçi Hareket Partisi’nin seçim beyannamesi ise “Toplumsal Onarım ve Huzurlu Gelecek – Bizimle Yürü Türkiye” başlığını taşımaktadır. Bu beyannamede de öne çıkan başlık ve vaatlerden bir kısmı şunlardır: Küresel güç Türkiye vizyonu, 2015-2019 arası onarım, bütünleşme ve atılım dönemi, 2023’de bölgesel ve küresel bir güç olma dönemi.

         

        Demokratik hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, temiz toplum temiz siyaset, yolsuzlukların kökünü kurutmak, gelir dağılımında adaletin sağlanması. Anayasanın ilk üç maddesinde anlam bulan esasları güçlendirmek, üniter ve milli devleti baki kılmak.

         

        Milliyetçi Hareket Partisinin seçim beyannamesinde de yoksul ve muhtaçlar, dar gelirliler, emekliler, kadın, çocuklara yönelik vaatlere yer verilmektedir. Sosyal devlet ilkesine uygun olarak köylü, çiftçi ve küçük esnafa muhtelif teşvik ve uygulamalara dair mesajlar verilmektedir.

         

        Halkın Demokrasi Partisi’nin seçim beyannamesi “Büyük İnsanlık- Biz’ler Meclise” adını taşımaktadır. Seçim beyannamesi partinin dünya görüşü ve taleplerini dile getirmektedir. Beyannamedeki başlıkla ve taleplerden bir kısmı şunlardır: Radikal demokrasi, demokratik anayasa, tek millet – tek mezhep anlayışına hayır, başkanlık sistemine hayır, yerinden yönetim, Kürt sorunu, cezaevlerindeki 10.000’i aşkın tutsağa rehine muamelesinin yapılması, “Partinin her koşulda silahsız çözüm ve demokratik siyaseti savunması” gibi... (İfadeler aynen)

         

        Ayrıca Halkın Demokrasi Partisi’nin de tıpkı diğer partilerde olduğu gibi muhtaç ve yoksul kesimlere yönelik vaatleri seçim beyannamesinde yer almaktadır.

         

        Millî İttifak adıyla Saadet Partisi listesinden seçime Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi’nin seçim beyannamesinin adı “Milli İttifak Seçim Beyannamesi”dir. Bu beyannamede kuvvetler ayrılığının gerçekleştirilmesi, yoksulluk ve yolsuzluklarla mücadele, toplumsal barış mesajları verilmekte, toplumun mağdur ve üretici kesimlerine yönelik muhtelif vaatlerde bulunulmaktadır.

         

         

        Seçimin seyri ve Neticeleri

         

        Adalet ve Kalkınma Partisi bu seçimle birlikte tek başına iktidar olma şansını kaybetti. AKP üç dönemlik hükümet dönemi boyunca adeta mutlak tek parti iktidarıydı. Daha sonraki seçimlerde de onun kazanmasının muhtemel olduğu düşünülüyordu. Ancak Gezi olayları ile başlayan iktidarın gittikçe keskinleşen otoriter tavrıile 17-25 Aralık 2013’te başlayan operasyonların ardından gerçekleşen hadiseler, AKP iktidarının gerileme sürecini hazırladı.

         

        Recep Tayip Erdoğan’ın 2014 yılında Cumhurbaşkanı seçilmesi ve yerine AKP Genel başkanı ve başbakan olarak Ahmet Davutoğlu’nun gelmesi ile partinin yeniden düzenlenmeve şekillenme süreci başladı. Üç dönem milletvekili veya belediye başkanlığının sürdürülmeyeceği kuralı AKP’li birçok tecrübeli ismi siyaset dışı bıraktı.

         

        7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinde demokrasi tarihimizde rastlanmayan bir ilk yaşandı. % 52 oyla Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan siyaset sahnesinde yerini alarak seçim faaliyetlerine iştirak etti. Her gün bir veya birkaç yerde miting yapan Erdoğan, AKP’ye fiilen destek verdi. Cumhurbaşkanı’nın düzenlediği mitingler iktidar yanlısı veya muhalif basın ve medya kuruluşları tarafından da canlı yayımlandılar.

         

        AKP seçim süresince çok yoğun bir propaganda faaliyeti sürdürdü. Cumhurbaşkanının ve gerekse başbakanın seçim konuşma ve mitingleri neredeyse bütün kanallarda yayımlandı. İktidar yanlısı medya ve yayın organları birçok haber ve tartışma programında propaganda faaliyetini sürdürdü. İktidar yanlısı medyanın dışında, cemaat medyası ve merkez medyada muhalif partiler kendilerine alan bulabildiler. Bu kuruluşlarda da yer alma sıklığı bakımından CHP ilk sırada olmak üzere HDP, ardından da MHP’nin miting ve haberlerine yer verildi.

         

        Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimlerde sahaya inerek aktif rol alması kendisinin cumhurbaşkanı olmasının ardından partisinin yaşayacağı bir seçim zafiyetini engellemek olduğu kadar partinin daha sonraki sürecini yönlendirme isteği olduğu da düşünülebilir. Erdoğan tarafsızlığı göz ardı ederek sahaya çıktığında öncelikle başkanlık sisteminin propagandasıyla işe başladı ve 400 milletvekili hedeflediklerini ifade etti. Başkanlık tartışmalarından önce başkanlık sistemi hakkında bilgileri meçhul olan bir yığın zevat, medya organlarında başkanlık sisteminin faziletlerinden ve parlamenter sistemin zaaflarından dem vurdular.

         

        Başkanlık sistemi tartışmalarıyla birlikte başkanlık sarayı olan “Beştepe” de gündeme yerleşti ve yapılan masraf, ihtişamıile hukuki boyutuyla seçimin malzemelerinden biri oldu.

         

        AKP’nin seçim faaliyetleri incelendiğinde seçim beyannamesi, afiş, reklam spotları, mesaj, sloganlar, vurgulanan noktalar ve seçim müziğinin ustaca ve profesyonelce hazırlandığı dikkati çekiyor. AKP seçim kampanyasındaki sunuş biçimiyle diğer partilerin çok ilerisindeydi. Devlet imkânlarından faydalanıldığı, devletin iktisadi olduğu kadar bilgi kaynaklarının da seferber edildiği bu seçimde, AKP’nin muazzam bir propaganda makinesi gibi çalıştığı söylenebilir.

         

        Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkeyi 12 yıldır yönettiği ve birçok önemli projeyi hayata geçirdiği için bunlardan seçim faaliyetlerinde bahsetmesi olağandı. Seçimlerde de icraatlarından örnek vermek imkânına sahip olduğu için onun çok uçuk vaatleri dahi normal karşılanabilirdi. AKP’nin seçimlerdeki en can alıcı sloganı “Onlar Konuşur, AK Parti Yapar” olarak öne çıktı. Bu slogan hem geçmişte yaptığı olumlu icraatları öne çıkarıyor, hem diğer partilerin vaatlerinin boş sözler şeklinde değerlendirilmesini sağlıyordu. Aynı zamanda bu slogan “AK Parti ve diğerleri” ikilemini yaratıyordu.

         

        AKPseçimlerde gerilimi stratejisinin merkezine yerleştirdi. Geçmiş dönem ve seçimlerdeki kırılma, bölünme ve çatışmaları ustaca gündeme taşıdı. Bunu yaparken üç dönemin yorgunu kendi seçmenini elde tutmak, başka partilere kayabilecek yahut sandığa gitmeme eğiliminde olan seçmenleri etkilemek için ısrarla bu tavrını sürdürdü. Seçim tarihi yaklaştıkça da katılımın az olmasının doğurabileceği “felaketi” engellemeye çalıştı.

         

        AKP özellikle Erdoğan tarafından dile getirilen başkanlık sisteminden yola çıkarak çıtayı yükseltti. Davutoğlu’nun çok fazla değinmediği başkanlık, yerini yavaş yavaş “tek başına iktidar” hedefine terk etti. Erdoğan’ın hırçın tavırları cemaat, bazı medya patronları ve işadamlarını hedef alması, bu grupların kurtuluş umudu olarak Selahattin Demirtaş ve HDP’yi vitrine taşımalarında etkili oldu. Esasen bu gruplar çatışma alevlenmeden önce de planlarını devreye sokmuş olabilirler. Cemaat ve bazı medya patronları yayın organlarında dördüncü parti ve liderine diğer muhalefet partilerinden daha fazla yer verdiler.

        AKP ve muhalifleri arasında özellikle gezi olaylarının başladığı tarihten itibaren ciddi kırılmalar yaşandı. Özellikle kendisini solda gören, eski ve yeni Marksist ve hatta HDP ile pek yıldızı barışmayan birçok kimse bile AKP’nin dördüncü defa iktidara gelmemesi için tek çarenin bu partinin barajı mutlaka aşması gerektiğini düşündüler.

         

        AKP politikalarıyla Ergenekon ve Balyoz davaları ile itibar kaybı yaşayan ve çözüm süreci ile kışlasına çekilen ordu ve karakoldan dışarı çıkmayan emniyet kuvvetleri Güneydoğu’da Meydanı PKK ve onun şehirdeki uzantısı KCK’ya terk etmek zorunda bırakıldılar. Jandarmanın valiliğe bağlanması ve ondan habersiz herhangi bir olaya müdahale edilememesi de bu durumu hazırladı. Daha sonraki süreçte de emniyetteki paralel operasyonu çerçevesinde onun da sınırlarını aşan bir dizi tayin, emeklilik ve atamalar emniyet kuvvetlerinin gücünü ve itibarını azalttı. Cemaat mensubu olan yahut cemaatle bağı olmasa da bu süreçten zarar görmekten çekinen birçok emniyet mensubunun Güneydoğu illerinde HDP’ye oy vermiş olduğuna dair haberler, basında yer almaktadır. Ancak emniyet mensupları yaptıkları açıklamalarda, bu sandıklarda sadece polislerin değil vatandaşların da oy kullandığın ifade ettiler.

         

        Çözüm süreci adı verilen ve nihai durağının iktidar tarafından açıkça dile getirilmediği süreç en fazla PKK’nın işine yaradı. Orta Doğu’daki gelişmeler, Kuzey Irak’ta kurulan Barzani’nin Kürt Özerk Bölgesi, Suriye’de süren iç savaş ve Türkiye’ye akan mülteciler, PKK ve PYD’nin ABD tarafından silahlandırılması ve en son Suriye’de geniş bir bölgeyi PYD güçlerinin işgal etmesi gibi hadiseler içerideki Kürt nüfusu da etkiledi. Kürt açılımı altında ülkenin açıkça federasyona götürülmeye çalışılması ve hatta başkanlık sistemi ve yeni anayasanın da aslında onun bir parçası olması Kürt milliyetçiliğinin yaygınlaşmasını sağladı. Kürt açılımı konusundaki içi boş ve sınırsız propagandalar bu bölgelerde beklentileri artırdı.

         

        İktidarın çözüm sürecini Abdullah Öcalan’la toplumun gözü önünde sürdürmesi, ondan iktidar yanlısı ve merkez medyada sürekli övgü dolu ifadelerle bahsedilmesi, ordunun Ergenekon ve Balyoz davaları ve daha önceki askeri darbelerle sürekli töhmet altında bırakılması Abdullah Öcalan’ın bir terör örgütü lideri olarak algılanmaktan her geçen gün uzaklaştırdı. Güneydoğu’da yıllarca sağ partilere ve kısmen de sosyal demokrat partilere oy veren, İslami hassasiyeti yüksek kesimler “İslam’ı” fikriyatının merkezine yerleştiren bir siyasi parti olan AKP’ye de itibar etmekteydiler. AKP bu kesimlere pek sıcak gelmeyen din karşıtı olarak gördükleri Abdullah Öcalan ve PKK’yı kendi İslami rengiyle kuşatarak bu kesimler için sevimli ve tercih edilebilir bir hâle getirdi. Onun dönem içerisinde Kürtlerin önderi olarak algılanmasının yolunu açtı. AKP’nin ucu açık ve sınırsız bir propaganda malzemesine dönüşen çözüm sürecinin ilerleyen dönemlerde artık sonunun geldiğini ilan etmesi,Güneydoğu Anadolu bölgesinde geniş kitlelerin HDP’ye kaymasında etkili oldu.

         

        Askerin kışlalara, emniyet kuvvetlerinin karakollara hapsedilmesi, psikolojik üstünlüğün ve iktidar boşluğunun PKK ve KCK tarafından büyük ölçüde doldurulması bu bölgelerde sağlıklı bir seçim yapılabilmesini şüpheli hâle getirmektedir. Bunun yanında PKK’ya eskiden sıcak bakmayan kesimler de HDP’ye yönelmişlerdir.

         

        HDP,aşırı sol ve Marksist gruplarla olduğu kadar bazı İslamcı Kürt gruplar ile farklı etnik topluluklarla da irtibat kurmuş ve onların temsilcilerine listesinde yer vermiştir. Her ne kadar HDP etnik grupları “millet” olarak tanımlasa ve özerklik kavramı ile aslında “federasyonu” talep etse de seçim beyannamesinde sadece belirli bir bölge değil bütün Türkiye’ye ilişkin vaatler ve projeler dikkati çekmektedir. Ayrıca HDP’nin Türkiye’nin farklı bölgelerindeki oyunun Güneydoğu Anadolu bölgesinde aldığı oylardan fazla çıkması,onun Türkiye partisine dönüşmesi ve geniş toplum kesimlerini ülke ile bütünleştirmesi yolunda sevindirici ve ümitlendirici bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

        Cumhuriyet Halk Partisi seçime çok hazırlıklı girmiş olsa da bunu sandığa pek yansıtamamış görünmektedir. Ancak CHP adaylarını büyük ölçüde ön seçimle belirlemiş olan Türkiye’deki yegâne siyasi partidir. Seçim beyannamesinde uzun emek olduğu göze batmaktadır. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu seçim süresince Türkiye’nin birçok bölgesinde miting yapmış ve toplantılara katılmıştır. CHP tabanından başkanlık sistemine geçişin yolunun açılmaması, AKP’nin tek başına iktidara gelmemesi yolunda HDP’ye bir yöneliş, oylarının artmamasında etkili olmuştur.

         

        Kemal Kılıçdaroğlu’nun merkez sağ seçmende CHP’ye karşı var olan önyargıyı kırmak için çok ciddi çaba içerisinde olduğu uzun zamandır gözlenmektedir. Aday tercihlerinde olduğu kadar slogan ve mesajlarda da bu hissedilmektedir. CHP’nin emeklilere vaat ettiği “dini bayramlarda bir maaş ikramiye” vaadi dini konularda kendisine yönelik önyargıları kırmakamaçlı önemli mesajdır.

         

        Milliyetçi Hareket Partisi oylarını daha önceki seçimlere göre bir hayli artırmış görülmektedir. Onun seçim beyannamesi de profesyonelce hazırlanmıştır. MHP uzun vadede oylarını artırmaya aday bir siyasi partidir.

         

        Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi’nin bir araya gelmesinden oluşan “Millî İttifak” yeterli başarıyı gösterememiştir. AKP’nin gerileme sürecinde muhafazakâr ve İslami duyarlılığı yüksek kesimlerin ilk tercihi olması muhtemel ittifak her iki partinin önceki yıllarda aldığı oyun toplamı kadar tercihe mazhar olmuştur.

         

         

        Sonuç

         

        7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimleri, çok gergin bir atmosferde cereyan etmesine rağmen ülke genelinde, HDP’nin Diyarbakır mitingindeki elim hadisenin haricinde olaysız ve büyük şaibe söylentilerinden uzak tamamlandı. Adalet ve Kalkınma Partisi dördüncü döneminde tek başına iktidar olma imkânını yitirdi. Meclis aritmetiği değişmekle birlikte parlamentoda yine aynı siyasi partiler temsil edildi.

         

        Türkiye tarihinde daha önce rastlanmayan bir hadise ilk defa bu seçimlerde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı aktif olarak seçim meydanlarında yer aldı, miting ve toplantılar düzenledi.

         

        Seçimler boyunca siyasi partiler çeşitli eleştiri ve vaatlerde bulundular. İktidara yönelik eleştiriler, hukuk sistemi, yolsuzluk, otorite ve baskılar, partizanlık vs. şeklindeydi. Muhalefet partilerinin seçim beyannamelerinde “yasama, yürütme, yargının birbirinden ayrılacağı, kuvvetler ayrılığının” gerçekleştirileceği şeklindeki ifadeler bu seçimlere ilişkin ilgi çekici ve ülkenin içinde bulunduğu durumu gösteren çarpıcı bir noktadır.

         

        Bu seçimlerdeki bir diğer husus da sosyal devletin öne çıkması oldu. Fakat seçim dolayısıyla ortaya çıkan rekabet sosyal yardıma ilişkin vaatlerin abartılması oldu. Siyasi partilerin seçim beyannamelerindeki vaatlerinden yola çıkarak tek başlarına iktidara geldiklerinde bu vaatlerini gerçekleştirdiklerini farz edersek kısa zamanda ülkede “Düyun-u umumiye İdaresi”nintekrar kurulduğunu görebiliriz.

         

        7 Haziran 2015 Seçimlerinin kaderini belirleyen parti HDP oldu. Aynı gelenekten gelen siyasi partilerin yaşadıkları baraj sorunu dolayısıyla daha önceki birkaç seçimde bağımsız adaylarla seçime girmeyi tercih etmelerine rağmen HDP, seçimlere siyasi parti olarak katılma kararını aldı. Bu kararda Selahattin Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığındaki performansı ile muhalif medya ve iş dünyasının teşvik ve etkisinden de bahsedilebilir. AKP’nin tek başına iktidar olmasından endişe duyan yahut onu oy verilebilir bir parti olarak gören kesimler, tek kurtuluş yolu olarak HDP’nin barajı aşması olduğunda hemfikir oldular.

         

        AKP bu seçimlerde sadece ülke genelinde oy kaybını yaşamadı, özellikle Güneydoğu’da hezimete uğradı. HDP Adıyaman ve Bingöl dışında bu bölgedeki hemen bütün illerde birinci parti oldu ve çok ciddi oy artışı gerçekleştirdi. Bu oyların bir kısmı devlet hâkimiyetinin çözüm süreci bahanesiyle zaafa uğratılması, alanın PKK ve KCK’ya terkedilmesi, PKK’nın İslami ağırlıklı bir partinin politikaları sebebiyle meşrulaştırılması, Abdullah Öcalan figürünün sevimli hâle getirilmesi ve Orta Doğu’daki gelişmelerin Kürt milliyetçiliğini körüklemesinin neticesidir; bir kısmı ise AKP’nin otoriter tavrı, yolsuzluk ve diğer uygulamalarına duyulan tepkiyle açıklanabilir.

         

        HDP Güneydoğudaki illerde çok ciddi oy almasına rağmen,oylarının çoğunu Türkiye’nin diğer bölge ve illerinden elde etti. HDP’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerdeki hâkimiyeti, ülke için endişe verici gelişmeleri bünyesinde taşırken, bölge dışındaki oylar da ülke ile bütünleşme konusunda ümit verici olabilir.

         

        7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinin iki önemli sonucu olmuştur. Bunların ilki en azından şu an için başkanlık sisteminin devre dışı kalması, diğeri ise tek parti iktidarlarının sona ermesidir.


Türk Yurdu Temmuz 2015
Türk Yurdu Temmuz 2015
Temmuz 2015 - Yıl 104 - Sayı 335

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele