BATI TRAKYA’DA KAYBETTİRİLMEYE ÇALIŞILAN DAVANIN ADI: TÜRKLÜK

Aralık 2021 - Yıl 110 - Sayı 412

Son Yazıları

Batı Trakya Türk Azınlığı,1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile emanet edildikleri Yunanistan’da, asıl sahipleri oldukları topraklarda, Yunanistan’ın uyguladığı bütün baskılara, göçe zorlama ve eritme politikalarına rağmen anavatanın gücü, desteği ve kendi inanç ve değerleri ile Müslüman Türk Azınlık olarak Batı Trakya’da yaşamaktadır. Batı Trakya Türkleri, Büyük Türk milletinin kendisine emanet ettiği Batı Trakya Davası’nı savunmada, yaşatmada, geçen süreçte verdiği mücadelesinde bu davayı her şeyin üzerinde gördüğünü her vesileyle ispat etmenin şerefini yaşamaktadır.

Batı Trakya Türkleri; anavatanın gücü, desteği ve kendi inanç ve değerleriyle Müslüman Türk Azınlık olarak Batı Trakya’da yaşarken millî kimliğini inkâra kalkışanlara karşı birlik ve beraberlik içindeki dik duruşu ile Türk tarihinin şerefli sayfalarında yerini almıştır

1923 yılında Yunanistan’a azınlık olarak emanet edilen Batı Trakya Türklerine sistematik baskılar, 1980’li yıllara kadar artarak sürmüştür. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını takiben intikam almak isteyen Yunanlar tarafından fatura, Batı Trakya Türklerine kesilmiştir. 1960’lı yılların sonundan bu yana Türk Azınlık, sadece vatandaşlık haklarını kazanmış; buna karşın eğitim başta olmak üzere Lozan’dan kaynaklanan azınlık haklarını kaybetmiştir

Yunan derin devletinin 1983 senesinden beri ortaya atıp kesinleştirmeye çalıştığı, Batı Trakya Müslüman-Türk Azınlığı yerine “Yunan Müslümanları” tabirini pekiştirmek için, aldıkları bir kararla 24 Aralık 2020 tarihinde Gümülcine Azınlık Medrese-i Hayriyye Ortaokul ve Lisesinin isminden “azınlık” kelimesini kaldırarak "Gümülcine Müslüman Medrese-i Hayriye Ortaokul ve Lisesi" olarak adlandırmıştır. Yapılan bu değişiklik, Yunan Müslümanları tabirinin resmiyet kazanması amacıyla yapılmış bir hamledir

Her fırsatta uluslararası hukuktan bahseden Yunanistan, konu Türk azınlık ve Türk azınlık eğitimi olunca bu kavramları hiçe saymaktadır. Lozan Anlaşması, Türk Azınlık’a kendi okulunu kurma, yönetme, denetleme, kendi dilinde eğitim verme ve Türk öğretmeleri görevlendirme hakkı veriyor. Buna karşın Atina yönetimi, öğrenci azlığını gerekçe göstererek okullarımızı kapatıyor. Azınlığın Yunanistan’a emanet edildiği 1923’te, 300’lü olan azınlık okullarımız, 2010 yılından sonra öğrenci azlığı gerekçesiyle kapatılarak azınlık okullarının sayısı 105’e düşmüştür. Ayrıca Türkiye’den mezun öğretmenlerimizin ilkokullarda görev yapmasına izin verilmiyor.

Diğer taraftan meclis genel kurulunda kabul edilen yeni eğitim yasasının bazı maddelerinde, devlet okullarına verilecek olan imkânlardan; ülke genelindeki okulların faaliyetine bazı idari özerklikler getiren düzenlemeden azınlık okulları istisna tutulmakta; azınlık okullarının farklı kurumlar ve sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, eğitim kurumları, araştırma merkezleri gibi kurumlarla ile işbirliği ve ortak çalışmalar yapması yasaklanmakta; azınlık okullarının bağışlar veya hibe yoluyla gelir elde etmeleri engellenmekte; kapatılmış olan azınlık okullarının binalarına belediye meclis üyeleri kararıyla kullanım yasağı getirilmesinin önü açılmakla bu binalarda azınlık eğitimi kapsamında herhangi bir faaliyet yapılması engellenmektedir

Lozan Barış Antlaşması’nda, azınlıkların her türlü dinî özgürlükleri güvence altına alınmış; Müftülük kurumu, 2345/1920 Sayılı Yasa’yla Yunanistan hukukuna geçmiş; dinî boyutuyla birlikte nikâh akdetme ve onaylama, boşanma, nafaka tayin etme, velayet-vesayet, miras taksimi, vakıfların denetimi, din görevlilerinin göreve gelmesi ve görevden alınması, İslam hukuku ile ilgili konularda görüş bildirme görev ve yetkisine sahip olan özerk bir kurum olmasına rağmen Yunanistan, 24 Aralık 1990 tarihinde çıkardığı bir kanun hükmünde kararname ile 2345/1920 Sayılı Yasa’yı iptal ederek Türk Azınlık’ın seçtiği müftüleri uluslararası anlaşmalardaki hükümlere ve AİHM kararına rağmen tanımazken büyük varlıklara sahip Azınlık vakıflarını da tıpkı müftülüklerde olduğu gibi kendi atadığı, halkın kabul etmediği isimlere emanet ediyor. Kısacası zor durumdaki Azınlık, atalarından kalan vakıf mallarından da payını alamıyor.

Adında Türk kelimesi bulunan sivil toplum örgütlerimizin kapatılması konusunda, Yunan resmî makamlarınca kararlar verilmiş; bu kararlar doğrultusunda hukuk mücadelemiz sonucunda Yunan yüksek yargısına giden davalar, maalesef çok acı bir gerekçeyle sonuçlanmıştır. Bu gerekçede, “Batı Trakya’da Türk yoktur.” denmektedir.

Yunanistan Yargıtay Mahkemesi, 2021 yılında açıkladığı kararla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2008 yılında, İskeçe Türk Birliği lehine verdiği ve 13 yıldır uygulanmasını beklediğimiz kararın uygulanmasını ve İskeçe Türk Birliğinin yasal statüsünün iade edilmesi talebini reddetti.

Bilindiği gibi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) yaptığı yargılamaların dayanağı, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi’dir (AİHS) ve AİHM kararlarının icra edilmesine ilişkin AİHS 46/1. Maddesinde “Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkeme’nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ederler.” hükmü bulunmaktadır.

AİHS açık hükümlerine rağmen AİHM’nin İskeçe Türk Birliği lehine verdiği kararın uygulanmaması; Lozan Barış Antlaşması ile emanet edildiğimiz Yunanistan’da, asıl sahipleri olduğumuz topraklarda, Yunanistan’ın baskı ve göçe zorlamalarla dayatmaya çalıştığı “Batı Trakya’da Türk yoktur.” politikasının bir yansıması olarak karşımıza çıkan uygulamalardan vazgeçilmediğini göstermektedir

Batı Trakya, ekonomik olarak da kötü durumda. Batı Trakya Türk Azınlığı’nın önemli gelir kalemini oluşturan basma tütünü için geleceğe yönelik teşvik primi verilmeyecek olması, ancak aynı durumun Virginia tütününe uygulanmaması, azınlığa yapılan negatif ayrımcılığı bir kez daha gözler önüne sermektedir. Batı Trakyalı çiftçi, düştüğü zor durumdan faydalanılarak sömürülüyor.

Bütün bu uygulamalar nazarıdikkate alındığında görüyoruz ki azınlık haklarına yönelik Yunanistan’ın olumsuz tutumu sertleşerek devam ediyor. Yunan hükûmetlerinin ısrarla devam ettirdikleri, millî kimliğimizi inkâr etme politikalarıyla Batı Trakya Türk Azınlığı’nı Yunanistan’dan koparmak için elinden geleni yapıyor. Batı Trakya’da baskılar, göç devam ediyor; bölge boşalıyor. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Birilerinin yaptığı şekliyle; “Bizim insanlar” diyerek davaya hizmet olmaz. Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünde Yunanistan’a emanet edilen Batı Trakya yoğun bakımda; acil müdahale şart. Türk millî kimliğinin inkârıyla bizleri vatandaşı olduğumuz ülkede, doğduğumuz topraklarda esarete mahkûm etmeye çalışıyorlar.

Unutulmamalıdır ki Batı Trakya'daki Türk Azınlık, Yunanistan'ın kararıyla varlık kazanmış değildir. Batı Trakya’daki Azınlık Türk’tür ve Türk olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir.


Türk Yurdu Aralık 2021
Türk Yurdu Aralık 2021
Aralık 2021 - Yıl 110 - Sayı 412

Basılı: 25 TL

E-Dergi: 10 TL

Sayının Makaleleri İncele