BATI TRAKYA’DAKİ TÜRK AZINLIĞIN EĞİTİMİNİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Aralık 2021 - Yıl 110 - Sayı 412

Son Yazıları

Batı Trakya Türk Azınlığı’nın eğitimdeki özerk yapısını, Türkleri Yunanistan’da resmî azınlık statüsünde bırakan 1923 Lozan Antlaşması belirler. İlgili Antlaşma’nın 40. Maddesi, azınlığa her türlü okul ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurma, bu kurumları hem yönetme hem de denetleme ve buralarda kendi dillini serbestçe kullanma hakkını vermektedir. Bu uluslararası Antlaşma’yı, anavatanımız Türkiye ile vatanımız Yunanistan arasında yapılan 1951 Kültür Antlaşması, 1968 Kültür Protokolü ve 2000 Kültürel İşbirliği Antlaşması destekler. Ancak eğitimdeki özerk statü, azınlığın fikri alınmadan ülkemiz Yunanistan’ın tek taraflı uluslararası bir Antlaşma olan Lozan Antlaşması’na aykırı çıkardığı kararname, genelge ve yasalarla bozulmuştur.

Azınlık ilkokullarının işleyişini, kuruluşunu, idari yapılarını ve öğretmenlerin atanmasını düzenleyen ve azınlık okullarını resmi olarak “Türk Okulları” olarak niteleyen ilk hukuki metin 3065/1954 sayılı “Batı Trakya'daki Temel Eğitim Alanındaki Türk Okullarının Kuruluşu, İşleyişi Hakkında ve Bunların Denetlenmesi ile Batı Trakya'daki Türk Okulları Müfettişlerine Dair” kanun hükmündeki kararnamedir. Okullarımızı Türk Okulu olarak niteleyen bu ilk hukuk metni aynı zamanda bu tanımlamayı kullanan son metin olmuştur.

Daha sonra özellikle Albaylar Cuntası döneminde, 1972 yılında çıkarılan bir sonraki kapsamlı düzenleme, Batı Trakya'daki Azınlığın Eğitimi ile ilgili 3065/1954 sayılı kararnamenin kimi maddelerini yeniden düzenleyen ve değiştiren 1109/1972 sayılı kanun hükmündeki kararnamedir. Yeni yasa “Türk Okulları” adını resmen bırakarak, “Azınlık Okulu” tanımlamasını benimsemiştir. Eski yasada Türkçe öğretmenleri okul encümenlerinin önerisi üzerine Azınlık Okulları Müfettişinin onayından geçtikten sonra Trakya Genel Valisi tarafından atanırken, yeni yasa atama sürecini Müfettişin önerisi ile başlatmıştır. Batı Trakya’daki Türk Azınlık okullarının özerk niteliğini zedeleyen ve bu okulların kontrolünü neredeyse Devletin tam güdümüne sokan, diğer bir kapsamlı düzenleme, 1976 yılında gerçekleştirilen genel eğitim reformunun ardından 1977 yılında çıkarılmıştır.  Ve azınlık okullarının bugünkü statüsünü belirleyen 694/1977 sayılı “Batı Trakya'daki Müslüman Azınlığın Azınlık Okullarına Dair” yasadır. Encümen yetkilerini azaltan bu yasa ile aynı tarihte çıkartılan 695/1977 Sayılı “Azınlık Okulları ile Selanik Özel Pedagoji Akademisi Öğretim ve Denetim Kadrosu ile İlgili Konulara Dair” Yasa, oldukça önemlidir. Çünkü 695/1977 Sayılı Yasa’nın 3. maddesinin 7. fıkrasında, öğretmen atamalarında Selanik Özel Pedagoji Akademisi Mezunlarının tercih edileceği özellikle belirtilmiş ve ilkokullar için Türkiye mezunu bütün öğretmenlerin önü kapatılmıştır.

Okullarımızın üzerindeki yetkilerimizin her geçen gün biraz daha azaltılması, eğitimimiz üzerindeki özerkliğimizin bitirilmeye çalışılması, kısacası uluslararası bir antlaşmadan doğan haklarımızın elimizden zorla alınması canımızı acıtıyor. Azınlık okullarının idaresini yürütecek olan Encümen Heyetlerinin yetkileri, yukarıda belirttiğim yasalarla maalesef çok ama çok azaltılmıştır. Ancak yetkileri azaltılmış olmasına rağmen Encümen Heyeti seçimlerinin günümüzde yine asıl amacından uzaklaştırılması düşündürücüdür.

Azınlık eğitiminin gündemine “Anaokulu eğitimi” diye bir kavram, 2012 yılına kadar hiç girmemiştir. 3518/2006 Sayılı ve Tarihli Yasa ile zorunlu hâle getirilen anaokulu eğitimi, Azınlık için 2011-2012 eğitim yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Mecburi eğitime dâhil edilen anaokulu için Azınlık, çift dilli Türkçe-Yunanca eğitim verecek ve azınlık eğitim sistemine dâhil edilecek azınlık anaokulları açılması için devletimizden talepte bulunmuştur. Fakat Yunanistan yönetimleri bu isteklere bugüne kadar hep kulak tıkamıştır. İki yıllık anaokulu eğitiminden sonra çift dilde ilkokul eğitimi alacak bir öğrenciye, tek dildeki anaokulunda hazırlık yaptırmak, iyi niyetten uzak bir anlayıştır.

Ne yazık ki son yıllarda az yetkilerle de olsa Encümen Heyetlerini seçerek sahip çıkmaya çalıştığımız okullarımız, maalesef çocuk azlığı bahane edilerek bir bir kapatılmaktadır. 1926 yılında dönemin Trakya Genel Valisi’nin hazırladığı rapordan, Batı Trakya’da 307 azınlık ilkokulunun bulunduğunu, bunlardan 48 tanesinin kapalı olduğunu ve bu okullarda 305 Türkçe öğretmenin görev yapmasına karşın Yunanca öğretmeninin bulunmadığını öğreniyoruz. Yine Batı Trakya'da 1994-95 öğretim yılında ilkokullara ilişkin Yunanistan Eğitim Bakanlığına ait istatistiklere göre İskeçe ilinde 76, Rodop ilinde 134 ve Meriç (Evros) ilinde 21 olmak üzere toplam 231 Azınlık İlkokulu bulunmaktadır (Vakalios, 1997: 41). Bugün ise Batı Trakya’da toplam Azınlık İlkokullarının sayısı 103’tür. Azınlık ilkokullarının 56 tanesi Rodop ilinde, 38 tanesi İskeçe ilinde, 9 tanesi ise Meriç (Evros) ilinde bulunmaktadır. Son 26 yılda Azınlık ilkokullarından 128 okul, statüsüne bakılmaksızın çocuk azlığı bahanesi ile kapatılmıştır. Azınlık okullarının kapatılmasına dur demek adına bilinçli hareket etmek mecburiyetindeyiz. Okullardaki eğitim kalitesini bahane ederek, çocuklarını azınlık okullarına göndermeyen veliler, çevrelerindeki gördükleri tüm tahsilli yetişmiş insanların azınlık okullarından mezun olduklarını unutmamalıdırlar. Bizler azınlık okullarına gittiğimiz yıllarda teknoloji bu kadar gelişmiş ve çeşitli eğitim imkânları bu kadar yaygın değildi. Buna rağmen azınlık okulları bizlere inanılmaz bir bilinç kattı ve azınlığa duyulan aidiyeti geliştirdi. Çocuğumuzun öğretim eksikliğinin her daim telafisi mümkün olmakla beraber kaybolan benliğini geri kazanmanın yolu çok meşakkatlidir. Birincil amacımız tarihimize, kültürümüze, millî ve manevi değerlerimize bağlı nesiller yetiştirmek olduğunu, bunun da ancak azınlık okullarıyla mümkün olacağının altını bir kez daha çizmek istiyorum. Bu hususta iyi düşünmek ve doğru kararlar vermek durumundayız. Çünkü bu vereceğimiz kararın çocuğumuzun tüm yaşamını etkileyeceğini hesap etmeliyiz.

Azınlık eğitimi ve okulları ile ilgili yöneticilerin aldığı kararlar ne yazık ki, zamana, kişiye ve siyasi konjonktüre göre değişkenlik gösteriyor. Artık bunu anlamlandırmakta güçlük çekiyoruz. Azınlık eğitimi üzerinde azınlığın görüşü alınmadan tek taraflı çıkartılan yasa ve genelgelerde azınlık eğitiminin özerk yapısı alınacak karara göre istenirse hatırlanıyor, istenmediği takdirde dikkate bile alınmıyor.

Yakın bir tarihte çıkartılan yasaya göre devlet okullarına getirilen bazı imkânlar, azınlık okullarından esirgendi. Düzenlemeye göre azınlık okullarının başka kurumlar ve dernekler ile işbirliği yapması yasaklanmakta, azınlık okullarının bağışlar veya hibe yoluyla gelir elde etmeleri engellenmekte, kapatılmış olan azınlık okullarının binalarına belediye meclis üyeleri kararıyla kullanım yasağı getirilmesinin önü açılmakta ki böylece bu binalarda azınlık eğitimi kapsamında herhangi bir faaliyet yapılması engellenmektedir. Bu düzenlemeler ile anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesi açıkça ihlal edildiği gibi, söz konusu düzenlemeler ile okullarımızın sosyal gelişimine büyük darbe indirilmektedir. Böyle durumlarda Lozan’a göre okullarımızın özel ve özerk yapısı akıllara gelmekte. Ancak kapatılma söz konusu olduğunda veya gerekli çocuk bulunduğunda eğitimi geçici olarak askıya alınmış bir okulu tekrar faaliyete geçirmek gerektiğinde, Lozan’daki eğitim haklarını kimse dikkate almamakta. Artık aklımızla dalga geçilmesini içimize sindiremediğimizi herkes bilsin. Bu riyakâr tutum ve anlayışa ivedilikle bir son verilmesi gerekmektedir.

Egemen kültür içerisinde kendi kültürünü yaşatmaya ve genç nesillere taşımaya çalışan azınlıklar için okullarının özerk yapısı kıymetlidir. Okullarımızı kurmakta, yönetmekte ve denetlemekte özgür olmamız gerekirken bugün gelinen noktada mevcut okullarımızı yaşatmak için çırpınıyoruz. Bu özerk eğitim içerisinde kültürümüzü yaşatmak için çocuklarımıza öğreteceğimiz dil ve din bilgileri hayati öneme haizdir. Bu sebeple Doğu Makedonya Trakya Eğitim Müdürlüğü’nün, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık okullarında, azınlık çocuklarının hakkı olan Cuma günleri Cuma namazına gitmeme konusunda almış olduğu karar bir hak gaspıdır; bizler tarafından kabul edilemez.

Azınlık ilkokullarında yıllardır herhangi bir sorun yaşanmadan uygulanan sistemin durduk yerde değiştirilmek istenmesini anlamlandırmak geçekten güç. Cuma namazına gitmeyi âdeta izne tabi tutmak, velileri bir tercihe zorlamak ve öğrenciler arasında ders bakımından eşitsizlik yaratan bir uygulamayı iyi bir uygulama olarak sunmak, iyi niyetten uzak bir yaklaşımdır. Ayrıca bu uygulamanın hedefinde mütedeyyin velilerle seküler yaşam felsefesine sahip veliler arasında bir anlaşmazlık yaratarak azınlık okullarından devlet okullarına öğrenci devşirmek de olabilir. Bu manada herkesin çok duyarlı ve uyanık olması gerekir. Hangi dünya görüşüne sahip olursak olalım bu tuzağa düşmemek gerekir. Bu olaya bir hak gaspı olarak bakmalı ve Encümenler Birliği’nin aldığı ve alacağı bütün kararları sonuna kadar desteklemeliyiz. Başarı ancak topluca verilecek mücadeleyle gelir.

Bölge Eğitim Müdürlüğünce Azınlık Okullarına gönderilen genelge, hakikaten “Din ve Vicdan Özgürlüğü”nü kısıtlayan, haksız okul kapatmalarından sonra azınlığa Lozan’da tanınan eğitim özgürlüğüne vurulmuş başka bir darbe ve hak gaspıdır. Toplumumuzun huzuru için bu yanlışlıktan ivedilikle dönülmesi, Rodop ve Evros illerindeki azınlık ilkokullarında yıllardır herhangi bir sorun yaşanmadan uygulanan sistemin, bütün azınlık ilkokullarında uygulanması elzemdir.


Türk Yurdu Aralık 2021
Türk Yurdu Aralık 2021
Aralık 2021 - Yıl 110 - Sayı 412

Basılı: 25 TL

E-Dergi: 10 TL

Sayının Makaleleri İncele