Türk Halk Kültüründe Tipin İkileşmesi Konusunda Yeni Bir Eser

Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

        Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Folklor Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Muhtar Kâzımoğlu (İmanov), 27 Kasım 2014 tarihinde halk bilimci Hayrettin İvgin ve şair Osman Baş’la birlikte Enstitüyü ziyaretimiz sırasında kuruluşunun yeni yayınlarının yanı sıra bir de kendi kitabını armağan etti. Bu kitap da Folklor Enstitüsünün yayını: Folklorda Obrazın İkileşmesi, Bakü 2011, 228 s. Prof. Kâzımoğlu, eserini imzalarken, bir folklor sempozyumunda aynı konuda sunduğu bir bildirinin Prof. Dr. Fikret Türkmen tarafından çok beğenilmesi üzerine genişletip kitap hâline getirildiğini söyledi.

         

        Halk kültürünün edebî ürünlerinde, özellikle destan, efsane, rivayet, menkıbe, halk hikâyesi, masal ve fıkralarda ana ve yardımcı tiplerin, kahramanların zaman zaman olağanüstü işleri başarmak, gerçekleri ortaya çıkarıp yaymak amacıyla don/kıyafet/kimlik değiştirdikleri görülür. Söz gelimi, Hacı Bektaş Velî Anadolu’ya güvercin donunda gelmiştir. Bu olay, Azerbaycan folklorunda, halk biliminde “obrazın ikileşmesi” terimiyle ifade edilmiştir. Türkiye’de ise “tipin türemesi, tipin çoğalması, tiplerin yer değiştirmesi” gibi terimlerle karşılanmaktadır. Söz gelimi; destan kahramanı Köroğlu gittiği yerlerde keşif amacıyla âşık, falcı rolleri oynamaktadır.

         

        Prof. Dr. Muhtar Kâzımoğlu’nun eserinin Ön Söz’ünde belirttiği gibi (s. 3), bir tip halk kültürü ürünlerinde “gâh hayrın gâh da şerrin” (kötülüğün) temsilcisi gibi takdim edilebilir. Masallarda, yer altı dünyasına mahsus tipler, kahramana karşı çıktığı gibi bazen yardımcısı da olabilirler. Çoğu zaman kötü güç olarak gösterilen, bilinen bir tip bazı halk kültürü ürünlerinde iyiliksever bir güç kimliğine bürünebilir. Ayrıca; kardeş kardeşle, baba oğulla, ağa uşakla ve kahraman yardımcısıyla yer değiştirebilir. İnsanlar hayvan, hayvanlar insan kılığına girebilir. Bitkiler de aynı konumda kullanılabilir.

         

        Yazar “tipin ikileşmesi” olayını, önce kitabının ilk iki bölümünde halk kültürü ürünleri bağlamında incelemiş. Üçüncü bölümde ise çağdaş Azerbaycan tiyatro sanatına yansımasını gündeme getirmiş.

         

        Ciddi Yönde İkileşme başlığını taşıyan birinci bölümde; 1. Değişen Libas (Kıyafet), Değişen Ad, 2. Kahramanın Ohşarı (Benzeri), 3. Menfi Avezedici (Olumsuz Temsilci, Sunucu), 4. Yalancı Kahraman alt başlıkları altında konu ele alınmış. Kavramlar açıklanırken, mitolojik metinlerden, Dede Korkut ve Köroğlu destanlarından, halk hikâyelerinden, masallardan hatta geleneklerden örnekler verilmiş. Bu bölümde yer alan örneklerden birkaçını okuyucuyla paylaşarak “tipin ikileşmesi” kavramına, terimine açıklık getirmekte yarar görüyoruz. Prof. Kâzımoğlu’nun tespitine göre; masallarda güvercinin, kurbağanın güzel kıza, yılanın yakışıklı gence çevrilmesi “bir dondan (kıyafetten, kimlikten) ikinci bir dona girme” örneğidir. Köroğlu Kolları’nda koçyiğit Köroğlu en çok âşık (saz şairi) kimliğine bürünerek kendini gizler. Azerbaycan’da derlenen Köroğlu derlemelerinde; Tokat, Erzurum, Bağdat ve Kars Seferlerinde âşık kıyafeti içinde gördüğümüz Köroğlu, İstanbul Seferi’nde çavuş, Nahçıvan ve Teke-Türkmen seferlerinde çodar (celep), Düratin İtmesi Kolu’nda ilhıçı (yılkıcı), Köroğlu ve Bolu Beyi Kolu’nda goruqçu (korucu, bekçi), Paris nüshasındaki Kars Seferi’nde falcı kimliğinde ortaya çıkar. Hatta bir kolda dilenci kıyafetine bürünür. Tehlike anında “dondan dona girmek” Kırat’ta da görülür (s. 13-14).

         

        II. Bölüm, Komik Yönde İkileşme başlığını taşımakta. Bu bölümde “tipin ikileşmesi” kavramı, terimi; 1. Hükümdar ve Telhek (soytarı), 2. Pehlivan ve Yalancı Pehlivan, 3. Doğru ve Yalan, 4. Akıllı ve Ahmak, 5. Taraz ve Nataraz (dengeli ve dengesiz/normal anormal) zıt tipleri çerçevesinde ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır.

         

        Açıklama sırasında verilen örnekler arasında Nasreddin Hoca (Azerbaycan’da Molla Nasreddin) ve Timur fıkraları da vardır. Kerkük Türkmenlerinden derlenmiş bir fıkrada Hoca, Timur’un yerine geçer. Ondan emir alınır, danışılır (s. 83). Hoca, fıkralarda kadı, müneccim, şair, vergi memuru gibi çeşitli kimliklere bürünür (s. 84).

         

        “Pehlivan-Yalancı Pehlivan” tiplerinin birbirine dönüşmesinin sebebi ise iki madde hâlinde açıklanmıştır:

        1. Başkahraman, tembellik ve korkaklık perdesi altında asıl kimliğini gizleyen bir bahadırdır.

        2. Başkahraman, yalancı pehlivandır (s. 91).

        “Akıllı ve Ahmak” altbaşlığı altında, halk kültürü ürünlerinde zaman zaman yer değiştiren bu iki tiple ilgili şu yorumda bulunulmuş:“Folklorda esasen üç tür ahmağa rast geliriz: a. Aldatılıp ahmak yerine konulan şahıs, b. Özünü/kendini ahmaklığa vuran şahıs, c. Saf, sadedil olup ahmakçasına hareket eden şahıs. Folklorda, insanların ahmaklığının yanı sıra, hayvanların ve diğer bazı varlıkların (dev, cin, şeytan gibi) da ahmaklığından söz edilip onlar da insan şeklinde gösterilebilirler. Nasreddin Hoca, Behlül Danende gibi komik tipler; gâh akıllı gâh saf adamlar gibi hareket ederler (s. 119-120).”

         

        III. Bölümde Folklordan Yazılı Edebiyata başlığı altında sözlü kültürden, halk kültüründen kaynaklanan çağdaş tiyatroya yansımış bazı “tipin ikileşmesi” olayları incelenmektedir. İncelemede iki oyun yazarının eserleri ele alınmıştır: Hüseyin Cavid (1882-1944) ve Celil Memmedkuluzade (1869-1932).

         

        Hüseyin Cavid’in Şeyda, İblis, Knyaz, Siyavuş, Hayyam, Peygamber, Topal Teymur ve Şeyh Senan oyunlarına yansıyan “tipin ikileşmesi” olayı; 1. Her Kâşanede, Viranede İblis (Şeytan), 2. Her Bakışta Bir Melek, alt başlıkları çerçevesinde ele alınıp oyunlardan örnekler verilmiştir.

         

        Oyun yazarı, hikâyeci Celil Memmedkuluzade’nin ise Poçt (Posta) Kutusu, Ölüler, Deli Yığıncağı, Kişmiş Oyunu eserlerinde “tipin ikileşmesi” olayı genellikle ölü diri, akıllı deli zıtlığı çerçevesinde irdelenmiştir. Prof. Kâzımoğlu, irdelemesinin sonucunu, Türkiye Türkçesine aktardığımız şu cümlelerle açıklıyor: “Sonuç olarak diyebiliriz ki; Ölüler ve Deli Yığıncağı trajikomiklerinde tipin ikileşmesi, halk mizahındaki tipin ikileşmesine çok benzer. Benzerlik, her şeyden önce başkahramanların Nasreddin Hoca vari davranmalarında kendini gösterir. Nasreddin Hoca gibi hareket ederek Kefli İskender ‘diri ölüler’ arasında ölü kimliğini, Molla Abbas ise ‘akıllı deliler’ arasında deli kimliğini seçer. İdrak sahibinin ölü veya deli gibi davranması; kimlikten kimliğe giren, birçok sıfatı olan çevrenin iç yüzünü anlamayı, düşünce adamı ile kitle arasındaki münasebetlerin gülünç ve acıklı yönlerini kavramayı sağlamaktadır (s. 207).”

         

        Eserin sonundaki Yararlanılan Kaynaklar Bölümü’nde Azerbaycan Türkçesinde 181, Türkiye Türkçesinde 16, Rusça 69 olmak üzere 250 kitap ve makale künyesi sıralanmıştır. Eserin içinde, dipnot yerine, bu listedeki kaynağın numarası ile sayfa sayısı verilmiştir. Bu tür kaynak gösterme daha gerçekçidir ve doğrudan yararlanılan kaynakları görmemizi sağlar. Prof. Kâzımoğlu, böyle bir eseri hazırlayabilmek için bu zengin kaynağa ulaşmak, incelediği kavramla ilgili örnekleri bulmak amacıyla sayfalar dolusu metin okumak zorundaydı. Önce bunu yaptı. Sonra da, bu karmaşık metinlerden “folklorda obrazın/tipin ikileşmesi” motifini ayıklayıp tezini destekleyici örneklerle birlikte eserini yazdı. Gerçekten de yazılması zor bir eserdir. Kendisini ve eserini yayımlayan AMEA Folklor Enstitüsü yönetici ve çalışanlarını yürekten kutluyoruz. Daha nice böylesi zor eserlere Prof. Dr. Muhtar Kâzımoğlu (İmanov)…

Nail TAN

         


Türk Yurdu Şubat 2015
Türk Yurdu Şubat 2015
Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele