Ülke Kalkınmasına ve Türk Milletine Adanan Bir Ömür

Mayıs 2021 - Yıl 110 - Sayı 405

Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük hayırsever iş adamlarından, müstesna insan İdris Yamantürk, 12 Şubat 2021 tarihinde, salgın şartları yüzünden kısıtlı bir katılımla, Ankara Gölbaşı Mezarlığı’nda kıldığımız cenaze namazı sonrasında, eşinin yanında toprağa verildi. Daha önce gıyaben tanıdığım, Türk Ocakları Genel Başkanlığım döneminde ise yakından tanımak bahtiyarlığına eriştiğim büyük insanın işadamı olarak başarıları herkesin malumudur. Gençliğinden itibaren kendisini ülkesine ve milletine adamış örnek bir şahsiyet idi. Milliyetçi kuruluşlara ve Türk Ocaklarına her zaman destek oldu. Türk Ocaklarının kurultaylarına muhakkak katılır ve kurultayda oylamalara kadar sabırla yerinde otururdu. Salgın dönemine kadar Ocakbaşı Sohbetlerine genellikle katılır ve dikkatle dinlerdi. Ülke meselelerini yakından takip ederdi. Hayırsever bir insan olarak bildiğim kadarıyla her yıl yüzlerce öğrenciye burs verirdi. Genellikle ayda bir, Türk Ocakları Şeref Genel Başkanı Nuri Gürgür Bey ile camiadan bazı şahsiyetlerin katılımıyla, daha çok GÜRİŞ'in Çankaya'daki yerinde olmak üzere yemekli sohbetlerimiz olurdu. Hatıralarını ve ülkenin geleceği hakkındaki düşüncelerini paylaşırdı. Merak ettiği konuları araştırır, bizlerin fikrini sorardı. Millete adanmış bir hayat sürdü. Osman Çakır arkadaşımızın nehir söyleşi tarzında hazırladığı Türk Milletine Borcumuz Var adlı kitabı herkes okumalıdır. Dürüst ve ilkeli bir insandı. Samimi bir Müslüman olarak kazancına asla haram karıştırmama konusunda son derecede hassastı. Türk Ocaklarının hamisi ve hadimi idi. Ocak üzerinde âdeta titrerdi. Gerek Danışma Kurulu toplantılarında gerekse sair görüşmelerimizde ısrarla Ocak'ın gündelik parti siyasetine girmemesi üzerinde ısrarla dururdu.

Altmış altı yaşında bir babanın beşinci karısından ilk çocuğu olarak 1926 yılının kiraz ayında (Haziran sonu) Çamlıhemşin’de doğan İdris, dönemin bütün zorluklarıyla âdeta savaşarak okur; İstanbul Teknik Üniversitesini bitirir, bir müddet devlet memurluğundan sonra iş hayatına atılır ve Türkiye’nin sayılı iş adamlarından biri hâline gelir.[1] İdris Yamantürk’ün hikâyesi, savaşlardan harap ve bitap düşmüş bir ülkede, Cihan Devleti’nin kalıntıları üzerinde bir yeniden doğuş, bir Ergenekon’dan çıkış mucizesi olan Cumhuriyet’imizin de bir hikâyesidir.

“Fırtına Deresi’nde 16 hanelik bir köyden çıktım, şans vardır ama esas olan çalışmaktır.” diyen İdris Ağabey’de güçlü bir tarih şuuru, çalışmaya inanç vardı. Samimi bir Müslüman olan İdris Yamantürk, Müslümanların Kur’an’ı anlamak için okumamasından mustaripti. Dinin doğru anlaşılmasının üzerinde ısrarla dururdu. Atatürk başta olmak üzere Cumhuriyet’in kurucularına karşı hakaretamiz ifade kullanılmasına çok üzülürdü. İş hayatının bir kısmının geçtiği Libya ile ilgili olarak Trablusgarp Savaşı için oralara gizlice ve gönüllü olarak giden Mustafa Kemal ve diğer askerler için söylediği sözler de önemlidir: “Derne’ye vatan demezseniz oraya savaşmak için kimse gitmez.” Bu fedakâr insanların aziz hatıralarına yapılan saygısızlıklar elbette, iyi niyet veya halis tenkit anlayışından değil farklı niyetlerden kaynaklanmaktaydı.

Demokrasiye inancı tamdı. “Milliyetçilik fikrine sahip olanlar, ayrıca demokrat olmak zorundadırlar.” diyen Yamantürk, ihtilallerde millete rağmen iddiasının olduğunu, ihtilalciler arasında elbette milliyetçilerin olabileceğini ama ihtilalciliğin milliyetçilik fikriyle çeliştiğini savunur. Türkiye’de darbeler (İdris Ağabey, “ihtilâl” kelimesiyle bunları anlatıyor.) askerler tarafından yapılmıştır. Bu ihtilalleri tasvip etmeyen İdris Ağabey, buna rağmen kendisinde asla asker ve orduya karşı düşmanlık olmadığını, zira ordunun bu memleketin ayakta kalması için çok önemli bir müessese olduğunu belirtir.[2]

İdris Ağabey’de, vatanına ve milletine karşı büyük bir sorumluluk duygusu vardı. Şehitlere, bu vatanı bize emanet eden atalarımıza karşı borcumuzu ancak daha çok çalışarak, memleketi imar ederek, yeni nesilleri iyi bir şekilde yetiştirerek ödeyebiliriz:

“Ben de herkes gibi bu ülkenin çocuğuyum. Bu ülkeye borçlu doğdum. Borçlu da öleceğim. (…) Bu borcun para borcu olduğu anlaşılmamalıdır. Bu bir hizmet borcudur.”[3]

“Herkes Allah’a hesap verecek. (…) Böyle inanıyoruz ve bu inançla hareket etmeliyiz.”[4]

O, kendi hayatını bu manevi borcu ödemeye vakfetti. Peygamber’imizin meşhur bir hadisi var: “İnsan öldüğü zaman amelleri(nin sevabı) kesilir, üç amel hariç: Sadaka-i câriye, yararlanılan ilim ve ebeveynine dua eden sâlih evlât”. Bu hadiste geçen ‘Sadaka-i cariye’ devamlı kullanılan sadakalar olup vakıf kurumunun buna dayandığı yaygın olarak kabul edilen görüştür. Arkasında hayırlı evlatlar ve sayısız eser bırakan İdris Yamantürk büyüğümüzün amel defteri açık kalmaya devam edecek inşallah. Her nefis ölümü tadacaktır, hepimiz ona döneceğiz. Çalışmaya, üretmeye ve millet yoluna adanmış bir ömür sona erdi ama o, eserleriyle yaşamaya devam edecektir. Başta kıymetli oğulları Tevfik ve Müşfik Yamantürk beyefendiler olmak üzere bütün aile fertlerine, sevenlerine ve camiamıza bir kez daha baş sağlığı ve sabır diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

 


         

[1] İdris Ağabey’in hayat hikâyesi, Osman Çakır’ın kendisiyle uzun görüşmeler sonucu hazırladığı kitapta ayrıntılı olarak kayda geçirilmiştir: İdris Yamantürk, Bir Cumhuriyet Çocuğunun Hayat Hikâyesi-Türk Milletine Borcumuz Var, haz. Osman Çakır, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014.

[2] Yamantürk, Türk Milletine Borcumuz Var, s. 238.

[3] age., s. 449.

[4] age., s. 451.

 


Türk Yurdu Mayıs 2021
Türk Yurdu Mayıs 2021
Mayıs 2021 - Yıl 110 - Sayı 405

Basılı: 25 TL

E-Dergi: 10 TL

Sayının Makaleleri İncele