Türklerde Pehlivanlık Kültürü Ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan

Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

        Türkler çok kahraman çıkaran bir millet olduğu için, pehlivanlık; kahramanlık ve güç timsali olarak görülmüştür. Barış zamanında bu kahramanlık hislerini okçuluk, güreş, gökbörü, at yarışları, çöğen/çevgân/ polo, avcılık ve cirit gibi sporlara iştirak ederek tatmin ediyor, gurur kazanıyorlardı.1

         

        Savaşların beden gücüne dayandığı çağlarda spor, savaşa hazırlık dönemini oluşturmakta idi. Türkler de bu dönemlerde savaşa yönelik işlevleri olan sporları yapmışlar ve desteklenmişlerdir. Bu maksatla savaşa hazırlayıcı bir vasıta olarak ve bir ön tatbikat olarak savaşlardan önce savaş taklidi niteliğinde sporları uygulamışlar ve özellikle büyük sürgün avları düzenlemişlerdir.2

         

        Türkler sporu eğlence şekline dönüştürmüşler, düğün törenleri ve gelenekleri içine katmışlardır. Evlenmek istediğinde bir gençte; at binmeyi, güreşmeyi bilmesi gibi beceriler aranmaktaydı. Türklerde, düzenlenen şenliklerde yapılan yarışmalarda başarılı olanların toplum içinde saygın bir yeri olurdu3

         

        Türk güreş tarihinde birçok ünlü şampiyon yer almış ve bu şampiyonların başarıları, nesilden nesile intikal eden menkıbelerle anılagelmiştir. Bunların içerisinde, bir güreşçide aranan vasıfların tümünü kendinde toplayan Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın ayrı bir yeri vardır. Güreş hayatında gittiği her yerde ve her fırsatta Türk şan ve şerefini düşünmüş ve millî duygularını söylemekten de gurur duymuştur. Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ı cihanda büyük ün almış Türk pehlivanı yapan ve güreşte başarıya ulaştıran Türk milletine mensubiyet duygusunun güçlü oluşudur. Kurtdereli Mehmet Pehlivan, hayatının belli bir parçasında değil hayatı boyunca pehlivan ahlakıyla ve başarısıyla kendini topluma sevdirmiş ve takdir görmüştür. Başarısının tesadüfi olmadığını hem Osmanlı Devleti hem de Cumhuriyet dönemi yüksek makamlarından gördüğü takdirlerle kendini kanıtlamıştır. Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Türk güreşi için efsanelerden, tarihten, kültürel mirasımızdan süzülerek gelen kahramanlık temasının bir göstergesi olan millî bir kuvvettir. Maddeten ve manen yenilmeyen ahlak abidesidir. Güreşimizin manevi desteği, pehlivanlığın psikolojik ilhamıdır. O Türk sporcularını birbirlerine bağlayan tinsel ve manevi bir semboldür. Halk kahramanımızdır ve halkın idolüdür.

         

        Bu makalede; Türklerde pehlivanlık kültürü ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan değerlendirilmiştir.

         

        Türk Kültüründe Spor ve Sporcu Ahlakı

        Türklerin hareketli hayatlarını sürdüğü Müslümanlık öncesi dönemlerde, Asya bozkırlarında yaşanan güç hayat tarzı; Türk toplumunda kahramanlık ve cengâverlik geleneğinin gelişmesinde ve Türklerin spora daha çok vakit ayırarak, Alplık geleneğinin yerleşmesinde etkili olmuştur4

         

        Eski çağlarda spor yapılan yerler ahlakın öğretildiği yerler ve sporcular da ahlaklı insanlar olarak bilinirdi. Türklerde de “Er meydanı”, “Ok meydanı”, “Cirit meydanı” ve diğer spor meydanları; yiğitliğin, cesaretin, dürüstlüğün, yardımseverliğin, mertliğin ve cömertliğin gösterildiği meydanlardı. Bu açıdan örnek davranışlara sahip sporcular, kin, nefret ve kötü duygulardan uzak ve spor ahlakının yarışı içerisindeydiler.5 Sporcular, sadece manevî ödülü düşünerek bu ruhla spor yaparlardı. Sporu, spordaki ahlaki değerleri yaşatarak amatör bir ruhla yapıyorlardı. Sporcular sporun gerektirdiği davranışlarda bulunarak, spor ahlakına ve kurallarına uyarlardı. Sporun hakkıyla yapılması gerektiğine ve başarının çalışarak kazanılacağı fikrine inanılırdı.6

         

        Geleneksel sporlarımıza bakıldığında, ahlakın ideal olarak kabul edildiği görülür. Koca Yusuf, Adalı Halil, Kara Ahmet, Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Yaşar Doğu ve İbrahim Karabacak gibi sporcular yaptığı güreşlerden ziyade, birtakım vasıflarıyla tanınırdı. Aldıkları terbiye, gelenek ve göreneklerine bağlı olduklarını gösteriyor. Onlar sadece bir şampiyon olmayıp, aynı zamanda maddeten ve manen yenilmeyen ahlak abideleriydiler7

         

        Osmanlı Devleti’nde seçkin Türk sporcusunun yetiştirilmesi için yeterli zemin hazırlanmıştır. Bu açıdan, Türk sporunun ve sporculuğunun Osmanlı Devleti’nde kurumlaşmış bir yapısı, felsefesi ve ananesi vardır. Bu ananenin ve felsefenin her devirdeki kuvvetli belirtilerini bize kadar nakletmişlerdir. Türkler Orta Asya’dan getirdikleri millî sporlarını asırlarca hiçbir değişikliğe uğratmadan devam ettirmişlerdir. Osmanlılar, Selçuklular gibi tamamen oğuz törelerine bağlı olarak yaşadılar. Örneğin Alplık geleneğinin Oğuzlardan Osmanlı’ya aktarılması bir kültürel süreklilik olurken, bazı sporların dünyada yaygınlaşmasında Türklerin de rolü olduğu dikkate değerdir.8Eski Türk sporlarında demokrat bir ruh hâkimdi.

         

        Osmanlı Devleti’nde pehlivanlar, er meydanlarında güreşi, adap ve erkân üzerine onurlu bir meslek olarak görüyorlardı. Usta-çırak geleneğini yaşatmaya yönelik örnek davranışlar gösteriyorlardı. Pehlivanlık geleneği güreş eğitiminde sürekliliği ve ustanın çırağını her yönüyle yetiştirmesiyle bir görev üstlenmişti. Bu durum aynı zamanda spor ahlakına da bir süreklilik kazandırmıştı. Güreşte yenen veya yenilen pehlivan, ustasının elini öperek ahlaki davranışlar gösterirdi. Pehlivanlık demek hem vücutça hem de ahlaken güçlü olmak demekti. Er meydanı geleneğinde sporun uyulması gereken her türlü kural öğretiliyor ve pehlivanlar da bu kurallara uyuyorlardı. Pehlivanlar, büyük bir güreş disiplini ve bilgi eğitimi içerisinde nefislerini de eğitiyorlardı. Güreş geleneğine saygı açısından, genç pehlivanlar teşvik edilirken yaşlı sporcular da onurlandırılırlardı.9,10    

         

        Örnek pehlivan kişiliğinin geliştirilmesiyle kuralları ihlal etmemeye çalıştıkları gibi, aşırı kazanma hırsının frenlenmesine yönelik davranışlar da sergiliyorlardı. Örnek sporcu davranışına sahip olmayanları seyirciler dışlar ve desteklemezdi. Spor seyircisi, spor ahlakı konusunda hassasiyet gösterirdi.11,12

         

        Pehlivanlar, vücutlar

        ını ve ahlaklarını bozacak yerlerde görülmemişlerdir. Onlar, karakterlerini ve vücutlarını her şeyin üstünde tutuyorlardı. Formunu, ülkesinin ve kendisinin şerefini sportmence korumak için kendilerini suiistimallerden uzak tutmakta ve nefislerine hâkim olmaktaydılar.13,14 Pehlivanlar, alçak gönüllü ve hoş görülü idi. Galibiyetten ötürü gururlanmaz ve bu tür davranışlarda bulunmazlardı. Güreş meydanlarında ve güreşin dışındaki hayatlarında mertliğin, doğru sözlülüğün, cesaretin ve yiğitliğin bütün özelliklerini taşırlardı.15,16 Pehlivanların bu davranışları toplumda örnek oluştururlardı. Geleneksel güreşlerde cazgırın pehlivanlara; nasihat ve öğütlerle ilgili söylediği sözler oldukça anlamlıdır. Cazgır, pehlivanları beden gücünden çok akıl gücüne güvenmeye, yenen ve yenilenleri dost kalmaya çağırıyordu. Pehlivanlar da birbirlerini rakip değil bir dost gibi görüyorlardı.17,18

         

        Osmanlı Devleti’nde spordan elde edilen gelirin hayır için kullanılması yönünde örnek sporcu davranışları ve örnek spor organizasyonları yapılırdı. Güreşlerin hayır için yapılması bile bir erdemi göstermektedir.19,20

         

        Pehlivanca yarışmak, güreşmek gibi erdemli davranışları sporda yaşatan etik anlayış; usta-çırak usulü ile aktarılıyordu. Spora yeni başlayan (acemi) birisi bu değerleri spor ortamında hazır olarak buluyordu. Ona düşen bu sportif değerleri yaşatıp geliştirerek gelecekte kendisinden sonraki sporculara aktarmaktı. Hayatı ve spor felsefesini beraber yaşıyorlardı. Sporda verilen çok büyük ödüllere rağmen, amatörlük ruhunu yaşatabiliyorlardı. Pehlivanların, okçuların/kemankeşlerin ve cündilerin/keskin binicilerin örnek sporcu davranışları toplumun düşüncelerini ve bireysel davranışlarını etkilemişti.21,22

         

        Sporcular, büyüğüne, küçüğüne, rakibine, hakeme, yöneticilere ve seyircilere saygılıydılar. Yenen yenileni kutluyor, mağlubiyeti de kabulleniyorlardı. Başarıya çalışarak ulaşmayı tercih eden bir sportmenlik vasfına sahiptiler. Pehlivanlığın maddeten ve manen yenilmeyen ruhunu dünyaya göstermişlerdi. Öz saygılarını yitirmedikleri gibi, her konuda ahlaklı olma yarışı içerisindeydiler.23,24

         

        İnsandaki geçilme ve yenilme korkusu ile kazanma ve rekor kırma hırsı Osmanlılarda da vardı. Okçuluk sporunda bazen atıcılar rekor kırmalarına rağmen, kırdığı rekordaki mesafeyi az bularak menzil taşı diktikleri de olurdu. Böylece atıcı kendisiyle hesaplaşarak bir özveride bulunurdu.25,26

         

          Türk güreş tarihinde birçok ünlü pehlivan yer almış ve bu pehlivanların başarıları ve pehlivanlık davranışları nesilden nesile intikal eden menkıbelerle anılarak gelmiştir. Bunların içerisinde, bir pehlivanda aranan vasıfların tümünü kendinde toplayan merhum Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın ayrı bir yeri vardır.

         

        Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Deliorman Türklerinin yaşam tarzı dinç, sağlam ve güçlü uzun ömürlü bir toplumsal yapının oluştuğu bir ortamda, Bulgaristan’ın Tırnova (Tornovo) iline bağlı Selvi (Sevlievo) Kazası’nın “Bukurova” Köyü’nde 1872 yılında doğdu. Daha sonra 93 Harbi diye de bilinen Osmanlı-Rus Savaşı’ndan (1877-1878) sonra çocukken ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç ederek, Balıkesir’in merkez köylerinden olan Kurtdere Köyü’ne yerleşti.27 Her Deliormanlı Türk çocuğu gibi güreş kültürünün içinde yetişmiş, er meydanlarında pehlivanlığını geliştirerek ustalaşmıştır. Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Türk toplumunda saygınlık kazanmada örnek davranışları olan bir pehlivanımızdır. Güreş seyircisinden padişaha ve Atatürk’e kadar güreşteki başarıları ve güreş ahlakıyla takdirle karşılanarak örnek bir pehlivan profili çizmiştir.

         

        Güreşe küçük yaşta başladı. Soyunda pehlivan yoktu. Önceleri babasından gizli gizli ağabeyi ve akranlarıyla güreşiyordu. Ağabeyini yenmeye başlayınca kendisini tamamen güreşe verdi ve evin görülecek işlerini de ağabeyi üstlendi.28

         

        İlk ustası, Molla Mehmed adında güreş yapan sarıklı ve sakallı bir hocadır. Bu hoca sonradan Adapazarı’na yerleşip orada vefat etti.29.

         

        1892 yılının bir bahar günü Kepsut İlçesi’nin “Kepekler” Köyü’nde Sultan Abdülaziz çağı pehlivanlarından Katrancı Mehmet Pehlivan ile karşılaştı Bu güreşte, Katrancı kendisini başpehlivan olmuş sanan bu genç ve tecrübesiz Kurtdereli’yi ezerek yendi. Bu nedenle aylarca hasta yattı30. Katrancı güreşinden ancak bir sene sonra tekrar güreşe başlayabildi.31.

         

        1893 yılının baharında o yörelerde başa güreşen 28-30 yaşlarında oldukça iyi bir pehlivan olan “Atköy”de Cızlak Pehlivan’ı iki buçuk saat süren bu güreşte pes ettirdi. Kurtdereli’nin hastalıktan kalktıktan sonra kazandığı ilk önemli güreştir.32

         

        1893 yılında Razgradlı Kara Ahmed’le güreşti Kurtdereli ve Kara Ahmed her ikisi de bu güreşte kendilerinin yendiğini söylüyor.33

         

        1894 yılında Çardak güreşinde baş güreşçilerinden Büyük Yusuf’a 10 dakikada yerden kesilerek yenildi.34

         

        1896’da tam anlamıyla başpehlivan olan Kurtdereli, Kara Ahmed’i de ustası Hergeleci İbrahim Pehlivan’ı da geçti.35

         

        3 Mayıs 1894 günü Manyas’ın “Mürvetler-Boğazpınar” Köyü’nde Kurtdereli ile Katrancı Baş güreşinde ikinci defa karşı karşıya gelerek bu güreşte Kurtdereli, Katrancı’yı yendi. Mürvetler Köyü güreşinden sonra üçüncü güreşleri olmadı.36

         

        23 Ağustos 1894 günü Gelibolu Mevlevi Şeyhi Mustafa Daniş Efendi’nin Çardak’ta yaptırdığı güreşte Kurtdereli Büyük Yusuf ile eşleştirildi. Büyük Yusuf, Aliço’dan sonra Türkiye’nin başpehlivanı sayılıyordu. Aynı zamanda Kurtdereli’den 13 yaş daha büyüktü. Üstelik hem çok kuvvetli ve hem de Kurtdereli’ye oranla tecrübeliydi. Bu güreşte Büyük Yusuf Kurtdereli’yi kucaklayıp ayaklarını yerden keserek yendi.37

         

        30 Ağustos-1 Eylül 1896 günlerinde Selanik’te Memleket Bahçesi “Beşçınarlar”ı çalıştıran İpekçi İsmail Bey’in yaptırdığı güreşte Kurtdereli, Adalı Halil ile yenişemediler.38

         

        6 Kasım 1896 Perşembe günü Kartal’da yapılan bir düğün güreşinde Selanik’te bir kaç ay önce berabere kaldığı Adalı Halil’i 15 dakikada yendi.39

         

        26-28 Kasım 1897 Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri Girit göçmenlerine yardım toplamak amacıyla Tophane’deki askeriyenin eğitim alanında düzenlenen güreşte: Kurtdereli Şumnulu Küçük Yusuf’u pes ettirerek yendi (26.11.1897). Kurtdereli Katrancı ile berabere kaldı (28.11.1897). Bursa’dan sonra Yenişehir’e ve İnegöl’e giderek güreşler yapıp yardım komisyonunun epeyce para toplamasına yardımcı oldu. Kışı da Yenişehirli Ethem Bey’in yanında geçirdi.40

         

        Kurtdereli, Ethem Bey’in yanında kalırken Ocak 1898’de Rüstem ile birlikte İstanbul’a gelerek Kara Ahmet’e meydan okudu, güreşmek istedi. Ahmed, Kurtdereli’nin karşısına çıkmamakla Kurtdereli’nin kendisinden üstün olduğunu kabul etmiştir.41

         

        1898 Ekim’inde güreş organizatörü Doublier Türkiye’ye gelerek Kurtdereli’yi ve Katrancı’yı Paris’e götürdü.Kurtdereli ile Katrancı Paris Birinci Cihan pehlivanlığı yarışmaları başladıktan çok sonra geldikleri için o yarışmalara alınmadılar. Daha sonra katıldıkları “Folies-Bergere” tiyatrosundaki güreşlerde şu sonuçlan aldı..42

         

        23 Ocak 1899’da Fransız “Daumas”la berabere kaldı.43

        24 Ocak 1899’da Fransız “Daumas”ı 11.20 dakikada yendi.44

        27 Ocak 1899’da Bulgar “Petrof’a 6.37 dakikada yenildi. Bulgar Petrof ile danışıklı güreş yaptıklarını kabullendikleri için, ikisi de yarışmalardan çıkarıldı.45

         

        Paris’ten yurda döndükten sonra 3-5 Mayıs 1899 günleri yapılan Kırkpınar güreşlerine katıldı ve Adalı Halil ile Kara Osman’ı yenerek Kırkpınar Başpehlivanı oldu.46

         

        Kurtdereli, Kara Ahmed’in Pytlasinski’ye yenilmesi üzerine tekrar Paris’ten çağırıldı. 31 Mart 1900 günü İstanbul’dan ayrıldı. Bu Avrupa’ya ikinci gidişiydi. Nisan’ın 6’ncı günü Paris’e geldi.Kurtdereli her nedense yine Paris’e geç gitmişti. Bu mevsimde güreşler biter, pehlivanlar başka ülkelerdeki güreşlere giderlerdi. Nitekim Kara Ahmet de 18 Nisan da Berlin’deki ‘Winter Garden”da başlayacak yarışmalara katılmak için Paris’ten ayrılmıştı. Kurtdereli de hemen Paris’ten ayrılıp Berlin’e gitti. Burada başta Pytlasinski olmak üzere diğer güreşçilerin itiraz etmeleri nedeniyle güreşemedi, tekrar Paris’e döndü.47.

         

        12 Ağustos 1900 günü Paris’te Gulâm Rüstem ile güreşi 2 saat 35 dakika sürdü. Sözleşmeye ve uygulana gelmiş kurallara aykırı olacak şekilde Kurtdereli’yi mağlup saydılar. Gerçek sonucu almak için ikinci güreşin yapılması kararlaştırılır, fakat Gulâm Rüstem kolunun incindiğini bahane ederek Paris’ten kaçarak güreşmez.48

         

        19 Mayıs 1901 günü Berlin’de “Kürfüstendam-Veledram”da yapılacak güreşlere geldi. Bu güreşlerde şu sonuçları aldı:49

         

        19 Mayıs 1901 günü, Alman Axer Zuden’i 11.40 dk’da yendi.50

        21 Mayıs 1901’de, Alman Hans’ı 00.48 sn’de kol bükmesiyle yendi.51

        26 Mayıs 1901’de, Bulgar Petrof ile bir saat güreştikleri halde yenişemediler.52

        28 Mayıs 1901’de, Fransız Aimable de la Calmette ile 45 dk’da berabere kaldılar.53

        30 Mayıs 1901’de, Alman Pohl ile 45 dk’da berabere kaldılar.54

        10 Haziran 1901’de İstanbul’a geldi. 55

        11 Haziran 1901 günü Balıkesir’e gitti.56

         

        4 Aralık 1901 tarihinde (22 Şaban 1319), Huzurda yapılan güreşten dolayı Sultan Abdülhamid tarafından Sanayi Madalyası ve beratı verilerek taltif edildi.57

         

        1902 yılında Biga’da yapılan düğün güreşine katıldı.58

         

        1902 yılının Aralık ve 1903 yılının Ocak aylarında 23 gün süre ile İstanbul’da Safvet Tiyatrosu’nda yapılan güreşlerde serbest stilde; İsmail, Deli Murat, Madaralı Ahmet’i 2 saat ve Koç Hasan’ı 5 saatte yenerek Türkiye serbest güreş şampiyonu oldu. Grekoromen güreşte başarılı olamadı. Kurtdereli grekoromen stili hem sevmez hem de beceremezdi. Ama önce Ethem’i yendi. Sonra Tevfik’i de yendi. Üçüncü hasmı Neşet ile güreşirken ayağı burkulduğundan güreşlerden çekildi.59

         

        1904 yılının ilk aylarında Adalı Halil ile İngiltere’ye gittiler. Karşılarına çıkacak pehlivan bulunamadı. Londra ve Manchester’de önemsiz güreşler yaparak yurda döndüler.60,61

         

        1906 yılının Nisan ayında Selânik’te Beşçınarlar bahçesinde düzenlenen güreşlere çağrıldılar. Bu güreşler bittikten sonra eğer imkân bulursa Çorlulu İbrahim pehlivanla birlikte Atina’da 22 Nisan 1906 Pazartesi günü başlayacak Olimpiyat Oyunlarına giderek güreş yarışmalarına katılmak arzusundaydılar, ancak Çorlulu İbrahim ve Kurtdereli Atina’ya gidemediler. Niçin gidemedikleri bilinmemektedir.62

         

        24 Nisan 1907’de Sultan Abdülhamid tarafından ikinci defa taltif edildi. Bu sefer Mecidi Nişanı’nın dördüncü rütbesi verildi. Beratının tarihi -11 Rebiyülevvel 1325- 24 Nisan 1907’dir.63

         

        4 Ekim 1907 Cuma günü Bursa Atıcılar alanında düzenlenen güreşlerde baş boyunda Kurtdereli’nin karşısına kimse çıkmadığından güreş yapamadı.64

         

        11 Ekim 1907 Cuma günü Bursa Atıcılar alanında düzenlenen güreşlerde baş boyunda Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın karşısına hiç kimse çıkmadığından, Kurtdereli Yenişehirli Arap Ali Pehlivan’la ve daha sonra da Sebeblili Hüseyin ile yarım saat oynaş güreşi yaptı.65

         

        20 Şubat 1908 günü akşamı trenle Sofya’da düzenlenen güreş turnuvasına gitti. Yaptığı maçların sonuçları hakkında bilgi bulunamamıştır.66

         

        1909 Aralık ayında güreş organizatörü Rum Antonie Pierri Türkiye’den Kurtdereli’yi Amerika’ya götürdü. Kurtdereli Danimarkalı Petersen’e ikinci defa yenilip parmağı sakatlanınca Antonie Pierri para vermedi. Kurtdereli de Kızılcıklı Mahmud Pehlivan’ın yardımı ile Türkiye’ye döndü. Kurtdereli Mehmet Pehlivan da, Kızılcıklı Mahmut Pehlivan’ın bu iyiliğine karşılık, Mahmut Pehlivan yurda dönünce Romanya’daki Kızılcık Köyü’ne giderek borcunu ödemiştir.67

         

        5 Eylül-4 Ekim 1910 tarihleri arasında Ramazan sebebiyle İstanbul Taksim’de At Canbazhanesi’nde Avrupa’nın en ünlü pehlivanlarının da katıldığı ve genelde grekoromen stilde düzenlenen güreşlere Türkiye Başpehlivanı bulunan Kurtdereli Mehmet Pehlivan da katıldı. Kurtdereli 6 Eylül gecesinden itibaren hemen her gece güreşe çıktı. Bu güreşlerde:68

        16 Eylül 1910 gecesi Kurtdereli Rus/Kazak Baradanof’u 14 dakikada yendi.69

        21 Eylül 1910 gecesi Kurtdereli Rus/Kazak Baradanof’la yenişemeyip berabere kaldılar.70

        28 Eylül 1910 gecesi Kurtdereli Polonyalı Vanyak’ı yendi.71

        12 Ekim 1910 gecesi Kurtdereli Fransız Laurent le Boucher’i 15 dakikada yendi.72

        13 Ekim 1910 gecesi Kurtdereli Macar Yanuş Çaya ile 35 dakika güreşip yenişemediler.73

        14 Ekim 1910 gecesi Kurtdereli İngiliz Adams’ı 1 dakikada yendi.74

        18 Ekim 1910 gecesi Kurtdereli Macar Yanuş Çaya ile bir saat süren güreş sonunda yenişemediler.75

        19 Ekim 1910 Çarşamba gecesi Kurtdereli Rus/Kazak Baradanof’u serbest stilde yapılan güreşte 4 dakikada tuş etti.76

         

        22 Ekim 1910 gecesi Kurtdereli, Macar Yanuş Çaya’nın kolunun sakatlanıp güreşi bırakması üzerine galip ilan edildi. Kurtdereli’nin Türkiye Başpehlivanlığını kazandığı kabul edilerek “Altın Kadeh”in kendisine teslim edildiği halka duyuruldu. Kurtdereli, yağlı güreşte ve serbest güreşte Türkiye’nin hatta bütün dünyanın en büyük pehlivanı olduğunu bir defa daha kanıtlamıştır. Kurtdereli’nin bu müsabakalardan yüz akıyla çıkması Türk spor kamuoyunu olduğu kadar devlet büyüklerini de sevindirdi. Padişah Sultan Reşat, “Sanayi Madalyası” ve 10 lira ihsan ederek ödüllendirdi. Beratın tarihi -8 Zilhicce 1328- 11 Aralık 1910’dur.77

         

        1913 yılı Kasım ayında Kurtdereli Adalı Halil ile birlikte Paris’e gitti. Kurtdereli, Fransız Constant’ı 1.59 dakikada yendi. Kurtdereli bir konuşmasında Avrupa’ya 6 defa gittiğini söylüyor. 1913 Kasım ayında Paris’e altıncı gidişidir.78

         

        Kurtdereli Mehmet Pehlivan, güreşi bıraktıktan sonra davet edildiği geleneksel yağlı güreş organizasyonlarında hakem olarak görevlerde bulundu.

         

        11-13 Kasım 1931 günleri arasında Ankara at yarış alanında Atatürk’ün düzenlettirdiği güreşlere başta Kurtdereli Mehmet Pehlivan hakem olarak çağrıldı. Kurtdereli, bu güreşlerde hakem olarak bulunurken, “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.” sözünü söyledi. 15 Kasım 1931 tarihinde Atatürk, Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a Türk sporu için önemli bir direktif olan ve üstün görüşünü zikreden bir iltifat mektubu yazdı.79,80

         

        11 Nisan 1939 günü Kurtdereli Mehmet Pehlivan Kurtdere Köyü’nde öldü ve orada toprağa verildi.81

         

        “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.”

         

        Avrupa’ya giden pehlivanlarımız hemen her fırsatta Türk olduklarını, Türklük şerefini düşünmüşler ve bu duygularını söylemekten de gurur duymuşlardır. Kurtdereli Mehmet Pehlivan da; “Türkiye’nin payitahtında, Türk şan ve şerefini ilân ettiğini” aynı millî duygularının etkisiyle söylemiştir.82

         

        Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın 18 Ekim 1910 gecesi Macar Yanuş Çaya ile ikinci güreşini yapmak için ortaya çıktıklarında, Kurtdereli’nin adına yazılmış şu açıklama okundu:83

         

        “Efendilerim,

        Bu sene Avrupa’dan gelen pehlivanlarla yapılacak güreşlerde Allah’ın yardımıyla Cihan Pehlivanlığını kazanacağımı vatandaşlarıma bildirmiştim. Hamdolsun bu güne kadar yaptığım güreşlerde hiç yenilmemiş bulunuyorum. Bu tiyatro ile yapmış olduğum kontratımın sona ermesi üzerine 200 Osmanlı Lirası karşılığında Amerika’da yapılacak güreşlere gitmek üzere diğer kumpanyaya söz vermiştim. Şimdi değerli vatandaşlarımın özellikle çok uzak yerlerden birçok zahmetlere katlanarak büyük bir heyecan ve telaşla âdeta hücum edercesine güreşlerimin seyrine koşmaları üzerine adı geçen parayı feda ederek yeniden bu kumpanya ile Cihan Pehlivanlığını kazanarak Osmanlılık namının yükselmesine bütün gücümle çalışacağıma söz ve güvence veririm.”

         

        Atatürk, özellikle güreşi çok seven ve seyretmekten hatta çok yakın arkadaşlarıyla şakadan güreş tutmaktan hoşlanırdı. Atatürk, 11-13 Kasım 1931 günleri arasında Ankara at yarış alanında bir güreş düzenlettirdi. Bu güreşlere başta Kurtdereli Mehmet olmak üzere Suyolcu Mehmet Pehlivan gibi tanınmış kişiler de hakem olarak çağrıldı. Kurtdereli, bu güreşlerde hakem olarak bulunurken, Anadolu Ajansı, Havacılık ve Spor ve Hâkimiyet-i Milliye muhabirleriyle konuşmalar yaptı. Avrupa’da, gençliğinde yaptığı güreşleri anlattı. İşte bu görüşmeler sırasında, Taksim güreşlerini anlatırken;84

         

         “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm” sözü ile vatanı, milleti ve bayrağı ile nasıl özdeşleştiğini anlatmak istiyordu. Kurtdereli Mehmet Pehlivan, devrin en yüksek makam katında takdir ve iltifat görmüş bir pehlivandır. Kurtdereli’nin bu sözü üzerine Atatürk, 15.11.1931 tarihinde Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a millî insan tipini yetiştirmedeki motifleri içeren bir mektup yazar. Atatürk’ün Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a yazdığı ve Türk sporu için önemli bir direktif olan ve üstün görüşünü zikreden bu iltifat mektubu şöyledir:85,86

Ankara

15/11/1931

 

        Kurtdereli Mehmet Pehlivana,

        Seni, cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivanı tanıdım. Parlak muvaffakıyetinin sırrını şu sözlerle izah ettiğini de öğrendim: “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.”

        Bu dediğini, en az yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü, Türk sporcularına bir meslek düsturu olarak kaydediyorum. Bununla, senden ve sözlerinden ne kadar memnun olduğumu anlarsın.

        Çoluk çocuğun için sana ufak bir armağan gönderiyorum. O, bu mektubumla beraberdir.

        Pehlivan, ömrünün tam sağlıkla uzun sürmesini dilerim.

 

Gazi Mustafa Kemal

Atatürk’ün mektubunda eklediği armağan ise şuydu:

        İş Bankası Umum Müdürlüğüne,

         

        Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a 1.000 TL veriniz. Bu para, Birincikânun aylığımdan faiziyle kesilecektir.

         

Gazi Mustafa Kemal

        Atatürk, Kurtdereli’nin “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.” dediği örnek vecizesinin, Türk sporcularına bir meslek düsturu olmasını istemişti.87 

         

        Çünkü Kurtdereli’nin bu sözü, millet ruhunu temsil ediyordu. O, millet ruhunu temsil edemeyenlerin evrensel ruha erişmede güçlük çekeceklerine inanıyordu. Kurtdereli, mensup olduğu milletin kimliğini kazanmadan, benimsemeden bir üst kimliğin oluşturulamayacağını anlatmak istiyordu. Kurtdereli’yi güreşte başarıya ulaştıran Türk milletine mensubiyet duygusunun güçlü oluşudur. Kurtdereli, verdiği mücadele sonucu elde ettiği zaferi sadece kendine mal etmemişti. Bu başarılarını Türk milletinin varlığı ve manevi desteğiyle gerçekleştirdiğini söylemiştir. Türk bayrağı için mücadele ettiğini unutmamıştı. Kurtdereli kişisel egosunu maddi bir ödülle tatmin etmek için değil, kendisine verilen manevi destekle ve kendisine güvenen ve dua eden Türk milletinin şerefi için, Türk vatanı ve Türk bayrağı için spor alanlarında mücadele etmişti. Vatanına ve Türk milletinin değerlerine ne kadar bağlı olduğunu, vatan, millet ve bayrak sevgisinin her şeyden önce geldiğini anlatmak istemişti. Bu manevi değerler kendisine itici bir güç ve azim duygusu kazandırmıştı.88 Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ı cihanda büyük ün almış Türk pehlivanı yapan ve güreşte başarıya ulaştıran Türk milletine mensubiyet duygusunun güçlü oluşudur. Kurtdereli her devrin adamı değil, devrin adamıdır, Türk milletinin adamıdır. Halk kahramanımızdır ve halkın idolüdür.

         

        Kurtdereli, sporculuktaki ahlaki değerlerini, sportif erdemlerini, düşüncelerini, davranışlarıyla, eylemleriyle ve sözleriyle her çıktığı müsabakada ispatlamıştı. Kurtdereli, pehlivanlık ahlakı ile Türk olmanın gururunu içinde hissediyordu. Türk güreş ahlakında her zaman ön planda tutulması gereken dürüstlük ve erdemlerini pehlivanlık kimliğinde yaşatıyordu. Kurtdereli’ye göre bu ruh hâlinde olan bir Türk pehlivanının hiçbir zaman sırtı yere gelemezdi. Sporculuğun meslek olarak sergilenmesinde doğruluk, dürüstlük ve mesleki sorumluluk ilkeleri her zaman ön planda olmalıdır. Başarıya giden yolda ilerleyebilmek için yaşam boyu pehlivanlığa yakışan davranışlar sergilemek gerekir. Başarı sadece bir sporcunun birisini yenmesi şeklinde değil, sporun aynı zaman da bir ahlak yarışı olduğunu düşünerek ahlak açısından da birinci olmayı hedeflemelidir. Sporcu, gerçek başarıda nefsine karşı zaferler kazanma yolunda iç dünyasında bir sporcu kimliği oluşturmalıdır.89 

         

        Atatürk, bu mektubunda sadece onun pehlivanlığını değil, zekâsını da övmüştür. Sporun sadece bedensel değil, zekâ ve ahlak ile beraber yapıldığı sürece başarılı olunabileceğini söylemiştir. Bu bakımdan Kurtdereli sadece Türk sporcularına değil, evrensel boyutlarda bütün dünya sporcularına örnek olabilir.90

         

        Türk güreş ahlakı için sembol olan Kurtdereli’nin: “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.” sözü, bu sözün söylenildiği yerde, bir kitabe ile ebedileştirilmemiş olup, hâlâ ebedileştirilmesini beklemektedir.

         

        Bu konu ile ilgili olarak 12.11.1994 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’na yazdığım yazıda şunları vurgulamıştım:91 “… Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın “Ben, her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.” sözü bir meslek ilkesi olarak benimsemiştir. Ancak Ankara’da tarihe geçen bu söze ait herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Bu açıdan sizlerden bu yazıyı içeren bir kitabenin mermer bir kitabeye yazdırılması ve Gençlik Parkı’nın Gar’ın karşısındaki köşeye koymanızı istemekteyiz. Böylece ihmal edilen bu tarihi söz de yardımlarınızla unutulmaktan kurtularak yaşatılmış olacaktır. Bu hususta yardımlarınızı Türk pehlivanları adına bekler, çalışmalarınızda başarılar dilerim...” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 14.11.1994 tarihinde şahsıma verdiği cevap ise şöyledir:92 “…Belediyemiz bünyesinde herhangi bir yardım fonumuz yoktur. Üzülerek tarafınıza bildiririm….” şeklindedir.

         

        Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından Gazi Üniversitesi Rektörlüğü’ne gelen ve Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Müdürlüğü’ne gönderilen 26.12.2012 tarih ve 56582 sayılı yazıda; UNESCO Türkiye Millî Komisyonu’na 2014-2015 yılları UNESCO anma etkinlikleri çerçevesinde evrensel boyutta öneme sahip şahsiyetler ve olaylara ilişkin öneri istemiştir.93 Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Müdürlüğü’nün 17 Ocak 2013 tarih ve 146 sayılı yazı ile Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın da 11 Nisan’da ölüm yıldönümünde anılması önerilmiştir.94

         

        Sonuç

        Millete ahlakıyla, çalışmalarıyla hizmet ederek milletin yücelmesinde payı olan Kurtdereli Mehmet Pehlivan gibi tarihi kişilerin ebediyen unutulmaması ve her devirde örnek alınması için nesillere tanıtılması, başlıca düşüncemiz ve çalışmamız olmalıdır. Kurtdereli Mehmet Pehlivan, hayatının belli bir parçasında değil hayatı boyunca pehlivan ahlakıyla ve başarısıyla kendini topluma sevdirmiş ve takdir görmüştür. Başarısının tesadüfi olmadığını hem Osmanlı Devleti hem de Cumhuriyet dönemi yüksek makamlarından gördüğü takdirlerle kendini kanıtlamıştır. Kurtdereli Mehmet Pehlivan, güreşin sadece maddi değil manevi değerler için de yapılabileceğini en iyi şekilde göstermiştir. Hiçbir karşılık beklemeden, özdeşleştiği vatan, millet ve bayrak için güreşmiştir. Türk güreşi Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a çok şey borçludur.

         

        Böyle tarihi bir kişinin mensup olduğu milletin ebedileşmesi/yücelmesi yanında, içinde yaşadığı Balıkesir çevresinin de tanınmasında – Kurtdereli Mehmet Pehlivan denince Balıkesir, Balıkesir denince de Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın akla gelmesi gibi- Balıkesir’le özdeşleşmiş Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın hatırasının yaşatılması, Balıkesir’e düşen en şerefli ve gurur verici görevlerden biridir. Bu bağlamda Türk güreşinin millî kimliğini ve benliğini oluşturan Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın Türk güreş tarihine katkılarını göstermek ve hafızalarımızda canlı tutmak açısından, “Kurtdereli Mehmet Pehlivan Müzesi” kurulması çalışmaları başlatılmalıdır. Ayrıca, Balıkesir Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’nun adı; “Kurtdereli Mehmet Pehlivan Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu” olarak verilmelidir. Bu Balıkesir’in unutulmaz değerlerine de uygundur.

         

        *7-8 Kasım 2013 tarihleri arasında Balıkesir Üniversitesi tarafından düzenlenen Uluslararası Balıkesir’e Değer Katan Şahsiyetler Sempozyumu’nda bildiri olarak sunulmuştur.

         

        **Prof. Dr.,Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Sporda Psiko-Sosyal Alanlar Bilim Dalı Başkanı

        Kaynaklar

        1. Güven, Özbay, Türklerde Spor Kültürü, Geliştirilmiş İkinci Baskı, Atatürk Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Türk Kültüründen Görüntüler Dizisi: 44, Ankara, 1999, s. XIII.

        2. Güven, a.g.e., 1999, s.2,3, 271.

        3. Güven, a.g.e., 1999, s.5.

        4. Güven, a.g.e., 1999, s.11.

        5. Güven, Özbay, “Geleneksel Okçuluk ve Güreş Sporunda Ahiliğin Etkileri”, Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, Sayı:27,  Güz 2003,  s.81.

        6. Güven, Özbay, “Spor Ahlâkı ve Ahilik”, II. Ahi Evran-ı Velî ve Ahilik Araştırmaları Sempozyumu 13 Ekim 2006 Kırşehir Bildiriler, Hazırlayan: M. Fatih Köksal, Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Kültürünü Araştırma Merkezi-Yayını Nu:4, Ankara, 2007, s.267-268.

        7. Güven, a.g.m., 2007, s.269.

        8. Güven, Özbay, “Osmanlı Spor Geleneğinde Spor Ahlâkı ve Sporda Kural İhlallerine Karşı Alınan Yasal Önlemler”, Türk Yurdu, Cilt:19-20, Sayı:148-149,  Aralık 1999-Ocak 2000, s.356-357.

        9. Güven, Aralık 1999-Ocak 2000,  a.g.m., s.357, 359.

        10. Güven, a.g.m., 2007, s.272.

        11. Güven, Aralık 1999-Ocak 2000,  a.g.m., s.359.

        12.Güven, a.g.m., 2007, s.272-273.

        13. Eski Bir Sporcu, “Sporun Terbiyede Te’siri”, Taşpınar,  Cilt:5,  Sayı:51, 1937, s.45.

        14. Güven, a.g.b., 2007,  s.273.

        15. Güven, Aralık 1999-Ocak 2000, a.g.m., s.363.

        16. Güven, a.g.m., 2007, s.273.

        17. Güven, a.g.e., 1999, s.87.

        18.Güven, a.g.m., 2007, s.273.

        19. Güven, Aralık 1999-Ocak 2000, a.g.m.,s.363.

        20. Güven, a.g.m., 2007,  s.273.

        21. Güven, Aralık 1999-Ocak 2000, a.g.m.,  s.365.

        22. Güven, a.g.m., 2007, s.274.

        23. Güven, Aralık 1999-Ocak 2000, a.g.m., s.373.

        24. Güven, a.g.m., 2007, s.275.

        25. Güven, Aralık 1999-Ocak 2000, a.g.m., s.372-373.

        26. Güven, a.g.m., 2007,  s.276.

        27.Kahraman, Âtıf., Cumhuriyete Kadar Türk Güreşi, Cilt:1, Kültür Bakanlığı Yayınları: 1028, Kültür Eserleri Dizisi:133, Ankara, 1989,s.339.

        28. Kahraman, a.g.e, ,s.339.

        29. Kahraman, a.g.e, s.339.

        30. Kahraman, a.g.e, s.340.

        31. Kahraman, a.g.e, s.341.

        32. Kahraman, a.g.e, s.341.

        33. Kahraman, a.g.e, s.342.

        34. Kahraman, a.g.e, s.342.

        35. Kahraman, a.g.e, s.342.

        36. Kahraman, a.g.e, s.343.

        37. Kahraman, a.g.e, s.343-344.

        38. Kahraman, a.g.e, s.345.

        39. Kahraman, a.g.e, s.345.

        40. Kahraman, a.g.e, s.347.

        41. Kahraman, a.g.e, s.348.

        42. Kahraman, a.g.e, s.348, 350.

        43. Kahraman, a.g.e, s.350.

        44. Kahraman, a.g.e, s.350.

        45. Kahraman, a.g.e, s.350.

        46. Kahraman, a.g.e, s.350.

        47. Kahraman, a.g.e, s.351.

        48. Kahraman, a.g.e, s.358, 362, 363, 364.

        49. Kahraman, a.g.e, s.366.

        50. Kahraman, a.g.e, s.368.

        51. Kahraman, a.g.e, s.368.

        52. Kahraman, a.g.e, s.368.

        53. Kahraman, a.g.e, s.368.

        54. Kahraman, a.g.e, s.368.

        55. Kahraman, a.g.e, ,s.368.

        56. Kahraman, a.g.e, s.369.

        57. Kahraman, a.g.e, s.369.

        58. Kahraman, a.g.e, s.369.

        59. Kahraman, a.g.e, s.369.

        60. Kahraman, a.g.e, s.369.

        61.Koloğlu, Orhan, Batı Kaynaklarına Göre Türk Güreşçilerinin Avrupa ve Amerika Güreşleri Müthiş Türkler, Yavuz Yayınları No:1, İstanbul, 1972,s.223-234.

        62 Kahraman, a.g.e, s.370.

        63. Kahraman, a.g.e, s.370.

        64. Kahraman, a.g.e, s.373.

        65. Kahraman, a.g.e, s.373.

        66. Kahraman, a.g.e, s.373.

        67. Kahraman, a.g.e, s.373,383.

        68. Kahraman, a.g.e, s.374-375.

        69. Kahraman, a.g.e, s.375.

        70. Kahraman, a.g.e, s.375.

        71. Kahraman, a.g.e, s.382.

        72. Kahraman, a.g.e, s.376

        73. Kahraman, a.g.e, s.376.

        74. Kahraman, a.g.e, s.376.

        75. Kahraman, a.g.e, s.376-377.

        76. Kahraman, a.g.e, s.377.

        77. Kahraman, a.g.e, s.378, 379, 380, 381.

        78. Kahraman, a.g.e, s.384.

        79. Güven, Özbay, Türklerde Spor Kültürü, Geliştirilmiş İkinci Baskı, Atatürk Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Türk Kültüründen Görüntüler Dizisi: 44, Ankara, 1999, s.335.

        80. Güven, Özbay, “Spor Ahlâkı ve Ahilik”, II. Ahi Evran-ı Velî ve Ahilik Araştırmaları Sempozyumu 13 Ekim 2006 Kırşehir Bildiriler, Hazırlayan: M. Fatih Köksal, Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Kültürünü Araştırma Merkezi-Yayını Nu:4, Ankara, 2007.s.276.

        81. Kahraman, a.g.e, s.386.

        82. Kahraman, a.g.e, s.381.

        83. Kahraman, a.g.e, s.376.

        84. Kahraman, a.g.e, s.385.

        85. Güven, Türklerde Spor Kültürü, 1999,  a.g.e.,  s.335 .

        86. Güven, a.g.m., 2007, s.276.

        87. Güven, Özbay, “Atatürk ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan”, 10 Kasım 1994 Atatürk Haftası Armağanı, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1994,  ss.183-187.

        88. Güven, a.g.m.,2007, s.277-278.

        89. Güven, a.g.m., 2007, s.278.

        90. Güven, a.g.m., 2007, s.279.

        91 Dr. Özbay Güven’in 12.11.1994 tarihinde “Kurtdereli Mehmet Pehlivan” hakkında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’na yazdığı yazı.

        92 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 14.11.1994 tarihinde Dr. Özbay Güven’e yazdığı yazı.

        93 Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından Gazi Üniversitesi’ne 26.12.2012 tarih ve 56582 sayılı ile gönderilen yazı.

        95 Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’nun 17 Ocak 2013 tarih ve 146 sayılı yazı ile Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın 11 Nisan’da Ölüm Yıldönümünde anılmasının önerilmesi hakkında Gazi Üniversitesi Rektörlüğü’ne gönderilen yazı.


Türk Yurdu Şubat 2015
Türk Yurdu Şubat 2015
Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele