Millet Olmak, Aynı Kültürde Yoğrulmaktan Geçer

Haziran 2015 - Yıl 104 - Sayı 334

         

        

         

         

        Türkiye, yeni bir seçime gerilimli bir şekilde giriyor. Dergimiz baskıdayken seçimler tamamlanmış olacak. Gelecek sayımızda, değerlendirmesini milliyetçi düşünce adamlarımız yapacak fakat bugünkü atmosfer, hepimizi ibretle düşündürmektedir. Cumhuriyet tarihinde, görülmemiş bir manzara ile karşı karşıyayız. Bir tarafta bölücü örgüt birileri tarafından parlatılarak barış güvercini gibi sunuluyor diğer taraftan Anayasa’da tarafsızlığı sabitlenen Cumhurbaşkanımız, siyasi parti liderlerinden fazla miting yapıyor. Bunlar, elbette tarihe not düşülecek. Sonuçta, ortaya çıkan manzara, milletimizin bütünlüğüne darbe vuracak nitelikte yaralara sebep oluyor. Zaten uzunca bir süredir, bu gerilimin farklı boyutları, farklı olaylarda tezahür etmeye devam ediyor. Yaralanmalar ve incinmeler artıyor. Bu yaraların ne kadar zamanda iyileşeceği ve milletin tekrar ne zaman kucaklaşacağı konusu belirsiz bir sorun. Ülkenin acilen onarım ve iyileşme eylem planına ihtiyacı var.

        
Türk milliyetçiliğinin 104 yıllık sesi olan Türk Yurdu; Ziya Gökalp, Gaspıralı İsmail ve Yusuf Akçura’nın izinden Türklüğün ilmî boyutta gerçekliğini ortaya koymaya devam ediyor. Türklük sadece bir soy meselesi değil, aynı zamanda bir kültür meselesidir. Türkler, asırlar boyunca, yaşadıkları yerlerde ve çağlarda insanlık mirasına katkı sağlayacak yüksek kültür ve bilgi unsurları üretmişlerdir. Bugün Orhun ve Yenisey Anıtları, hepimizin güç aldığı ve gurur duyduğu kültür izleridir. Bu izleri Kutadgu Bilig, Divanü Lügati’t-Türk, Ahlat Mezar Taşları, Divriği Külliyesi, Süleymaniye Camisi gibi eserlerde görmek mümkün. Milletin fertleri tarafından üretilen eserler, bir anlamda milleti gerçekleştirirler. Milletin dünkü hâli ile bugünkü hâlinin farklılığı bundandır. Millet, tarihî süreç içinde gittikçe zenginleşir; olgunluk kazanır ve çelikleşir. Bu anlamda milletleşme süreci dinamik ve canlı bir süreçtir. Son yüz yılın bütün olayları, bu dinamikliğin yansımasıdır. Sovyetler Birliği’nin her türlü egemenliği altında kalırken bile Türklüğe zenginlik katan büyük yazarları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Haziran ayında yedinci ölüm yıldönümünde andığımız Cengiz Aytmatov, onlardan biridir. Bu sebeple dergimizin bu sayısında Aytmatov ile ilgili, Yayın Kurulu üyemiz ve Yazı İşleri Müdürümüz Dr. İbrahim Atabey dostumuzun editörlüğünde bir dosya sunuyoruz. İlgiyle okuyacağınızı umuyoruz. Katkı sağlayan yazarlarımıza teşekkür ediyoruz.

        
Türk Yurdu, bir asırlık bir cemiyetin yayın organı olarak Türk Ocakları sayesinde hayatını devam ettiriyor. Genel Merkez ve Şubelerin fedakâr çabasıyla okuyucularımıza beğenecekleri bir dergi sunmaya çalışıyoruz. Gönüllü bir kuruluşun yayın organı olarak mütevazı imkânlarla sizlere ulaşıyoruz. Bu esnada özellikle şube haberlerinde bazı aksama ve hatalar oluyor. Fedakâr şube yöneticilerimizin bizi hoş göreceğini umuyoruz. Bu aksamaların yaşanmaması için şubelerimizden faaliyet haberlerini ve çözünürlüğü yüksek en az iki adet fotoğrafı, her ayın 25’ine kadar “turkyurdu@turkyurdu.com.tr” e-posta adresimize göndermelerini istirham ediyoruz. Haziran ayı, okulların tatile girmesiyle birlikte Şube faaliyetlerimizin azaldığı bir dönemdir. Bu yıl, oruç ayı Ramazan da Haziran’da başlayacaktır. Okuyucularımızın bu mübarek ayda huzur ve sağlık içinde ibadetlerini yapmalarını ve Türk Yurdu dergimize daha fazla zaman ayırabilmelerini dilerim. Yeni sayımızda buluşmak üzere sağlıcakla, hoş ve esen kalın.


Türk Yurdu Haziran 2015
Türk Yurdu Haziran 2015
Haziran 2015 - Yıl 104 - Sayı 334

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele