Diyarbakır Ziya Gökalp Müzesi

Aralık 2014 - Yıl 103 - Sayı 328

        

         

        6-7 Ekim 2014 tarihlerinde ülkemizin farklı bölgelerinde içimizi kanatan, devletimizin bütünlüğü hususunda ki endişelerimizi artıran üzücü hâdiseler cereyan etti. Devleti yönetenlerin olanlardan ders çıkartmalarını temenni ederiz. Diyarbakır’da sokağa çıkma yasağının konmasını gerektiren olaylarda büyük düşünür Ziya Gökalp’in adına tesis edilen müzenin, çapulcular tarafından tahrip edilerek yağmalanması kamuoyun da pek yankı bulmadı,kınanmadı.Müzenin sahibi Kültür Bakanlığı’nın öngörü ile Gökalp’a ait önemli belgelerin geleceği hakkın da bir tedbirinin bulunup bulunmadığı bilinmiyor.Bu hususta herhangi bir açıklamaya da gerek görülmedi.

         

        Ziya Gökalp Müzesi hakkında genel bir bilgi ve envanterinde bulunan varlıkları hakkında açıklama yapıp tarihe not düşürmek istiyoruz Kars Lisesi tarih öğretmeni Fahrettin Kırzıoğlu, bazı konularda farklı düşündüğü Azeri hemşerilerininşikâyeti üzerine DP’nin güçlü ismi Samet Ağaoğlu marifetiyle Mart 1951’de Diyarbakır Lisesi öğretmenliğine tayin edilmiştir.Kırzıoğlu,memleketin bu köşesinde görev yaptığı süre içinde oldukça önemli hizmetler yapmıştır.Yeni teşkilatlanmaya başlayan Türk Milliyetçiler Derneği ile Diyarbakır Tanıtma Derneği’nin kurucu üyesi olmuştur.Türk Milliyetçiler Derneği’nin teşebbüsü ve genel merkezi harekete geçirmesiyle 1952 yılı yaz tatili başlamadan lisenin ismi Ziya Gökalp olarak değiştirilmiştir.1957 yılı sonuna kadar görev yaptığı Diyarbakır’daDicle,bir sayı çıkabilen İç Oğuz ile kurucusu olduğu ve dahasonraDiyarbakır’ı Tanıtma Derneği olarak ismi değiştirilen dernek adına ilmî muhtevalı Kara-Amiddergisini çıkarmıştır.Diyarbakır’ı Tanıtma Derneği’nin teşebbüsü ve Diyarbakır Öğretmenleri Yardımlaşma Derneği’nin katılmasıyla, şehrin ileri gelen resmi ve sivil erkânı7 Şubat 1956 günü valinin başkanlığında toplanarak “Ziya Gökalp Müzesini Açma Komitesi”nikurmuşlardır. Komitenindört aylık sıkı çalışması sonucunda hedefe ulaşılarak müze açılmıştır.

         

        Milli Mücadele yıllarında El Cezire cephesi komutanı Cevat Paşa, Diyarbakır’da1922 yazında eski kışlanın güneyinde bulunan“Asker Mezarlığı”nda yaptırdığı şehitliğin kapısındaki mermer levhayaAsker Mezarlığı’nın Kitabesi’neGökalp’ın şu mısraları yazılmıştır:

         

        Ölüye yaparsan mezar ve mabed

        O zaman şenlenir hem yurt,hem ocak

        Diride olmazsa ölüye hürmet

        Çözülür bağları,dağılır millet[1]

         

        Gökalp’in dörtlükte özetlediği kadirşinas davranış, vefatının üstünden uzun süre geçse de kendisini seven yönetici ve hemşerilerinin gayretiyle şahsına da gösterilmiştir.

         

        1948 yılında Diyarbakır Lisesi Müdürünün Gökalp’in doğup büyüdüğü evi kütüphane ve müze olarak açmayı düşünmesiyle başlayan süreç, evin aileden satın alınabilmesi için Meclis’te 1952 yılı bütçe görüşmeleri sırasında Maliye Bakanlığı’nın “Yardımlar” faslına 60 bin lira konması hususunda bir kanun teklifi görüşülüp mevcut partilerin ittifakı ile kabul edilmiştir. Memedin Mahallesi’ndeki konağın harem dairesi Gökalp’in erkek kardeşi emekli Albay Nihat Gökalp’tan satın alınarak il özel idaresine geçmiştir. Bu evGökalp’ın doğduğu, gençliğinde oturduğu, dört yıl kaldığı İstanbul’dan Baytar Mektebi son sınıf öğrencisi iken sürgün edildiği, evlenip dünya evine girdiği ve çocuklarının doğduğu yerdir. 1921’de Malta’dan dönüşünden sonra burada iki yıl Millî Mücadele sırasında tek fikir yayın organı olan Küçük Mecmua’yı 33 sayı çıkarmıştır. Bu merhaleden sonra müzenin gerçekleşmesi için somut adımlar atılmamış, milli eğitim müdürlüğünün gayretiyle Gökalp’in mirasçılarından bir kısım kitap ve eşyalar toplanmıştır. Satın alınan harem bölümüne kuzeyinden bitişik olup Gökalp’in kaynatasına ait olan selamlık kısmı, Diyarbakır Belediyesi’nce satın alınarak müzeye eklenmek üzere milli eğitime devredilmiştir. Müze 23 Mart 1956 günü törenle açılmıştır. Açılış töreni için dört günlük bir program yapılmıştır. Bu program çerçevesin de Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Necati Akder “Ziya Gökalp” mevzusunda bir konferans vermiştir.

         

        Ziya Gökalp Müzesi olan konakta; büyüklü-küçüklü 9 oda,1 mutfak,1odunluk,1 hamam,2 kiler,1 örtme, iki kemerli bir ayvan ile avluda 1 derin su kuyusu, Kanuni’nin getirdiği Hamravat içme suyunun aktığı iki havuz bulunmaktadır. Nihat Gökalp müzenin bir gün gerçekleşebileceğini düşünerek ağabeyine ait eserleri, ondan bahseden gazete, dergi ve kitap ile kartlara varıncaya kadar her türlü neşriyatı toplayıp dikkatle saklamıştır. Ayrıca eski Diyarbekir gazetesinin bugün başka hiç bir yerde bulunmayan ilk 16 yıllık koleksiyonları dâhil biriktirdiklerini Mayıs 1954’deki ölümünden 7-8 ay önce müzeye armağan etmiştir.

         

        Müzede sergilenen eşyalar arasında: 1) Gökalp’in doğduğu Rumi 11 Mart 1292 Pencşembe kaydının bulunduğu matbu farsça Divan-ı Hafız Şirazî’nin iç kapağındaki el yazısı 2) Gökalp ailesinin nüfus kaydını gösteren Rumi 1299 tarihli en eski “Diyarbekir Nüfus Kütüğü”nün açık bulunan 99.sahifesi 3)Babası Mehmet Tevfik Efendi’nin Vilayet Nüfus Nazırı iken ölümünden bir hafta sonra 1890 yılında DiyarbekirŞer’iyye Mahkemesi’nce tutulan ve ailenin iktisadi durumuyla konağın o zamanki mevcut eşyasını gösteren resmi Tereke Defteri 4) Nihat Bey’e gönderilen 3 mektup 5) Malta’dan İstanbul’da eşine ve kardeşine yazılan iki posta kartı 6) Babası Mehmet Tevfik ve amcası, Arapça ve Farsça ile İslam ilimleri hocası, kaynatası Hacı Hüseyin Hasip Efendi’lerin memuriyet rütbe ve payelerini gösteren muhtelif Diyarbekir Vilayeti Salnamesi 7) Babası M. Tevfik Efendi’nin Vilayet Evrak Müdürü ve Matbaalar Müdürlüğü ile gazete yazarlığı yaptığı sırada çıkardığı ve basılı imzasını taşıyan iki Diyarbekir Salnamesi ile aileye ait muhtelif resimler.

         

        Müzenin içinde bulunan Nihat Gökalp Kütüphanesi’nde; Ceride-i Havadis, Tarik, İkdam, Vakit, Sabah, Tercüman-ı Hakikat, Yeni Tasvir-i Efkar, Ruzname-i Ceride-i Havadis, Terakki, Ceride-i Askeriyye, Zevra, Envar-i Şarkiyye, Hadika, Beyrût, Fırat, San’a, Tırablus-i Garb, Takvim-iVakaayi, Ceride-i Mehakim, Meclis-i Meb’usan Zabıtname Hulasası, Meclis-i Ayan Zabıt Ceridesi, Diyarbekir gibi Türkçe, Arapça ve Türkçe-Arapça çıkan gazetelerin muhtelif yıllara ait koleksiyonları bulunuyordu. Bunlara Küçük Mecmua’nın tam koleksiyonu sonradan eklenmiştir.

         

         

        Gökalp’ın Diyarbakır delegesi olarak İttihat ve Terakki Partisi umumî kongresine gideceğini bildiren kayıt; iki defa seçildiği mebusluğuna ait haberler ve iki hüviyet cüzdanı; el yazısıyla olan eser, mektup, manzume ve başkaca müsveddeler; muhtelif notları; Aşiretler hakkında lâyiha müsveddesi; Askeri Rüşdiye ve mülki idadi mektebi hocaları ve derslerine ait kayıtlar; İntihar teşebbüsü ve kurtuluşuna dair kayıtlar yine önemli belgeler arasında bulunuyordu.

         

        Müzede Gökalp’ın ölümü üzerine başta M. Kemal ile Latife Hanımın taziyetlerini bildiren telgrafın sureti, F. Köprülü, H. Suphi Tanrıöver, Z. F. Fındıkoğlu, İ. H. Baltacıoğlu, Necati Akder, Y. K. Karaosmanoğlu, Y. K. Beyatlı, Peyami Safa, O. S. Orhon, F. Rıfkı Atay, Ahmet Emin Yalman gibi fikir adamlarının onun hakkında düşünce ve görüşlerini gösteren yazılarından parçalar teşhir edilmiştir.

         

        Gökalp’ın 1904-1924 yılları arasında neşredilen yazı ve eserleri sergilenmiştir. Serginin içinde, tarafından Diyarbakır’da ilk özel gazete olarak neşredilen haftalık “Müstakil’ül –Efkâr Osmanlı” gazetesi sayılan Peyman’ın ilk on sayısı bulunuyordu.

         

        Müzede ayrıca Gökalp’ın kızlarından alınan ve çoğunu sosyoloji ve felsefeye ait Fransızca eserler teşkil eden 1922-1924 yıllarında topladıkları ile eski kütüphanesinden kalanlar bulunuyordu. Gökalp 1922 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na, Küçük Mecmua’nın yayın masrafını karşılamak üzere bin lira karşılığında satmak zorunda kaldığı 6 sandık dolduran kütüphanesinin günümüzdeki durumu bilinmemektedir. Bu kütüphane, Malta dönüşünde Samsun’da ailesini beklediği sırada İstanbul’dan Samsun’a getirilmiş, oradan Ankara’ya nakledilmiştir. Bunun bedelinden beş yüz lirayı Bakanlık, Gökalp’e Diyarbakır’a gelirken vermiş, kalanı 1922’de Diyarbakır’a gönderilmiştir.

         

        Müzenin açılışının kronolojik tarihi, Diyarbakır, İstanbul ve Ankara’da yapılan anma toplantıları, müze envanteri hakkında Diyarbakır Tanıtma Derneği yayını olarak iki kitap çıkarılmıştır.[2]

         

        Gökalp, vefat ettiği zaman İstanbul’da Sultanmahmut Türbesi avlusundaki Türk büyüklerine mahsus hazireye gömülmüştür.Dayısı M.Arif Efendi (1852-1909) 1908’de meşrutiyet ilan edildikten sonra yapılan seçimlerde Diyarbekir Mebusu olmuştur.1909 yılında vefat ettiği zamanSultanmahmud Türbesi’ne gömülmüştür.Dayı yeğenin mezarları birbirine yakındır.Gökalp’in mezarı vefatından dört yıl sonra Türk Ocağı tarafından mimar Hikmet Koyunoğlu’na mermerden bir abide biçiminde yaptırılmıştır.Üzerine eski harflerle celi hatla 10 satırda şunlar yazdırılmıştır:

         

        Büyük Mürşid

        Ziya Gökalp burada yatıyor.

        Öldüğü gün,millî bir matem günü oldu.

        Türk Ocağı onun azîz vücudunu

        kendisiniyetişdirmekle mağrur

        olan vatanın bu toprağına ve mübârek

        hâtırasını kendi kalbine gömdü.

        25 Teşrînevvel sene 1924.Gün Cumaertesi

        Mi’mârı:Ali Hikmet,İ’mâli:Unkapanında

        Salih Sabrî ve Hüseyin Avnî


        


        

        [1]Bu metin Küçük Mecmua’nın 23.10.1922 tarihli 20. sayısının 17. sahifesinde neşredilmiştir.


        

        [2]Doğumunun 80.Yıldönümü Dolayısıyla Ziya Gökalp ve Açılan Ziya Gökalp  Müzesi,İstanbul 1956, 240 s.;M. FahrettinKırzıoğlu,Yazılı Vesikalara Göre;Ziyagökalp Müzesi ve Ziya Gökalp,İstanbul 1956


Türk Yurdu Aralık 2014
Türk Yurdu Aralık 2014
Aralık 2014 - Yıl 103 - Sayı 328

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele