KİTAP DÜNYASINDAN: ERMENİ MESELESİ (1774-2005)

Haziran 2006 - Yıl 95 - Sayı 226

 

Bilal ŞİMŞİR emekli bir diplomat. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 41 yıl hizmetinde bulunmuş. Bu 41 yıllık tecrübenin, bilgi birikiminin okuyucu ile paylaşılması düşüncesinin son derece isabetli olduğunu, bu kitabı okuyunca anladım. Çünkü, yazar, bilgilerini, gördüklerini ve düşündüklerini son derece sade, okuması ve anlaması kolay bir üslupla kaleme almış; güzel ve akıcı bir anlatıma sahip. Kitap ara başlıklarla, üst başlıklarla okuyucunun konudan kopmadan okumasını sağlayacak bir düzenlemeyle yazılmış. Yazarın, son dönemdekileri bilgi yayınevi tarafından basılmış olan, 70 kitabı var, ayrıca 190 makale yayınlamış.

Kitap, ana metin 250 sayfa, toplam 472 sayfa, ayrıca kitabın sonunda 60 sayfa kadar da belge ve resimlerden oluşan bir ek var. Kitabın ismindeki 1774-2005 ifadesi boşuna konmamış, gerçekten de bu 130 senelik dönemi kapsayan bir inceleme. Taşnak (-sütyun) ve Hınçak cemiyetlerinin 1887-1890 arasında kuruluşundan, bu cemiyetlere ve Ermeni ihtilalcilerine önce Rusların, sonra Fransız ve İngilizlerin, sonra da Amerikalıların Anadolu’da verdikleri maddi ve manevi desteğe kadar birçok konu günümüze kadar getirilmiş. Amerikan Erzurum, Elazığ ve Sivas konsoloslarının yardımcılarını, Ermeni azınlıktan seçtiğini, kiraladıkları binaların Ermeni azınlığa ait olduğunu ibretle öğreniyorsunuz.

Amerika’ya göç eden Ermeniler arasında Hınçak cemiyetinin nasıl örgütlendiğini, Rum asıllı bir Büyükelçimizin bunlara karşı takdire şayan mücadelesini ibretle okuyorsunuz Amerikan yönetiminin başlangıçta nasıl Ermeni muhibbi kesildiklerini, sonra gerçekler karşısında nasıl hakkı teslim ettiklerini, böylece azmin ve mücadelenin nasıl netice verdiğini görüyorsunuz. Diplomasinin iğneyle kuyu kazmak, yılmadan mücadeleye devam etmek olduğunu da bu arada öğreniyorsunuz.

1975’lerden itibaren Türk diplomatlara yapılan saldırıların nasıl cezasız kaldığını, saldıranların, hemen tamamı Batılı ev sahibi ülkeler tarafından nasıl himaye edildiğini ve hafif cezalarla mahkum edildiğin okuyorsunuz ve “bu nasıl bir ikiyüzlülüktür, bu nasıl bir çifte standarttır” demekten kendinizi alamıyorsunuz.

Batı Avrupa ülkelerinin bu ahlak ve uluslararası hukuk bakımından meşru sayılmayacak tavırları üstelik 1975’lerden çok daha öncesinde de var. 1877-78 Osmanlı Rus savaşından sonra Ermenilerin her fırsatta isyan ettiğini, cezalandırılınca da feryadı figân ile Batı gazetelerinde Türkler aleyhine kampanyalara nasıl zemin hazırladıklarını anlıyorsunuz. Üstelik bunun önceden planlayarak yapıyorlar. Robert Kolejin kurucu müdürü Dr. Hamlin, zeki, İngilizce ve Ermenice’si kusursuz bir Ermeni’nin kendisine, Hınçak eşkiyasının dağa çıkıp Türk ve Kürtleri öldürerek onları öfkelendirip Ermeni köylerine yürümelerini sağlama, ardından da “bakın Türkler bize nasıl zulmediyorlar” deme planlarını, anlattığını hatıralarında yazar.

Sözde Ermeni soykırımını kabul eden parlamentolara ve bunlara ülke içinde fikir yataklığı yapanlara bakıp, sonra da bu kitabı okuyunca, soğukkanlılığınızı kaybetmeniz şu sonuca varıyorsunuz: Türkiye güçlü olmalıdır. Çünkü bu kararları alanlar, ancak o zaman, bizden özür dilemek için sıraya girerler.

İkincisi, ecdadı suçlamak yerine, “ellerine sağlık, az bile yapmışlar” diyorsunuz. Dünyanın neresinde görülmüş, bir ülke istila edilecek, ülkeyi istila eden düşman ordusuna hizmet eden bir güruhu, o ülkenin yönetimi tedip ve tehcir etmeyecek?! 1915’teki Osmanlı yönetiminin en tabii ve en hafif tedbirlerle Ermenileri tehcir ettiği, gerek bizim ve gerekse müttefiklerin Türkiye’deki temsilcilerinin istihbarat raporlarında ve belgelerde açıkça görüldüğü hâlde, yalan ve iftiralarla, pireyi deve yaparak, olayları çarpıtanların bunu insanlık adına değil, kasten, bir mücadelenin unsuru olarak yaptıklarını anlamak için bu kitabı okumak kâfidir. Bütün mesele hasımlarımızın muradının ne olduğunu, neyin mücadelesini yaptıklarını bilmek, bilmiyorsak öğrenmek ve unutmamaktır.

Bilâl ŞİMŞİR’in şu teklifine yürekten katılıyoruz: Ermeniler tarafından şehit edilen diplomatlarımızın isimlerini yaşatmak gerekir. Bunun için de mesela, bunların mezun oldukları Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Galatasaray Lisesi ve Üniversitesi gibi kurumlarda dersliklere şehitlerimizin isimleri verilmeli ve fotoğrafları asılmalıdır.

Ermeni meselesini öğrenmek isteyen herkes bu kitabı okumalıdır.


         

* Bilal N.Şimşir, 2005, Ermeni Meselesi 1774-2005, Bilgi Yayınevi, Ankara. 472 + 60 sahife.

 


Türk Yurdu Haziran 2006
Türk Yurdu Haziran 2006
Haziran 2006 - Yıl 95 - Sayı 226

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele