ERMENİ TEHCİRİ SIRASINDA YAŞANAN SUİSTİMALLER ve ALINAN TEDBİRLER

Haziran 2006 - Yıl 95 - Sayı 226

 

Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve Osmanlı Devleti’nin İtilaf devletlerine karşı Almanya’nın yanında savaşa girmesi Ermeni milliyetçileri tarafından amaçları olan bağımsız Ermenistan’ın kurulabilmesi için büyük bir fırsat olarak görülmüştür. I. Dünya Savaşı’na kadar büyük ölçüde silahlandırılan Ermeniler savaş başladığında Osmanlı Devleti’ne karşı savaşarak bağımsız Ermenistan’ı kurmak amacıyla başta Rusya olmak üzere İtilaf devletleri ile iş birliği içine girmişlerdir. Osmanlı ordusunun Sarıkamış’ta Rusya’ya yenilmesi ve arkasından İngiltere ve Fransa’nın Çanakkale’ye saldırmasına paralel olarak Ermeni komitecileri savaşan Osmanlı ordularını arkadan vurmak ve ikmal yollarını kesmek için harekete geçmişler ve silahlı isyanlara başlamışlardır.

Osmanlı yönetimi tarafından Sırbistan, Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan’ın bağımsızlıklarını tanıyarak, bu toprakları terk etmek bir anlamda küçülme olarak algılanmıştır. Fakat Kafkaslardan Akdeniz’e uzanan geniş bölgeyi Ermenilere terk etmek, bir küçülme değil, doğrudan doğruya Osmanlı Devleti’nin tamamen dağılması anlamına gelirdi. Bu sebeple Ermenilerin birlikte yaşamayı reddederek Türklerin ana yurduna sahip olma iddiası ile Avrupalı devletlerin desteği ile toplu isyanlara kalkışmaları Osmanlı Hükûmetini sevk ve iskân kararı almaya sevk etmiştir.

Osmanlı Hükûmeti seferberlik ilanından itibaren dokuz ay dayandıktan sonra Ermeniler konusunda köklü tedbirler almak zorunda kalmıştır. Öncelikle 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni komiteleri kapatılmış, liderleri ile zararlı faaliyetleri bilinen Ermeniler tutuklanmıştır.1 Ancak olayların giderek tırmanması ve Van Olayları üzerine Sevk ve İskân Kanunu çıkarılmıştır. Çıkarılan Sevk ve İskân Kanunu’nun uygulanması, idarecilerin yorum ve kabiliyetlerine bırakılmamış, uygulamada idarecilerin neyi nasıl yapacaklarına dair kararlar alınmıştır. Ayrıca Osmanlı hükümeti göçün düzenli ve güvenli bir şekilde uygulanması ve sevk edilen Ermenilerin can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla mümkün olan önlemleri almak için büyük çaba harcamıştır.2

Osmanlı Hükûmetinin 1915’te aldığı sevk ve iskân kararı olabilecek yani ihtimal dahilindeki bir Ermeni isyanına karşı düşünülmüş bir tedbir değil, fiilen ortaya çıkan isyana ve düşman ordusuyla iş birliğine karşı alınan geçici bir tedbirdir. Bu sebeple yapılan sevk ve iskân planlı ve siyasi amaçlı değil, tamamen askerî ve güvenlik sebebiyle alınmıştır. Ermenilerin sevk ve iskânı yaklaşık bir yıl sürmüş, 15 Mart 1916 tarihinden itibaren vilayet ve mutasarrıflıklara gönderilen bir talimatla tehcir durdurulmuştur.3

 

Suistimaller ve 1915-1916 Yıllarında Yapılan Yargılamalar

Yukarıda belirtildiği gibi, Osmanlı Hükûmeti savaşın olumsuz şartları içinde Ermeni sevkıyatını yürütürken kafilelerin güvenliklerinin sağlanması konusunda büyük gayret sarf etmiştir. Başta Meclis-i Vükela’da alınan sevk ve iskân kararı olmak üzere, Dâhiliye Nezareti tarafından taşra yöneticilerine gönderilen talimatlarda; Ermenilerin can ve mal güvenliği üzerinde önemle durulmuş, gerekli tedbirlerin alınması ve Ermenilere kötü muamelede bulunan jandarma ve memurların derhal azledilerek Divan-ı Harplere teslim edilmesi vurgulanmıştır.4

Ermeni sevkıyatı sırasında Erzurum-Erzincan arasında 500 kişilik bir kafilenin Kürtlerin saldırısına uğrayarak katledilmesinin haber alınması üzerine Dâhiliye Nezareti’nden Erzurum, Elazığ ve Bitlis vilayetlerine 14 Haziran 1915 tarihinde gönderilen bir talimatta; Ermenilerin sevkleri esnasında yollarda muhafaza edilmeleri, hiçbir zaman ahalinin işe karıştırılmaması ve mukateleye (karşılıklı çatışma) meydan verilmemesi, bu amaçla sevk güzergâhlarında tedbir alınması ve Ermenilere karşı katl ve gaspa cüret edeceklerin şiddetle cezalandırılması emredilmiştir.5 26 Haziran 1915 tarihinde Elazığ vilayetine gönderilen talimatta; Ermeni kafilelerine Dersim eşkıyası tarafından saldırıldığı, bu saldırıların önlenmesi ve kafilelerin emniyet içinde sevklerinin sağlanması hususunda derhâl tedbir alınması emredilmiştir.6 28 Ağustos 1915 tarihinde Trabzon vilayetine gönderilen talimatta; Ermenilere karşı gasp ve yağmada bulunanların şiddetle cezalandırılması7; 29 Ağustos 1915 tarihinde Ankara vilayetine gönderilen talimatta ise, sevk olunsun olunmasın Ermenilerin her türlü tecavüzden korunmaları ve güvenliğin sağlanamadığı mahallerde sevkıyatın ertelenmesi, Ermenilere herhangi bir saldırı olursa ilgili memurların Divan-ı Harplere verilmesi emredilmiştir.8 Bazı bölgelerde Ermeni kafilelerinin mallarının gasp edildiği ve saldırılara maruz kaldıkları ve mahallî yöneticilerin görevlerini suistimal ettiklerinin haber alınması üzerine9 hükûmet, olayları önlemek amacıyla daha radikal tedbirler almaya başlamıştır. Bu konuda; hükümet Ermeni sevkıyatının yapıldığı vilayetlere gönderdiği talimatta; muhafızsız hiçbir kafilenin yola çıkarılmamasını, muhafız sayılarının artırılmasını ve Ermeni kafilelerine saldırıda bulunanların yakalanarak cezalandırılmasını emretmiştir. Bu çerçevede; Tokat Jandarma Komutanına soruşturma açılmış; Aziziye (Pınarbaşı) Kaymakamı Hamid Bey’in Ermeni sevki sırasında usulsüz hareketlerinden dolayı görevden alınarak Divan-ı Harbe verilmesine karar verilmiş, Tenos (Şarkışla) Kaymakamı azledilmiştir.10 Urfa bölgesinde kafilelere refakat eden jandarmalar ihmalleri sebebiyle Divan-ı Harbe sevk edilmişlerdir.11 Urfa’dan Resulayn ve Nusaybin yoluyla sevke tabi tutulan Ermenilere tecavüzlerin önlenmesi amacıyla yol güzergâhı değiştirilmiştir.12 18 Eylül 1915 tarihinde Konya vilayetine gönderilen şifrede; Karaman İstasyonu’nda bir jandarmanın Ermeni göçmenleri kırbaçladığının haber alındığı, böyle davranan jandarma ile bu duruma müsamaha gösterenler hakkında tahkikat yapılması ve şiddetle cezalandırılması emredilmiştir.13

Yukarıda belirtildiği gibi, Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında istenmeyen bazı olayların cereyan etmesi ve bir kısım görevlilerin hükûmetin kararlarına aykırı davranışlarda bulunmaları üzerine, hükûmet ülke çapında durumu incelemek ve sorumluları cezalandırmak üzere harekete geçmiştir. Bu amaçla Talat Paşa’nın 28 Eylül 1915 tarihli tezkiresi üzerine, Meclis-i Vükela 30 Eylül 1915 tarihinde soruşturma komisyonları kurulması kararı almıştır. Bu kararda; Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında ahaliden bazıları ile bir kısım memurların suistimalleri ve kanuna aykırı hareketlerinin olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple bunları yerinde incelemek ve suçlu görünenlerin Divan-ı Harplere sevk etmek amacıyla; Hüdavendigar, Ankara vilayetleri ile İzmit, Karesi, Eskişehir, Karahisar-ı Sahib, Kayseri, Niğde livalarına Temyiz Mahkemesi Reisi Hulusi Bey’in başkanlığında Şuray-ı Devlet azasından Seyyid Haşim ve Jandarma binbaşılarından Galip Beyefendilerden; Adana, Halep ve Suriye vilayetleriyle Maraş, Urfa ve Zor livalarına İstinaf Mahkemesi Reisi Asım Bey’in başkanlığında İzmir Jandarma Mıntıka Müfettişi Kaymakam Hüseyin Muhyiddin ve Ankara vilayeti Mülkiye Müfettişi Muhtar Beylerden; Erzurum, Trabzon, Sivas, Mamuretü’l aziz, Diyarbakır ve Bitlis vilayeti ile Canik livasına Bitlis eski valisi Mahzar Bey’in başkanlığında İstanbul Bidayet Müdde-i Umumisi Nihad ile Jandarma binbaşılarından Ali Naki Beylerden üç heyet oluşturulduğu belirtilmektedir14 Olayları önleme konusunda çok hassas davranan hükûmet henüz Meclis-i Vükela kararı çıkmadan muhtemel heyet üyelerine hazırlıklı olmaları konusunda önceden bilgi de vermiştir.15

Bu soruşturma heyetlerine verilen talimatta; jandarma, polis, amirler ve memurlar hakkında soruşturma yapılması ve yapılacak soruşturma sonucuna göre, suçlu bulunan ve görevlerini suistimal edenlerin Divan-ı Harplere sevk edilmeleri emredilmiştir.16

Osmanlı Devleti’nde “Divan-ı Harbi Örfi Mahkemeleri” olarak bilinen bu mahkemeler; sıkıyönetim ilan edilen bölgelerde devletin iç ve dış güvenliğini ihlal edecek bütün suçlar ile isyan, ihtilal, çetecilik faaliyetleri, savaş sırasında hükûmetin yayınlamış olduğu her türlü kanun, emir ve talimat hükümlerine aykırı davrananları yargılamıştır.17

Ermenilerin sevk ve iskâna tabi tutulduğu bütün bölgelerde incelemeler yapan bu soruşturma komisyonlarının verdikleri raporlara dayanarak görevini kötüye kullanan birçok görevli azledilmiş; yargılanmak üzere Divan-ı Harplere sevk edilmiştir. Bu mahkemeler, Mütareke döneminde İtilaf devletlerinin baskısı sonucu kurulan mahkemelerden farklı olarak yukarıda belirtilen komisyonların raporlarına dayanarak yargılamada bulunmuşlardır. Dâhiliye Nezareti’nden Hariciye Nezareti’ne gönderilen 19 Şubat 1916, 12 Mart 1916 ve 22 Mayıs 1916 tarihli gizli yazıların ekinde yer alan listelere göre Divan-ı Harplerde yargılananların vilayetlere göre dağılımı şu şekildedir. 18

Amasya                         : 2

Ankara                           : 148

Bitlis                               : 29

Canik                              : 89

Diyarbakır                      : 70

Eskişehir                        : 29

Halep                              : 56

Hüdavendigar               : 21

İzmit                                : 28

Kayseri                          : 146

Konya                            : 16

Mamuretülaziz              : 249

Niğde                             : 8

Sivas                              : 579

Suriye                             : 27

Urfa                                : 170

Genel Toplam               : 1.673

Divan-ı Harplerde yargılanmak üzere tutuklanan 1673 kişinin içinde asker, polis ve Teşkilat-ı Mahsus’a elemanı sayısı 528 kişidir. Bunların arasında binbaşı, yüzbaşı, üsteğmen, teğmen, jandarma bölük komutanı, polis komiseri ve polis gibi rütbeli kişiler bulunmaktadır. Ayrıca, sıhhiye müdürü, tahsildar, kaymakam, belediye reisi, nahiye müdürü, kâtip, sevk memuru, mal müdürü, tapu memuru, muhtar, telgraf müdürü, nüfus memuru, başkâtip ve Emval-i Metruke Komisyonu reisi gibi 170 kamu görevlisi de yargılanmıştır. Diğer taraftan Ermeni sevkiyatı sırasında gasp ve saldırı olaylarına kalkışan çete mensubu ve halktan da 975 kişi yargılanmak üzere Divan-ı Harplere sevk edilmiştir.

Divan-ı Harplere sevk edilen bu kişiler adam öldürme, yaralama, Ermenilerin mallarına zarar verme, çalma, zorla para ve eşya alma, rüşvet, yağma ve yankesicilik, Ermeni kızlarıyla izinsiz evlilik ve vazifeyi suistimal suçlarından yargılanmışlardır.

1916 yılı ortalarına kadar Divan-ı Harplerde yapılan yargılamaların sonucu verilen cezalar ve mahkemelerin safahatı şöyledir:

67 kişi

: İdam cezası

524 kişi

: Hapis cezası

68 kişi

: Kürek, para, kalebent, pranga ve sürgün cezası

227 kişi

: Berat ve yargılama reddi

109 kişi

: Mahkeme devam etmekte ve inceleme aşamasında

4 kişi

: Velisine teslim

674 kişi

: Hakkında henüz bir işlem yapılmayanlar

 

Yukarıdaki rakamları değerlendirdiğimizde yargılaması devam eden veya henüz hakkında bir işlem tesis edilmeyenler arasında da çeşitli cezalara çarptırılanların sayısının daha da artması muhtemeldir.

Dâhiliye Nezareti’nden Konya vilayetine gönderilen idam cezasına çarptırılanlardan Siroz’lu Ahmed ve arkadaşı Halil’in Ermenileri katl ve eşyalarını gasp suçlarından 4. Ordu Divan-ı Harbinde yargılanmak üzere Konya’ya sevk edildiği firarına meydan verilmemesi ve Cemal Paşa’dan talep olana kadar Konya’da hapsedilmeleri emredilmiş,19 daha sonra Suriye Divan-ı Harbinde idama mahkûm edilen bu kişiler20 Şam’da asılmışlardır.21

Osmanlı Hükûmetinin kendi inisiyatifi ile gerçekleştirdiği bu yargılamaların dışında I. Dünya Savaşı sonunda özel olarak kurulan Divan-ı Harp Mahkemeleri bulunmaktadır. Ayrı bir inceleme konusu olan bu mahkemeler Mondros Mütarekesi sonucu Osmanlı Devleti’ni işgal eden İtilaf devletlerinin baskıları sonucu Hürriyet ve İtilaf Hükûmetleri tarafından kurulmuş, işgalcilere yaranma, intikam duygusu ve siyasi amaçlarla bir dönemi toptan yargılamışlardır. 22 Ayrıca mütareke döneminde savaş ve tehcir suçlusu olarak İngilizler 144 Osmanlı devlet adamını Malta’da yargılamışlar, ancak tutuklananlar hakkında herhangi bir suç delili bulamamışlardır.23

Osmanlı Hükümeti I. Dünya Savaşı içinde 1915-1916 yıllarında iç hukuk sistemini işleterek Ermenilerin sevk ve iskânı sırasında; çıkarılan kanun ve yönetmelikler ile gönderilen talimatlara aykırı davranan, suistimali görülen asker-sivil devlet görevlileri ile çetecilik yapan vatandaşları askerî mahkemelerde yargılayarak cezalandırdığını görmekteyiz. Bu yargılamalar ve cezalandırmalar Ermenilerin can ve mal güvenliklerinin sağlanması konusunda Osmanlı merkezi yönetiminin ne kadar hassas davrandığını, münferit olaylara dahi göz yummadığını göstermektedir. Ermenileri yok etme veya onlara katliam yapma amacında olan bir yönetimin suç işleyen veya ihmali görülen devlet görevlilerini yargılaması, görevlerinden alması ve idam dâhil çeşitli cezalara çarptırılmaları konularında bu kadar hassas davranması mümkün müdür? Almanya’nın Yahudi soykırımı ile Ermeni olaylarını karşılaştıran ve benzerlikler kurmaya çalışan bazı aydınlara şunu sormak gerekir. Almanya’da Yahudilere kötü davrandığı için yargılanan, görevinden alınan, hatta hapsedilen ve idama mahkum edilen Alman subayı veya kamu görevlisi var mıdır?


         

 

1 BOA.DH.ŞFR.Nr. 52/96-97-98. Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekât-ı İhtilaliyyesi, İlan-ı Meşrutiyetten Evvel ve Sonra, İstanbul, 1332, s. 242.

2 BOA, Meclis-i Vükela Mazbatası, Nr. 198/24; BOA.DH.ŞFR.Nr. 54/10; DH.ŞFR. 54/9, DH.ŞFR.Nr. 54/162.

3 BOA.DH.ŞFR.Nr. 62/21.

4 BOA. Meclis-i Vükela Mazbatası, Nr. 198/24; BOA, DH, ŞFR. Nr. 54/9; 54/156, 54/162; 55/292.

5 BOA. DH. ŞFR. Nr. 54/9, 54/10.

6 BOA. DH. ŞFR. Nr. 54/162.

7 BOA. DH. ŞFR. Nr. 55/266.

8 BOA. DH. ŞFR. Nr. 55/290.

9 Halep-Meskene’de gasp için yapılan saldırılarda 2000 Ermeni’nin öldürüldüğü, Diyarbakır’dan Zor’a Suruç’tan Halep’e sevk edilenlerden de 2000 kişinin soyuldukları konusunda bkz. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918), Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara, 2001. s. 59-60.

10 BOA. DH. ŞFR. Nr. 57/105; 57/116.

11 BOA. DH. ŞFR. Nr. 57/309.

12 BOA. DH. ŞFR. Nr. 57/277.

13 BOA. DH. ŞFR. Nr. 56/64.

14 BOA Meclis-i Vükela Mazbatası Nr. 199/35; Seyyid Haşim Bey’in hastalığı sebebiyle daha sonra yerine Şuray-ı Devlet azası İsmail Hakkı Bey tayin edilmiştir. BOA. DH. ŞHR. Nr. 58/38; Talat Paşa’nın Anıları, Yay. Haz. Alpay Kabacalı, İstanbul, 1994, s. 83’te dört heyet oluşturulduğu belirtilmektedir.

15 Bu konuda Ankara Vilayeti Mülkiye Müfettişi Muhtar Bey ile Bitlis Eski Valisi Mahzar Bey’e önceden yazı yazılmıştır. Bk. BOA. DH. ŞFR. Nr. 56/179; 56/186.

16 BOA. DH. ŞFR. Nr. 56/267.

17 Geniş bilgi için bkz. Osman Köksal, Tarihsel Süreci İçinde Bir Özel Yargı Organı Olarak Divan-ı Harb-i Örfiler (1877–1922), Ankara Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Doktora Tezi) Ankara, 1996.

18 BOA. (Harici Siyasi) HR. SYS. Nr. 2882/29. Gürün bu sayıyı 1397 olarak vermektedir. Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, 2. B. Ankara, 1983, s. 221.

19 BOA. DH. ŞFR. Nr. 55 A/177.

20 BOA. HR. SYS. Nr. 2882/29–25.

21 Ali Fuad Erden, Suriye Hatıraları, Yayına Haz: Alpay Kabacalı, İstanbul, 2003, s. 269.

22 1918-1920 yılları arasında yapılan bu yargılamalar hakkında geniş bilgi için bkz. Feridun Ata; İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2005.

23 Geniş bilgi için bk. Bilal Şimşir, Malta Sürgünleri, Bilgi Yayınevi, 2. baskı, Ankara, 1985.


Türk Yurdu Haziran 2006
Türk Yurdu Haziran 2006
Haziran 2006 - Yıl 95 - Sayı 226

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele