AVRUPALI TÜRKLERİN JEOPOLİTİĞİ

Nisan 2006 - Yıl 95 - Sayı 224

Servet KARABAĞ

Salih ŞAHİN

 

Göçün Başlangıcı ve Seyri

Türkiye’den yurt dışına göç hareketi 40 yıllık sürede 4 milyona yaklaşmıştır. Çalışmada bu kadar çok sayıda insanı kapsayan Türkiye’den Avrupa ülkelerine göç etmiş nüfusun jeopolitik olarak nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde  durulacaktır. Türkiye’den başta Almanya ve Batı Avrupa ülkelerine olmak üzere, işçi göçü 1960’lı yıllarda başlamıştır. Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasındaki ortaklık anlaşmasının gereği bu göç hareketi başlamıştır.

1960’lı yıllarda başlayan Türk işçi göçü, 1973 yılında işçi alımının durdurulmasıyla biraz azalmış; 1974’ten sonra aile birleşimi yoluyla göçlerle devam ederek nitelik değiştirmiştir. İstatistiklere göre 1961 yılında Federal Almanya’da 6.800 Türk vatandaşının yaşamaktaydı. Bu rakam 1975 yılında ilk defa 1 milyon sınırını aşarak, 2004 yılı verilerine göre iki milyona yaklaşmıştır. 1980’li yıllarda da devam eden aile birleşmeleri 1990’lı yıllarda azaldı. Günümüzde Türkiye’den Almanya’ya ve diğer Avrupa ülkelerine göç ağırlıklı olarak evlilik yoluyla gerçekleşmektedir.

Türkiye’den Batı Avrupa ülkelerine göç denildiğinde genellikle Almanya anlaşılır. Bunun nedeni Avrupa ülkelerine göç eden Türk nüfusun çok önemli bir kısmının bu ülkeye gitmesidir. Nitekim hâlen yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının yaklaşık % 51’i bu ülkede yaşayanlardan oluşmaktadır.

 

Vatandaş mı, Azınlık mı?

Ülkemizden Avrupa ülkelerine göç edenlerin geçmişten bugüne sahip oldukları haklar konuda önemli değişiklikler olmuştur. İlk göçlerin özellikleri ile sonraki dönemdeki göçlerin özellikleri arasında önemli farklar vardır. Ülkemizden ilk göçlerle bu ülkelere yerleşenlerin önemli bir kısmı kalifiye olmayan, geri dönme isteği yüksek olan ve hangi haklara sahip olduklarını da bilmeyenlerden oluşuyordu. İlk gidenlerin en önemli sorunlarının başında ise gittikleri ülkelerin dilini bilmemekteydi. Birinci kuşak olarak adlandırılan ve ilk olarak Avrupa ülkelerine göç edenler zor koşullarda ve ağır işlerde çalıştırıyorlardı.

İlk olarak gidenlerin önemli bir kısmı hemen ailelerini yanlarına almayı düşünürken önemli bir kısmı bu konuda sorunlar da yaşadı. Uyum sorunları bunların başında gelmektedir. İlk gidenlerin ardından 10-15 yıl sonra Avrupa ülkeleri işçi alımlarını durdurma noktasına gelmişti. Bu tarihten sonra göçün niteliği de değişmeye başlamıştır. Aile birleşmeleri yoluyla göçler 1980’li yıllara kadar hızlı bir şekilde daha sonraki yıllarda ise yavaşlayarak devam etti. Bu yıllarda göç edenler iki önemli sorunla karşı karşıya kaldı. İlki ikinci kuşak olarak adlandırılan neslin yaşadıkları ortam ve ülke vatandaşlarıyla uyum sorunuydu. 1980’li yılların ikinci önemli özelliği ise göç edenlerden bir kısmının emeklilik veya diğer nedenlerle geri dönüşlerin başlamasıydı. Belirli aralıklarla gidip gelenler yanında çocuklarını bırakarak dönenler bu yıllarda oldukça artış gösterdi.

Göçün yasal çerçevesine bakıldığında Türklerin bugün gerek Almanya’da, gerekse diğer Avrupa ülkelerinde, başlangıca oranla daha fazla haklara ve yasal güvenceye sahip oldukları görülmektedir. Buna bir örnek olarak Almanya’da 1999 yılında çıkarılan yeni Vatandaşlık Yasası gösterilebilir. Bu yasaya göre göç gerçeği büyük ölçüde tanınmakta ve başta Türkler olmak üzere Almanya’da yaşayan tüm yabancılara yasal açıdan daha büyük güvence sunmak amacıyla vatandaşlığa geçişte çeşitli kolaylıklar sağlanmaktadır.

Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine yapılan göçlerin, Afrika veya diğer Orta Asya ve Arap ülkelerine yapılan göçler arasında bazı farklar vardır. Başta mülkiyet hakları olmak üzere ailelerini yanlarına alma gibi özellikler bakımından Avrupa ülkeleriyle diğer ülkelere yapılan göçler arasında farklılık vardır. Örneğin; Asya ülkelerine gidenler ailelerini yanlarına almayı düşünmeyerek daha kısa bir süre için bu ülkelere gitmişlerdir.

 

Avrupa Birliği ile İlişkilerde Türk Nüfusun Yeri

1960’lı yıllarda başlayan yurt dışına göç hareketiyle 4 milyona yakın Türk Avrupa ülkelerine göç etmiştir. Türkiye dışında yaşayan toplam Türk vatandaşı sayısı 3 659 967’dir (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verileri, 2005). Bu rakamın 3 100 117’si Batı Avrupa ülkelerinde yaşamaktadır. Geri kalan 106 535’i Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde, 61 500’ü Avustralya’da, 26 000’i Rusya Federasyonu’nda, 291’i ABD ve Kanada’da, 31 680’i Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde ve 30 326’sı ise İsrail’de yaşamaktadır. Almanya, Hollanda, Fransa ve Danimarka gibi ülkeler başta olmak üzere 1 271 979 Türk nüfus yabancı ülke vatandaşlığına geçmiştir. Doğumla yabancı ülke vatandaşlığını alanlar bu sayının dışındadır (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verileri, 2005).

Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan üç milyondan fazla Türk vatandaşı, Lüksembourg’un toplam nüfusunun yedi katına denktir. Bu rakam İrlanda nüfusunun beşte dördünün üzerinde, Danimarka ve Finlandiya nüfusunun da yarısından fazla ve ayrıca Avusturya, Yunanistan, Portekiz ve İsveç gibi ülkelerin nüfuslarının yaklaşık üçte birine eşittir. AB ülkelerindeki sayıya İsviçre’de yaşayan 80 bin civarındaki Türk eklendiğinde, Avrupa ülkelerindeki Türklerin sayısı daha da artmaktadır. Bu rakama AB üyesi Yunanistan’ın Batı Trakyalı Türk kökenli vatandaşları dâhil değildir. AB ülkelerindeki Türk nüfusunun % 70’inden fazlası Almanya’da bulunmaktadır.

Tablo: 1- Türkiye’den Bazı Avrupa Ülkelerine Yapılan Göçlerin Ülkelerdeki Yabancı nüfus İçindeki Payları.

Ülkeler

Toplam Vatandaş Sayısı

Ülke nüfusu

Ülke nüfusu içindeki %'si

Yabancı nüfusu

Yabancı nüfus içindeki %'si

Almanya

1877661

82509404

2,27569

7334765

25,59947

Fransa

387833

60186184

0,64439

3263186

11,8851

Hollanda

351648

16258032

2,16292

702185

50,07911

Avusturya

122931

8140122

1,18244

765.323

16,06263

Belçika

41336

10396421

0,3976

860.287

4,804908

İsveç

36524

8.975.670

0,40692

476.076

7,671884

İngiltere

115000

59200000

0,19426

5326296

2,159099

Danimarka

54859

5411405

1,01377

260175

21,08542

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Almanya’daki Türkleri, yaklaşık % 9 ile Hollanda’da yaşayan Türkler, % 8,7 ile Fransa’daki Türkler ve % 4,4 ile Avusturya’daki Türkler takip etmektedir. Söz konusu dört ülke AB sınırları içinde yaşayan Türk nüfusun yaklaşık % 93’ünü barındırmaktadır. Türkler, nüfus açısından sayıca büyüklüklerinin yanı sıra, ekonomik güç oluşturmaya başlamışlardır.

2005 yılı itibari ile Almanya’da 82 milyondan biraz fazla insan yaşamaktadır. Bunun 7,4 milyonu yabancılardan oluşmaktadır. Nüfus artışındaki hız göz önüne alınarak 2050’ye gelindiğinde Almanya toplam nüfusunun 68 milyon; yabancı nüfusun 18 milyon olacağı tahmin edilmektedir. Bu rakamların 2080 yılında 40 milyon olacağı ve bu sayının ½’sinin Türklerden oluşacağı ve bu süreçte özellikle Kuzey Rhein Westfalya’nın Dusseldorf, Duisburg, Dortmund, Bochum, Essen ve Köln gibi büyük şehirleri neredeyse birer Türk şehri hâline geleceği tahmin edilmektedir.

 

Ekonomik Güç Olarak Türk Nüfus

Türk nüfus, yaşadığı ülkeler ve Türkiye için ekonomik açıdan önemli bir güç oluşturmaktadır. AB sınırları içinde yaşayan 3 milyonu geçen nüfusun, 1 240 milyonu aktif olarak çalışmaktadır. Bu nüfusun 2001 yılında AB’ne katkısı 70 milyar Avro olarak hesaplanmıştır. Bu ekonomik açıdan oldukça önemli bir rakamdır. Çünkü bu rakam Türkiye’nin 2001 yılındaki GSMH’nın toplamı olan 140 milyarın yarısı kadardır. Avrupa’da yaşayan 3,1 milyon Türk arasında çalışanların oranı yaklaşık 1,2 milyon düzeyindedir. Almanya’da olduğu gibi diğer AB ülkelerinde de çalışan Türklerin tüm Türk nüfus içindeki oranı, o ülkelerde çalışan nüfus oranının altında bulunmaktadır. Bu durum Türkler arasındaki işsizlik oranının o ülkelerdeki toplam işsizlik oranının üzerinde seyretmesi, Türk nüfusun yaş ortalamasının daha düşük ve çalışan kadın oranının da AB ülkelerindeki toplam nüfusa göre daha geride olmasından kaynaklanmaktadır.

Almanya’daki yoğunlaşmaya paralel olarak çalışan Türklerin 832 bini bu ülkede yaşamaktadır. Almanya’yı yaklaşık 105 bin Türk çalışan AB ülkelerindeki ile Hollanda ve yaklaşık 101 bin Türk çalışan ile Fransa izlemektedir. Fransa’daki yüksek işsizlik nedeniyle çalışan nüfusun oranı diğer ülkelere göre, özellikle de Hollanda’ya göre daha düşüktür. Fransa’da çalışan Türklerin oranı % 32,3 düzeyinde iken, Hollanda’da bu oran % 42,4 ile en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Çalışan toplam 1 178 milyon Türk’ten yaklaşık 1 105 milyonu işçi veya daha farklı bir ifadeyle bağımlı nüfustan oluşmaktadır. Diğer 73 bin çalışan ise Türk girişimciler grubunu oluşturmaktadır.

Avrupa Birliği ülkelerinde toplam çalışanların % 75’ini oluşturan 1,2 milyon çalışan Türk, AB’nin Gayrî Safî Yurtiçi Hasılası'na (GSYİH) 55,1 milyar Avro’luk bir katkı sağlamış bulunmaktadır. Türklerin ağırlıklı olarak yaşadıkları sekiz ülkede her bir Türk’ün GSYİH’na ortalama katkısı 1998 yılında takriben 31.700 DM ya da 16.200 Avro idi. AB’ndeki toplam ağırlıklı olarak 8 AB ülkesinde yaşayan Türklerin bu ülkelerin yaptıkları katkının % 72,9’unu Federal Almanya’da yaşayan Türkler sağlamış bulunmaktadır.

                Avrupa ülkelerinde çalışan Türkler arasında girişimcilerin oranının % 6,2 olması da diğer önemli bir güç unsurudur. Bu rakam 1995 yılında % 4,8 idi. Türkiye Araştırmalar Merkezinin hesaplamalarına göre AB’ndeki Türk girişimcilerinin sayısı 1995-1999 yılları arasında 54.300’den 73.200’e çıkarak % 34,8’lik bir büyüme hızı göstermiştir.

Türk serbest girişimcilerinin önemi sadece sayısal büyüklüklerinden değil, aynı zamanda oluşturdukları ekonomik potansiyelden de anlaşılmaktadır. Aynı gelişme yatırım hacminde ve istihdam edilenlerle ilgili rakamlarda da gözlenmektedir. Yatırımlardaki büyüme oranı aynı dönemde 10,3 milyar DM’den, 15,4 milyar DM’ye yükselmiştir. Gerçekleştirilen yatırım hacminin büyüme oranı ise % 49,5’tir. Türk işletmelerinde istihdam edilenlerin toplam sayısı ise yine aynı dönem içinde 212 binden yaklaşık 366 bine yükselmiştir. Bu da istihdam edilenlerdeki artış oranının % 72,6 olduğunu gösterir. AB’ndeki Türklerin Almanya’daki yüksek oranı ve buna bağlı olarak çalışan nüfus ve serbest girişimcilik konusundaki ağırlıkları sonucu, AB içinde yaşayan Türklerin ve Türk girişimcilerin içinde en büyük payı Almanya’daki Türk girişimcileri almaktadır.

 

Avrupa’da Yaşayan Türklerin Siyasal Gücü, Sorunları ve Gelecekleri

Türkler, ekonomik güç olmalarının yanı sıra, bugün artık siyasî bir güç de oluşturmaktadırlar. 40 yıl öncesinin gurbetçileri bugün işveren konumundadır. Bu durum özellikle ekonomik güçleri ve sayılarından kaynaklanmaktadır.

Günümüzde sadece Almanya’da 100’ün üzerinde farklı branşta şu an için 83 bin Türk asıllı büyük işletmeci vardır. Bunlar 400 bini aşan istihdam imkânı sağlamaktadır. Gelirleri son dört yılda 35 milyar Avro’ya yükselmiş ve % 64 artış ile yatırımları da 10 milyar Avro’ya yaklaşmıştır.

Avrupa’ya giden ilk nesil daha çok para biriktirerek ülkesine yatırım yapmayı amaçlamıştı. İkinci kuşak da hemen hemen aynı doğrultuda hareket etti. Ancak günümüzde Türkler, bulundukları ülkelere yerleşme ve vatandaşlık haklarını elde etmeye başladılar. Böylece Türk işçi göçü giderek nitelik değiştirmiştir. 2003 yılında ortak menfaatler etrafında kurumsallaşmaları açısından önemli bir dönüm olmuştur. Çünkü artık Avrupalı Türkler çeşitli birliktelikler oluşturarak siyasî ve ekonomik açıdan gücünü ortak yönlendirmeyi amaçlanmaktadır.

Almanya’daki Türklerin yaklaşık 700 bini Alman vatandaşlığına geçmiştir. Ülkede 500 bin Türk seçme hakkına sahiptir. Bu durum Almanya’da birçok eyalette ve Almanya genelinde Türk nüfusunun belirleyici bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Türk göçmenlerin nüfusu ile siyasetteki temsiliyetleri arasında büyük bir fark olsa bile gelecekte Almanya iç politikasında ki ağırlıkları daha da artacaktır. Bu durum Almanya’daki 2005 seçimlerinde kendini hissettirmiştir.

Sonuç

Avrupa’da yaşayan Türkler hem Türkiye hem de AB ülkeleri açısından farklı açılardan jeopolitik unsur olarak değerlendirilebilirler. 1960’lı yıllardan beri giderek artan Türk nüfusu günümüzde 4 milyona yaklaşmıştır. Türk nüfus; siyasî, ekonomik, kültürel ve hatta tarihî açıdan bulundukları ülke ve Türkiye için farklı etkilere sahip nitelik kazanmıştır. İşçi olarak başlayan bu serüven artık işveren konumuna kadar getirmiş, ekonomik belirleyiciler niteliğini kazandırmıştır. İlk yıllara göre eğitim öğretim kurumlarını bitirenlerin sayısı arttığı gibi, bu mezuniyetlere bağlı devlet kademelerinde olanların sayısı artmaya başlamıştır..

Kültürel açıdan, Türk nüfus etkileşimde olduğu ülkenin nüfusunu etkilediği gibi kendi de etkilenmektedir. Kültürel unsurlar açısından bazen bu nüfusun yaşadığı ülkelerde artan aşırı milliyetçi hareketler nedeniyle çok ciddi sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır. Örneğin; Hollanda ve Almanya’da artan Türk nüfusa saldırılar bu durumun tipik örnekleridir.

Türk nüfus sayısal olarak yaşadığı bölge ve ülke seçimlerinde, oy kullanma hakkını elde etmesiyle birlikte önemli bir seçmen kitlesi hâline gelmiştir. Almanya, Fransa ve Hollanda gibi Türk nüfusun daha fazla olduğu ülkelerde bu durum daha da önem kazanmıştır.

1960’lı yıllarda başlayan Türk iş gücü göçü Avrupa ülkeleri–Türkiye ilişkilerinde aynı zamanda tarihsel bir konudur. Bu tarihlerde hem Türkiye hem de Avrupa Birliği ülkeleri tarihlerinde bu konuyu değerlendirmek durumundadır. Çünkü bu nüfus her iki taraf için de bir çok gelişmenin temel aktörleri olmuşlardır. Örneğin, seçimlerde belirleyici olmaları, tarihe düşülen kesitlerdir.

Türkiye AB ilişkilerinde Avrupalı Türk nüfusa önemli bir güç unsuru olarak bakılmalıdır. Yukarıda da ifade edildiği gibi, ekonomik, kültürel, siyasî açılardan bu nüfus bir güç elde etmiştir. Bunu Türkiye fark etmek ve ilişkilerde sürekli olarak dikkate almak durumundadır. Türkiye’nin dünyadaki Türk ülkeleri ve Türk vatandaşlarına yönelik çok ciddî politikalar geliştirmesi hayatî bir zorunluluktur.

Avrupa’da yaşayan Türklerle ilgili en önemli hususlardan birisi, bu ülkelerde yaşayanların, bulundukları ülkelere tam olarak uyum sağlayamamaları ama aynı zamanda Türk vatandaşı olarak ülkemizden de hem bağlarını koparamamaları ama giderek gelenek görenek ve kültürel değerlere yabancılaşmaları dikkat çekmektedir.

Kaynaklar

Abadan, N., 2002, Bitmeyen Göç, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul.

Kurtuluş, B., 1999, Türk Beyin Göçü, Alfa yayıncılık, İstanbul.

Mutluer, M., 2003, Uluslar Arası Göçler ve Türkiye, Çantay yayınları, İstanbul.

Özdağ, Ü., 2002, Türkiye AB ilişkileri, ASAM yayınları, Ankara.

Yalçın, C., 2004, Göç Sosyolojisi, Anı yayıncılık, Ankara.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Verileri, 2005, (http://www.calisma.gov.tr/), Ankara.


Türk Yurdu Nisan 2006
Türk Yurdu Nisan 2006
Nisan 2006 - Yıl 95 - Sayı 224

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele