KABALĞI KINAMAK İÇİN EN ANLAŞILIR ve DEMOKRATİK JEST EKONOMİK PROTESTO BİÇİMLERİDİR

Mart 2006 - Yıl 95 - Sayı 223

 

-Malûm karikatürlerin “sehven” çizilmediğini belirtiyorsunuz. Okuyucumuzun hafızasını tazelemek bakımından, kasım ayından bu tarafa bu konuda ne gibi gelişmeler oldu. İfade edebilir misiniz?

-Ahmet Turan ALKAN: Zannediyorum eylül ayında bir Danimarka gazetesi, fikir hürriyeti adına on iki çizere siparişte bulunarak karikatür çizmelerini talep ediyor. Karikatürler yayınlandıktan sonra sınırlı bir tepki uyandırdı ve galiba en önce Danimarka’da yaşayan Müslüman cemaat tarafından protesto edildi. Sonra skandal yaygınlaştı ve ekim ayında aralarında bizim başbakanın da bulunduğu on küsür İslâm ülkesi temsilcisi olayı, Danimarka hükûmeti nezdinde kınadılar ve tedbir alınmasını istediler. Başbakan Rassmussen ise ülkesinde basın hürriyetinin varlığından bahisle siyasî yürütme uzvunun, özel gazetelerin yayın siyasetlerine karışamayacağını ileri sürdü. Sonra aradan aylar geçti ve biz hadise unutuldu zannettik. Ne var ki aynı karikatürler yeniden yayınlanmak ve başka gazetelerce iktibas edilmek suretiyle konu alevlendirildi.

-Bu tip “Taammüden” olduğu belli tahrikler karşısında Müslümanların gösterdiği tepkileri ne bakımdan eleştiriyorsunuz?

-Üç açıdan eleştirim var: İlk olarak, sınırlı sayıda Batılı Müslüman’dan başka kimsenin görmediği karikatürlere bu kadar öfke duyulmasını tehlikeli buluyorum. Bugün itibariyle bile karikatürleri protesto edenler neyi kınadıklarından habersizler. Bu durum haberleşmenin temel kurallarına aykırıdır. Dedikodu üzerine harekete geçmek hoş değil çünkü bu bir mekanizmadır ilerde daha tehlikeli tahrik senaryolarında yeniden kullanılabilir. Bir şeye kızacak isem, sebebini bilmeli ve buna ben karar vermeliyim. Sâniyen görenler hak verecektir ki bu rezil karikatürler zekâ ve espri taşımaktan uzak, kaba-saba şeylerdi. Geçenlerde güzel bir söz işittim, diyor ki, “Neye güldüğünüz zekânızı, nasıl güldüğünüz ise terbiyenizi işaret eder” Aynı şey, neye kızdığımızda biraz bizi tarif eden bir mahiyet vardır. Biz tam da bu noktada karikatüristleri tel’in etmek yerine onları zekâ ve hayal gücü fukarası olmak ithamıyla aşağılayabilirdik, çünkü doğru olan bence buydu. Üçüncüsü ise güçlü tepki verdiğimizi zannederken zayıf refleks gösterdik. Bazı adamlar vardır, bir el işareti yaptığınızda huylanır, hemen tepki gösterirler. Bazı zalimler ise böyle saplantı sahibi olanlarla eğlenirler. Şimdi bu güçlü öfke ama zayıf refleks vermekle zaafımı aşikâr ettik. Bundan sonra bizi istedikleri zaman zıvanadan çıkarabileceklerini biliyorlar.

-Daha seviyeli ve müessir tepkiler için örnek verebilir misiniz? Kültür normlarımızı, geleneksel tepkilerimizi değiştirmek mi gerekiyor? Yoksa kendi kültürümüz içinde daha seviyeli olmak mümkün mü?

-Kabalığı kınamak için en anlaşılır ve demokratik jest, elbette ekonomik protesto biçimleridir; buna ilâveten sanat yoluyla, edebiyat yoluyla, grafik yoluyla protesto imkânlarını hemen hiç zorlamadık. Hatta Resulullah’a bağlılık ve muhabbetimizi bir kere daha zarifane teyit etmek fırsatını da kaçırmış gibiyiz. Bir benzin istasyonu pankart yaptırmış, “Canımız yoluna feda ya Resulallah” diye. Canımızı feda ederiz, hiç şüphe yok; ama daha başka ne yaparız? Bu pankart, muhtemel bir medenî tavrın el yordamı ile açılmış çentiği gibi göründü bana; bu çentikten yola çıkarak çok güzel posterler, afişler, şarkılar, televizyon ve radyo programları, yarışmalar yapılabilir meselâ. Pozitif tepkiden medenî tepkiden bunu anlıyorum. İran’da bir gazete, Batı’daki düşünce hürriyetinin sınırlarını ölçmek için bir karikatür yarışması açtı; bu da zarif bir adımdır. Her Müslüman bu çirkinliği protesto için yakasına bir gül amblemi veya beyaz bir fiyonk takabilirdi. Televizyonda “Efendimiz”in bu gibi çirkinliklere nasıl tepki verdiğini izah eden, tartışan “ahlâk-ı Nebi” programları yapmalıydık. Yoluna canım feda ama O’nun yolu nedir? Buradan çok faydalı ve pozitif kampanyalar düzenlenebilirdi ve çok faydalı olurdu. Yine de fırsat kaçmış sayılmaz.

-Danimarka’nın veya “Batı Medeniyeti”nin maksadı ne olabilir? Ellerinin altında bir bahane için daha başka gerekçeler ve metotlar zaten var ve daha da bulabileceklerken niçin karikatürler yoluyla İslâm alemine yönelik tahriklerde bulunuyorlar?

-Bütün Batı dünyasının bu densizliği tasdik ettiğini düşünmemek lâzım; orada da büyük ruhlar, son derece ahlâklı insanlar ve vicdanen beşeriyetin ruhuyla temas hâlinde insanlar var. Bu farkı titizlikle vurgulamak da yapılacak işler cümlesinden... Bunun haricinde bu edepsizliği yapanların maksadı tepki ölçmek ve zayıf noktalarımızı tespit etmektir bana göre. Bokstaki yalancı hamleler gibi bir nevî gölge boksu yapıyorlar. Bu noktada vakarı muhafaza etmek lâzım.

-Karikatürler yoluyla ortaya çıkarılan kriz acaba “medeniyetler çatışması” senaryosunun ilk işaretleri olarak algılanabilir mi Bu tutumdan Batı alemi ne gibi beklentiler içinde olabilir? Haksız işgal ve tutumlarına Müslümanların yanlış tepkilerini gerekçe olarak mı göstermeye çalışmaktadır?

-Çirkin yüzüyle Batılılar rasyonel düşünen yaratıklardır; medeniyetler çatışması veya uzlaşması, onlar için bir insanlık idealinden ziyade politik bir proje gibi görünüyor olmalı. Bu projeden bu fikirden nasıl istifade edebileceklerini inceliyor olmalılar. Elde ettikleri verilere göre çatışma veya uzlaşma tavırlarından hangisini rasyonel bulurlarsa ona itaat edeceklerdir. Bunun haricinde İslâm’ın kendisini dikkatle incelememiz lâzım. İslâm, Batılı dünyayı etkilemeye, sarsmaya, değiştirmeye adaydır; bu potansiyel var İslâm’da. Bizim yarım-yamalak İslâm yorumumuzu ölçü almamak lâzım. Kitabi İslâm, tek kelimeyle hayat vaat ediyor, ümit vaat ediyor; onunla dürüstçe temasa geçen Batılıları tepeden tırnağa sarsmaya ve değiştirmeye müsait bir vizyon sağlıyor. Yani tek kelimeyle onlar açısından tehdid edici bir doktrin ve hayat kavrayışı gibi algılanıyor. Batılı yöneticilerin rasyonalite kavrayışı bunu menfi manada tehdit gibi algılıyor olabilir. Tabiî daha kısa vadede İslâm dünyasının gösterdiği ham ve çiğ tepkilerin üst üste konulmasından elde edilecek görüntü, “İslâm toplumlarının geriliği” tezini güçlendirmekte.

Kısaca onlar satranç hamleleri yapıyor bize ise meseleye güreşçi mantığı ile yaklaşıyoruz.


         

* Söyleşi: A. Necip Günaydın, Türk Ocakları Sivas Şubesi Başkanı


Türk Yurdu Mart 2006
Türk Yurdu Mart 2006
Mart 2006 - Yıl 95 - Sayı 223

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele