BİR ŞEHİT AİLESİ ZİYARETİNİN ARDINDAN

Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

 

  Keskin ilçesinden bir şehit daha. Kırıkkale ilinden ise 142. şehit. Türkiye’de yiğidin harman olduğu yerlerden biri de Kırıkkale.

Hanımlar Kurulu olarak başsağğına, “Vatan sağ olsun” demeye, ailesine “yanındayız” demeye, acıyı belki biraz hafifletmeye gittik. 17 kişi. Bizi Kırıkkale Ocak başkanı, eşi ve arkadaşları karşıladı. Temiz bir Anadolu kasabası, sessiz, sakin bir sonbahar günü, cumhuriyet bayramının arifesi, şehidin şehadetinin 7 si. Üstünden bir hafta geçmiş kahpe kurşunun.

Evde Türk’ün,  sevincinin (düğün), üzüntüsünün (şehadet), kutlu gününün (askerlik), velhasıl her şeyin sembolü bayrak asılı.  Vatana kahraman doğurmak için, vatana kurban vermek için düğünde de cenazede de bayrak asarız.

Evin avlusu kalabalıktı.  Yemek dağıtımı, çay servisi, lokum, gülsuyu servisi daimi idi. Zaman zaman sessizlik, Kuran-ı Kerim sesi ile yerini huşuya, duaya bırakıyordu.

Şehit evindeki, avludaki, ilçedeki en dikkat çekici unsur vakar idi. Ağıt yoktu, gözyaşı yoktu. İnsanlar sadece vakarını bozmadan, kalplerindeki hüznü, sessizce yaşıyordu. Babanın çökkün ama vakur hâli, gözyaşları akan bizlerin, onu teselli etmesi gerekirken, onun bizi tesellisi, “Sakin, aklıselim, birleştirici, sabırlı olmalıyız. Vatanımız için olması gereken bu”  derken ki kırık-buruk ama olgun hâli bizi kendimize getirdi mi (?) bilmiyoruz. Akan gözyaşımız sadece sessizleşti, ama durmadı. Anası, her Türk anası gibiydi. Sade, gözyaşını artık kurutmuş, dik durmaya çalışan, ağıtsız, sessiz, şehit anasının gururu, evlat kaybının dayanılmaz – hayattan vazgeçilmiş, ama vatandan vazgeçilmemiş- hâli ile ayakta idi. Bizi uğurlarken de vakarlarını bozmadılar. Tüm Keskin’liler gibi.

Bir şehit ailesi ziyareti yaptık. Başka ziyaretler yapmamak dileği ile “vatan bölünmesin” duası ile aklımızı kullanmak, bilinçli olmak, dayanmak düşüncesi ile.

Günlerden 29 Ekim arifesi idi.  Askerî-mülki erkân önce Atatürk anıtında,  sonra şehit ailesinin yanında idi.  Devlet,  Keskin’de milleti ile yan yana idi.

            Şehit piyade er Vedat Kutluca, ailesinin 2. şehidi. İlki halaoğlu olan astsubayımızın 1996 da PKK pususunda şehadeti. Dedesi de Kore gazisiymiş. Japon TV ekibi oradaydı. Kore gazisi bir dedenin resimleri, hatıraları ve dedenin iki şehit torunu…

Japonlar için,  açıkça savaşa girilmemiş olsa da vatanı savunmanın gururunu yaşayan bir Türk ailesini kayda geçirmek çok önemli…

Türk dünyaya örnek mi?

Evet,  daima da öyle olacak.

Olmak zorunda…

 


Türk Yurdu Aralık 2007
Türk Yurdu Aralık 2007
Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele