İşbirlikçi Çetenin “Büyük Oyun”unu Türk Milliyetçileri Bozacaktır

Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

 

Salt kişisel çıkarı ve zevki maksimize etmeyi savunan (Neoliberal), sınıf goygoyculundan amorf demokrasi fetişizmine terfi eden (Neomarksist) ve ütopik ümmet hayaliyle kozmopolitizmi kutsayan (Neoislamcı) tipler için ortak değerler varlığı (millet), doğal olarak halledilmesi (çözülmesi) gereken bir gerçekliktir!

Bu tipler, hareket noktaları farklı da olsa millet varlığını, emellerini sınırlaması nedeniyle mutlaka aşılması gereken bizatihi totaliter bir güç (!) olarak algılarlar!

İşte bu nedenle “Düşmanın düşmanı dosttur.” ilkesince tam bir ittifak oluştururlar; adlarını anmaya değmez; prototip örnekler biliniyor! Kuşkusuz bu ittifakın güç aldığı bir dış dinamik vardır:  Meydan okuyan Batı ile buna yapışmış Kuzey Irak merkezli “atsineği”!

Nicelik olarak marjinal görünen bu iç cephe, 1920’lerdeki öncüllerinin, açıkçası, maddi ve manevi atalarının işlevini neredeyse aynen sürdürüyor:  İşbirlikçilik.

ş dinamik Türkiye’yi Türk milletine asla layık görmüyor; bu nedenle de onu söküp dağıtarak hem bölgenin hem de Avrasya’n›n kilidi olmaktan çıkarmak istiyor! Kilit kırıldığında; hem Ortadoğu’yu hem de Avrasya’yı daha kolay şekillendirebilecektir!

Şekillendirme, kuşkusuz söz konusu bölgelerin ekonomik kaynaklarını kontrol etme (ve kullanma) imkânı verecektir!

Yeni yöntemler ve araçlarla yürütülen bu proje, yüzyılın “büyük oyunu” olarak tanımlanabilir!

Kilidi kırabilmek, kuşkusuz temelde müsait tiplerden oluşan etkili bir iç cephe yaratarak mümkün olabilirdi; ne yazık ki bu, 1940’lı yıllardan beri sürdürülen sistematik çabalarla yaratılmış görünüyor!

Devşirilmiş tiplerle zenginleştirilmiş bu iç cephe, millet varlığının örgütlü gücü (omurgası) olması nedeniyle, öncelikle Türk ordusundan büyük rahatsızlık duyuyor; “anti militarizm”den “sivil toplum”a kadar bir dizi araçsal kavramın ardına saklanarak öncelikle onu yıpratmaya çalışıyor!

Türk milliyetçiliği(de), filozof Bergson’a uyarak söylemek gerekirse, millet varlığını, mensubiyet nedeniyle sevme, koruma ve güçlendirme psikolojisinin adıdır; bu niteliğiyle doğaldır!

Söz konusu iç cephe aparatları, bu psikolojinin belirtisi en küçük söylem ve eylem karşısında kırmızı görmüş boğaya dönüşebiliyorlar; örnekleri anımsatmak gereksiz! “Eleştiri”(!) adı altında yürütülen saldırının salya sümük derecesinde sürdürülebilmesi, kurgulanan “büyük oyun”un sunduğu stratejik destek ve bunun yarattığı umuttan kaynaklan›yor!

Türk milleti teslim olmayacağına göre, eninde sonunda bu oyun bozulacak; işbirlikçi taife, aynen öncüleri gibi tarihin çöplüğüne atılacaktır; bunu bir kez daha göreceğiz!

 


Türk Yurdu Aralık 2007
Türk Yurdu Aralık 2007
Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele