İMPARATORLUK ÇÖKERKEN YENİ BİR ULUS TAHAYYÜLÜ

Ekim 2007 - Yıl 96 - Sayı 242

         

        Türkiye’nin yıllardır sürdürdüğü Avrupa Birliği’ne girmek hayalinin gerçekleşmesi yolunda ülkenin toprak bütünlüğünü tehlikeye atacak şekilde verdiği tavizlerin sonuçları içtima sahaya yansımaktadır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde devlete sadakatte kusuru görülmeyen Kürt toplumu içinde çıkan küçük bir azınlığın bölgedeki kendilerine göre daha varlıklı olan komşularına yaptıkları tacizler basit zabıta vakası olarak nitelendiriyordu. Basit zabıta vakaları yönetim kadrolarının ihmalleri, ihanetler, iç ve dış tahriklerin sonucunda memleket sever kesimin uykularını kaçıran bir noktaya ulaştı.

         Ayrılıkçı Kürt hareketinin II. Meşrutiyet dönemine kadar giden örgütlü hareket etme ve yayın faaliyetleri tarihinin incelenmesi çalışmaları umumiyetle bu kesimin içinden çıkan az sayıdaki araştırmacı tarafından yapılmaktadır. Bu çalışmalar daha ziyade batı Avrupa ve İskandinav ülkelerinde kümelenmiş durumdadır. Yeni bir millet oluşturma tahayyüllerinin kültürel zemini sağlamak, tarihi kökleri daha derinlere indirebilmek gayesiyle yürütülen bu çalışmaların ilmi sonuçları, tarafsızlıkları tartışılabilir. Bu vadideki araştırmaların tarafsız bilim adamları tarafından yürütülmesi gerekmektedir. Geçmişte bu faaliyetlerde sahnede görünen kişiler, bağlantıları, devlete sadakatleri bilinmesi gereken hususlardır.

        7 Kasım 1918 ile 2 Ekim 1919 tarihleri arasında 25 sayı halinde Kürdistan Teali Cemiyeti’nin resmi olmayan yayın olarak neşredilen Jin-Hayat dergisi, uzun yıllar Diyarbakır Kulp Müftülüğü yapan, bazı telif ve Arapçadan tercüme eserleri bulunan Mehmet Emin Bozarslan tarafından tıpkıbasım ve transkripsiyonuyla birlikte 1995 yılında İsveç’in Upsala şehrinde neşredilmiştir. Jin hakkında ikinci araştırma Ahmet Özcan tarafından geçtiğimiz aylarda yapılmıştır.[1]Eser, önsöz ve giriş kısımlarından sonra, Kürtlere Dair Çalışmalara Eleştirel Bir Bakış, Milliyetçiliğin Parlayan Yıldızı ve Kürtler, Ana Hatlarıyla Jin Dergisi, Tarihsizliğin Talihsizliği, Efsanevi Kahraman Ata Kave ve Kadim Akrabalıklarının Cazibesi, Edebiyat-ı Kürdiye Var mıdır, Lisan-ı Kürdi Edebiyatı Elverişli midir? Kürtler ve Ötekiler, Asrın Kabul Ettiği Yol, İskân Politikasının Sonuçları, Kürt Nüfus Üzerinde Nüfuz Çabası başlıklı bölümlerde ele alınan konu çeşitli yönleriyle işlenmiştir. Sonuç bölümü, istifade edilen eserleri ihtiva eden kaynakça ve dizinin verilmesinden sonra çalışma hitama ermektedir.

         Osmanlı devleti döneminde Kürtler tarafından kurulan teşkilatlar, bu teşkilat mensuplarınca neşredilen gazeteler ve dergiler hakkında kısaca bilgi verilmiştir. I.Dünya Savaşı’nın sonuçlanmasına kadar olan zaman dilimindeki teşkilatlarının talepleri siyasi ortamın elverişli olmaması hasebiyle kültürel isteklerin ötesine geçmiyordu. Mondros Mütarekesi’nin ilanından sonra kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti’nin bazı mensupları ülkenin doğu bölgesiyle ilgili toprak taleplerini yabancı temsilcilerle yaptıkları görüşmelerde dile getirmeye başladılar.[2] Başkan Seyit Abdulkadir, otonomiye, Bedirhan kardeşler ise bağımsızlığa taraftar idiler. Niyetin bu noktaya ulaşmasını tasvip etmeyen cemiyet üyelerinden kopanlar oldu. Cemiyetin kurucuları arasında Seyit Abdulkadir Efendi[3],Hüseyin Şükrü Baban Bey, Babanzade Hikmet Süleyman Bey[4],Dr. Mehmet Şükrü Sekban vardı. Cemiyetin çalışmalarına faal olarak katılanlar arasında Mehmet Şefik Arvasi, Abdurrahim Rahmi bulunuyordu.

        Muhtevası büyük oranda Türkçe yazılardan meydana gelen Jin’de Kürtçe makalelerde çıkmıştır. Derginin imtiyaz sahibi ve mesul müdürü 21. sayıya kadar Müküslü Hamza, bu sayıdan itibaren Memduh Selim’dir. Haftalık olduğu duyurulan derginin neşriyatı düzenli olmamıştır.[5]Dergide edebiyat, din, Wilson ilkeleri, tarih, bölgenin coğrafyası, atasözleri ve kadın konuları ile siyasi değerlendirmeler ağırlıklı olarak ele alınmıştır. Derginin yazı kadrosunu Halil Hayali, Kemal Fevzi, Mehmet Mihri, Aziz Yamulkizade, İhsan Nuri, Memduh Selim, Kamran Ali Bedirhan, Abdullah Cevdet, Süleyman Nazif, Abdurrahim Rahmi ve diğerleri teşkil etmişlerdir. Bu isimlerden bazıları Cumhuriyet dönemi fikir hayatımızda önemli yer tutacaklardır.

        Günlük siyasetin popüler isimlerinden Cüneyt Zapsu’nun dedesi Abdurrahim Rahmi Zapsu(1893-1958) derginin önemli yazarlarındandır. Van-Başkale doğumlu olan Zapsu, öğretmenlik yapmış, I.Dünya Savaşı sırasında esir düşmüş, cumhuriyet döneminde maliye teşkilatına intisap etmiş ve 1943’de emekli olmuştur. Savaş döneminden itibaren Said-i Nursi ile yakın dost olmuştur. Ehl-i Sünnet dergisinin naşiri, iki ciltlik Büyük İslam Tarihi ile çok sayıda dini muhtevalı eserin müellifidir. Torunu Zapsu’nun, dedesinin biyografisi hakkında verdiği bilgiler eserdeki kısa malumatla çelişiyor. İlahiyat Fakültesi’ni tamamlayamayan  (s.35)  dedesini mezun olarak zikrediyor.[6] Cüneyt Zapsu’nun kamuoyunda tanınmasından sonra aile bağlantıları, dedesinin biyografisi ile ilgili bilgilerden doğruyu seçmek oldukça güçleşmiştir. Yanlış bilgilendirmelerin bazıları da kendisinden ve çevresinden kaynaklanmaktadır.[7] Dini bütün A. Zapsu’nun, oğlu ve kızlarını papazların kontrolündeki mekteplerde, Saint George, Dame de Sion’da okutmasının izahını torunu yapamıyor. Torun Zapsu, annesinin Bursa doğumlu olmasına rağmen köklerinin Balkanlı, Üsküp civarından olduklarını belirterek bir tarafını Rumeli’ye bağlamakla birlikte dedesinin ölüm ilanında dikkati çeken bir husus var.  9.2.1958 tarihinde vefat ederek aynı gün İstanbul Edirnekapı’da defnedilen A.Zapsu’nun ,’Hakkâri emirlerinden Nureddin Mehmed Beyzade Hacı Tayyar Beyin hafidi ve ayandan Manastırlı Pertev Daver Beyin oğlu ‘ belirtiliyor.[8] Buradaki Manastır bağlantısı nereden geliyor?

        C.Zapsu, mülakatta aile içi meselelere de değinmiştir. Halasının beyi Musa Anter’le babasının 15 yıl dargın kaldıklarını ifade ediyor. Anter’in son zamanlarında eskisi gibi çok sert milliyetçi, komünist, ateist olmadığını, daha yumuşak, dini konulara daha açık bir insan haline geldiğine işaret etmesi de dikkat çekicidir. Tasavvuf ehli A. Zapsu’nun kızını böyle vasıfları olan birine vermesinde onun çok kazanmasının mı, yoksa milliyet damarının mı etkili olduğu bilinmiyor. Ailenin bir üyesince komünist ve ateist olarak nitelendirilen Anter’in hatıralarında kaynatasının yakın dostu S.Nursi hakkında da oldukça hayırhah ifadeler kullanmasının da sebebi bu olsa gerektir.[9] Hatıra parçalarında bu tespiti teyit eden ifadeler karşımıza çıkıyor. Siyasi Kürtçülüğünden dolayı hapishane kuşu olan Canip Yıldırım, dayısının hem nurcu, hem de Kürtçü olduğunu belirtiyor.[10]

         Jin dergisinin faal mensuplarından biri de Vanlı Memduh Selim’dir. Yüksek öğrenim görmüş, K.Teali Cemiyeti’nde çalışmış, İstiklal Savaşı başlarında Suriye’ye geçmiştir. Batı Anadolu’ya sürgün edilecek ağa ve beylerden kaçabilenlerin katılımıyla, Ermeni ve Kürtlerin Suriye’de 5.10.1927 tarihinde Türkiye’ye karşı oluşturdukları Hoybun Cemiyeti’nin çalışmalarına yönetim kurulu üyesi olarak katılmıştır. Bu cemiyette söz sahibi olanlar eski aristokrat ailelerin temsilcileri idi. Memduh Selim, Antakya’da açılan şubenin başkanlığını yaparken aynı zamanda burada lisede Felsefe öğretmeni idi.[11] 1930 yılında çıkan Ağrı İsyanına yardımcı olmak üzere Ağrı Dağı’na gitti. Uzun süre İsveç’te yaşayan Mehmet Uzun ‘Siya Evine’ isimli romanında onun hayatını işledi.

        Jin’in yazı kadrosundan dikkati çeken bir isimde Aziz Yamulkizade’dir.[12]  Babası Süleymaniyeli Nemrut Kürt Mustafa Paşa mütareke döneminde İttihat ve Terakki Partisi mensuplarının yargılandıkları Sıkıyönetim Mahkemesi’nin başkanlığını yapmıştır. Kürt ırkçısı olan yazarın devletimizin doğu ve güney doğu bölgesi toprakları ile ilgili hain emellerinin boyutlarını gösteren belgeleri ihtiva etmekte olan bir eseri de 1946 yılında İran’da basılan ‘Kürdistan ve Kürt İhtilalleri’dir. Kitapta, Türkiye’de kurulan cemiyetler ve onların yabancılarla temasları ve işbirlikleri hakkında geniş bilgi verilmiştir.[13] Jin’in yazarları arasında bulunan Mehmet Mihri’nin çocukları Türk kültür hayatında önemli bir yer işgal etmişlerdir. Mehmet Mihri’nin 1887 yılında Van’da doğduğu kaydedilmiştir.(s.39) Oğlu Selahattin Hilav’ın Paris’ten yazdığı mektuplarını ihtiva eden kitapta aile hakkında verilen bilgide ise Mehmet Mihri’nin Sine’de (Musul, Sine, Gülamber) doğduğu belirtilmiştir.[14] Mehmet Mihri’nin babası Abdullah Efendi’nin Sine Müftüsü olması hasebiyle bu şehirde doğmuş olması gerekir.[15] Mehmet Mihri Bey, 19/20 Nisan 1957 gecesi vefat etmiş, 20.4.1957 günü Fatih Camii’nde ikindi vakti kılınan cenaze namazından sonra Edirnekapı mezarlığında defnedilmiştir.

        Hacim olarak küçük, muhteva bakımından önemli olan çalışma ilgililer için başvuru kitabı niteliğindedir.

                                                                                                                   

         


         

[1] İmparatorluk Çökerken Yeni Bir Ulus Tahayyülü, Ankara 2007,103 s.

[2] Araştırmacı Oğuz Aytepe, Cemiyetin 6.11.1917 tarihinde gizli olarak kurulduğunu,7.12.1918’de kurucuların Dâhiliye Nezareti’ne bir yazıyla başvurduklarını,19.2.1919 tarihinde ise kuruluşa izin verildiğini belirtmektedir: Yeni Belgelerin Işığında Kürdistan Teali Cemiyeti, Tarih ve Toplum, sayı 174,Haziran 1998,s.10

[3]Şeyh Sait Ayaklanması’ndan sonra Şark İstiklal Mahkemesi kararıyla 27. 5. 1925’te asılmıştır.

[4]  Kültür Bakanlarından gazeteci Cihat Baban’ın babasıdır.

[5] Falih Rıfkı Atay,’Abdullah Cevdet’in yazı yazdığı gündelik gazetenin adı Jin’  idi diyor: Çankaya, İstanbul 1980,s.25

[6] ‘Kürt ve Rumeli Kimliğimle Övünüyorum’,Zaman, 25.5.2004,s.23.Bazı kaynaklar A.Zapsu’yu İlahiyat mezunu göstermektedir: Naci Kutlay, Türk Siyasal İslamcılığında Kürt Damarları, Ankara 2005,s.103

[7] Çevrenin yanlış bilgilendirmesiyle Zapsu sülalesi Bedirhaniler’a bağlanmış: AKP’nin Özal’ı, Aktüel, sayı 647,10-16.12.2003

[8] Cumhuriyet,10.2.1958,s.2

[9] Musa Anter, Hatıralarım, İstanbul 1991,s.74-77

[10] Orhan Miroğlu, Canip Yıldırım’la Söyleşi-Hevsel Bahçesinde Bir Dut Ağacı, İstanbul 2005,s.52

[11] Babası, yüzelliliklerden eski polis merkezi memurlarından Sakallı Kürt Cemil’dir.

[12] Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurucu üyeleri arasında bulunmaktadır: Aytepe, a.g.m,s.14

[13] Bu eser hk. bk. Nejdet Sançar, Doğu Anadolu Meselesi mi,Kürdistan  Devleti Davası mı ?,Ötüken,sayı 45,  Eylül 1967,s.8-9.Sançar ,bu şahıs ve eseri üzerine  başka bir makale daha yazmıştır:Kürt Irkçısı Abdülaziz Yamelki’nin Eseri ve Bazı Gerçekler I, Ötüken,sayı 46,Ekim 1967,s.3-5, Kürk Irkçısı Abdülaziz Yamelki’nin Eseri ve Bazı Gerçekler II,Ötüken,sayı 47, Kasım 1967,s.3-5

[14] Sema Rıfat, Selahattin Hilav’ın Paris Mektupları, İstanbul,2006,s.13

[15] Cumhuriyet,20.4.1957,s.3


Türk Yurdu Ekim 2007
Türk Yurdu Ekim 2007
Ekim 2007 - Yıl 96 - Sayı 242