DOĞRU YOLDAN DEMOKRAT PARTİYE “AĞAR” BİR SEÇİM SERÜVENİ

Ağustos 2007 - Yıl 96 - Sayı 240

 

22 Temmuz seçimlerine “Çare Var” sloganıyla hazırlanan Mehmet Ağar ve Demokrat Parti bu süreçte tam bir serüven yaşadı. 2002 seçimlerinde baraj altında kalan DYP, Tansu Çiller’in genel başkanlıktan ayrılmasıyla Elazığ’dan bağımsız olarak meclise giren Mehmet Ağar’ın kontrolüne geçti. Ağar,  14–15 Aralık 2002 tarihleri arasında yapılan DYP 7. Olağan Kongresi’nde ilk turda salt çoğunluğu sağlayarak Doğru Yol Partisi'nin Genel Başkanı seçildi. 22 Temmuz seçimleri öncesine kadar DYP olarak yoluna devam eden Ağar, kamuoyu ve baraj baskısı nedeniyle Anavatan Partisi ile birleşerek seçimlere girme teşebbüsünde bulunduysa da, son anda birleşme gerçekleşmedi ve Demokrat Parti ismiyle seçime tek başına girmek zorunda kaldı.

Sivil sağ siyasetin temsilcisi konumundaki bir geleneğin partisinde, Mehmet Ağar ismi geçmişteki görevlerinden dolayı sürekli tartışmalı oldu. Adalet Partisi çizgisinden gelerek 12 Eylül sonrasında yeni bir parti kimliği oluşturan DYP, ilk sarsıntısını Tansu Çiller’in genel başkanlığa gelmesiyle yaşamıştı. Çiller, bu geleneğin kültür mirasına hazırlıklı olmayan bir ortamdan gelerek ayak uydurmaya çalıştı. Zamanla parti tabanı benimsemeye başladı ve Çiller de bu ortama alıştı. Ancak Anadolu’nun ticaret erbabına dayanan DYP tabanı iktidar ortağı olamama durumuna fazla tahammüllü değildi. Kendi memleketi olan Elazığ’dan bağımsız seçilme başarısı gösteren Ağar, bu yüzden bütün çekincelere rağmen genel başkan olarak kabul edildi. Karşısında aday olarak seçilen İlhan Kesici ve taraftarları bu süreç içinde partiden tavsiye edildi.

Ağar, mecliste DYP’yi tek başına temsil ederek siyasete devam etmeye çalıştı. DYP tabanıyla iyi ilişkiler geliştirmeye ve memuriyet döneminden kalan partiye ters gelen intibalarını silmeye özen gösterdi. Devletçi görüntüden çıkmaya ve geleneksel DYP tabanının eğilimlerine uygun mesajlar vermeye gayret etti. Demokrat Partiden itibaren devam eden “Yeter Söz Milletindir” anlayışı içinde topluma öncelik veren anlayışı, bir devlet memuru görüntüsüyle temsil etmeye çalıştı. Ama bütün gayretlerine rağmen DYP’yi yıllarca taşımış kadroları ve seçmen kitlesini sürüklemeyi başaramadı.

Mehmet Ağar’ın siyasette istediği ivmeyi sağlayamamasının çok çeşitli sebepleri vardı. Toplum hızla değişmekte olduğu ve yeni siyasi aktörlerin girdiği ortamda 1950’li yıllardaki ayrışmaya dayalı politikaların hâlâ geçerliliğini sürdürmesi beklenemezdi. 12 Eylül ihtilaliyle ortaya çıkmış bir siyasi organizasyon olarak ANAP bile yeni şartların partisi olmasına rağmen tıkanmış durumdaydı. Genç ve heyecanlı bir lider olarak Erkan Mumcu’nun genel başkan olması bile bu partide canlanma belirtisi ortaya çıkarmadı. Dolayısıyla iki partide seçim sürecine girildiği dönemde yalnız başına başarılı olamama endişesiyle birleşme eğilimi doğdu. Ardı ardına yapılan görüşmeler sonucunda seçime, iki partinin tüzel kişiliklerini bırakarak yeni bir parti kimliği ile girme kararı verildi. Ancak son anda bu birleşme gerçekleştirilemedi ve sadece DYP isim değiştirerek seçimlere DP adıyla girebildi. ANAP ise giremedi. 

Bütün profesyonel yardımlara rağmen eksi puanla seçim sathı mahalline giren Mehmet Ağar’ın Demokrat Partisi güven ve ümit kaybederek inandırıcı olamadı. Yıllarca milletin sözcüsü olmaya talip olmuş bir siyasi geleneğin zaten şüpheli olan yeni genel başkanı son cumhurbaşkanlığı seçiminde de beklenen demokrat çıkışı yapamaması ve bu tavrı başkalarına kaptırması, kendi tabanı ve genel halk kesimleri nezdinde itibar kaybetmesine sebep oldu.

Seçime büyük handikaplarla giren Mehmet Ağar liderliğindeki Demokratik Parti sürpriz yapamadı. Beklenen son, ilk açılan sandıklarda kendini gösterdi. Barajın çok altında kaldığının belli olduğu saatlerde     Mehmet Ağar istifasını açıkladı. Büyük ümitlerle çıkmış olduğu siyaset yolculuğunu, hayal kırıklığı yaşayarak tamamlamış oldu. Türk siyasi hayatına incelenmesi gerek bir fenomen olarak damgasını vurdu. Önümüzdeki dönemlerde bu hareketi bilim adamları mutlaka örnek inceleme konusu yapacaklardır. Yeni dönem yeni gelişmelere gebe görünmektedir. Yeni şartlara uyum sağlayabilen siyasi hareketler rolünü oynamaya devam edecek, diğerleri sahneden inmek zorunda kalacaklardır.


Türk Yurdu Ağustos 2007
Türk Yurdu Ağustos 2007
Ağustos 2007 - Yıl 96 - Sayı 240

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele