46 Yıl Sonra El Yazısı İle: DÜNDAR TAŞER’ E GÖRE MİLLET VE MİLLİYETÇİLİK

Haziran 2007 - Yıl 96 - Sayı 238

 

                                                                                                                              

         

Dündar TAŞER’i, 35 Yıl önce 1972’nin 13 Haziran’ında, elim bir trafik kazası sonunda kaybetmiştik. 27 Mayıs 1960 Hareketini yapan Millî Birlik Komitesi’nin 38 üyesinden birisi idi. 13 Kasım’da yapılan bir iç darbeyle Alparslan Türkeş ve arkadaşları değişik ülkelere müşavir sıfatı ile sürgüne gönderilmişlerdi. Demokrat Parti’nin kapatılmasından sonra İsmet İnönü’nün, “Acele seçimlere gidilmesinde sayısız fayda var” sözüne Cemal Gürsel, “İktidara gelmek için gerdeğe girecek bir delikanlının heyecanını taşıdığı” cevabını vermişti. Hemen seçimlere gidilmesi arzusuna karşı çıkan 14’ler, siyasilerin yapamayacağı reformların yapılmasından ve DP mensuplarının yeterince teşkilatlanmalarından sonra âdil seçimlere gidilmesini savunmuşlardı. Acil seçim isteyen MBK üyelerinden 23’ü, 14’leri tasfiye etmişlerdi. Taşer de önce Fas’ın başkenti Rabat’a, oradan da İsviçre’nin Bern şehrine gönderilmişti.

 

                Günümüzde ülkemizi yönetenlerin, millet olmuş topluluğu ilk çağların kabilecilik dönemine götürmeye çalıştığı ve milletimizi tartışılır hâle getirdiği bir dönemi yaşamaktayız. Taşer’in İsviçre’de tuttuğu defterinin, 49 ve 50. sayfalarından 46 yıl önce millet meselesine bakışını aktaracağız:

                                                                                              ***

                “Türk milliyetçisiyiz; Türkçüyüz. Türkçülük, Türk milletini sevmek; Türk milletinin yaşaması, yükselmesi, Türk kültürünün korunması, yükseltilmesi için hizmetinde bulunmaktır.

               

Türk nedir? Mensubu olmakla övünç duyduğumuz milletin adı Türk’tür.

 

(Devletlerarası özel hukukta)

 Hukuki manada, Türkiye Cumhuriyeti devletinin vatandaşı olan, (tebaası olan) herkese Türk denir.

(Devletlerarası genel kabule göre

)Siyasî manada Türk milleti, bu devletin kurucusu ve sahibi olan insan unsurunun ismidir.

 

(Tarihî ve hakiki anlamda Türk, tarihin bilinen devirlerinden beri Doğu Asya’dan, Orta Avrupa ve Yakın Doğu’ya kadar uzanan alanda yaşamış; devletler kurmuştur.) (Parantez içerisindeki bu bölümüm üzeri çizilmiştir. İ.M.)

               

Biz, tarihi ve gerçek anlamıyla: Türklük şuur ve kültürüne sahip kişi veya toplumu Türk kabul ederiz.

                Milletler, tabiat ve tarihin eseridirler. Teşekkül tarzı, tarih ve yaşadıkları tabiattaki farklar, her millet için özel tarifi zorunlu kılar.

                Soy, ırk, dil, dilek, vatan birliğine sahip insanların topluluğu, şeklindeki bir tarif, bütün milletleri kapsamaz. Her milletin teşekkülünde, bu şartlardan biri (kanıttır). Milletler, ölümsüz değildir. Doğarlar, büyürler, gelişir, değişir, ihtiyarlar ölebilirler. Tarih, medeniyetlerin olduğu kadar milletlerin de mezarıdır.

Gelişmeler, devam etmektedir.

                Devletle millet, her zaman, çok defa ayniyet ifade etmez. Devlet siyasi, hukuki bir organizasyondur. Millet, beşeri bir vakıadır. Millet bir devletin yapımcısı, sahibi, hadimi veya tabii mahkûmu olabilir. Millet devletin beşeri unsurunun bir kısmı veya tamamı olabilir. Milletle devletin aynı olmayışı bir milletin, bitişik veya aynı coğrafyalarda birçok devletlerin sahip ve hâkimi yahut tabiî olması, durumu şeklinde müşahede edilebilir.

(Ayrı bir millet olarak vücut buluşa sebep olan temel faktörün zaman içinde duyulan, müşterek kültür, bir arada yaşama arzusu, dileği)

                Müşterek kültür; millî kültür adını verdiğimiz bu faktörler; toplama toplumu diğer toplumlara karşı müstakil şahsiyet ve şuur sahibi kılar. Bir milletin mensubu kişiler kendilerini bu şahsiyetle ihata edilmiş hissederler; bu şuuru duyarlar.

                Müşterek kültür ve millet şuuru; kişilerde, o millet içinde yaşama zorunluluğu, arzusu, dileği de yaratır.

 

                Millet, özellik ve bağımsızlık taşıyan bir kültür ve bir şuurdur. Bir milletin fertleri, aynı soydan olabilirler veya olmayabilirler; aynı dili konuşabilirler veya konuşmayabilirler. Aynı siyasî coğrafyada yaşayabilirler veya yaşamayabilirler. Aynı din ve mezhebe sahip olabilir veya olmayabilirler.  Aynı devletin tebaası olabilirler veya olmayabilirler. Fakat bu halde genel olarak, onları bir milletin çocukları yapan özel şahsiyeti olan bir kültüre ve bir millet olmanın şuuruna sahiptirler.

               

Milliyetçilik, millî kültürünü ve millet olma şuurunu koruma, yaşatma arzu ve iradesidir.

 

Bizim için Türk milleti, zaman ve mekâna tabi olmaksızın, Türklük kültür ve şuuruna sahip beşeri unsurdur.

               

(Soyu, ırkı Türk olan pek çok kimse, yabancı millet ve kültürlerin hizmetinde bulunmuşlardır. Bunlar, Türklük şuurlarını kayb ve hizmetinde bulundukları milletin, kültürünü benimseyerek, ona katıldıkları andan itibaren Türk sayılamazlar.

                Soyları Türk olmayan pek çok kimse de Türk milletinin hizmetine girmiş, Türk kültürünü ve şuurunu benimsemişlerdir.  Bunlar Türk’türler.)

               

Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk milletinin kurduğu devletlerden birisidir. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu ve sahibi olan Türk milletinin İstiklal Savaşı ile kurtarabildiği vatan parçasıdır.

                Bu vatan toprakları üzerinde yaşayan Türklük şuurunu taşıyan, Türk kültürünü benimseyen herkes Türk’tür.”

                                                                                              ***

 Gayet açık tarif ve açıklamalarına daha fazla ekleme yapmadan, “Türklük şuurlarını kaybettikleri halde başka milletlerin” değil, Türk milletinin başında bulunanları hayal bile edemediği için tariflerinin içerisine almayı ihmal eden (!) Taşer’i rahmetle anarak, bu konudaki sözünü tekrarlıyoruz:

 

( Soyu, ırkı Türk olan pek çok kimse, yabancı millet ve kültürlerin hizmetinde bulunmuşlardır. Bunlar, Türklük şuurlarını kayb ve hizmetinde bulundukları milletin, kültürünü benimseyerek, ona katıldıkları andan itibaren Türk sayılamazlar.

Soyları Türk olmayan pek çok kimse de Türk milletinin hizmetine girmiş, Türk kültürünü ve şuurunu benimsemişlerdir.  Bunlar Türk’türler. )

 


Türk Yurdu Haziran 2007
Türk Yurdu Haziran 2007
Haziran 2007 - Yıl 96 - Sayı 238

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele