TÜRK OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ (!)

Haziran 2007 - Yıl 96 - Sayı 238

Türkiye toplumu Osmanlı İmparatorluğunun bakiyesi... Bu yüzden din, mezhep ve etnik farklılıkları Cumhuriyet ister istemez devraldı... Kaldı ki asırlardır birlikte yaşadığı ve alıştığı bu farklılıkları isteyerek ve seve seve devraldı... Atatürk, ümmetten millete geçişte bütün vatandaşlarımızı Türk sayarak millî birliğimizi sağlamaya âzamî özen göstermiştir.

Gayrimüslim azınlıklar dışındakiler, etnik farklılıkları dikkate alınmaksızın Lozan’da da aynı millet addedilmişti. Müslüman azınlık fikri kabul edilmemişti. Meselâ "Batı Trakya Türklerinin Türk mü, Müslüman mı kabûl edileceği?" tartışmasını başlatan Yunanistan bu mantığı çarpıtarak tersine kullanıyordu...

İmparatorluk artığı bu toplumda Rum, Ermeni ve Yahudilere ilâveten Kürt, Çerkez, Arnavut, Gürcü, Arap, Laz, Boşnak vb. grupların bulunduğu herkesin malûmu idi. Bunları Atatürk de elbette biliyordu... Ne var ki azınlık hakları anlaşmalarla teminat altına alınmış olsa da gayrimüslimleri ve bunların dışındaki büyük Müslüman kitleyi (Müslüman olmanın birleştiriciliğini ve bin yıllık dil, tarih ve kültür birliğini hesaba katarak) "Türk" saymak, onlara yeni bir millî kimlik kazandırmak ve Türklük gururunu yükseltmek istikametinde üniter bir politika izledi.

Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar Türk olmak veya Türk sayılmak şerefli mevkiini korumuştur. Demek ki politika meyvelerini veriyordu... Birisine Türklük dışında bir şey isnat etmek hakaret gibi sayılıyordu. Son yıllarda emperyalist politikaların etkisiyle ve AB’ne girişte Avrupalılarca lüzumlu görülen "kimlik tanımak" dayatmasıyla işin çivisi çıktı. Yeni bir moda türedi... Bu modada bir kısım enteller, Türk gibi görünmek yerine kendilerine etnik bir takıntı bulmanın hevesine kapıldılar. Eskiden saklamaya çalıştıkları ufak tefek takıntılarını bile abartarak kendilerine Türklük dışında yeni bir kimlik kazandırmanın fantezisine kapıldılar.

Soy kütüklerini karıştırıp, "Büyük dedem Çerkez’miş, ninem Arnavut’muş, Eniştemin biri Gürcü, diğeri Arap; karım da Boşnak" demeye başladılar. Gerçi Türkiye’deki unsurların yıllarca kız alıp vererek akraba olduğu, birçoğumuzda etnik karışma bulunduğu bir gerçektir, ama burada asıl dikkat çekici nokta; genel tercihin yön değiştirmesi, yani modanın tam tersine dönmesidir.

Türklüğü ile öğünenlerin şimdi Türk kimliğinden kaçışı enteresandır... Bereket bu moda bazı entellerle sınırlı kaldı; halkımıza sirayet etmedi... Onun için de Türk milliyetçiliğinin yükselişi devam ediyor...

Bu entellerin moda tavrı sadece bir züppelikten mi ibaretti? Yoksa Türkleri aptal, vahşi ve banal bulan Batılıların etkisiyle kendilerini farklı göstererek kurtulmak mı istiyorlardı? Bu sorulara sosyal psikoloji uzmanları cevap versin! Rahmetli Erol Güngör Hoca hayatta olsaydı bu modaya ne derdi? Onun kalitesinde olmasa da birilerinin bu durumu isimlendirmesi lâzım...

Eskiden Türklüğe toz kondurmak hakaret sayılırken, ne oldu da bazıları için kondurulacak tozlar sevimli hâle geldi?

Bendenizin askerî liseye girdiğim yıllarda (1954–55) polis araştırması yapılırdı. Kasabamıza yeni gelen bir polis memuru babamın şeceresini araştırırken "Kerkük-Irak" kaydını görünce (Babam katıksız Kerkük Türkmenidir) "Acaba Arap olabilir mi?" diye tereddüde düşmüş, kendinden kıdemli bir komisere danışmış; komiser "Sen Mehmet Hoca´yı tanımazsın, keşke hepimiz onun kadar Türk olabilsek" deyince bendeniz vartayı (!) atlatmışım ve askerî liseye kabul edildim. Hey gidi günler hey!

Evet ne oldu da ibre tersine döndü? Türk olmak bu kadar hafif mi? Türklükten kaçış bu kadar ucuz mu? Hem sonra düşünüyorum ve hayret ediyorum; Türk olmayı beğenmeyen bu zât-ı muhterem, meselâ Gürcü, Çerkez veya Arap kimliğine geçseler ne olacak? Daha büyük şeref, şan ve asalet mi kazanmış olacaklar? Amerikan vatandaşlığının kârlı asaleti (!) olsa neyse ne ama meselâ Zaza olmakla madalya mı kazanacaklar? Dünyanın en büyük medeniyetlerinden başlıcasına mayalık etmiş namütenahi Türk kültüründen kendini ayırıp; bir kilim, bir çorap, bir türkü ve yedi keçiyle dağa çıkmak neyin milliyetçiliği oluyor? Kültür zenginliğinden fakirliğe kaçış yeni bir nostalji türü mü?

Bu onların meselesi; bence bir mahzur yok... Kendileri bilir... Kim hangi kimliği istiyorsa, alsın; yolu açık olsun... Ben çok şükür Türk olmakla öğünmeye devam edeceğim. Siz de öyle yapın!.. Ancak her moda gibi bu da geçer ve bir gün gelir de bu zatlar eski Türk kimliklerine dönmeye kalkarlarsa, o zaman nanik yapın!

         


Türk Yurdu Haziran 2007
Türk Yurdu Haziran 2007
Haziran 2007 - Yıl 96 - Sayı 238

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele