Gürcistan Türklüğünün Güncel Sorunları ve Çözüm Yolları

Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

        Gürcistan Güney Kafkasya’dabüyük sorunlarla mücadele etmek zorunda kalan ve bu çerçevede her geçen gün daha fazla içine kapanan bir ülkedir. Bu durum Gürcistan’da aşırı milliyetçi akımların, faşist uygulamaların ve şovenist yönetimin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu olumsuz durumdan ülkede tüm etnik gruplar etkilenmiş, özellikle Türk halkları en geri kalmış, en eğitimsiz, en pasif gruplar olarak ülkede gün geçtikçe güç kaybeder hâle gelmiştir.

         

        Bağımsızlık sonrası dönemde milliyetçi politikalar nedeniyle Gürcistan önemli iç sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunlardan biride etnik problemlerdir.Abhazalar, Osetler ve Ermenilerin ayrılıkçı faaliyetleri Acarlar, Ahıskalılar ve Borçalı Türklerinin varlık mücadelesi ve Gürcülerin tüm bunlara karşı milliyetçi refleksleri ülkeyi çatışma alanına çevirmiştir.

         

        Bu çatışmada en çok zararı Türk halkları görmüştür. Sakaşvili’nin aşırı milliyetçi politikaları karşısında belirli bir direnç gösterse de Gürcistan tarafından kontrol altına alınmış ve tüm imtiyazlarına son verilerek Acara Özerk bölgesi Tiflis’e bağlanmıştır.[1] Ahıskalılar geriye dönüş mücadelesi verse de şovenist ideologların öncülüğünde bu dönüş Gürcüleştirme politikasına çevrilmiş ve Ahıskalıların dönüş yolları kapatılmıştır.[2]Borçalılar ise tam anlamıyla bir eğitim ve ekonomi faciasıyla karşı kaşıya kalmış, uygulanan baskılar sonucu bölgeden Azerbaycan’a göçler başlamış, bu göçler bugün de devam etmektedir.[3]Abhazalar ve Osetler bu mücadeleyi fiili olarak lehlerine çevirmiş Ermeniler ise Tiflis’ten önemli tavizler koparabilmişlerdir. Bu çatışmalarda en zararlı Türkler olmuştur. Zira Acarlar özerkliklerini neredeyse yitirmiş, Ahıskalıların yurtlarına dönüşü ağır şartlara bağlanmış, Borçalılar ise ciddi sosyo-ekonomik sorunlar karşısında göç etmek zorunda kalmıştır.

         

        “1989 istatistiklerine göre Borçalılar 307.000, 2002 istatistiklerine göre bu rakam 284.000, resmi rakamlara göre ise 500-650 bin arasındadır. Acarlar 2002 rakamlarına göre 500 bin, Ahıskalılar ise 6-7 bin civarındadır.”[4] Gürcistan nüfusunun 4,5 milyon olduğu düşünüldüğünde ülkede önemli oranda Türk nüfusun bulunduğu görülmektedir. Ancak, Türk halklarının ayrı ayrı hareket etmesi, Tiflis’e ulaşma ve Tiflis’le pazarlık etmede güçlerini iyice azaltmaktadır. Birlikte hareket etmemeleri nedeniyleülkenin Gürcülerden sonra ikinci halkı olmasına rağmen pasif bir hayat yaşamalarına sebep olmuştur. Bu durumun nedenlerine bakıldığında kimlik, birlik, sosyo-ekonomik ve lider eksikliği Türk halkları arasındaki ayrılığı tetiklemiştir.

         

        Türk halkların Gürcistan’ın ana dili olan Gürcüceyi bilmemeleri, Türk okullarında resmi dili yeterince öğrenememeleri Gürcistan’ın sosyal, ekonomik ve kültürel hayatına katılamamalarıyla sonuçlanmıştır. Eğitim seviyesinin yetersizliği, okulların altyapısının kötü oluşu, eğitim kitaplarının azlığı, öğretmenlerin yeterli düzeyde olmaması da Türk grupların Gürcistan entelektüel hayatına yeterli düzeyde katılımını engellemiştir. Gürcülerin sürekli olarak sürdükleri planlı asimile politikaları da bu sonucu tetiklemiştir. Bu asimile politikalarının doğal sonucu olarak Türklerin yaşam alanlarında hemen hemen her alanda Gürcü memurların görevlendirilmesi ve bu görevlilerin Türklere kötü davranmaları, iktidar ve Türkler arasında çatışmayı körüklemiştir. Türklerin yaşadığı en önemli sorun ekonomik problemlerdir. Zira zor bir ekonomik darboğazdan geçen Gürcistan’ın ekonomik durumu doğal olarak Türklere de yansımıştır.İşsizlik, yoksulluk, maaşların yetersizliği ve zamanında ödenmemesi gibi sorunlarla karşı karşıya kalan Türkler, ayrıca ellerindeki toprakların Gürcülere verilmesiyle daha da zor durumda kalmıştır.[5]

         

        Gürcistan Türklüğünün bu derece zor durumda kalmasının sebeplerinden biri belki de en önemlisi kimlik sorunu yaşamalarıdır. Zira Borçalı, Ahıska ve Acar Türkleri gerek iç gerekse bölgesel sorunlarla ortak şekilde hareket edememektedir.

         

        Bir diğer sorun ise halklar arasında bir birliğin olmamasıdır. Bunu gerek sosyal, gerek ekonomik gerekse de kültürel alanlar için söylemek mümkündür. Türkler arasında bugüne kadar bir birliğin oluşturulamama nedenlerinden birisinin mezhep farklılığı olduğunu söylesek çok da zorlamış olmayız. Zira Şii mezhebinden olan Borçalılar ile Sünni diğer Türk halkları arasında bir güven sorununun olduğunu belirtmek yerinde olacaktır. Bu güven bunalımı, ortak sorunların tanımlanması ve çözümü konusunda etkisini göstermekte ve ciddi bir ayrışmayı beraberinde getirmektedir.

         

        Türk halkların birleşememesinin bir başka sebebi, üç farklı medeniyetin bu gruplar üzerinde etkin olmasıdır. Zira Osmanlılar, İran ve Ruslar bu gruplarla tarih içerisinde yakın ilişki içerisinde olmuş ve bugünde bu ilişkiler devam etmektedir. Borçalıların İran, Ahıskalıların Türkiye ve Acarların Rusya ile olan ilişkileri, bugün bile menfaat gruplarının bu ülkelerle yakınlaşmasına sebep olmaktadır.[6]

         

        Bugün devam eden ayrıştırıcı sorunlardan birisi de lider eksikliği sorunudur. Bu yoksunluk günü ve geleceği okuyamama, dolayısıyla gelecekte tüm grupların Gürcistan içerisinde asimile olma tehlikesini görememelerine sebep olmaktadır.

         

        Ayrıştırıcı sorunlardan birisi de sosyo-ekonomik sorunlardır. Ekonomik sorunlarla mücadele etmek zorunda kalan Türk halkları, siyasi mücadeleye girememekte ve bunun doğal sonucu olarak birlik konusunda düşünce ve hareket üretememektedir.

         

        Gürcistan Türklüğünü tehdit eden bir başka konu ise Azerbaycan’ın oluşturmaya çalıştığı Azerbaycancılık kimliğidir. Bu kimlik Azerbaycan’da yaşayan herkesin etnik, dini ya da kültür farklılığına bakmaksızın “Azerbaycanlı” olarak kimliklenmesine dayanmaktadır.[7]Bu yeni oluşum özellikle Borçalı Türklerini etkilemiş ve diğer Türk gruplardan uzaklaşmasına, Azerbaycan’a yaklaşmasına sebep olmuştur. Diğer yandan BorçalıTürklerinin liderlerinin Gürcistan’dakiRus yanlılarıyla birlikte hareket etmeleri, Rusça eğitimi savunmaları Tiflis yönetiminde Borçalılara karşı bir önyargı oluşmasına sebep olmuştur. Bu durum ise TürklerinGürcistan parlamentosunda gereğince temsil edilememe, ülkenin ekonomik kaynaklarından yeterince yararlanamama, siyasi ve ekonomik lobiye sahip olmama, iktidarla pazarlık gücünü yitirme ve ülke siyasi hayatına aktif olarak katılamama gibi sorunları beraberinde getirmiştir.

         

        Gürcistan Türklüğünün yukarıda belirtilen sorunları çözmesi, özellikle bölgesel ve uluslararası sistemin durumu dikkate alındığında oldukça zordur. GürcistanTürklerinin sosyal, ekonomik ve siyasi sorunlarını çözebilmesi için öncelikli olarak ülkedeki diğer Müslüman halkları da yanlarına alarak demokratik bir birlik kurmaları gerekir. Bu birliğin kurulabilmesi için gönüllü bir öncüye, devam ettirilebilmesi için fedakâr bir lidere ve bu lideri destekleyecek bir ülkeye ihtiyaç vardır.

         

        İkincisi, Gürcistan’dakiTürklerin farklı farklı kimlik algılarından uzaklaşarak “Gürcistan Türkleri” adıyla ortak bir kimlik oluşturmaları kaçınılmazdır. Bu kimlik çalışmasının ortak bir ekiple yapılması, eğitim sürecine ortak kimlikle ilgili derslerin konulması, gruplar arası diyaloğun arttırılması gerekmektedir. Bu diyaloğun sağlanması için öncelikle Gaspıralı’nın yaklaşımıyla dilde birliğin sağlanması gereklidir. Ortak bir dil, ortak bir fikrin oluşmasını hızlandıracak ve ortak çalışmalara da ruh verecektir.

         

        Üçüncüsü GürcistanTürkleri ülke hukuk sistemine uygun demokratik bir hareket kurmalı, sosyal, ekonomik ve siyasi alanda mücadele etmelidir. Bu şekilde Gürcistan Türklerinin hem sorunları daha iyi tespit edilebilecek hem de Tiflis hükümetiyle pazarlık yapma imkânına kavuşacaktır.

         

        Dördüncüsü, liderlik sorununun çözüme kavuşturulmasıdır. Kısa dönem için ülkede tanınan, bugüne kadar siyasi ve ekonomik olarak belli noktalara gelebilmiş bir şahıs lider olarak seçilebilir. Orta ve uzun dönem için ise Gürcistan Türklüğünün sorunlarını bilen, bunlar için mücadele edebilme yeterliliğine sahip, günün şartlarına uygun donanımlı liderlerin yetiştirilmesi gereklidir. Bu ise ancak bilinçli bir eğitimle gerçekleştirilebilir. Bu sebeple Rusya, Avrupa ya da Amerika, farklı seçenekler olarak gözükse de Türkiye bu eğitimin verileceği en uygun yerdir. Zira dilde, fikirde ve işte birlik için Türkiye’de donanımını sağlamış şahıslar, Gürcistan Türk toplumunun sorunlarına daha kolay vakıf olabilecek ve karşılaştığı sorunlarda Gürcistan Türkiye ilişkilerinin olumlu havasından yararlanabilecektir.[8]

         

        Sonuç olarak Gürcistan Türklüğünün yaşadığı bu sorunları aşabilmesi için ciddi desteğe ihtiyacı vardır. Bu destek,Gürcistan’la yakın ilişki içinde olan, Gürcistan halklarının çoğuyla akrabalık bağı olan bölgeden barış ve huzur ortamının oluşması için mücadele eden Türkiye’den gelmesi gerekmektedir. Özellikle sivil toplum kuruluşlarına önemli sorumluluklar üstleneceği bu aşamada devlet kurumlarının da gerek ekonomik gerek, sosyal ve kültürel desteğine ihtiyaç duyulacaktır. Özellikle meslek edindirme ve istihdam konularında verilecek destek bölge Türklerini çok rahatlatacak ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacaktır.

         

         


        


        

[1] “Acarya krizi 'tatlı' bitti”, http://www.radikal.com.tr/yorum/acarya_krizi_tatli_bitti-710163


        

[2]Yunus Zeyrek,“Ahıska’nın Tarihi”, http://www.ahiska.org.tr/?page_id=1839, 15.08.2014.


        

        [3]ŞureddinMemmedli- GülnaraGoca-Memmedova, “Gürcistan’dan Türk Göçleri”, http://www.ahiska.org.tr/ wp_pdf/sayi15/parcali/14_sayi_15.pdf, 20.08.2014


        

        [4]RəhimCavadbəyli,  “Gürcüstan Türklerinde Millî Kimlik Sorunu”, http://www.gunaskam.com/tr/index.php? option=com_content&task=view&id=329&Itemid=42, 20.07.2014.


        

        [5] Kamil Ağacan, “Gürcistan Türklerinin Mevcut Durumu, Siyasi ve Ekonomik Sorunları”, Karadeniz Araştırmaları–I, s. 98-99.


        

        [6]Cavadbəyli,  a.g.e.


        

        [7] Afgan Aliyev, “Azerbaycan’da Ulus Kimlik Kavramı ve Azerbaycancılık”, http://www.newsaze.com/dr._afgan_veliyev _azerbaycanda _ulus_kimlik_kavrami_ve_azerbaycancilik_-l-12-sayfa_id-676-y-418-id2-9513


        

        [8]Geniş bilgi için bakınız. Türkiye - Gürcistan Siyasi İlişkileri, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-gurcistan-siyasi-iliskileri.tr.mfa, 15.08.2014.


Türk Yurdu Ekim 2014
Türk Yurdu Ekim 2014
Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele