Hakkâri Türkiye’nin Bir Vilayeti Değil mi?

Eylül 2014 - Yıl 103 - Sayı 325

        Hakkâri, 1983’ten bu yana sürekli terör eylemleri ile Türkiye gündeminin önemli bir parçası olmuş; kimi zaman Hakkâri ile ilgili günlerce devam eden haber bombardımanı yaşanmış, kimi zaman da tam bir sessizlik...

         

        Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü öğretim görevlisi Dr. Nevin Yazıcı PKK’nın Hakkâri Projesi (1984–2013) adlı çalışmasında; Hakkâri’nin PKK açısından siyasal anlamda ne ifade ettiğini ve bu siyasal sonuca ulaşmak için uyguladığı stratejileri, PKK’nın Hakkâri alanındaki eylemlerini ve Türk Ordusu’nun Hakkâri’den hareket ile Irak’ın kuzeyindeki sınır bölgesinde PKK kamplarına karşı gerçekleştirdiği sınır ötesi harekâtları anlatmaktadır.

         

        Dr. Nevin Yazıcı, 30 yılı aşkın süredir Türkiye’nin gündeminde olan PKK terör örgütü hakkında ulusal ve uluslararası pek çok çalışmanın yapıldığını, ancak bir il, şehir veya bölge düzeyinde kapsamlı bir şekilde PKK terör eylemlerine projeksiyon tutulmadığını ifade etmektedir.

         

“PKK’nın Hakkâri Projesi (1984-2013)” isimli kitabı üzerine yazarı Sayın Nevin Yazıcı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimizi ilginize sunuyoruz.

         

        

         

        -Sayın Yazıcı, Türkiye uzun süredir terör belası ile mücadele ediyor. Bu konuda çok sayıda bilimsel çalışma yapıldı. Siz çalışmanızda farklı bir bakış açısı kullanmışsınız. Bu bakış açısı ile neden Hakkâri’yi odak noktası olarak seçtiniz?

         

        -Bu sorunun cevabını en iyi açıklayan ifade, Başbakan Erdoğan’ın 2 Kasım 2008 tarihinde Hakkâri’de yaptığı bir konuşmada yer almaktadır: “Hakkâri, Türkiye’nin kalbidir.”

         

        Türkiye’nin en zor coğrafyasıdır Hakkâri. Türkiye-Irak-İran üçgeninde yer alan Hakkâri, bir yandan Irak, öte yandan İran ile denetimi olağanüstü zor olan bir sınıra sahiptir. Sarp dağlardan ve derin vadilerden oluşan Hakkâri; terör örgütüne saklanmak, sığınmak, vur-kaç eylemleri düzenlemek için ideal şartlar sağlamaktadır.

         

        Coğrafyanın çetin şartları, toplumsal yapıyı oluşturan feodal dinamikler ve geri kalmışlık, sınırlı ekonomik kaynakların haksız dağılımı, ulaşım ve alt yapı yetersizliği, devlet organizasyonunun beceriksizliği ve sınıra komşu ülkelerdeki her türlü olumsuz gelişme, Hakkâri’yi bu türden olumsuz etkilere ve faaliyetlere karşı korunaksız kılmaktadır.

         

        -Kitabınızın adında yer aldığı gibi “PKK’nın Hakkâri projesi” nedir?

         

        -PKK, 1983 yılında ilk saldırısını “Botan Eyaleti” olarak tanımladığı “Siirt-Hakkâri-Van” üçgeninde bulunan Uludere’ye, 1984’te çok ses getiren saldırısını ise Şemdinli- Eruh’a gerçekleştirmiştir. PKK’nın “Botan bölgesi” olarak adlandırdığı “Siirt-Hakkâri-Van” üçgeninde bulunan yaklaşık 15.000 km²’lik alan, Türkiye Cumhuriyeti’nin en kötü örgütlendiği, coğrafi olarak bir gerilla savaşı geliştirmek için en uygun bölgedir. Bu bölge, PKK’nın direniş ve koordinasyon merkezi, yani hayat sahasıdır. Abdullah Öcalan bu bölgeyi, “Kürdistan’ın kalbi” olarak nitelendirmektedir.

         

        “Demokratik açılım” projesinin uygulamaya konduğu 2009 yılından itibaren, PKK pilot bölge olarak seçtiği Hakkâri’de, “kurtarılmış bölge” kurmak üzere özel bir strateji izlemeye başlamıştır. Bu stratejinin hedefi, paralel bir devlet yapısı oluşturarak, Hakkâri’yi kurtarılmış bölge/demokratik özerk bölge haline getirmektir. Örgüt Hakkâri modelini, başka şehirlere de uygulayarak, özerk bölgeleri adım adım genişletmeyi ve bu sayede bağımsızlık talep etmeye hazırlanmaktadır.

         

        Bu strateji kapsamında, bölgede görev yapan imamlar, öğretmenler, askerler, polisler ve güvenlik güçlerine destek veren köy korucuları, farklı eylem biçimleriyle etkisiz hâle getirilerek, devletin bu bölgede gücü olmadığı gösterilerek tek gücün kendileri olduğu imajı yaratılmak istenmektedir.

         

        2012 yazında PKK, Hakkâri projesini yürürlüğe koymak üzere harekete geçmiştir. Örgüt, Temmuz-Eylül 2012 tarihleri arasında Şemdinli’de iki kez kalkışma girişiminde bulunmuştur. Hakkâri’de güvenlik güçlerinin aralıksız sürdürdüğü operasyonlara rağmen, bölgede alan hâkimiyetini sağlayan PKK saldırıları devam etmiştir. Devlet güvenlik güçlerinin bölgede hâkimiyeti sağlaması Kasım ayını bulmuştur.

         

        -Peki, böylesine bir silahlı kalkışmanın yeniden olma ihtimali var mıdır?

         

        -PKK’nın böyle bir kalkışmayı Şemdinli’de veya Hakkâri’nin bir bölgesinde ya da Türkiye’nin herhangi bir yerinde, bir kez daha göze almayacağını söylemek zordur.

         

        PKK, Hakkâri’de toplumsal, siyasal ve askeri iktidar oluşturma yolunda önemli bir mesafe kaydetmiştir. Devlet ise, bölgede terör örgütünün zeminini güçlendirecek adımlar atmaya devam etmektedir.

         

        -Kitabınızda Hakkâri’de şehit olan güvenlik görevlilerinin isimleri ve bazılarının resimleri de yer alıyor, neden diye sorsak?

         

        -Terörle mücadele ederken şehit olanların aziz hatıralarını yaşatmak istedim. Benim kitabı yazarken en çok zorlandığım ve üzüldüğüm kısım bu oldu. Bu bir saygı duruşu benim için. Bizler teröre çok şehit vermiş bir ülkeyiz, şehit cenazelerinde ağlıyoruz, üzülüyoruz ama sonra unutuyoruz. Bu kitapla onların isimlerini yaşatmak ve toplumsal hafızamıza kaydetmek istedim. Bu arada ulaşabildiğim tüm isimlere yer vermeye çalıştım ama eksiklerim mutlaka olmuştur. Bunu telafi edebilmek için bölgede görev yapmış güvenlik güçlerinden ve yakınlarından bana ulaşacak isimleri, çalışmanın daha sonraki baskılarına dâhil etmek isterim.

         

        -Sayın Yazıcı, kitabınızda hangi kaynakları kullandınız? Bölgeye gitme imkânınız oldu mu?

         

        -Maalesef bölgeye gitme imkânım olmadı, ama isterdim. Kaynak olarak, bölgede görev yapmış komutanların yazdığı kitaplar başta olmak üzere, konuyla ilgili kaleme alınan kitaplar, araştırmalar ve raporlardan yararlandım ve dönemin basınında/açık kaynaklarda yer alan haberleri değerlendirdim. Ve ortaya bir Hakkâri güncesi çıktı.

         

        -Son olarak, Hakkâri için ne yapılmalı?

         

        -Kitabımda Hakkâri’de PKK faaliyetlerine karşı alınması gereken önlemlerle ilgili uzun bir sonuç bölümü var. Bu nedenle bu soruya kısa bir cevap vermek zor. Bildiğiniz gibi, Arap Baharı, Türkiye-Suriye-Irak hattında önemli gelişmelere yol açtı, PKK-PYD ve Kürt Bölgesel Yönetimi(KBY) ekseninde yeni bir durum ortaya çıktı. Son olarak Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) müdahalesiyle parçalanma eşiğine gelen bir Irak ve her an bağımsızlığını ilan etmek üzere olan Kürt Bölgesel Yönetimi ile karşı karşıyayız. Terörle müzakere sürecinin bugün geldiği noktayı da dikkate alırsak, Türk karar alıcıların acil olarak başta Hakkâri olmak üzere, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’ya yönelik bir strateji geliştirmesi gerekmektedir. Ve Hakkâri’nin bir vatan toprağı olduğu unutulmamalıdır.

         


Türk Yurdu Eylül 2014
Türk Yurdu Eylül 2014
Eylül 2014 - Yıl 103 - Sayı 325

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele