Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Hasan TUNÇ

Şubat 2007 - Yıl 96 - Sayı 234

         

        5 Yıldır “Otomatik Kanunlaşma” Sürecini Yaşıyoruz*

SUNUŞ

Türkiye, yaklaşık beş yıldır mevzuatını AB kriterlerine uygun hale getirmeye çalışıyor. Bu kapsamda, 9 uyum paketiyle anayasanın önemli maddelerinde ve kanunlarda düzenleme yapıldı, 10. uyum paketi yolda. Yapılan değişikliklerin uygulanması ise başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Diğer yandan bu değişiklikler kamuoyunda tartışmalara da sebep oldu: Bir kesim, AB üyeliği gerçekleşmese dahi bu reformları demokrasimiz açısından zorunlu, hatta yetersiz görüyor. Diğer bir kesim ise Türkiye’yi asla tam üye olarak bünyesine almayacağına inandığı AB’nin dayatmalarıyla atılan bu adımların Türkiye’nin zararına olduğuna inanıyor. Prof. Dr. Hasan Tunç’la, bu değişikliklerin neler olduğu ve hukuk sistemimizi nasıl etkilediği üzerine konuştuk.

SORU: - AB uyum sürecinde 2001 yılından bu yana Anayasamızda ve temel kanunlarımızda önemli değişiklikler yapıldı. Bu değişikliklerin çok kapsamlı olduğunu biliyoruz ama ana başlıkları ile sıralayabilir misiniz?

- AB Siyasi Kriterlerine Uyum Amacıyla Türkiye’nin Gerçekleştirdiği Mevzuat Değişiklikleri’ni ana başlıkları ile şöyle özetleyebiliriz:

 

Aralık 1999 Helsinki Zirvesi’nden sonra Türkiye’de, AB siyasi kriterlerine uyum amacıyla çok sayıda kanun ve mevzuat düzenlemesi gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 2001 yılında Anayasa değişiklikleri yapılmış ve daha sonra da uyum paketleri çıkartılmıştır.

 

2001 Yılı Anayasa Değişiklikleri

3 Ekim 2001’de kabul edilip 17 Ekim 2001 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4709 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun”la yapılan Anayasa Değişikliği kapsamında 1982 Anayasasının Başlangıç kısmı, 32 maddesi ve bir geçici maddesi değiştirilmiştir. Bu değişikliklerle özellikle, insan hakları konusundaki kısıtlayıcı düzenlemelere son verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Anayasa’nın 86. maddesine ilişkin değişiklik de 01/12/2001 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Yeni Türk Medeni Kanunu

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu ile, kadın-erkek eşitliği, çocuk ve zayıfların korunması ve dernek kurma hürriyetleri alanında önemli değişikliklerin gerçekleştirildiği kabul edilmektedir.

 

Uyum Yasa Paketlerini ise şöyle sıralayabiliriz: (Uyum yasalarının sıralanması farklı değerlendirmelere göre biraz değişmekle birlikte genel kabul aşağıdaki gibidir.) Burada şunu önemle vurgulamak gerekir ki, aşağıda ilk sıralarda belirtilen bazı yasalar sonraki paketlerde tamamen değiştirilmiş veya yürürlükten kaldırılmış olabilirler. Örneğin, Türk Ceza Kanunu sonradan tamamen değişmiş, yine Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile ilgili kanun yürürlükten kaldırılmıştır.

 

6 Şubat 2002 tarihinde kabul edilen ve 19 Şubat 2002’de yürürlüğe giren Birinci Uyum Paketi:

Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında Türk Ceza Kanunu’nun 159 ve 312. maddeleriyle Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. ve 8. maddelerinde değişiklik yapılmış, hapis cezası süreleri düşürülmüştür. Devlet Güvenlik Mahkemelerindeki en fazla 15 gün olan gözaltı süresi 4 güne indirilmiştir. Özel hayatın gizliliği, haberleşme ve konut dokunulmazlığına ek güvenceler getirilmiştir.

 

26 Mart 2002 tarihinde kabul edilen ve 9 Nisan 2002 tarihinde yürürlüğe giren İkinci

Uyum Paketi:

• Dernekler Yasası ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’ndaki sınırlamalar azaltılmıştır.

• İşkence ve kötü muamele sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hükmettiği tazminatlarla ilgili olarak, bu suçları işleyen görevlilere rücu edilebilineceği hükmü getirilmiştir.

• Parti kapatılması zorlaştırılmıştır. Basın Kanunu’ndaki “yasaklanmış dil” kavramı kaldırılmıştır.

 

3 Ağustos 2002’de kabul edilen ve 9 Ağustos 2002 tarihinde yürürlüğe giren Üçüncü

Uyum Paketi:

• Anayasa değişikliği çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 no’lu Protokolü’ne uygun olarak, idam cezası Türk Hukuk sisteminden savaş ve yakın savaş tehdidi halleri dışında kaldırılarak, yerine müebbet ağır hapis cezası getirilmiştir.

• Azınlık vakıflarının taşınmaz mal edinmelerinin önündeki engeller kaldırılmıştır.

• AİHM’in, Türkiye aleyhine verdiği kararların yeniden yargılama sebebi sayılmasına ilişkin değişiklik yapılmıştır.

• Anadilde yayın yapılmasına ilişkin yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

 

2 Ocak 2003’te kabul edilen ve 11 Ocak 2003 tarihinde yürürlüğe giren Dördüncü Uyum Paketi:

 Bu paket kapsamında toplam 16 ayrı kanunda değişiklikler yapılmıştır. Şöyle ki;

• Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılan değişiklikle, düşünce hürriyetinden dolayı yargılanan kişilerin siyasi partilere üyeliği önündeki engeller kaldırılmıştır.

• Basın Kanunu’nda gazetecilerin haber kaynaklarını açıklamaya zorlanmaması yönünde düzenleme yapılmıştır.

• Dernekler Kanunu’nda derneklerin sadece resmi yazışmalarda Türkçe’yi kullanmaları konusunda (Anayasa’da bu yönde yapılmış olan değişikliğe paralel) bir değişiklik gerçekleştirilmiş, aynı kanunla dernek yayınlarının toplatılması koşulları değiştirilmiştir. Ayrıca, derneklerin yurtdışında şube açma ve yabancı derneklerin Türkiye’de şube açma şartları kolaylaştırılmıştır.

• Türkiye’de ikamet eden yabancıların dilekçe hakkından yararlanma koşullarının kapsamı (Dilekçe Kanunu’nda yapılan değişiklikle) genişletilmiştir.

• Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun’da, işkence ve kötü muameleden yargılanan memurlara verilen cezaların para cezasına çevrilemeyeceği ve ertelenemeyeceği yönünde değişiklik yapılmıştır.

• İnsan Hakları Komisyonu’na başvurulara cevap süresi 3 aydan 60 güne indirilmiştir.

• Cemaat vakıflarının mülk edinebilmesi önündeki engeller kaldırılmıştır.

 

23 Ocak 2003 tarihinde kabul edilerek 4 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe giren Besinci

Uyum Paketi:

Bu paketle, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda yargılamanın iadesine gidilebilmesi yönünde değişiklikler gerçekleştirilmiş ve daha önceki üçüncü uyum paketinde yer almış hükümlerin kapsamı genişletilmiştir. Bu kapsamda,  kesinleşmiş ceza hükümlerinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlaline neden olduğu tespit olunduğunda yeniden yargılama yolu imkanı tanınmıştır. Ayrıca, Dernekler Kanunu’nda yer alan mülk edinmede, gerekli izin prosedürü ve denetime ilişkin hükümlere uymama halinde uygulanan hapis cezası, para cezasına çevrilmiştir.

 

19 Haziran 2003’te kabul edilen ve 19 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren Altıncı

Uyum Paketi:

• Terörle Mücadele Kanunu'nun 8. maddesi kaldırılmıştır

• Ceza Kanunu’nun ‘‘ağır tahrik’’ hükümleri ile 462. maddesindeki “namus cinayeti” işleyenlere ceza indirimi sağlayan hükümleri değiştirilmiştir.

•12 Eylül öncesi siyasi davalardan ceza alıp hak mağduriyetine uğramış olanlara yeniden yargılama hakkı yönünde değişiklikler yapılmıştır

• Özel televizyonlarla birlikte TRT’nin de Türkçe dışındaki dilde yayın yapmasına imkan tanınmıştır.

 

30 Temmuz 2003 tarihinde kabul edilen ve 7 Ağustos 2003 tarihinde yürürlüğe giren

Yedinci Uyum Paketi:

• Türk Ceza Kanunu’nun 159. maddesi uyarınca, uygulanan en düşük cezalar bir yıldan altı aya indirilmiştir. TCK’nin 169. maddesinde yapılan değişiklikle, çete ve suç topluluklarına yardımla ilgili olarak, kişi hürriyetinin ve güvenliğinin sağlanması açısından suça ilişkin bazı ifadeler madde metninden çıkartılmıştır.

• Türk Ceza Kanunu’nun 426 ve 427. maddelerinde gerçekleştirilen değişikliklerle; genel ahlaka aykırı nitelikteki “basılı veya basılı olmayan eser”lerle ilgili suçların oluşumunda, bilim ve sanat eserleri ile edebi değere sahip olan eserler kapsam dışına çıkarılmıştır. Suçlara ilişkin olarak düzenlenen cezalardan biri olan ilgili evrakın veya eşyanın “imha”sı hususu da madde metninden çıkarılmıştır.

• Terörle mücadele Kanunu’nun 7. maddesinde yapılan değişiklikle, “şiddete başvurmaya teşvik” unsuru, madde metnine dahil edilmiştir.

• Milli Güvenlik Kurulu ve MGK Genel Sekreterliği Kanunu’nda yapılan değişikliklerle, MGK Genel Sekreterliği’nin görevleri ve isleyişi Anayasa’nın 118’inci maddesine uygun hale getirilmiştir.

• Anadilde eğitim imkanı kolaylaştırılmıştır.

• Askerî Mahkemeler Kurulusu ve Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılan değişikliklerle Askerî Ceza Kanunu’nun sivil şahıslara uygulanma alanı daraltılmıştır.

• Çocuk Mahkemelerinin Kurulusu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına İlişkin Sözleşme hükümleri doğrultusunda 18 yasını bitirmemiş olanların “çocuk” sayılması için, “15” ibaresi “18” seklinde değiştirilmiştir.

• Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda yapılan değişiklikle işkence ve kötü muamele suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların acil islerden sayılması, bu suçlarla ilgili davalarda zorunluluk olmadıkça duruşmalara otuz günden fazla ara verilmemesi ve süratle sonuçlandırılması hükmü getirilmiştir.

• Sayıştay Kanunu’na bir madde eklenerek, uluslararası denetim standartlarına ve Anayasa’nın ilgili maddesine uygun olarak, Cumhurbaşkanlığı hariç tüm kaynakların kullanımına ilişkin Meclis’in talebi ile hesap ve işlemlerin incelenebilmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin elindeki kamu mallarının denetiminin, hazırlanacak “gizli” gizlilik dereceli bir yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.

• Dernekler Kanunu’nda yapılan değişikliklerle tüzel kişilerin dernek kurabilmesi mümkün hale getirilmiş, sürekli olarak dernek kurma hakkından yoksun olma durumu kaldırılmış, Yükseköğretim öğrencilerinin dernek kurabildikleri alanlar genişletilmiştir.

• Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda yapılan değişikliklerle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin ertelenme süreleri indirilmiştir.

 

7 Mayıs 2004 tarihinde kabul edilip 22 Mayıs 2004 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Değişikliğine ilişkin Sekizinci Uyum Paketi:

• Anayasa'nın 10, 15, 17, 30, 38, 87, 90, 131 ve 160. maddelerinde değişiklik getirilmiş ve 143. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır (Devlet Güvenlik Mahkemeleri ile ilgili madde).

• Ölüm cezası, Anayasa'dan tamamen çıkarılarak, Anayasa'da ölüm cezasına atıf yapan bütün maddelerde değişiklik yapılmış ve "ölüm cezası" ibaresi maddelerden çıkarılmıştır.

• Anayasa'nın "kanun önünde eşitlik" başlıklı maddesinin 2. fıkrasına, ''kadın ve erkek, eşit haklara sahiptir'' ibaresi eklenmiştir.

• Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilememesi veya işletilmekten alıkonulamaması kanunlaştırılmıştır.

•"Uluslararası antlaşmaları uygun bulmayı düzenleyen 90. maddede yapılan değişiklikle”, usulüne göre yürürlüğe koyulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınması kabul edilmiştir.

• Genelkurmay Başkanlığı’nın YÖK'e temsilci vermesine son verilmiştir.

• Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kurulusuna ilişkin 143. madde yürürlükten kaldırılmıştır.

• Anayasa’da, Sayıştay ile ilgili maddede değişiklik yapılarak, "Silahlı kuvvetler elinde bulunan devlet mallarının TBMM adına denetlenmesi usulleri, milli savunma hizmetlerinin gerektirdiği gizlilik esasına uygun olarak kanunla düzenlenir" hükmü çıkarılmıştır.

 

14 Temmuz 2004 tarihinde kabul edilen ve 21 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren Dokuzuncu Uyum Paketi:

• Yüksek Öğretim Kanununda yapılan değişiklikle, Yükseköğretim Kurulu’na Genelkurmay Başkanlığı’nca bir üye seçilmesine ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

• Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda yapılan değişiklikle, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeliğine MGK Genel Sekreterliği’nce aday gösterilmesine dair hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

• Telsiz Kanununda yapılan değişiklikle, MGK Genel Sekreteri, Haberleşme Yüksek Kurulu üyeliğinden çıkarılmıştır.

• Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanununda yapılan değişiklikle, yetkili kurula MGK tarafından bir üye seçilmesine dair hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.

• Çeşitli kanunlarda yapılan değişikliklerle, ölüm cezası kaldırılmış ve yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getirilmiştir.

  • 2908 sayılı Dernekler Kanunu yerine 5253 sayılı yeni Dernekler Kanunu 4 Kasım 2004 tarihinde kabul edilmiş ve 23 Kasım 2004 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

• Dernek kurma hakkı genişletilerek, dernek kuruculuğu ve üyeliği ile ilgili kısıtlamalar ve özellikle eski hükümlüler ve çocuklar ile ilgili sınırlamalar kaldırılmıştır. Fiil ehliyetine sahip gerçek ve tüzel kişilerin önceden izin almaksızın dernek kurabilmeleri, 15 yasını bitiren çocukların çocuk dernekleri kurabilmeleri ve 12 yasını bitiren çocukların kurulmuş çocuk derneklerine üye olabilmelerine imkan tanınmıştır.

• Dernek genel kurullarının üç yılda bir yapılabilmesi; tüzüğün, ikametgah adresinin, genel kurulun, tüzük ve ikametgah değişikliklerinin gazetede ilan edilmesi, genel kurullara hükümet komiserinin katılması zorunluluğu kaldırılmıştır. Dernek organlarına seçilen üyelerle ilgili bildirimin süresi 30 güne çıkarılmıştır.

• Derneklerin izinle kurabileceği tesisler olan yurt, pansiyon ve lokal konuları sınırlandırılmış, bunların açılması, isletilmesi ve kapatılmasına ilişkin düzenlemelerin yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir.

• Derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere uluslar arası faaliyette ve işbirliğinde bulunabilmesi kararlaştırılmıştır.

• Derneklerin denetiminde kolluk kuvvetlerinin yetkileri sınırlandırılmış ve mülki idare amirinin yetkileri açıkça düzenlenmiştir.

• Dernekler ancak 100 kişiden çok üyeye sahipse ücretli kişiler çalıştırabileceği, yönetim ve denetim kurulu üyeleri dışındaki üyelere ise ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık ödenemeyeceği kararlaştırılmıştır.

• Derneklerin vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere platformlar oluşturmasına imkan tanınmıştır.

• Derneklerin yurtdışında temsilcilik ve şube açabilmesi, yurtdışında kurulmuş dernek veya kuruluşlara katılabilmesi ve yurtdışında dernek ve üst kuruluş kurabilmesine imkan tanınmıştır. Bunun yanı sıra, Dernekler Yönetmeliği 31.03.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik ile dernek ve vakıfların tabi olacakları usul ve esaslar düzenlenerek, yapılacak faaliyetlerde gözetilecek ilkeler belirlenmiş, ayrıca; derneklerin ve şubelerinin kuruluş şartları, yurtdışından yardım alma biçimleri, uluslararası faaliyetlerin içeriği, kamu yararına çalışan dernek statüsünü kazanma gibi ilke ve esaslar belirlenmiştir.

  • Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun (CİK) 31 Mart 2005 tarihinde kabul edilen yürürlüğe giriş tarihi önceden 1 Nisan 2005 olarak belirlenmiş ancak, Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yürürlük tarihi 1 Haziran 2005 olarak değiştirilmiştir. CİK değişikliğine göre terör suçlularının avukatlarıyla görüşmesi sırasında bir görevlinin de hazır bulunması, ayrıca hükümlünün avukatlarına verdiği belgelerin incelenebilmesi yolu açılmıştır. Yine örgüt, terör ve Anayasal düzene karşı işlenen suçlardan cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin avukatları hakkında aynı suçları işledikleri gerekçesiyle dava açılması halinde, ilgili davadan el çektirilebilmesi, hakimin avukat için 1 yıla kadar davaya bakmama yasağı koyabilmesi, polisin, arama, yer gösterme ve eşyaya el koyma yetkisine sahip olması karar altına alınmıştır.

• Gözaltı süresinin yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için geçen zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçmemesi, zorunlu sürenin 12 saatten fazla olamaması şartı getirilmiş ve gözaltı süresi 36 saate çıkarılmıştır.

• Tutuklama kararı için aranan ceza üst sınırı 2 yıldan 1 yıla indirilmiştir.

• Bir kişi hakkında yurtdışına çıkış yasağının konulabilmesi için cezasının üst sınırının 3 yıl olması şartı kaldırılmıştır.

  • Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’un, 31 Mart 2005 tarihinde kabul edilen Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile, önceden 1 Nisan 2005 olarak belirlenmiş olan yürürlük tarihi 1 Haziran 2005 olarak değiştirilmiştir. Bu Kanun ile, suç nedeniyle ceza soruşturma ve kovuşturmasının nasıl yapılacağı, ceza davasının nasıl açılacağı, yürütüleceği ve sonuca bağlanacağı kurallara bağlanmıştır.
  • 31 Mart 2005 tarihinde kabul edilen TCK, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni Türk Ceza Kanunu ile getirilen bazı önemli düzenlemeler özetle su şekildedir:

-Töre cinayetleri ilk kez Türk Ceza Kanunu’na girmiştir. Buna göre, “töre saikıyla” islenen cinayetler nitelikli adam öldürme sayılmıştır.

- Çocukları muzır neşriyattan, cinsel tacizden, uyuşturucudan, suça teşvikten korumaya yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Bu kapsamda, çocukları suç ve para kazanma aracı olarak gören kişilere hapis cezası getirilmiştir. Çocuklarını döven ailelere de yaptırım uygulanması öngörülmüştür.

- Organ ve doku nakli konusu ilk kez Türk Ceza Kanunu içinde yer almıştır.

- “Kapkaç” suçu için üç yıldan yedi yıla kadar hapis verilmesi kararlaştırılmıştır.

- Hakaret suçlarının alt sınırı üç aya indirilmiştir.

- Alkollü araç kullananlara iki yıla kadar hapis cezası getirilmiştir.

- İşkence yapan, göz yuman, teşvik eden kişilerin sorumluluğu ve bu kimselere verilecek cezalar konusundaki belirsizlikler giderilmeye çalışılmıştır.

 

      Henüz yürürlük kazanmamış olmasına rağmen, Mecliste görüşülmekte olan Onuncu Uyum Paketinde ise şu konular yer aldığı bildirilmektedir.

  • Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsman) kanunu
  • Sayıştay Kanunu
  • Özel Öğretim Kurumları Kanun değişikliği
  • Vakıflar Kanun Tasarısı
  • İskan Kanunu  Tasarısı
  • İdari Usul Kanunu Tasarısı
  • Siyasetin Finansmanına Dair Kanun Tasarısı
  • Siyasi Etik Komisyonu Kurulmasına Dair kanun Tasarısı
  • Askeri mahkemeler Kanunu değişikliği tasarısı
  • Başbakanlık İnsan hakları Başkanlığının yeniden yapılanması
  • BM yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna dair kanun tasarısı
  • 14 nolu protokolün uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı
  • Gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartına ilişkin uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı ve değişikliği kanun tasarısı

 

SORU: - Bu reformların AB’nin dayatmalarıyla, kamuoyunda yeterince tartışılmadan yapıldığı, TBMM’den bir gecede kanunlar çıkarıldığı yönünde düşünceler ileri sürülmekte. Bu açıdan düşündüğünüzde, özellikle Devletin bağımsızlığı açısından neler dersiniz?

- Bilindiği gibi, AB süreci, Türkiye Devleti açısından 17 Aralık sonrasında yeni bir dönemi ifade etmektedir. Başlanan üyelik müzakereleri diğer aday ülkelere oranla oldukça farklı bir yapı ortaya koymuşsa da, AB standartlarına uyum açısından bir çok yasal değişiklik zorunlu hale gelmiştir. Bu açıdan, Türkiye, adeta “otomatik kanunlaşma” süreci diyebileceğimiz bir süreci yaşamış ve hâlâ da yaşamaktadır. Bu uyum çalışmalarının, bağımsızlığımıza gölge düşüreceği  fikrine tamamen katılmam mümkün değil. Malum, önemli olan kanun yapmaktan çok, yenilikleri uygulamaya yansıtabilmektir. Bu da toplumun ve yetkililerin sosyo-kültürel yapıları ile doğrudan ilgilidir. Diğer deyişle, önemli olan kanun yapmak değil, kanunları olması gereken biçimde uygulayabilmektir. Tabidir ki, bir gecelik çalışma ürünü kanunları topluma yansıtmak ve uygulanabilirliğini sağlamak oldukça zordur. Bence bu konu bağımsızlık sorunundan çok, uygulanabilme sorunu olarak (kartopu misali) gün ve gün büyümektedir.

SORU: - Uyum paketlerini etnik-kültürel haklar açısından değerlendirdiğinizde neler düşünüyorsunuz?

- Bu konunun, Türk Devleti’nin bekası açısından özel bir itinayı gerektirdiği açıktır. Öncelikle, “İkiz Sözleşmeler” olarak kısaltılan  sosyal ve siyasi haklara yönelik sözleşme bu konuda özel önem arz etmektedir. Bu sözleşmeler nedeniyle, azınlık kavramı ve self determinasyon hakkı ile ilgili konularda oldukça sıkıntılı haller ortaya çıkabilecektir. Tabi ki,  dil konusu, etnik temsil vs. gibi konularda oldukça dikkatli ve titiz olmak gerekmektedir. Bence önemli olan bu değişikliklerden çok, toplumun ve yöneticilerin bu konulara bakışı ve tavrıdır.

SORU: - Yeni Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi hep gündemde ve tartışılmaktadır. Aslında 301. maddeden açılan davaların büyük çoğunluğu beraatla sonuçlandığı, yani madde neredeyse uygulamada olmadığı halde, tamamen yürürlükten kaldırılması veya madde metninde yer alan “Türklük” kavramının değiştirilmesi yönündeki baskılar sürüyor. Siz 301. madde hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Yeni TCK’nin  301. maddesi Türklüğe, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne  ve  Devletin Yargısı, Askeri Organları ile Emniyet Teşkilatı’na eleştiri amaçlı olmayan  “aşağılama fiillerini” cezalandırmaktadır. Diğer deyişle, devlet tüzel kişiliği kendi varlığına ve bazı temel organlarına yönelik eleştiri düzeyini aşan fiilleri suç saymaktadır. Bu nevi düzenlemelerin Avrupa ülkeleri dahil bir çok hukuk sisteminde olduğu bilinmektedir. Bu konudaki itirazları anlamak mümkün değil. Nasıl ki; gerçek kişiler kendi şeref ve hasiyetine yönelik saldırılara karşı korunmakta ise, tabi ki devlet tüzel kişiliği de aşağılamalara karşı korunacaktır. Aksine, TCK bu konuda karşılaştırmalı hukuk açısından oldukça sınırlı bir koruma sağladığı yönüyle eleştirilmelidir.

SORU: - Türkiye, mevzuatını AB kriterlerine uygun hale getirmeye çalışıyor ama AB sürekli Türkiye’nin üyelik sürecini tıkıyor. En son Kıbrıs meselesi yüzünden ilişkiler donma noktasına geldi. Siz Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine nasıl bakıyorsunuz? Sonunda tam üyelik olmasa bile, bu reformlar neticesinde gelişmiş bir hukuk sistemi ve demokrasi kazanmış olacak mıyız?

- Haklısınız, Kıbrıs konusunda sürdürülen restleşme 17 Aralık kararlarının gerçekte ne anlama geldiğini açıkça gözler önüne sermektedir. Özellikle, Avusturya Başbakanı Schüssel'in, ‘Adı tam üyelik olsa bile, Türkiye'ye sonuçta bir tür özel statü verilecektir' şeklindeki açıklamaları AB bakışını net biçimde ortaya koymaktadır. Samimi olmak gerekirse, Türkiye’nin AB üyesi yapılacağına pek inanmıyorum. Böyle “Özel statü” vs. aldatmacalarıyla oyalanacağız gibi geliyor. Tabi ki, özümsenebilmesi kaydıyla, anılan değişikliklerin Türkiye Devleti’ne katkıları olacaktır. Ancak, beraberinde birçok sorunu da getirecektir. Bu vesile ile, Türkiye Devleti’nin AB dışında alternatif birlikler oluşturması gerektiğini vurgulamak isterim. Türk Dünyası gibi yeni ortaklıklar oluşturma yolundaki adımların AB sürecinde de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni güçlü kılacağı kanaatindeyim.  Teşekkür ediyorum.

- Biz teşekkür ederiz.

*Söyleşi: Ömer BEKEÇ – Mehmet EKİZ

 

 

 

 

 

         


Türk Yurdu Şubat 2007
Türk Yurdu Şubat 2007
Şubat 2007 - Yıl 96 - Sayı 234