FIKRA KAHRAMANINDAN MİZAH DERGİSİNE ÇEVRİLEN “MOLLA NESREDDİN”

Kasım 2008 - Yıl 97 - Sayı 255

 

 

Türk halkları arasında geniş yayılmış latifelerin (fıkraların) büyük kısmı Hoca Nasreddin,  (Molla Nesreddin’in)  adıyla bağlıdır. “Gerek kültür gerekse edebiyat açısından zengin bir hazine hüviyetinde olan fıkralar hemen her konuda olabilir. Sosyal, siyasi ve iktisadi ayrılıklardan doğan çatışmalar; beşeri davranışlarla aile, hukuk ve terbiyeyi ihtiva eden tüm konular fıkraların özünü oluşturur”. (Kaya, 2007: 322). Buna göre de 1906 yılında Azerbaycan aydınları mizah dergisi yayınlamak isterken ona ad olarak latifeleri (fıkra) halk arasında geniş yayılmış Molla Nesreddin’i seçtiler.

Böyle bir derginin yaranması için zaman müsait idi. Dergini yaratanlardan Celil Memmedguluzade sonralar geçenleri hatırlayarak böyle değerlendirmiştir: “Molla Nesreddin”i tabiat özü (kendi) yarattı, zaman özü (kendi) yarattı”.

Rusya’nın harbi gücü hızla artsa da kültür bakımından işgal altına aldığı memleketlerden geride kalıyordu. İşgal altına aldığı halkları esarette saklamak için ıslahatlar yapmak zorundaydı. Rusya Kafkasya’nı âsân ele geçirse de orada hakimiyetini sürdürmekte zorluk çekiyordu. İsyanlar, karmaşalar ara vermiyordu. Çünkü kölelikten çoktan uzaklaşş toplumu eski kanunlarla yönetmek mümkünsüzdü. 19. yüzyılda Rusya’da ağaları köylüleri köle gibi satıyorlardı. Hatta bu satışa gazete ilanlarında da sık sık rast geliniyordu.

            Ülke dâhilindeki tazyiklerin ve dış güçlerin etkisiyle Rusya 1861. yıl kölelik kanununun lağvetmek zorunda kaldı. Rusya’nın kabul etmek zorunda kaldığı kanunlardan birisi de 1905 yılın 17 Ekiminde kabul edilmiş “Manifest” oldu. Burada söz, matbuat azatlıklarına da yer verildi. Bu “Manifest”ten tekçe Ruslar yararlanmadılar. Rusya’nın esarette sakladığı halklar da ondan kendilerini geliştirmek için istifade ettiler.

Kafkasya’da yayımlanan ilk mizah dergisi “Molla Nesreddin” de bu “Manifesten”  yararlanmanın behresi gibi değerlendirilmelidir.

Kafkasya’da Türk dilinde ilk gazete 1832 yılında Tiflis’te yayınlanan “Tiflis axbarı” olmuştur. Bir sayı da olsa günümüze dek gelip çatmayan, bu gazete hükümetin Rus dilinde yayınlattığı “Tiflisskiye vedomosti”nin ilavesi olmuştur. Bundan sonra, yani 1845. yılda Türkçe yayımlanan “Kafkasya’nın bu tarafının haberi”  de 1838. yılda yayına Rus dilinde başlayan “Zakafkazski vestnik” gazetesinin ilavesi olmuştur. Hükümetin resmi haberlerini ve kanunlarını işgal altında olan halklara bildirmek amacıyla yayınlanan gazetenin de sayılarının hepsi kütüphane ve arşivlerde yoktur.

Azerbaycan'da bütün sayıları günümüze dek gelen gazete 1875-77. yıllarda Baku’de yayımlanmış “Ekinçi” gazetesidir. Moskova’da Üniversitenin tabiat fakültesini bitirip vatana dönen, farklı görevlerde çalışan Hasan bey Melikov-Zardabi milletini gerilikten, cehaletten kurtarmak için çabalar gösteriyordu. O, öğretmen işlediği zaman öğrencilerini etrafına toplayarak tiyatro gösteriyor, gazetecilik ediyordu.

 “Ekinçi” kapatıldıktan sonra Azerbaycan'da Seid, Celal ve Kemal Ünsüzade kardeşleri “Ziya”(1879-84, gazete 1882. yıldan  “Ziyayi-Kafkasiye” adıyla yayımlanmıştır) gazetesini,  1883 yıldan “Keşkül” dergisini (ayda bir sayısı çıkan dergi 11. sayısından sonra haftalık gazete gibi 1891. yıla dek yayınlanmıştır. (Ünsüzade kardeşleri Çar Rusya’sının takiplerinden yaka kurtarmak için Osmanlı devletine sığınmış ve yayıncılık faaliyetlerini burada devam ettirmişlerdir), (ASE, 1980:331) Mehemmed ağa Şahtahtlı “Şarki-Rus”, Ahmet bey Ağayev ve Ali bey Hüseyinzade “Hayat”, “İrşad”, “Füyüzat”  vb. gazeteleri, dergileri yayımlatmışlar.

Resmi devlet dili Rus dili olduğundan bölgede Rusça yayımlanan gazetelerde, aynı zamanda solcuların gizli ve yarım gizli yayımlattıkları gazetelerde Türkler ve başka Müslüman inançlı aydınlar çalışır, milli uyanışa sebep olan makaleler yayınlatıyorlardı. 1905-1907. yıl ihtilali, Rus-Japon savaşında Rusya’nın yenik düşmesi ülkede durumu gerginleştiriyor, esarette olan halklar istiklaline kavuşmak için yollar arıyorlardı.

Milletine ve vatanına hizmet etmek isteyen üç kişini hayat Kafkasya’nın o zamanki başkenti Tiflis şehrinde görüştürdü.  Bu üç kişi Celil Memmedguluzade, Ömer Faik Nemanzade ve Meşedi Elesger Bağırov idi. İki yazar ve bir tüccarın-Meşedi Elesger Bağırovun iş birliyi “Geyret” matbaa-neşriyatının yaranmasına sebep oldu. Burada da “Molla Nesreddin” dergisi yayımlandı.    

1869’da Nahçıvan’da doğan Celil Memmedguluzade ilk tahsilini burada aldıktan sonra 1982. yılda Tiflis yakınlığındaki küçük Gori şehrindeki liseye dahil olur. Çar hükümeti bu liseyi yerli halklardan kendi kadrolarını hazırlamak için açmıştı.

Gori’deki liseyi bitiren Celil 1887-97. yıllarda İrevan guberniyasının (ilinin)  köylerinde öğretmenlik yapıyor. O yıllarda da öyküler, oyunlar yazmağa başlasa da onları yayımlatmıyor.

Celil Memmedguluzade gençlik yıllarını hatırlayarak böyle yazıyor: “…men muallimlikte on yıldan artık devam ede  bilmedim ve 1898’de Nahçıvan’dan göçüp geldim İrevan şehrine ki gayri bir işle meşgul olum. Bir az vakit(zaman) naçalnik (reis) divanhanesinde tercüman oldum ve hatta polis memuru da oldum. Ancak gördüm ki, bu menim işim değil. Buradan çıktım, kendimi verdim adliye idarelerine ve dava vekili ve avukat olmak aşkına düştüm.”(Memmedguluzade Celil, 1967:713, 3 cilt)

1903. yılın Aralık ayında hasta eşini tedavi için Tiflis’e getiren Celil Memmedguluzade burada “Şarki Rus” gazetesinin sahibi ve başyazarı, ünlü aydın ve bilim adamı Mehemmed ağa Şahtahtı ile görüşüyor. Birlikte yemek zamanı “Post kutusu” öyküsünü ona okur. O günden M. Şahtahtı onu gazetede işe alır ve hikayelerini de yayınlatıyor. Az sonra ise ona “Şarkı Rus” gazetesinin başyazarlığı görevini yerine yetirmeyi de itibar ediyor.

Celil Memmedguluzade burada Ömer Faik Nemanzade ile tanış oluyor. 

Ömer Faik Nemanzade 1872. yılda Ahıska’nın Azğur köyünde doğmuştur. İlkokula köyde gitmiştir. 1881. yılda İstanbul’daki amcasının yanında dinî tahsil almaya gönderilmiştir.

Ömer Faik medreseden kaçmış - orada okumak istememiş,  dünyevi tahsil almıştır. 1891. yılında İstanbul Üniversitesinin Eğitim fakültesini bitirip işe başlamıştır.  Postada hükümet memur’u gibi çalışğı zaman gizli dernek kurmuşlar. Üye olduğu gizi dernek ortaya çıktıkta, arkadaşları gözaltına alındıkta zor şartlarla kaçıp Kafkasya’ya geliyor. 1893-1904’lü yıllarda gibi Şeki’de, Şamahı’da, Gence’de çalışıyor. Tiflis’e gelerek Mehemmed ağa Şahtahtı ile tanış oluyor. Onun günlük yayınlattığı “Şarki Rus” gazetesinde çalışmaya başlıyor. (Gurbanov Şamil, 1992) Bu Rusya Müslümanlarının yayınlattığı ilk günlük gazeteydi.

Celil Memmedguluzade ile Ömer Faik Nemanzade “Şarki Rus”  gazetesinde bir yıla dek çalışıyorlar. Mehemmed ağa Şahtahtlı “Şarkı Rus” gazetesini bağlayıp matbaasını satmak zorunda kaldıkta her iki arkadaş Nahçıvanlı tacir Meşedi Elesger Bağırov’la birlikte ve onun parasıyla matbaanı alıyorlar. Prof. Dr. Abbas Zamanov bu konuda yazıyor: “1905. yılın Yanvar (Ocak) ayında “Şarkı Rus” gazetesi neşrini dayandırıyor. Mirze Celil ve Ömer Faik “Şarki Rus” gazetesi matbaası asasında neşriyat teşkil edip, ona “Geyret” matbaası adı koyurlar”.(Zamanov Abbas, 1985:128)

1907 yılın Aralık ayından “Geyret” üç kişinin değil, her üyenin 100 manat pay hakkı olan 25 kişilik bir şirkete-matbaa, neşriyata çevrilir. Bu da uzun sürmüyor. İki yıldan sonra şirket kapatılır ve “Molla Nesreddin” dergisi başka bir matbaada yayınlanmağa başlatılır. (Mirehmedov Eziz, 1980:208)

Celil Memmedguluzade ömrünün sonlarında yazdığı “Hatiratım”da arkadaşının hizmetlerini böyle anlatıyor. “ …bu gazetenin (Şarkı Rus-A.Ş) idarisinde men öyle bir yoldaşa rast geldim ki, onun varlığı ile, onun yoldaşğı ile “Molla Nesreddin” mecmuasını inşa ettim. Daha doğrusu, onunla beraber, onunla birlikte “Molla Nesreddin” mecmuasını bina ettim. Öyle bir mecmua ki, onun birinci sayı neşr olunan günden menim adım bir az vahtın müddetinde neyinki tek birce Kafkasya Müslümanlarının, belki Yakın Şarkta cemi Türk tayfaları içinde şöhret taptı”(Memmedguluzade Celil, 1967:659, 3 cilt)

Arkadaşlar “Geyret” matbaasını işe saldıktan sonra gazete yayınlamak fikrine düşüyorlar.  1905. yılda Celil Memmedguluzade’nin adına  “Novruz” gazetesi için basım iznini alıyorlar. Neden Celil Memmedguluzade’nin adına?- sorusuna Mirze Celil “Hatiratım”da böyle cevap veriyor: “…hemen (o) müesseseleri tesis etmek icazetini o esrin hükümeti belki ancak mene verirdi ve Ömer Faika vermezdi, bu cahattan  ki, men hükümet darülmellimini bitirmiş bir civan idim, amma Ömer Faik Türkiye’de tahsil yapmış bir çavan idi ve zannediyorum  ki, matlap burada aşikar olunuyor”. (Memmedguluzade Celil, 1967:659 3 cilt)

Celil Memmedguluzade’nin Ömer Faikla ilgili dikkat yetirmediği bir çok nedenler de Rusya’nın jandarmalarına malum idi. Rusya’nın gizli servisinin Ömer Faikın Türkiye’deki faaliyetinden, Kafkasya’ya döndükten sonra milletini uyandırmak için gördüğü işlerden haberi olmuş ve onu daim izlemeye çalışştır. Hatta 1907. yılda “Molla Nesreddin” dergisinde yayımlanmış bir karikatüre göre Tiflis jandarması Celil Memmedguluzade’ni değil Ömer Faik Nemanzade’ni ceza evine gönderir. 2 yıl sonra Hükümet Meclise üye seçildiğine göre ceza evinden çıkarılıyor. Maalesef 1908. yılda yene cezalandırılarak Tiflis’ten 3 aylık sürgüne gönderiliyor. (Gasımov Celal, 2003:127)

Şu Ömer Faik’in hayatında son hapis olmuyor. Ömer Faik Nemanzade’nin Hükümet Reisliği ile 1918. yılın 29 Ekiminde “Ahıska Hükümet-i Muvakkatası” kuruluyor ve sonralar  “Cenup-i Garbi Kafkas Hükümeti”nin yaratılmasında faal rolü oluyor.  Yakup Şevki Paşanın kumandanlığında olan 9. Ordu bölgeden çıkmak zorunda kalanda dış güçlerin desteği ile “Cenup-i Garbi Kafkas Hükümeti” dağıtılıyor, hükümet görevlilerinin çoğu gibi Ömer Faik de gözaltına alınıyor. (Gökdemir A.E.1989)

Ömer Faik 6 ay Tiflis’te ceza evinde kaldıktan sonra zor şartlarla oradan kurtulsa da bölgeye dönmesine izin verilmiyor. O Bakü’ye gelerek Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin yaşaması için çaba gösteriyor. 1920. yılda Ruslar Azerbaycan’ı yeniden işgal ettikten sonra yeniden Ahıska’ya dönüyor ve 1921-22. yıllarda Gürcistan Sovyet Hükümetinde İnkılap Komitesinin üyesi ve hükümette Müslüman ilçeleri müvekkili görevinde çalışıyor.

Haksızlıklara itiraz ettiğine, Müslümanların hakkını savunduğuna göre onu görevden alıyorlar. Ömer Faik Gence’ye gelmek zorunda kalıyor. 1923-25. yıllarda oradaki eğitim, sonra ziraat liselerinde müdür gibi çalışıyor. 1925. yılda onu Türkiye’nin ajanı-muhabiri gibi gözaltına alsalar da Aralık ayının 14’de habisten azat etmeli olurlar.  1926. yılda Bakü’ye gelerek hükümet neşriyatında editör gibi çalışıyor. 1933. yılın Martın 20’de Nevruz bayramı günü onu yeniden gözaltına alsalar da Mayısın 28’de azat etmeli oluyorlar.

Hasta ve koca yazar doğulduğu köye dönse de orada sakin yaşamaya koymuyorlar. 1937. yılın Haziranın 16’da gözaltına alıyor ve Ekimin 19’da kurşuna diziyorlar.

Şarkı Rus”un kapanması, Bakü’de yayına başlayan “Hayat” gazetesinin durumu arkadaşlara “Novruz” gazetesinin uğur kazanmayacağını anlatıyor. Celil Memmedguluzade “Tiflisski listok” (Tiflis varakası)  gazetesinin 1905. yıl 13 Ağustos sayında böyle bir bildiri yayınlatıyor: “Teşekkür ediyorum cemi o şahıslara ki, Türkce gazete neşrine izn almağım münasebeti ile mene tebrik göndermiş ve kendime borç biliyorum arz edem ki, bazı sebeplere göre, mene verilmiş hukuktan el götürüp, Ağustosun 11’de bu hakta resmi malumat taktım etmişim”. (Memmedguluzade Celil, 1967:726, 3 cilt)

Aslında Celil Memmedguluzade ve Ömer Faik zamanın gedişini iyice anlıyordular.  Mizaha halkın büyük ihtiyacı olduğunu gördüler. Bu iki bakımdan önemli idi. 1. Mizahta hükümete karşı olan yazılarda da bir gizlilik, örtük vardı, 2. Halkın gülmeye, güle-güle kendini ıslaha büyük ihtiyacı vardı.

Derginin ilk sayısının çıkmasını Celil Memmedguluzade “Hatıratım”da böyle anlatıyor: “…lakin Çar hükümeti ile mübarezeni hele ikinci nöbete burakdık. Bizim birinci işimiz, birinci vazifemiz gözümüzün karşısında derin uykuda olan İslam milleti idi. Ve birinci nöbette aziz ve nadirülvücud olan Şmerling nakkaşımızdan iltimas ettik ki, bizim bahtı kara Şarkın yatmış milletlerinin gafil uykusunu kendi ustadane fırçası ile tasvir etsin. Ve İsevi tarihinin 1906. yılında Nisan ayının 7’de sahneyi-intişara koyulan birinci “Molla Nesreddin”in baş sahifesinde, şirin uykuda yatan milletlerin tasviri hemen tasvirdir ki,  vücudu bizim için çok kıymetli olan Şmerlink nakkaşımız kendi maharetli kalemi ile onu hemen tarihte yarattı.

Burada yatanlar hemen bizim bedbaht milletimizdir, herçend dünyada bedbaht ve lakin ahrette cennet sahibi Müslümanlardır.

Hemen hoşbaht Allahın bendeleri berk yatıbdır.  Hercinde Nikolay, muharebe’den sınmış ve yorulmuş Nikolay, inkılap ihtiyatı tesiri altında muvakkati olarak cemaate azatlıklar elan ediptir, hoşbaht Müslümanlar yatıblar”.  (Memmedguluzade Celil, 1967:674, 3 cilt)

“Molla Nesreddin” dergisi de Çar Nikolay ve onun hükümetine karşı çıkıyordu. Onun hükümete karşı olan yazıları mizah dili ile olduğundan sansürden yan geçebiliyordu.

Mirze Celil Molla Nesreddin latifelerinin ruhunu dergiye getirmiştir. Latifeleri dinleyenler gülüyorlar. Maalesef kendilerine güldüklerini düşünmüyorlar. Mirze Celil Molla Nesreddin latifelerini dinleyip ve dergini okuyup gülenleri uyandırarak yazıyordu: “ -Ey menim Müslüman kardeşlerim! Zamanı ki, menden bir gülmeli söz eşidib, başladınız gülmeye, o vade öyle güman etmeyesiniz ki, Molla Nesreddine gülüyorsunuz. Eğer bilmek istersiniz ki kimin üstüne gülüyorsunuz, o vakit koyunuz önünüze aynanı ve bakınız camalınıza…”

“Molla Nesreddin” dergisi ilk günden ana dilinin temizliyi uğrunda başladığı mübarezeni sona dek devam ettirdi. Derginin “Sizi deyip gelmişim, ey menim Müslüman kardeşlerim!” hitabıyla başlayan ünlü ba


Türk Yurdu Kasım 2008
Türk Yurdu Kasım 2008
Kasım 2008 - Yıl 97 - Sayı 255

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele