Prof. Dr. Turan Yazgan: “İpin Ucu Daima Siyasetin Elindedir”

Kasım 2008 - Yıl 97 - Sayı 255

 

     -Ömrünüzü Türk milliyetçiliğine hasrettiniz. Vakıf kurdunuz. Dergiler çıkardınız. Türk Dünyasında eğitim kurumları açtınız. Turan Yazgan bu faaliyetleri niçin yaptı? Açıklar mısınız?

 

-Benim adım Turan. Ağabeylerimiz adları Ethem, Cemal, İhsan.... Babamın okuma yazması yok. Turan nedir bilmez. Ama nasıl olmuşsa benim adımı Turan koymuş. Bu sorunuzun birinci cevabıdır. İkinci olarak, ilkokulda, ortaokulda beni yönlendiren ufkumu açan ve Türklük sahasında liseyi de dahil ederek, okunmadık tarihi roman bırakmamama sebep olan hocalarım oldu. Bunlar, hayatım boyunca saygı duyduğum büyüklerim olarak kalbimde yer etti. Ve içimde uyandırdıkları ateşin Hiçbir zaman sönmesine imkân ve ihtimal yoktur.  Parasız yatılı olarak okuduğum Kastamonu Lisesi'nde çok aktif olarak Türkçülük ve Turancılıkla uğraştım. Ve o gün hayal ettiğim her şeyi Allah eksiksiz olarak bana bahşetti. Mesela, haritada Türkistan'ı gösterip, bir arkadaşımla resim çektirdim. Ve resmin arkasına kendi el yazımla şu yazıyı yazıp arkadaşımla beraber imzaladım. Allah bana bütün bu yerlere gitme imkânını bahşetti. Hem de kendi tertiplediğim ve 164 kişilik özel uçaklarla Yakutistan'dan Makedonya'ya kadar Türk coğrafyasının bütün merkezlerine ayak bastım. Muhteşem karşılamalarla hayatımın en heyecanlı anlarını yaşadım. Gene lise çağlarındayken bir hocamla Ziya Gökalp’ın Türk Töresi adlı kitabı için biraz münakaşa ettim. O böyle bir kitap yok dedi ben var dedim. Ve Kastamonu Kütüphanesinden eski yazılı olan kitabı bulup, bir hafta içinde eski yazıyı öğrenerek kitabı Latin alfabesi ile yazıp hocama gösterdim. O kitapta, Türk Han'ın oğullarının isimleri beynime kazındı. Karahan, Korhan, Közhan. Çocuklarım olursa bu isimleri koyacağımı kararlaştırdım. Allah bana bu üç oğlanı verdi ve adları ile koydum. Bu çocuklar dünyadaki en büyük servetim oldu. Bu hususlar benim bahsettiğiniz işleri niçin yaptığımın kendince “sebepleri”dir.

O günlerden bu yana, yolum, yönüm, fikrim, sözüm, özüm kısaca hayatım hiç değişmedi hep Türk Dünyası ile Türklükle, Turanla meşgul oldum. Yaptığım şeyler elbette denize düşen bir damla kadar küçüktür ama her zaman inanırıma ki, denizin suyu fiziki olarak bir damla artar.

 

-Türk milliyetçiliğine yapmış olduğunuz hizmetleri, erbabı olan mutlaka takdir ediyordur. Bu faaliyetleri yaparken kendinizi yalnız hissettiğiniz oldu mu? Bu işleri yapma gücünü nereden aldınız?

-Bu işlerle ilgili olarak, daha çaplı faaliyetler yapmaya başladığımdan beri karşılaşğım her güçlükte Allah daima yardımcı oldu. Ve her engeli aştım. Ayrıca her zaman yanımda, yöremde, arkamda benimle beraber yürüyen arkadaşlarım kardeşlerim vardı. Hala var. Bu konuda Hiçbir zaman yalnız olduğumu düşünmedim. Yalnızlık duygusuna kapılmadım. Ayrıca bu konularda çalışan benim gibi binlerce insanımızın da olduğunu ve daima olacağını düşünüyorum. Ve inancım Hiçbir zaman değişmedi. Çünkü tanıyabildiklerimi bile saymak mümkün değildir. Kaldı ki, tanıyamadığım pek çok insan bu davanın yolcusudur.

 

-Türk milliyetçileri çağı okuyabildiler mi? Çok sevdikleri ve hizmet aşkıyla yanıp tutuştukları Türk milletine hizmet etmede başarılı olabildiler mi?

-Türk Milliyetçileri çağı okuyabilmiştir. Ancak, bu gerekli bir şarttır ama yeterli değildi. 1971 den beri öğrencilerime, konferanslarda dinleyicilerime söylediğim bir husus vardır. Başarılı olmanın ikinci şartı, siyasettir. İpin ucu daima siyasetin elindedir. Siyasi güç ele geçirilmedikçe, elde edilen başarılar istenen neticelere ulaşmaya asla yetmez. Onun için mesela biz Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı olarak 1980 den beri bu konu ile ilgili araştırmaların neşredildiği dergimizi 89 ciltlik bir külliyata ulaştırdık. Türk Dünyası Tarih Kültür dergimizi 42 cilde ulaştırdık. Türk Dünyasının ve Türk kültürünün ve tarihinin temel eserlerinden 300 kadar kitap neşrettik. Klasik Türk Musikisinin notalarını plaklarını, kasetlerini ve cd. lerini yaptık ve bu noktada da öncü olduk. Türk Dünyasının her yerine ilk defa ayak basma şerefine nail olduk. İlk kurultayları toplama ve Türk Dünyasının yazarlarını, ressamlarını, ilim adamlarını, milletvekillerini Türkiye'ye getirip Türkiye ile kucaklaştırmada öncülük ettik. 1990 da,  Sovyetler zamanında, Bakü'de İşletme Enstitüsü’nü Kentav'da Atatürk Lisesi'ni açtık. Daha sonra pek çok yerde, liseler, fakülteler ve Türk Dili Bölümleri kurduk. Bu gün, 4500 lise ve yüksek öğretim öğrencisine Türkiye Türkçesi ile Türkiye'ye paralel ve Türkiye'nin öğretim üyeleri ve öğretmenleri ile eğitim veriyoruz. Yerli öğrencilere verdiğimiz eğitim tamamen parasız eğitimdir. İlave olarak 2000 den fazla lise öğrencisine ve çeşitli merkezlerimizdeki kursiyerlerimize Türkiye Türkçesi öğretiyoruz. 14cüsünü düzenlediğimiz çocuk şöleni ile Türk Dünyasının çocuklarını her sene bir araya getirerek buradaki kardeşlerine kaynaştırma ve onları kendiliklerinden Türklük şuuruna eriştirmek, kavuşturmak gibi istikbale yönelik çok mühim bir yatırım yapıyoruz. Ama bütün bunlar siyasi, iradenin dışında olan faaliyetler olduğu için bizi istediğimiz hedefe götürmeye asla yeterli olamadılar ve olamazlar.

 

çinde yaşadığımız dönemin Türk milliyetçileri üzerindeki etkisinin pek de olumlu olduğu söylenebilir mi?  Türk milliyetçileri,  aydın zümre olarak gençliği ve geleceği kurgulama ve kurmada başarılı gözüküyorlar mı? Bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

çinde bulunduğumuz dönemin Türk milliyetçileri üzerindeki etkisinin pekte olumlu olduğu söylenemez. Aslında Türk milliyetçileri üzerinde özellikle siyasi açıdan olumlu dönemler yaşadığımız da söylenemez. Yani bugünkü dönemi diğer dönemlere nazaran biraz daha kötü olarak değerlendirebiliriz ama, geçmiş dönemin de çok farklı olduğunu söyleyemeyiz. Daha önce de söylediğim gibi, siyasi irade, siyasi iktidar, milli ideallerimizin gerçekleşmesinde ipin bütün uçlarını elinde tutar. Onun için siyasete çocuklarımızı mutlaka sokmak zorundayız. Siyaset dışındaki yollar, dolaylı olarak uzun vadede siyasete tesirli olabilir ama, bu yollardan yani mesela bizim yaptıklarımız gibi faaliyetleri icra eden bütün yurttaşlarımızın faaliyetlerinden kısa vadede netice beklemek mümkün olmaz. İkinci yol, ticarettir. Siyasete sokamadığımız gençler ticarete girmelidirler. Ticaret yoluyla yaratılan kaynakların Türk Kültürünün yayılmasına, Türk ülküsünün benimsenmesine doğrudan fayda sağlayan alanlara yatırılmalıdır: Televizyon, radyo, gazete, dergi, okul, film......


Türk Yurdu Kasım 2008
Türk Yurdu Kasım 2008
Kasım 2008 - Yıl 97 - Sayı 255

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele