TÜRKLER VE MOĞOLLAR Bozkırın Uyanışı

Ekim 2008 - Yıl 97 - Sayı 254

         

         

        Kudretin ihtişamı gözlerini karartmasın, dünyayı baştanbaşa yıksan da yaksan da unutma ki sen insansın

         

        Bozkırın hamlelerini anlamak zordur çünkü onun hayranlık uyandıran muhteşem tarihi daima bütünlükten yoksun bir halde sunulmuştur. Sadece yıldızın parladığı anlar, bir birinden kopuk yükselişler, dünyanın gözünü kamaştıran ani parlayışlar ve miras bırakmayan yok oluşlar.

        Moğolistan, Orta Asya ile Kuzey Asya arasında yer alır. Coğrafya bakımından Türklerin ana yurdu olan bölge tarihimiz açısından da çok önemlidir. Ayrıca, Moğolistan, Rusya Federasyonu ve Çin arasında da yer almaktadır. Kuzeyinde Rusya Federasyonu’na bağlı özerk cumhuriyet ve bölgeler yer alır.  Bunlar Altay, Hakas ve Tuva Özerk cumhuriyetleri ile Buryat özerk bölgesi’dir. Güneyinde ve doğusunda ise Çin Halk Cumhuriyeti yer alır. Çin yönetimindeki Doğu Türkistan,  İç Moğolistan ve Mançurya ile sınırı vardır. Moğolistan,  coğrafya olarak üç parçaya bölünmüştür. Bunlar bağımsız Moğolistan Halk Cumhuriyeti, Çin’e bağlı İç Moğolistan ve Rusya’ya bağlı olan Buryat Özerk bölgesi’dir. Denize çıkışı olmayan ülkelerden biri de Moğolistan’dır.

        Moğolistan’ın yüzölçümü, 1.565.500 km2  ve Başkenti, “Kızıl Kahraman” anlamına gelen Ulan Bator, dünyanın en soğuk üç başkentinden biridir.  Moğolistan’ın nüfusu 2006 sonu itibariyle 2.832.224  olarak bildirilmiştir. Moğolistan’da, nüfusun  % 56’sı şehirlerde yaşamaktadır. Taşradakiler ise uçsuz bucaksız bozkırda ger (yurt) adını verdikleri çadır kentlerden oluşan bu gerlerde üç nesil bir arada yaşamaktadır. Moğollar misafirlerine kımız ve kurutulmuş peynir ikram ediyorlar. Ülkenin tek kentsel yerleşim birimi sayılabilecek Başkent Ulan Bator, toplam nüfusun % 34’ünü barındırmaktadır. Ülkenin 21 vilayetinin merkezleri Moğolistan hükümetince kentsel alan olarak nitelendirilse de 3 vilayet dışında, (Ulan Bator, Erdenet ve Darhan ),  diğer vilayetler Türkiye’deki ilçe ölçeğinden büyük değildir.

        13. Yüzyılın başında Moğolların tarih sahnesine çıkışına ilişkin yazılanlar gibi daha önce adı sanı duyulmayan küçük bir halk, birden bire Asya’nın en büyük gücü haline geliyor. 20 yıl içinde kudretinin doruklarına çıkarak dünyayı önünde diz çöktürebiliyor. Gumilev’in verdiği rakamlara göz atacak olursak, 13. Yüzyılın başında Moğolistan’da çeşitli kabileler halinde yaklaşık 700 bin insan yaşarken, Kuzey Çin 60 güney Çin 30 milyonluk bir nüfusa sahipti. Orta Asya ve İran’da hüküm süren Harezm Devleti’nde yaklaşık 20 milyon, Kıpçakların egemenliğindeki İdil ve Karpatlar takriben 8 milyon Kafkaslarda yaklaşık 5 milyon insan vardı. Bu rakamlara Selçukluların egemenliğindeki Anadolu ile Türkistan ve Sibirya’daki yaşayanları da sayarsak korkunç bir oransızlık söz konusu.

        1206 yılında Moğol kabilelerinin birleşmesiyle kurulan Moğol imparatorluğu Cengiz Han’ın önderliğinde seferlere dayalı bir savaş ve ganimet politikası izledi. İlk defa Naymanlarda mühür ve yazı kullanıldığını görünce, Nayman hizmetindeki Uygur mühürdarlarını da hizmetine aldı. Akabinde, Uygur yazısı tüm Moğol imparatorluğu’nda kullanılmaya başlandı. İlk yıllarda Moğol imparatorluğu’nun devlet işleyişinin belli bir düzene geçtiği belirtilmektedir.

        Moğollar bozkırın mirasını devraldılar. Hunların, Göktürklerin ve Uygurların kurduğu göçebe imparatorlukların mirasçısıydılar. Cengiz Han, imparatorluğun merkezi olarak Hunların ve Göktürklerin Ötüken’ini seçmesi bir tesadüf olmasa gerek, Moğollar 13. Yüzyılda bozkır kavimlerinin birliğini sağladılar. Cengiz Han, öncelikle Moğolistan’daki kabileleri birleştirdi. Moğolların birleşmesiyle yetinmeyip imparatorluğa giden yolun açılması da gerekiyordu. Cengiz’in Moğolların tek hakimi haline gelmesi, ilk olarak Öngütler, Uygurlar ve Tatarları harekete geçirdi. Göktürk imparatorluğu’nun mirasını sürdürmek isteyen ancak bunu başaramayan bu halklar, Moğollara katıldılar. Katılan belli başlı halklar ise, Naymanlar, Merkitler, Uygurlar, Tatarlar, Keraitler ve diğer Moğol kabileleri. Özellikle Uygurların katılımı, Cengiz Han, devletinin kaderini belirledi.

        Harezm seferine çıkan Cengiz Han karşısında Türklerden Kurulu ordular buldu. Bu ordular ve bağlı olduğu devletler Karahıtaylar, Harezmşahlar ve Kıpçaklar ortadan kaldırıldığında, Türk halkları kitleler halinde imparatorluğa katıldı. Türkler de aynen Moğollar gibi “ yeryüzünde tek bir hükümdar” olması gerektiğine inanıyordu ve her iki halk yüzyıllardır ortak bir yaşam sürüyordu. Daha önceki imparatorluklarda yönetenler Türklerdi, şimdi bu konumu Moğolların elde etmiş olması bir şey değiştirmiyordu. İki Türk boyu arasındaki mesafe, bir Türk boyuyla bir Moğol boyu arasındaki mesafeden çok daha fazla değildi. Mağlup edilen Türk haklarının, Cengiz Han devletini kendi devletleri gibi benimseyip Moğollarla birlikte seferden sefere koşmaları bunun kanıtıydı.

        Eğer Cengiz Han, Karpatlar’dan Çin Seddi’ne uzanan bu engin coğrafyayı kolayca fethedebildiyse, bunu Türk-Moğol birleşmesine borçluydu. Bu birleşme öylesine güçlüdür ki herkes bunların tek bir ulus olduğunu düşünmektedir. Öyle ki o devrin tarihçilerinden Nasreddin Tusi, “Moğollar bir Türk boyudur” diye yazıyor. Reşideddin ise Moğollarla Türklerin aynı olmadığını, “aralarında birçok farklılık” olduğunu belirtiyor ama yinede Moğolları, “Türklerin bir sınıfı” sayıyor. Jean-Paul Roux, imparatorlukta bir Moğol’a karşılık yedi Türk oranının geçerli olabileceğini vurguluyor. Bu durum ordu içinde geçerliydi. Cengiz Han’ın savaşçılarının çoğu Türk’tü, Cengiz Han’ın ordu düzeni ve orduyu örgütleyişi, Mete Han’dan alınma idi. Cengiz Han, Göktürklerin de uyguladığı devlet ve ordu özelliklerini aynen devam ettirdi.

         

        Tarihte Türk - Moğol İlişkileri

        Hun egemenliğinden itibaren, Türk boylarıyla Moğol kabileleri arasındaki mücadelelerde, Cengiz Han, ortaya çıkana kadar üstün taraf genelde, Türklerdeydi, Cengiz Han, ortaya çıktıktan sonra ise Moğol istila dalgaları, Orta Asya’daki Türkmen boylarını önlerine katıp sürükledi, ya da ordularına katılmak zorunda bıraktı. Dörtnala giderken dakikada altı ok atabilen Moğol atlıları böylece, Ortadoğu’nun değişik bölgelerinde, Türklerin kültürel ve etnik ağırlığının artmasına geniş topraklarda, Türk dilinin ve kültürünün yerleşmesine vesile oldu, daha sonra kurdukları imparatorlukta azınlıkta kalan Moğollar, büyük ölçüde Türkleşip İslamlaştılar, Cengiz Han’ın haleflerinin kurduğu Altınordu ( Kıpçak Bozkırı ve Batı Sibirya) ve Çağatay Maveraünnehir, Yedisu ve Doğu Türkistan hanlıkları, tümüyle Türkleşti ve İslamlaştı Çağatay hanlığının yerini alan Timur’un (1370-1405) Türk ve Müslüman imparatorluğu, Moğol geleneğini sürdürdü. Timur’dan sonra gelenler, Semerkant ve Herat’ta parlak bir kültür yarattılar. Moğol devlet geleneğinin, Eski Türklere dayandığını, Eski Türk geleneğinin de, Moğollar sayesinde Osmanlı’ya kadar taşındığını söylüyor.( A.Taşağıl )

         

        Cengiz Han;

        Cengiz Han (Moğolca: Tengiz Khan;) (1162 - 1227 ), Büyük Moğol imparatorudur. Asıl adı demirci anlamına gelen Timuçin, geleceğin Cengiz Han’ı, Onon ırmağının yukarı yataklarında, Deluun Boldoğ’da Yesügey Batır’ın çadırında dünyaya geldi. 1170’te Yesügey Batır Tatarlara esir düştü ve ölümünden hemen sonra Ulus’u parçalandı. Bu adı babası Tatarlarla yaptığı savaşta ele geçirip öldürdüğü Tatar reisi Timuçin Uge’den esinlenerek vermiştir. Elinde kan pıhtısı ile doğması günün inanışına göre Cengiz Han’ın büyük bir lider olacağına işaret etmekteydi. Alt kabilelerden biri olan Borjigin kabilesinin lideri Yesügey’in oğlu olarak doğan, Cengiz Han’ın üç erkek kardeşi, Kasar, Kajun Temuçe’nin yanı sıra bir kız kardeşi Temulin vardı. Bunun yanı sıra, Behter ve Belgutei isimli iki üvey kardeşi daha vardı. 9 yaşındayken babasını Tatarların zehirleyerek öldürülmesi sonucu kaybetmiştir.

        Timuçin, babası tarafından söz kesilmiş olan, Kongrad aşiretinin reisi Dei Setsen’in kızı Börte ile evlendi. Cengiz Han’ın imparatoriçesi ve ilk karısı olan Börte’den dört çocuğu oldu; Cuci (d.1185-1226 ), Çağatay ( ?.1241 ), Ögeday ( ?.1241), Tuli (d.1190-1232 ), Cengiz Han’ın ayrıca bir çok diğer eşinden bir çok çocuğu oldu ama onlar yerini almaktan muaf tutuldular, ve kızlarının kaç tane olduğuna dair bir bilgi yoktur. Merkitler, karısı Börte’yi kaçırınca, kan kardeşi Camuga ve babasının arkadaşı Keraitlerin lideri Tuğrul Han ile Merkit kamplarını basıp Merkit kabilesini yok etmiş ve karısı Börte’yi kurtarmıştır.

        Cengiz Han dünya tarihinin en ünlü cihangiridir. Kimse onun yaptığı fütühatı yapamadı ve yapması da mümkün değil. 20 yıl içinde Moğolistan’dan başlayarak Çin ortalarına ve Hazar Denizi’ne kadar ulaştı, Cengiz Han’ın kurduğu devletin idari, siyasi, askeri ve mali kademelerinde genellikle Türkler yer almıştır. Bugüne kadar Cengiz Han ve Moğol devlet teşkilatı hakkında yapılan incelemeler göstermiştir ki; Moğol imparatorluğu’nun ana vasfında Türk kültürü hakimdir. Komutanlardan üçte-ikisi ve idare ettiği haklın % 90’ı Türk olan bu gözü-pek devlet adamı, ortaya koyduğu siyasi teşekkülün yönetiminde ağırlıklı olarak Uygur ve Türk-Tatar asıllı danışmanlara yer vermekle beraber, çocuklarının ve torunlarının eğitimini de onlara havale etmiştir ki bu suretle Moğol toplumuna başta Türk yazısı ve yüksek Türk kültürü egemen olmuştur. ( B. Ögel ), Cengiz Han, kurmuş olduğu orduda bir çok Türk asıllı komutan bulunmaktaydı. En büyük komutanı bir Tuva Türkü ( Uranhay ), olan Subutay’dı ve onu ordularının başına atadı. ( S. Gömeç ), Asya’yı birleştirmesiyle sınırlar ve gümrükler kalkmış, Asya’daki iktisadi yapı değişmiştir. Halklar arası ticaret artmıştır. Hem Asya hem de Avrupa’daki sınırları sayesinde iki kıta arasındaki bilgi ve tecrübe akışını, kısa bir sürede olsa, sağlamıştır. Ayrıca Hıristiyan ve Müslümanlar arasındaki düşmanlığın gene kısa süreliğine olsa da azalmasına sebep olmuştur. Orta Asya’da yaşam süren Türk boyları Moğol akınları ile Anadolu olmak üzere bir çok yere göç etmişlerdir. Cengiz Han’ın, çocukları ise İran, Ortadoğu ve Macaristan’a kadar bütün doğu Avrupa’yı bu imparatorluğa kattı. Cengiz Han’ın kurduğu Moğol imparatorluğunun toprakları geniş, ömrü ise kısadır. Göçebelerin imparatorluğu diye nitelenir. Oysa bıraktığı medeni kalıntılar halen yaşar.

        Şehirleri yakıp yıkan, ahalisini kılıçtan geçirenler, ondan sonra kimsenin dini ve dilini ayırmadan himayelerine aldılar, hatta kimi Müslüman kimi Hıristiyan oldular. Tabii kendi dininde kalan da oldu. Milletler Moğol döneminde boyunları eğilse de zenginleştiler. Çin ile Venedik komşu kapısı oldu, ticaret arttı. Daha evvel görülmemiş bir posta ve güvenlik örgütü yolları tuttu. Moğol kabileleri azınlıktaydı ama Asya’nın Türk kavimleri de Rusya’da bir Moğol kabile olan Tatarların ismi altında hüküm sürmeyi pek uygun gördüler. Cengiz Han, ordularının başında seferden sefere koştu. Onun döneminde, siyasal güç bakımından dünya üç alemden oluşuyordu; “İslam alemi, Hıristiyan alemi ve Çin” üçünü de dize getirdi. Buhara’yı fethettiğinde, bir caminin minberinden, “Ben Tanrının Gazabıyım” diye haykırdı. Ama sadece itaat etmeyenler, ihanete düşenler, yasayı çiğneyenler için, kendisi için ise, olağanüstü hiçbir özelliğim yok” dese de, büyük bir teşkilatçı, yetenekli bir önder, eşsiz bir savaşçıydı. O dönemden haber veren tarihçilerin saymakla bitiremediği meziyetlerin sahibiydi. Cömert, sadık, güvenilir, dürüst, iyi yürekli ve büyük teşkilatçı.

         

        Cengiz Han’ın Ölümü

        Cengiz Han, gücünün doruğundayken “dedelerini takip edeceğini, ölüm gelince öleceğini bilmez gibi unutmuşken”, Çin’i ikinci kez dize getirmek için girdiği bu ülkede, bir av sırasında attan düştü. Tarihçilerin nakletti.

        Kaynaklar

        Togan, Z. V. Bu günkü Turkili, Türkistan ve

        yakın tarihi, İstanbul 1982

        Ögel, B. Büyük Hun İmparatorluğu tarihi, Ankara

        1981

        İnan, A. Makaleler ve İncelemeler, Ankara

        1987

        Moğolların Gizli Tarihi, Çev. A. Temir, Ankara

        1986

        Grousset, R. Bozkır İmparatorluğu, Çev. R. Uzmen,

        İstanbul 1980

        Duğlat, Mirza Haydar Tarih-i Reşidi, Çev.

        O.Karatay, İstanbul 2006

        Gömeç, S. Bazı Çingiz yasalarının Tarihi Sosyal

        Dayanakları, İzmir 2006

        Vladımırcov B.Y., Cengiz Han,Çev.H.A.Ediz, İstanbul1950

        Baabar, B. Moğol Tarihi, Ankara, tarihsiz

        Can, T. Moğolistan Raporu (Yayınlanmamış),

        Taşağıl, A., Popüler tarih dergisi, Ocak 2007

        sayı, 77.

        Tayfur, K. Atlas Dergisi, Ocak 2007 sayı, 166


Türk Yurdu Ekim 2008
Türk Yurdu Ekim 2008
Ekim 2008 - Yıl 97 - Sayı 254

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele