RUSLARIN KÜRT AŞİRETLERİNİ OSMANLI DEVLETİNE KARŞI KULLANMA ÇABALARI

Ekim 2008 - Yıl 97 - Sayı 254

 


        

A-) XIX. Asırda Osmanlı-Rus Muharebelerinde Kürt Aşiretleri

Ruslar, I. Petro ve II. Katerina döneminde Kafkaslara sokulmayı başarmıştı. XIX. Yüzyılın başında Gürcistan ve ardından 1804-1805 yıllarında Bakü, Nahcivan ve Erivan hanlıklarını işgal eden Ruslar Kafkaslara yerleşerek Osmanlı devletini doğudan tehdit etmeye başladı. Rusların bu dönemde Osmanlı devletinin Hıristiyan tebaasının hamiliğine soyunduğu ve 1806 Osmanlı-Rus harbinde birçok Ermeninin Ruslarla işbirliği yaptığı görüldü[1]. Yine bu harpte bölgedeki Kürt unsurlarla ilk defa temas kuran Ruslar 19. asır boyunca Osmanlı ve İran’la yaptıkları bütün muharebelerde Kürt aşiretlerini kendi menfaatleri için kullanmaktan çekinmemişlerdir. 1806 Osmanlı-Rus muharebesinde Rus generalleri Erivan bölgesindeki Kürtleri kendi saflarına davet ederek, himaye ve taltif edecekleri vaadinde bulunmuş[2] iseler de istedikleri neticeyi alamamışlar, yalnızca Ermenilerden bir kısmını elde edebilmişlerdir.

1828-29 harbinin başlamasıyla Ruslar tekrar Kürtlerle ilişki kurma yollarını aramaya koyulmuşlardır. Osmanlı ve İran aleyhinde yayılmanın ancak bölgedeki Kürtleri elde etmek, en azından tarafsız kalmalarını temin etmekle mümkün olacağını anlayan Ruslar, bölgedeki nüfuzlu Kürt aşiret reisleriyle yakından ilgilenmeyi zorunlu görmüşlerdi. Takip edebilecekleri politika ise gerek Osmanlı gerekse İran devletlerinin tam hakimiyetini benimseyememiş, sadece dini bağlarla bağlı olan hudut üzerindeki Kürt aşiretlerinin maddi menfaatler mukabilinde saf değiştirmelerini sağlamaktı. Bu amaçla hem kendileri doğrudan ilişki kuracaklar hem de daha önceleri kendilerine tabi olan Ermenileri bu işte aracı olarak kullanacaklardı. Nitekim Ermeni Eçmiyazin Katogigosluğu’nun Kürtleri Osmanlı devletinden uzaklaştırarak kendi taraflarına çekmek için Kürt aşiretlerinin ileri gelenlerine mektuplar yazdığı görülecektir[3].

Kürtleri elde etme hususunda kararlı olan Rus generalleri, hükümetlerini bu konuda harekete geçirmeye çalışşlardı. Bunlardan Graf Paskeviç imparatora verdiği raporda Kürtlerin elde edilmesinin zorunlu olduğundan bahisle, izlenmesi gereken genel siyaseti şu şekilde tespit etmişti; “Nüfuzlu Kürtleri imparator tarafından himaye edileceklerine inandırmak, diğer Kürt ayanına ise Osmanlı devletinin verdiği maişetten daha fazlasını vererek Rusya’ya meylettirmek”. Rusların bu tespit ve uygulamaları kısa sürede semeresini vermeye başlamış, bazı Kürt aşiret reisleri Rus himayesini kabul edeceklerine dair söz vermişti[4]. Paskeviç’in bu raporu Rus makamlarında hararetle destek görmüş ve imparator 10 bin Kürt süvarisinin istihdamı ve bölgedeki Kürt aşiretlerinin elde edilmesi için 100 bin altının hemen gönderilmesini emretmişti[5]. Paskeviç hiç vakit kaybetmeden harekete geçerek “Türkiye Vilayetleri Ahalisi” başğıyla yayınladığı beyannamede, Rusya’nın Osmanlı devletine harp ilan ettiğinden bahisle, kendilerinden alınacak erzakın para mukabilinde olacağını ve Rus imparatorunun himayesine girmelerini teklif ediyordu[6]. Bu muharebede sadece Yezidi Kürtlerinin reisi Ruslara destek vermiş, bunun karşılığında ise oldukça yüklü maddi menfaat temin etmişti[7]. General Paskeviç kumandasındaki Rus ordusu Kafkas cephesinde Osmanlıya karşı büyük başarı kazandı ve Sohum, Kars ve Erzurum kaleleri Rusların eline düştü. Osmanlı devleti yapılan barış antlaşması gereği Erivan ve Nahcivan hanlıklarının Rusya’ya tabi olmasını tanıyacaktı[8]. Ruslar bu muharebede Kürtleri elde etme hususunda bütün imkanları kullanmakla birlikte tam muvaffak olamamışlardır. Sadece bir kısmı savaş halini değerlendirerek maddi kazanç sağlamıştır. Ancak Ruslar bu maksatlarından asla vazgeçmemişlerdir.

1-) Kırım Harbi Yıllarında Rusların Kürtlere Yönelik Politikaları

Rusların Kürt aşiretlerine yönelik politikaları 1853-56 Kırım harbinde oldukça belirginlik kazanmıştır. Harbin başlamasından hemen önce Ruslar Kürtlerle yine yakından ilgilenmeye başlamıştı. 1 Temmuz 1854 tarihine kadar, harp ilan edildiği esnada Ruslara sadakat gösteren Kürt aşiret reislerine, hudut ötelerinde Kürtlerin harekatını yönlendiren gizli ajanlara ve çeşitli aşiret reislerine olmak üzere toplam 2150 altın sarf etmişti. Bütün bunlara rağmen harp ilan edildiği zaman Osmanlı-Rus hududundaki bir çok aşiret Osmanlı ordusuna katılarak Ruslara karşı savaşştır. Osmanlı ordusunun zayıf düşğü cephelerde, mal-mülk ve arazilerinin elden gitmesinden korkan bazı Kürt aşiretleri Ruslara itaatlerini bildirmek zorunda kalmıştır. Bu aşiretlerden bazılarının reisleri Ruslar tarafından çeşitli hediyelerle taltif edilmişler ve Rus harekatına yardım vaadinde bulunmuşlardır. Rus miralayı Boris Melikof Kızılkilise köyü Kürt aşiret reislerinden Kasım başta olmak üzere diğer bazı aşiretlerin önde gelenleri ile Ocak 1854’te anlaşma yapmıştır. Buna göre Kasım ve beraberindekiler Osmanlıya bağlılıktan ayrılıyor, Ruslar istediği zaman en iyi Kürt süvarilerinden 800-1000 kişilik kıtalar oluşturuyor, Rus hududundaki asayişten de sorumlu oluyordu. Bu hizmetlerine karşın Ruslar kendisine miralay rütbesi veriyor, Kasım’a bağlı Kürt aşiretleri üzerinde nüfuzunun devamına müsaade ediliyor ve maaş bağlanıyordu. Ayrıca Osmanlı kuvvetlerinin tazyiki durumunda Rusların yardımı sağlanıyordu[9].

Bu sözleşmeyle Ruslar hudut boylarını emniyet altına almış oluyordu. Ruslar işgal ettikleri bölgelerde Osmanlı devletine bağlı diğer aşiretlerin direnişlerini de Kürt aşiret reisi Kasım ve beraberindeki aşiretler vasıtasıyla kırabileceklerdi. Aynı zamanda hudut boyundaki bütün ahali Rus tabiiyetine girecek ve Rusların hizmetinde çalışacaktı. Miralay Boris Melikov yapılan müzakereler esnasında Kürtlere çok miktarda kıymetli hediyeler takdim etmiş, iki taraf arasında yapılan anlaşmada arabuluculuk yapan Ahılkelek ahalisinden Abdullah Efendiye de gayretlerinden dolayı 450 ruble verilmişti[10]. Bu anlaşmaya rağmen Kürtler sözünde durmayarak Osmanlı ordusuna karşı Rusların yanında harbe iştirak etmemişlerse de Kars, Bayazıt ve Van yörelerindeki Kürtlerin bir çoğunun Ruslara karşı direnişini de engellemişlerdir[11].

Ruslar daha bir çok bölgede Kürtlerle temasa geçerek, Osmanlı devletinin çökmek üzere olduğu yolunda propaganda yapmış, onların Rus himayesine girmelerini teklif etmiştir. Bu arada Kürtlerle temas kurma işini de Erivan müfrezesi kumandanlığı yapmaktaydı. Ruslar Kürtlerle kurduğu iyi münasebetler sayesinde işgal ettikleri bölgelerdeki direnişleri kırdığı gibi, istikbaldeki muharebelerde de Rus ordularına yardım edebilecekleri ümidini taşıyorlardı. Bunun için her türlü imkanı seferber ederek münasebetlerin devamına çalışmaktaydılar.

Rus komutanlarından General Muraviyev yöredeki Osmanlı vatandaşlarına yayınladığı beyannamede, Rus kıtalarının yalnızca Osmanlı devletine karşı tehditkar olduğunu, bölgede sakin ahaliye karşı herhangi bir düşmanca tutumu olmadığını, mal ve canlarının emniyet altına alınacağını belirtiyordu. Ahali arasında Rus kıtalarına karşı itaatkar olan kişilerin, muhtarlar vasıtasıyla tespit edilerek “Korunma Listesi” ne alınacaklarını bildiriyordu[12].

Kürtlerle temas kurmada özellikle Osmanlı devletine husumetiyle tanınan aileleri ikna etmeye özen gösteren Rusların yaptıkları çalışmalar zaman zaman etkisini gösteriyordu. Bedirhan beyin yeğeni Yezdan Şir’e isyan çıkartmalarından bunu anlamaktayız. Rusların Erivan müfrezesi kumandanlığı, 20 Ağustos 1854’te Yezdan Şir’e yazdığı mektupta, Türk hükümetinin kökünden sarsıldığından bahsediyor ve enkaz altında kalmaması için Rusların safına davet ediyordu[13]. Nitekim kısa bir süre sonra Kırım harbinin en şiddetli bir döneminde Yezdan Şir Bitlis bölgesinde isyanı başlatarak Musul’a kadar bir çok doğu vilayetini işgal etmiş ise de Osmanlı kuvvetleri kısa sürede isyanı bastırmış, Yezdan Şir ele geçirilerek yargılanmak üzere İstanbul’a gönderilmiştir[14]. Buna mukabil yine bu harpte Van ve Muş yöresindeki halk gerek Ruslara gerekse onlara hizmet eden Kürt aşiretlerine karşı düşmanca bir tavır almışlardı. Ruslar bu tepkileri ortadan kaldırmak için çeşitli tedbirlere başvurmuşlardır. Bu tedbirler arasında, daha önce Rusların hizmetine girerek sözde binbaşı rütbesi alan Cafer ağanın Kürt aşiretleri üzerindeki nüfuzundan yararlanarak Ruslar aleyhindeki propagandayı yok etmesini sağlamak, Kürtler arasında bulunan Osmanlı zabitlerinin tutuklanması bulunuyordu[15].

Ruslar, aşiret reislerinden bazılarını maddi çıkar karşılığında elde ederek Kürtlerle olan münasebetlerde bunlardan istifade etmeyi prensip haline getirmişlerdir. Fakat bütün bu çabalara rağmen Rusların, birliklerine uzak mesafelerdeki Kürtlerden hiçbir şekilde istifade edemedikleri görülmüştür. Ancak Rus işgaline uğrayan bölgelerde yaşayan bazı aşiretler mecburiyet karşısında Ruslara itaatlerini bildirmişlerdi. Kürt aşiretleri, ancak Osmanlı devletinin kendilerini muhafaza yolunda ümitlerini kaybettikleri zaman mal ve can emniyetlerini sağlamak maksadıyla Ruslara itaat arz etmekteydiler. Yine buralarda Ruslara karşı inatla direnen Kürt aşiretlerinin varlığı bilinmektedir. Propaganda çalışmalarındaki bu başarısızlık, Rus generalleri arasında, Kürtleri elde etme planlarında fikir ayrılıklarına yol açmıştır. Bunlardan bir kısmı artık geleneksel politika haline gelmiş olan maddi imkanlarını kullanmayı savunurken bir kısmı da artık bu planın işe yaramadığı ve Kürtler üzerinde cebri tedbirler almak gerektiğini savunuyordu. Bu düşüncede olanlar en fazla itimat ettikleri binbaşı Cafer ağadan bile şüphelenmişlerdi. Ruslaşş birkaç Ermeniyi görevlendirerek gizli olarak Cafer ağayı takibat altına aldırmaları bu şüphelerini ortaya koyuyordu[16]. Diğer yandan Osmanlı tebalarına hitaben yapılan neşriyat, Kürtçe’ye vakıf bazı kişiler tarafından Kürtçe’ye tercüme ediliyor ve öyle dağıtılıyordu.

Kürtlerle münasebet tesis etmek amacıyla General Suslov’un maiyetindeki Miralay Bartolomi ve Yüzbaşı Popku’nun bütün gayretleri Kürtleri Rusya’ya yaklaştıramamıştı. Harp esnasında sadece Cafer ağa ve Ahmet ağa kumandasındaki yaklaşık 500’er kişiden oluşan Kürt aşiret birlikleri Rus kuvvetleriyle birlikte hareket etmişler[17], Kürtlerin büyük bir bölümü ise Osmanlı kuvvetleri yanında muharebeye iştirak etmişti. General Suslov’a göre, Kürtlerin Rus saflarına çekilmesi hediyelerle olmayıp, tehdit ve zor kullanmayla ancak mümkündü[18]. Bu görüşe Von Feifman, askeri yönden zararlı olacağı cihetle karşı çıkıyor, Kürt meselesinin ileri bir tarihte tam olarak ele alınması gerektiğini düşünüyordu. Diğer yandan Miralay Bartolomi yaptığı incelemeler neticesinde Kürtleri Rus saflarına çekmenin tek yolu olarak, yaşadıkları bölgenin işgal edilmesi, ekonomik vaziyetlerinin Rusların kontrolüne alınmasıyla mümkün olacağı kanaatine varmış[19].

Rusların Kürtlerle münasebetleri bir müddet sonra daha bir ciddiyetle ele aldıklarını, General Muraviyev’in emriyle Miralay Boris Melikov tarafından düzenlenen “Kürt Kabileleri İdare Nizamnamesi” nden anlamaktayız. Kürtleri elde etme metodları da diyebileceğimiz bu nizamname, Kürtlerin vaziyeti, hareketli tabiatları, yaşam tarzları ve adetleri dikkate alınarak ortaya konmuştu. Burada önemli gördüğümüz birkaç maddesini zikretmekle yetineceğiz. Nizamnamenin 1. maddesine göre, Kürtler üzerinde Rus hakimiyeti Kürtçe’ye vakıf yüzbaşıdan daha üst rütbede olan bir Rus zabitinin idaresiyle kurulmalıdır. 2. maddesinde ise, Rus zabitine muavin olarak nüfuzlu iki Kürt ağası tayin edilmelidir. Nizamnamenin diğer kısımları ise daha çok aşiretler arasındaki ilişkileri düzenleyici tedbirler ihtiva etmekteydi[20]. Fakat bu nizamname tatbik edilememiştir[21].

2-) 1877-78 Osmanlı-Rus Harbinde Rusların Kürtlerle İlgili Politikaları

Bu harpte Ruslar bir yandan Balkanlardan hareketle Edirne ve İstanbul istikametinde ilerlemeye başlarken diğer yandan, Kafkas cephesinden de büyük kuvvetlerle harekete geçmişti. Ahmet Muhtar Paşa’nın büyük gayretlerine rağmen Kasım 1877’de Kars kalesini alarak Erzurum istikametine yönelen Ruslar yine bu savaşta Kafkas harekatı proğramı dahilinde Kürtlerle yakın temasa geçmişlerdi. Bu defa hududun daha iç kesimlerindeki Kürtleri elde etmeye çalıştıkları, özellikle Osmanlı hakimiyetinin de tam olarak tesis edilemedi<


Türk Yurdu Ekim 2008
Türk Yurdu Ekim 2008
Ekim 2008 - Yıl 97 - Sayı 254

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele