NECATİ ASIM USLU’DAN HATIRALAR

Ağustos 2008 - Yıl 97 - Sayı 252

 

        Merhum çok güzel bağlama çalardı. Bilhassa Çankırı türkülerini mahalli tavırla çalıp otantik şiveyle okurdu. Neredeyse unutulmuş olan Ermeni saldırganlığını ağır biçimde eleştiren Ermeni Türküsünü o bize öğretmişti. Sonra ‘Hacerim, Mineler, İki Geyik’ türkülerini de o bizlere hatırlatmıştı.

                    1962 yılında İstanbul’da Altaylardan Tuna’ya isimli bir gece düzenlenmişti. İstanbul Spor Sarayı’nda kalabalık bir izleyici vardı. Çankırı’dan Yaran Ekibi katılmıştı. Yaran elbiseleri ve işlemeli süslemelerle salon döşenmişti. Çankırı’dan Eldivan Halay Ekibi ile Eskipazar’dan mahalli ekipler de katılmıştı. Ayrıca ortaya ışık konularak Sinsin oyunu sergilenmişti. Çankırı ilk defa Türkiye’ye folklorunu onun sayesinde tanıtmıştı. Sahneye gelen ekipler Başağalar’dan izin alıyorlardı. Necati Ağabey bu unutulmaz geceyi düzenlemişti.

                    Kuran-ı Kerimi Arapça aslından öğrenmek istiyordu. Benden Arapça ders kitapları istemişti. Evine götürdüğümde Arapça ile ilgili çalışmalar yaptığını görmüştüm. Ayrıca Kamil Oktay’dan Farsça ders kitapları istediğini işittim. Eski Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Oktay, onun altı ayda Farsçasını ilerlettiğini ifade ediyordu.

                    Türkmenistan’ın millî şairi Mahdumkulu’nu çok beğeniyordu. Kendisinde Mahdumkulu Divanı vardı. Benden tercüme etmemi istemişti. Başaramadım. Mahdumkulu geleceğe dair kehanetlerde bulunan önemli bir tasavvuf şairimizdir. Türkmenistan’da son yıllarda anıtları dikilmektedir.

                    Çankırı’da o yıllarda bir iki eczane vardı. Necati Ağabey’in ekonomik durumu iyi sayılırdı. O hiç kimseye teşkilatı muhtaç etmezdi. Son derece eli açıktı. Partinin tüm masraflarını karşılardı. MHP Genel Başkan Yardımcılığı yaptığı yıllarda da aynı şekilde davranmıştı.

                    Merhum Türkeş partinin pek çok toplantılarını Necati Bey’e vekâlet bırakarak emanet ederdi. Merhumun Ağabeyi Diş Hekimi Hamdi USLU’ dan işittim. 1980 öncesinde Başbuğ’un Genel Başkanlıktan ayrılmak istediğini, çok yorulduğunu, ancak yerine Necati Ağabeyin geçmesi halinde görevden ayrılacağını teklif ediyor. Konuşma bir lokantada üç kişi arasında geçiyor. Necati Ağabey böyle bir görevi yüklenemeyeceğini belirtiyor. En iyisi davayı siz başlattınız, siz devam edin diyor.

                    Merhum gösterişi sevmezdi. Sessiz sedasız azimle aldığı görevi yerine getirirdi. Türk Milliyetçiliğinden asla taviz vermezdi.

                    Bugün en büyük basın patronluğunu yapan kişiyle, İstanbul’da mütevazı bir işyeri açmışlar, oto yedek parçaları satıyorlar. Necati Ağabey’in babası Çankırı’da Ziraat Bankası Müdürlüğü yaparken Vehbi Koç’u savaş sırasında misafir ediyor. Altınlarını muhafaza ediyor. Vehbi Koç’un Uslu’lara minnet borcu var. Ortağı ille de Vehbi Beyle tanışmak istiyor. Birlikte Ankara’ya geliyorlar. Ortak, Vehbi Koç’tan Tofaş’ın İstanbul Başbayiliğini istiyor. Koç “Necati Bey sen ne istiyorsun?” dediğinde – Beyefendi sağğınızı isterim, diyor. Nihayet ortaklık bozuluyor. Ortak, Koç’ların sayesinde zengin oluyor.

        Necati Ağabey hayatı boyunca kimseden bir şey istememiş, hiç kimseye eyvallah etmemiştir.

        Son yıllarda Türkçe deyimleri topluyordu. Yalnız (A) harfiyle başlayanları sıraya sokabilmişti. Toplamı 25 cilt olacaktı. Vefatıyla yarım kaldı.

                    Çankırı diyalektiğini araştırmış, bu konuda 25 yıl çalışştı. İkinci büyük Kaşgarlı Mahmut olmayı başarmıştı. Çankırı 24 Oğuz boyunun yoğun olduğu illerimizdendir. Karatekin Eli Yaran Diyarı Çankırı’dan Sözler adlı kitabı vefatından önce bize en büyük armağanıdır. Eser, Çankırı’ya özgü kelimeler, deyimler, atasözleri, halk hikâyeleri, Anonim şiirler, türküler, köy ve semt adlarının kökenlerini ihtiva etmektedir.

         


Türk Yurdu Ağustos 2008
Türk Yurdu Ağustos 2008
Ağustos 2008 - Yıl 97 - Sayı 252

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele