YENİDEN "TİŞÖRTLERDEKİ SAÇMALIKLAR" ÜZERİNE

Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

 

         

Geçen ay bu köşede yabancı yazılı tişörtlerle ilgili bir yazı yazmıştım. Yazımın başğını da "Tişörtlerin Üzerindeki Saçmalıklar" koymuştum. Bu tişörtlerin satıldığı siteye bir elmek yolladım. O elmek de site yönetimine şunları sormuştum: Siteniz çok güzel olmuş, eminim ki tişörtleriniz de çok güzeldir. Bu ürünlerin üzerinde niçin bu kadar çok yabancı yazıya yer veriyorsunuz, niye Türkçe yok bu ürünlerde? Siz İngiliz veya Amerikan şirketi misiniz? Bir Türk dilcisi olarak bu soruyu sorma ihtiyacı hissettim kendimde. Benden başka böyle sorular soran olmuyor mu? Cevabınız benim için önemli, dikkate alınmak dileği ile... Saygılarımla.

Bana daha sonra site yönetiminden şöyle bir cevap geldi: Sayın Yrd. Doç. Dr. Yavuz Kartallıoğlu, Öncelikle konuyla ilgili biraz teknik bilgi vermek isterim. % 100 pamuk tişört üzerine yıkama dayanımı olan bir yazı veya resmin uygulanması için, emprime baskı yöntemi veya makine, daha sonra da boya bedelinin çok yüksek olduğu dijital parça boyama sisteminin kullanılması gerekmektedir. Emprime baskıda her renk için bir kalıp hazırlanarak renkler ayrı ayrı uygulanır. Kalıp maliyetleri bir kere ödendiğinden, bu uygulamanın ticari anlamının olması için her bir imajdan en az bin adet üretmek gerekmektedir. Kolay bir hesapla yüz farklı desende tişört üretip satışa koyulması için yüz bin tişörtün stokta tutulması gerekmektedir. Bu adetlerde stok tutmanın ise bir idealle değil piyasadan gelen taleple gerçekleşmesi mümkündür. Kırtasiyelerde bile yapılan transfer kağıtlarına lazer yazıcılarla yazdırılıp ütüyle tişörte transfer edilen ve ilk yıkamada % 60 'ı kaybolan teknikler profesyonel çalışmalarda kullanılmamaktadır.

Sitemizde görmüş olduğunuz tişörtler üzerindeki tasarımlar lisanlı ürünler olup Amerika’dan gelmektedir. Bu ürünler tişört üzerine uygulanmaya hazır yüksek yıkama dayanımlı ve direkt tişört üzerine uygulama ile aynı sonucu veren ürünlerdir. Kalite ve çeşit açısından bu tarz üretimi yapan 4-5 firma vardır. Bu firmaların tamamı da Amerikan firmalarıdır. Bu ürünler çeşitli ülkelerdeki binlerce tasarımcı tarafından hazırlanıp çok yüksek adetlerde üretilir ve tekstil firmaları istedikleri adette bu ürünlerden satın alıp istediği ürüne uygulayabilir. Bu sistem stok maliyetini en az da tutarak, firmaların müşterilerine çok fazla çeşit sunmasını sağlar. Ülkemizde bu tarz ürün üreten birkaç firma olmasına rağmen istenilen kalitede üretimde sorunlar yaşanmakta, ayrıca ülkemizde üretilen ürünler içerisinde de ne yazık ki Türkçe tasarım bulunmamaktadır.

Kişisel tasarımların uygulanabileceği ve sınırsız tasarım imkanı tanıyan yukarıda bahsettiğim özel makineyi henüz satın aldık. Önümüzdeki dönemde sitemizde kişiye özel ve Türkçe tasarımlarda görebileceksiniz. Konunun teknik kısmı ile kafanızı çok karıştırmak istemiyorum.

Sorduğunuz soru içerisindeki eleştirilerinize katılmakla birlikte, gösterdiğiniz hassasiyete istinaden benimde size sormak istediğim birkaç soru var. Son dönemde Telekominikasyon, Gsm, Limanlar, Demir çelik, Bankalar, Perakende sektörü şirketlerimizin, yani stratejik ve ekonomik anlamı olan büyük ve neredeyse orta boy şirketlerimizin tamamının isimlerindeki değişiklikler, isimlerinde değişiklik olmasa da mülkiyetindeki değişiklikler bizi daha fazla rahatsız etmeli mi? Çocuklarımızın ve bizim bütün gün izlediği tv kanallarındaki yozlaşma, Türk dilinin acımasızca bozulması, tartışmayı kavga, kavgayı reyting unsuru sayan mantığa ve en önemli değerlerimizi ayaklar altına alınmasına itiraz etmemiz gerekmez mi? Bu tartışmaların bazılarında toplumun örnek aldığı akademisyenlerin bile bulunması, önemli değerlerin magazinleşmesine bir anlamda vesile olmaları eleştirilmeli mi?

Birçok sektörde yapıldığı gibi planlama hatalarından dolayı tekstil ülkesi Türkiye diye, on milyarlarca dolarlık tekstil makinelerini yabancı firmalardan aldıktan sonra, işçilik maliyetleri, enerji maliyetleri yüksek diye devlet politikası olarak tekstili unutmak doğru mu?

Ülkemizde yüksek gelir grubu üzerinde kocaman Amerikan ve Avrupa markalarını taşıyan ürünler, diğer insanlarımız ise Çin malı taklitlerini giyerken ve toplumsal talep bu yönde iken, bu sektörde yatırım yapan binlerce şirket ve yüz binlerce çalışan nasıl bir seçim yapmalı?

Sayın Yavuz Kartallıoğlu, globaleşme adı altında dünyamızı saran bu kavrama ve bu nedenle ödenen bedellere gözleri kapattırılmış bir millet ve değerlerimizi gitgide yitirmemiz, Avrupa birliğine koşulsuz yönelişimiz yaşadığımız gerçekler, bu ortamda siz İngiliz veya Amerikan şirketi misiniz sorusunu bizden önce sormanız gereken çok fazla firma ve yönetici olduğunu düşünüyorum. Umarım bir süre sonra alacağınız cevaplar hep evet olmaz. Saygılarımla, Mehmet Aksu.

Ben, Sayın Mehmet Aksu’nun cevabını -imlasına dokunmadan- buraya aynen aktardım. Cevap verme zahmetinde bulunduğu için kendisine çok teşekkür ediyorum. Mehmet Bey’in yazısının son dört paragrafında dile getirdiği şikâyetlere katılmamak elde değil. Bizim de uğraşımız İngiliz veya Amerikan şirketlerinin boyunduruğuna girmeden alanımızla ilgili bir şeyler yapmak, dilimiz döndüğünce dil yanlışlarını ve bunların sebeplerini ortaya koymak, çözüm yolları göstermek. Tekrar yabancı yazı taşıyan tişörtler konusuna dönelim. İşin teknik kısmı ile ilgili olarak Bolu’daki Rodi bayisi ile de görüştüm. Kendisi de Mehmet Aksu’nun cevabında belirttiklerine benzer şeyler söyledi. Emprime veya dijital baskı, maliyeti çok yüksek olan bir üretim tekniğiymiş. Bu baskı yöntemi, piyasadan gelen talepler doğrultusunda uygulanmaktaymış. Bazı Türk firmalarının geçmişte ürünlerinin üzerine Türkçe ibareler yazdıkları ama bunların satılmayıp elde kaldığı edindiğim bilgiler arasında. Yani, buradan meselenin özünün eğitim meselesi olduğu anlaşılıyor. Biraz da üreticileri suçlamak yerine kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor. Çünkü yabancı yazılı ürünlere rağbet etmeyip satıcıya da üzerindeki anlamsız yazılardan dolayı ürünü almak istemeğimizi söylesek üreticilere az çok bir mesaj vermiş oluruz. Unutmayalım ki üreticiler halktan gelen isteklere, insanların rağbet ettikleri ölçülere göre ürünlerini tasarımlıyorlar.

 

İndirim Kampanyazı

Bazen dilde bulunmayanı kendine göre ortaya koyup insanların dikkatini ve parasını çekmeye çalışanlardan da Türkçe zarar görüyor. Elimde bir halı broşürü var ve burada şöyle bir başlık atılmış: İndirim kampanyazı! Havalar ısınıyor, güneş her yanı sarıyor ve AGK’da İndirim Kampanyazı başlıyor… Burada satıcının, yaz kampanyasını görülmedik bir şekilde sunmak ve insanların dikkatini çekmek amacıyla epeyi uğraşğı görülmektedir. Kelimelerin yapısı ile oynanmamalıdır. Oynanırsa örnek teşkil eder, bu örnek de yanlış bir örnek olarak yaygınlık kazanabilir. O zaman da dil aslî görevi olan iletişimi sağlama özelliğini tam olarak yerine getiremez. Bir de bu broşürde göze çarpan "AGK’da" kelimesi vardır. Bu tür kısaltmalarda K’nın temsil ettiği kelime kalın ünlülü de olsa ek, sesin okunuşu olan /ke/’ye göre ince ünlülü getirilmelidir. Mesela, Türk Dil Kurumu TDK şeklinde kısaltılır. Bu kısaltmadan sonra gelen ek ince ünlülü olur: TDK’ye, TDK’de, TDK’den. Bu kural Yazım Kılavuzunda açıkça belirtilmiştir. Tabii bunu doğru yazmak için kuralın bilinmesi gerekir. Yazım Kılavuzu pek çok kişinin evinde vardır ama ne yazık ki çok az kişi bu kılavuzun ilk yetmiş seksen sayfasını okumuştur. Türkçeyi doğru yazmak istiyorsak mutlaka elimizin atında Yazım Kılavuzu bulunmalıdır.              

 

 

 


         

Türk Yurdu Temmuz 2008
Türk Yurdu Temmuz 2008
Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele