II. MEŞRUTİYET DÖNEMİNDE TÜRK YURDU DERGİSİNİN ENTELEKTÜEL İLETİŞİM VE ETKİLEŞİM HARİTASI

Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

 

 

Yüzüncü sene-i devriyesini yaşadığımız II. Meşrutiyet, Türk tarihinin en önemli dönüm ve kırılma noktalarından biridir. Özellikle modern Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşumunda hem II. Meşrutiyet’in ilanı hem de 1923’e kadar yaşanan tecrübeler olağanüstü önem arzeder. Türk siyasî hayatının modern biçim ve algılarına yönelik ilkler bu dönemde ortaya çıktığı gibi, basın, edebiyat ve kültür dünyası da önceki uygulama ve zihniyetten kopma, geleceğe yön verme bağlamında bir farklılığa doğru yol almıştır. Kanun-ı Esasî’nin yeniden yürürlüğe konması ile biraz da ‘hürriyet’ algısının acemiliğinden, basın hayatı ‘anarşik’ denilebilecek bir patlama yaşamıştır. Bu ahvalde hemen herkes düşündüklerini matbu görme hevesi içine girerek, basın hayatı o güne kadar hiç olmadığı kadar hareketlenmiştir. Bu durum büyük bir zenginlik ortaya koyduğu gibi niteliksizliği, fikrî alanda yüzeyselliği ve yozlaşmayı da beraberinde getirmiştir. Bu bakımdan şahsî hırs, heves ve günlük heyecan saikleri ile çıkarılan yayınlardan ayrı olarak, dönemin ülke ve dünya meselelerini yüksek düzeyde kavramış, birikimli, tecrübeli, nitelikli, ilkeli ve çok ve daha geniş coğrafyalara ulaşabilen yayınlar uzun ömürlü olabilmiştir. İşte bu nitelikteki dergilerden biri Türk Yurdu’dur. Bu dergi, II. Meşrutiyet’in önemli bir süreli yayını olmakla birlikte, Türk düşünce, sanat, siyaset ve edebiyat hayatının da en uzun süreli yayını olma hüviyetini el’an eline bulundurmaktadır.

Türk Yurdu’nun iletişim ve etkileşim haritasına geçmeden önce derginin çıkmasını hazırlayan öncü sebeplere ve bazı dergi ve derneklere değinmek gereklidir. Türk Yurdu, Türk Yurdu Cemiyeti’nin yayın organıdır. Türk Yurdu ve Türk Ocaklarının tarihi temellerini bu dernek oluşturmuştur. O dönemde Rusya’da meydana gelen iç sorunlar ve Osmanlı’da Meşrutiyetin ilan edilmesi birçok aydının İstanbul’a gelmesine sebep olmuştur. Rusya’dan gelen Türk aydınlar, Ahmed Agayef, Akçuraoğlu Yusuf, Hüseyinzâde Ali Bey gibi yüksek düzeyde eğitim görmüş kimselerdir; bazıları Rus lise ve üniversitelerini bitirmişler, bazıları da Avrupa’nın seçkin üniversitelerinde eğitim almışlardır. Y. Akçura 1908’de İstanbul’a geldiğinde Veled Çelebi, Necib Asım gibi eski dostları ile Türk Derneğini kurmuştur. Derneğin amacı Türklerin tarihi, edebiyatı, şiiri ve toplumsal özellikleri ile ilgili çalışmalar yapmak, elde ettiği neticeleri kamuoyuna açıklamaktır. Türk Derneği kendi adını taşıyan ve ancak 7 sayı yayımlanabilen bir dergi çıkarmıştır. Bu dergi Türk Yurdu’nun yerli öncülerinden sayılır. Bunun yayında Rusya’da yayımlanan Şura ve Tercüman da Türk Yurdu için önemli öncülerdir. Türk Yurdu’nun yayın politikası Akçura’nın daha önce yazılar yazdığı 1907’den  beri Orenburg’da Fatih Kerimi tarafından yayınlanan Şura dergisi ile benzerlikler gösterir. Bu bakımdan Türk Yurdu Şura’yı çağştırmaktadır[1]. Aynı zamanda Türk Yurdu İsmail Gaspıralı’nın çıkardığı “Tercüman’ın küçük kardeşi olmakla iftihar etmektedir.”[2] Dergi üzerinde Gaspıralı’nın ve gazetesinin büyük etkisi vardır. Gaspıralı, Türk Yurdu’nda bir çok yazılar yazmış ve dergiyi düzenli olarak izlediğini belirtmiştir. Türk Yurdu, millî ve dinî konulardaki tutumu, dili ve ele aldığı diğer konular bakımından Gaspıralı’nın Tercüman’ına benzerlik gösterir.

Türk Derneği’ni 1911 Ağustosunda kurulan Türk Yurdu Cemiyeti izlemiştir. Bu derneği Mart 1912’de Türk Ocakları ve Türk Bilgi Derneği takip etmiştir. Akçura’nın faal üyesi olduğu bu derneklerde birçok Rusya kökenli Türk aydını görev almıştır. Türk Yurdu adında bir derginin çıkarılma fikri 1911’de ilk olarak Mehmed Emin(Yurdakul)’dan geldiği söylense de[3] bu fikrin öncelikli sahibinin Yusuf Akçura olması kuvvetle muhtemeldir. Akçura emellerini gerçekleştirmek üzere 1908 devriminden sonra İstanbul’a gelmiştir. Akçura’nın da tanıdığı Orenburglu Mahmut Bay Hüseyinov Osmanlı Devleti’nde ‘hayır işlerinde kullanılmak üzere’ büyük bir miktar para bağışlamıştır.[4] Paranın kullanım hakkı Akçura’da olduğu için, o da eğitim hizmetlerine ağırlık vermiş ve Türk Yurdu 31 Ağustos 1911’de yayın hayatına başlamıştır. Kurucu üyeler arasında Yusuf Akçura, Mehmed Emin, Ahmed Hikmet, Ahmed Agayef, Hüzeyinzâde Ali ve Âkil Muhtar Bey’ler bulunur. Türk Yurdu ve Türk Ocağı üyeleri arasında hissî ve düşünsel bir bağın da bulunması sebebiyle dergi ilk çıktığında büyük bir ilgi görmüştür.

Türk Yurdu’nun amacını dergi adının klişesi altında yer alan “Türklerin Fâidesine Çalışır” dövizi gösterir. Genel amaç ise “Türklüğe hizmet etmek, Türklere fâide dokundurmak, maksadımız budur. Maksada erişmek için hangi yollarda yürüyeceğimizi derginin içeriği gösterecektir. Tanrı yardımcımız olsun”[5] şeklide belirtilir.  Akçura, Türk Yurdu’nun amaçlarını geniş biçimde 1928’de çıkardığı yıllıkta belirtir. Ona göre, Türk Yurdu, Türk ırkının ekseriyeti tarafından okunacak, dili sade olacak, kavmin ekseriyetine faydalı mevzulara yer verilecek, bütün Türklerce kabul edilecek bir ideal ortaya koyacak, Türklerin tanışmalarına, iktisat ve ahlâkça yükselmelerine ve bilimsel bilgi yönünden zenginleşmelerine hizmet eden mevzular en ziyâde olacak, siyaset bunlardan sonra gelecektir. Türklerin birbirleri ile tanışmaları için Türk Dünyasındaki olaylar ve hâssaten kardeşler arasında sevinç veya kederi mucip olacak olan vâkıalar ile dünyanın farklı bölgelerinde cereyan eden olaylardan haberler verilecektir. İçeride hiçbir siyasî hareketin sözcüsü olunmayacaktır. Türklüğün siyasî, ekonomik menfaatleri savunulacaktır. Osmanlı Türkleri arasında Türk millî ruhunun inkişâf ve takviyesine, idealsizlikten dolayı ortaya çıkan tembellik ve bedbinliğin giderilmesine çok çalışacak ve ekseriyâ hiçbir şeye dayanmaksızın ortaya çıkan mübâlağalı Garp korkusundan da bu milleti tahlise elinden geldiği kadar uğraşacaktır.[6] Bu amaçlarla yola çıkan Türk Yurdu kesintiler olmakla birlikte bu güne kadar(2008) yayımını devam ettirmiştir. Türk Yurdu’nun yüz yıllık yayın hayatı sürekliliğinin arkasındaki önemli unsurlar, derginin yayımlanma amacı, ideolojisi, ilkeleri, kadrosu ve yayımlanmaya başladığı ilk günden bu güne kadar Türkiye ve Türk Dünyası ile kurduğu iletişim ve etkileşim ağıdır. Bu yazıda Türk Yurdu’nun sadece II. Meşrutiyet dönemindeki iletişim ve etkileşim haritası, derginin kısa haberlerinden ve alıntılarından oluşan ‘Türklük şuûnu’(Türklükle ilgili yeni işler, olaylar ve gelişmeler) ve ‘matbuat’(basın hayatı) başlıklarından hareketle incelenecektir. Aslında Türk Yurdu’nun entelektüel iletişim ve etkileşim haritasını çıkarabilmek için oldukça fazla argüman bulunmaktadır. Dergide  “Türk dünyasından, Türklük Âleminden, Türk Dünyası, Yeni Eserler, Matbuat, Matbuat Âleminden” başlıkları ile dünyanın çok farklı yerlerinden haberler verilmiştir. Ayrıca dergide bir çok seyyah, gezi ve gözlemlerini anlatmış, derginin önem verdiği yerli yabancı çok sayıda ismin biyografisine yer verilmiştir. Dolayısıyla bu başlıkların her birinin altında zikredilen şehir, bölge ve ülke adalarını tasnif etmek tam anlamıyla bir harita verebilecektir. Ancak bu yazıda yer meselesinden dolayı sadece “Türklük şuûnu” ve “matbuat” başğı altındaki haberler analiz edilecektir.

18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyanın ve Türk Dünyasının belli başlı entelektüel merkezleri bulunmaktadır. Bu merkezler, bir anlamda dünya siyaset, ekonomi ve politikasının da yönlendirildiği ya da etkilendiği merkezler konumundadır. Bunlardan Osmanlı’yı ilgilendirenlerden bazıları, İstanbul, Bursa, Edirne, Konya, Lübnan, Mısır, Tahran, Bağdat, Beyrut, Kazan, Orenburg, Baku, Moskova, Petersburg, Paris, Londra, Berlin vb.dir. Türk Yurdu yayımlandığı andan itibaren bu merkezler ile sıkı bir ilişki içinde olmuştur. Bu ilişki o bölgelere gönderilen özel muhabirler, elçiler, gazeteciler ya da orada kurulan dernekler ve mahallî basın yolu ile yapılmıştır.

 

Şuûn Haberleri İle Türk Dünyasıyla İletişim

Kazan’dan Buhara’dan, Semerkant’tan, Petersburg’dan, Baku’den, Budapeşte’den veya Türk Dünyasının çok farklı ve uzak bölgelerinden gelen mektuplardan, haberlerden ya da Ufa, Kazan, Orenburg, Bahçesaray vb. yerlerdeki matbuat âleminden seçilen ve Türk Yurdu’nun her sayısının bir çok sahifesini işgal eden kısa yazılardan oluşan ‘şuûn kısmı’, derginin misyonu ve iletişim etkisi açısından önemli bir bölümdür. Türk Yurdu’nda yayımlanan çok sayıdaki şuûn haberlerinde Osmanlı, Orta Asya ve Rusya kentlerindeki Müslüman Türklerin sosyal iktisâdi, kültürel ve günlük yaşamlarından haberler verilmiştir. Bunlardan bazıları Kazan’da, Buhara’da, Macaristan’da ya da başka yerlerde yeni açılan kültürel merkezlere, kütüphanelere,[7] okullara ve buralarda yapılan özellikle Türklükle ilgili faaliyetlere ayrılmıştır. Yine bu bölgelerde yapılan iktisâdi faaliyetlerden de övgü ile bahsedilmiş, Osmanlı ahalisine bunlar örnek olarak gösterilerek teşvikler verilmiştir.[8] Kazan’da yeni bir dokuma atölyesinin kurulması, ya da Buharalı bir Türk’e elektrik imtiyazının verilmesi,[9] Kastamonu’da Sanayi Mektebi[10] açılışı, Titanik Vapuru’nu deniz altından çıkarmak için bir Türk şirketinin de müracaat etmesi gibi Türklerin iktisâdi faaliyetleri ile ilgili haberler sıklıkla yer almıştır. Türk şirketlerinin milletlerarası işlere teşebbüs etmeleri şayân-ı iftihar olarak benimsenmiştir. Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere Türk Yurdu’na farklı yollarla gelen bu bilgiler şüphesiz dergi yazarları tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Şuûn bölümünde yayımlanan bazı mektuplar ise daha basit ve günlük yaşamdan farklı olayları konu almıştır. Nişan[11], Evlenme[12], “Baku’de bir düğün”, Ölüm ilanları,[13] “Petersburg’da bir dinî bayram”, “Kazan’da bir yangın”, Bayram  tebrikleri”  “Savaş haberleri”, vb. gibi.

Tablo 1: Türk Yurdu Şuûn Kısmında Haber Verilen Şehirler ve Bölgeler

Cilt

Ülke

C.1

C.2

C.3

C .4

C .5

C .6

Osmanlı toprakları ve İstanbul’dan haberler

İstanbul(11)

Diğer

İstanbul(11)

Edirne

İzmir

Konya

Diğer(4)

 

İstanbul(31)

Anadolu (9)

 

İstanbul (47)

Kafkasya

Ardahan

Van

Çanakkale(10)

Eskişehir(3)

Konya(3)

Kastamonu

Niğde

Yozgat

İstanbul (44)

Konya(2)

Kastamonu(2)

Eskişehir(3)

Sivas

İzmir

İzmit

Biga

Bolu

İstanbul (32)

Bolu

Konya(6)

Sivrihisar

Eskişehir

Karesi

Sina Cep.

Giresun


Türk Yurdu Temmuz 2008
Türk Yurdu Temmuz 2008
Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele