II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ FİKİR-YAYIN HAYATI VE TÜRK YURDU

Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

 

 

            II. Meşrutiyet’e nasıl gelindiği konusunu ana çizgileriyle gözden geçirdikten sonra asıl konumuza girmek istiyoruz.

 Tanzimat Dönemi’nin ilk padişahı Abdülmecit’tir;  ikinci devresinde (1861-1876) padişah Abdülaziz’dir. 30 Mayıs 1876’da Abdülaziz tahttan indirilir, yerine II. Abdülhamit geçer. Rüştü Paşa istifa eder,  sadrazamlığa (başvekil) Mithat Paşa getirilir. Abdülhamit’le anlaşmazlığa düşen Mithat Paşa İtalya’ya sürülür. Yapılan seçim sonucunda yeni meclis,  20 Mart 1877’de çalışmalarına başlar. İlk dönem meclis başkanlığına Ahmet Vefik Paşa getirilir. Gelişmelere bağlı olarak Abdülhamit 1878’de meclisi tatil eder. 93 Rus Harbi (1877-1878) ile Osmanlı köşeye sıkıştırılır ve imparatorluk üzerindeki emeller gerçekleştirilir. Rusya ve İngiltere destekli bölünmeler başlar,  Osmanlı egemenliği kırılır. Kanûn-ı Esâsî’nin ilânıyla başlayan (1876)I.Meşrutiyet,1880 yılına kadar sürer. 1881-1908 yılları aralığında Abdülhamit’in mutlakıyyet dönemi başlar. Mithat Paşa’nın Girit’te oturmasına izin verilir;  meşrutiyetten vazgeçmesi karşılığında Aydın (İzmir) valiliğine atanır (1880);  Abdülaziz’i öldürdüğü gerekçesiyle önce vilâyet konağı basılır,  Fransız Konsolosluğu’na sığınır,  ardından idama mahkûm olur;  bu karar müebbet hapse çevrilir, Taif’te boğdurularak öldürülür (1884).

            İçte bu durumlar yaşanırken,  Osmanlı,  Düyûn-i Umûmîye ile zor durumda bırakılır. 20 Aralık 1881’de Düyûn-i Umûmîye kurulunca Fransa,  Almanya,  İtalya,  Avusturya-Macaristan’ın üzerimizdeki baskıları artar. Almanya ve İngiltere Tunus’u Fransa’ya verirler;  İngilizler Mısır’ı kuşatırlar.

            Abdülhamit’e karşı Jön Türkler harekete geçerler. İlk devrede (1889-1895) Mehmet Reşit,  Abdullah Cevdet,  İbrahim Temo ve Hüseyinzâde Ali Bey İttihâd-ı Osmanî adlı bir örgüt kurarlar;  kültür ve düşünce ağırlıklı çalışmalarını sürdürürler.

            Rusya ve İngiltere’nin tahrikleriyle Ermeniler ayaklanmaya başlar. Bunun üzerine İttihat ve Terakki taraftarları eyleme geçerler. Ahmet Rıza,  Paris’te çıkardığı Meşveret dergisiyle İttihat ve Terakki’ye destek verir. 1896’da İttihat ve Terakki önemli bir konuma gelir,  sürgün ve tutuklamalara karşı mücadele verir. Abdülhamit’i tahttan indirmek üzere,  darbe planları yapılır. Bu devrede Osmanlı-Yunan Harbi ve Girit meselesi gündeme gelir. Yunanistan Teselya’yı alır,  Girit’e girmek ister,  Abdülhamit,  Yunanlılara karşı savaş ilân eder (18 Nisan 1897). Teselya işgal edilir,  Girit ele geçirilir,  buna rağmen,  dış güçlerin dayatmasıyla Girit elden çıkar.

            1895’te yurtdışına çıkan Jön Türkler çalışmalarını hızla sürdürürler. Mizancı Murat (asıl adı Mehmet Murat’tır, Mizan adlı gazeteyi çıkardığı için Mizancı Murat adıyla anılmaktadır) Jön Türkler arasında itibar görür ve Paris’te İttihat ve Terakki’nin başkanlığına getirilir. Ancak Abdülhamit,  Mizancı Murat’ı İstanbul’a dönmeye ikna edince,  Jön Türk hareketi çökmeye yüz tutar, buna karşın özgürlük mücadelesi vermeye devam ederler. Prens Sabahattin’in desteğiyle Jön Türkler Paris’te toplanmaya başlarlar (1902). Abdülhamit’i devirme yolunda atılan adımlar yarım kalınca, Prens Sabahattin topluluktan ayrılır,  1906 yılına kadar Jön Türkler dağınık durumda kalırlar.

          1896-1907 yılları arasında “İhtilalci Askerler Cemiyeti, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, Fırka-i Hamiyet, Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti,  Teşebbüs-i Şahsî,  Adem-i Merkeziyyet Cemiyeti” vb. kuruluşlar, Abdülhamit’e karşı mücadele verirler. Bulgarların tahriklere kapılarak Makedonya meselesini gündeme getirmesiyle, Makedonya’da bulunan genç subaylar 1906’da yeniden özgürlük hareketine canlılık kazandırırlar. Mustafa Kemal Paşa,  gelişmelere yabancı kalmaz, Selânik’teki örgütlenmeye katılır. 1906’da kurmuş oldukları Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ni İttihat ve Terakki ile birleştirirler (1907). Böylece Abdülhamit’e karşı güçlü bir muhalefet oluştururlar. Manastır ve Selânik yöresinde gelişen olaylar nedeniyle Abdülhamit köşeye sıkıştırılır. Başkaldırılar ülkeye yayılır, Abdülhamit tehlikeyi sezince Sadrazam Ferit Paşa’yı azleder, yerine Sait Paşa’yı getirir, 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’i ilân etmek zorunda kalır. Böylece I. Meşrutiyet’ten II. Meşrutiyet’e kadar süren 1876-1908 yılları aralığında egemen olan 32 yıllık dönem son bulmuş olur. Abdülhamit, 27 Nisan 1909’da tahttan indirilir, Meclis-i Meb’ûsân tarafından Selânik’e sürülür;  1912’de Balkan Savaş’ı nedeniyle İstanbul’a getirilir,  10 Şubat 1918’de ölür.

           II. Meşrutiyet’in ilânıyla ülkede bir özgürlük havası esmeye başlar. Bu dönemin, ilk iki sadrazamı Sait ve Kâmil Paşalardır. Bu devrede sürekli kargaşalar baş gösterir. Ülke parçalanır. Avusturya, Bosna-Hersek’i topraklarına katar. Bulgaristan bağımsızlığına kavuşur. Girit, Yunanistan ile birleşir. Bunları, İtalyanların Osmanlı topraklarına saldırısı ve Balkan ülkelerinin hep birlikte Osmanlı’ya karşı açmış oldukları savaşlar izler. Bu gelişmeler karşısında,  İttihat ve Terakki,  Kâmil Paşa kabinesini 13 Şubat 1909’da düşürür. Yerine Hüseyin Hilmi Paşa getirilir. Kaybedilen topraklar yüzünden devletin otoritesi sarsılır. II. Meşrutiyet,  beklenilene cevap vermez. O nedenle İttihat ve Terakki’ye karşı kızgınlıklar artmaya başlar. Serbestî gazetesinin başyazarı Hasan Fehmi’nin İstanbul’da Galata Köprüsü üzerinde öldürülüşü,  İttihat ve Terakki’yi zor durumda bırakır.

          II. Meşrutiyet Dönemi’nde basın ve yayın hayatında büyük bir canlılık gözlenir. Yüzlerce gazete ve dergi çıkarılır. Ancak bunların çoğu kısa ömürlüdür. Yayın organlarında çıkan yazılar İslâmcı, Türkçü ve Batıcı düşüncede yoğunlaşır. Buna paralel olarak ülkede çok sayıda siyasî parti kurulur. Ortalık karışmaya başlar. İttihat ve Terakki, 31 Mart Vak’ası’na kadar yönetimden uzak durur; hükûmeti dışardan yönlendirmeye çalışır, ülkenin kaderi üzerinde söz sahibi olurlar. 

            II. Meşrutiyet dönemi’nde İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne muhalif olan oluşumlar belirir: Fedâkârân-ı Millet Cemiyeti (1908- 1909), Ahrar Fırkası (1908-1910), İttihâd-ı Muhammedî Cemiyeti (1909), Mutedil Hürriyetperverân Fırkası (1909), Osmanlı Islahât-ı Esasiye Fırkası (1909-1913), Osmanlı Demokrat Fırkası (1910), Osmanlı Sosyalist Fırkası (1910),  Ahâlî Fırkası (1910)vb. Ancak İttihat ve Terakki’ye en büyük muhalif İngiliz yanlısı politika izleyen Hürriyet ve İtilâf Fırkası olur.

            Ülkenin içinde bulunduğu bu karışık ortamda seçime gidilir. İttihat ve Terakki mecliste çoğunluğu sağlar. Böylece Enver, Cemal ve Talât Paşa dönemi başlar. 17 Aralık 1908’de Osmanlı Meclis-i Meb’ûsân’ı açılır, siyasal çalışmalar hızlanır. Yukarıda belirtilen partiler muhalefet etmeye başlarlar. Volkan Gazetesi, İttihat ve Terakki aleyhinde şiddetli tenkit yazıları yazar. Ülkede huzursuzluk baş gösterir. Meşrutiyet hareketi inandırıcılığını yitirir. Bu yüzden, İttihatçılara karşı cephe alınır. Dinî propagandalar yoğunluk kazanır. 31 Mart 1909’da 31 Mart Vakası patlak verir. İsyancılar şeriat düzeni ister. Hükûmet istifa etmek zorunda kalır. Selânik’ten Hareket Ordusu İstanbul’a gelir duruma hâkim olur. Ardından Yıldız Sarayı kuşatılır. İttihat ve Terakki’nin ileri gelenleriyle hükûmet üyeleri toplanır,  Abdülhamit’in yerine V. Mehmet Reşat’ı başa getirirler. Böylece İttihat ve Terakki Dönemi başlar. İttihatçılar ülke yönetiminde deneyim sahibi olmadıkları için,  yanlışlıklar yaparlar. O nedenle, 1911 yılının başlarında İttihatçılar çözülmeye başlarlar. Miralay Sadık ve Abdülaziz Mecdi Bey’in önderliğinde Hizb-i Cedîd adıyla bir grup oluştururlar. Muhalif olanların bir kısmı da partiden ayrılır. 21 Kasım 1911’de İttihat ve Terakki Fırkası’na karşı, Liberal Birlik (Hürriyet ve İtilâf) adlı yeni bir parti kurulur.

            Bu dönemde Osmanlı Devleti, Trablusgarp (1911), Balkan (1912-1914) Savaşları’na girer;  büyük toprak kayıplarına uğrar. I. Dünya Savaşı’ndan, sonucu bakımından yenilgiyle çıkılır. İttihatçılar,  Trablusgarp Savaşı’nı bahane ederek meclisi geçici olarak kapatırlar (18 Ocak 1912). Nisan 1912’de seçim yapılır. İttihatçılar yeniden yönetimi ele geçirmiş olurlar. Merkezlerini Selânik’ten İstanbul’a taşırlar. Keyfi yönetimler halkın tepkisiyle karşılanır. (Tevfik Fikret’in meşhur “Doksan Beşe Doğru” şiiri,  bu tepkinin ürünüdür. “Kopsun seni-Bir hak diye alkışlayan eller!” dizesi,  İttihat ve Terakki’ye duyulan öfkenin sesidir.1295 Hicri tarihle Abdülhamit’in ilk meclisi kapattığı 1878 yılına bir göndermedir.) Mayıs-Haziran 1912’de İttihatçılara karşı Halâskâr Zabitân grubu oluşur. Aynı yıl,  Arnavutluk’ta durum gerginleşir. 14 Temmuz 1912’de Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa istifa eder. Sait Paşa


Türk Yurdu Temmuz 2008
Türk Yurdu Temmuz 2008
Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele