ÖĞRETMENLER, ÖĞRENCİLER VE TOPLUMUMUZ BALKAN SAVAŞLARINDAN ÇIKAN DERSLERİ ASLA UNUTMAMALI

Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

 

Yüzüncü yılını andığımız II. Meşrutiyetin ilânı ile başlayan ve on yıl kadar süren dönemin temel özelliği Osmanlı Devletinin çok önemli savaşlar ve onların doğurduğu felâketlerle karşı karşıya kalmış olmasıdır. Tarihî sıra ile bu savaşlar şunlardır: Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, I. Dünya ve Çanakkale Savaşları… Biz bunlardan Balkan Savaşları ve onlardan çıkan temel dersler üzerinde duracağız.

Osmanlı Devletinin Avrupa’daki topraklarının çok büyük bir kısmının yitirilmesi ile sonuçlanan, ayrıca askerî, siyasî, sosyal, eğitimsel alanlarda pek çok önemli sonuçlara ve gelişmelere neden olan Balkan Savaşları, tam 96 yıl önce Ekim 1912’de başlamıştı. Bu savaşlar, kesintili olarak Kasım 1913’e kadar devam etmiştir. Osmanlılara karşı savaş açanlar Karadağ, Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan Devletleridir.

Bu olayların 96. yılında, sadece Tarih öğretmenlerimiz değil, tüm öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz neleri bilmelidirler? Osmanlıların Balkan yenilgisinden çıkarılması gereken dersler nelerdir? Günümüzün Tarih ders kitaplarında Balkan Savaşları bir-iki cümle ile yer almaktadır. Ders kitaplarımızda hiç yer almayan, oysa asla unutulmaması gereken bilgiler nelerdir?

Bu konular üzerinde yıllardır çalışan bir araştırmacı ve eğitimci olarak, öğretmenlerimize ve öğrencilerimize bazı önemli bilgileri özet biçiminde de olsa sunmayı gerekli gördüm. Onlara, özellikle eğitimsel, psikolojik ve ekonomik bilgiler sunmanın öncelikli olması gerektiğini düşündüm.

Balkan Savaşları ve Avrupa Devletlerinin Psikolojisi

1911’de İtalya’nın, o tarihte bir Osmanlı toprağı olan Libya’ya saldırması, Balkan Devletlerini cesaretlendirmiştir. Onlar zaten öteden beri Balkanları ele geçirmek için hazırlanıyorlardı ve bu amaçla aralarında siyasî-askerî işbirliğini de gerçekleştirmişlerdi.

Balkan Devletleri Ekim 1912’de saldırıya geçtiler ve beklenmedik başarılar gösterdiler. Onların Osmanlılara karşı pek çabuk kazandığı askerî başarılar, hatta Kasım 1912’de Bulgar ordusunun İstanbul önlerine, Çatalca’ya kadar ilerlemesi İngiltere, Fransa gibi Batılı Devlet adamlarını da şaşırtmış ve onlarda, kendilerinin de katılacağı muhtemel bir Dünya Savaşında Osmanlı Devletinin tamamen yıkılacağı umudunu doğurmuştur. Gerçekten, çok kısa bir süre sonra, 1914’te başlayan I. Dünya Savaşına İngiltere ve Fransa böyle bir umutla girmiş, çeşitli cephelerde ve özellikle de Çanakkale’de Osmanlı ordularını kolayca yenebileceklerini düşünmüşlerdir. Oysa, Balkan yenilgisinden ders alan Osmanlı subayları ve askerleri, özellikle Çanakkale’de İngiliz ve Fransızlara karşı büyük bir zafer kazanmışlardır.

Balkan Savaşları ve Osmanlı Aydınlarının Özeleştirisi

Balkan ordularının beklenmedik, hızlı ilerleyişleri Osmanlı aydınlarını ve halkını Balkan uluslarının başarıları ve kendi yenilgilerinin nedenlerini araştırmaya itmiştir.

Başka deyişle, Balkan yenilgi ve felâketleri, Osmanlı aydınlarının düşünce yapısında bir dönüm noktası olmuştur. Aydınlar, yenilgi ve yıkımların nedenlerini araştırmış, acımasızca öz eleştiriler yapmışlar ve toplumsal sorunlarla daha derinden ilgilenmeye başlamışlardır. Bu amaçla gazete ve dergilerde pek çok yazı ve kitaplar yayınlanmıştır. Özetle, Balkan Savaşları, Osmanlının her alanda geçmiş tutum ve uygulamalarının ateşle sınanması olarak algılanmış ve bu acı toplumsal deneyim aydınlarda keskin bir eleştirel bakış açısı oluşturmuştur.

Osmanlı aydınları ve yazarları, karşılaşılan felâketlere ilişkin pek çok yorumlar yapmışlardır. Ortaya çıkan temel sonuçlar şunlardır:

a) Balkan Savaşları yenilgisinin genel nedenlerine ilişkin değerlendirmeler ve özeleştiriler

Osmanlıların Balkan Savaşlarında yenilmelerinin birçok nedenleri vardır: Devletin kötü yönetimi, ordunun yönetim ve disiplininde, komutanların azim ve kararlılığındaki kusurlar, Balkan uluslarının güçlerini ve siyasî-askerî amaçlarını iyi bilmemek, orduya günlük parti çekişmelerinin girmesi, ekonomik, psikolojik, teknik nedenler, iletişim zorlukları, salgın hastalıklar, açlık vs. Örneğin, 1908 Temmuzunda II. Meşrutiyetin ilânı ile beraber herkesin zihnini aşırı ölçüde kısır particilik çekişmeleri meşgul etmiş, okulu bile olmayan bazı köylerde parti binaları yapılıp şubeleri açılmış, subayların, öğretmenlerin, memurların arasında enerjileri tüketen, düşmana fırsat veren çekişmeler, bölünmeler, kavgalar başlamıştı.

b) Balkan Savaşları yenilgisinin eğitimsel nedenlerine ilişkin değerlendirmeler ve özeleştiriler

Yukarıdaki nedenlere ek olarak, bazı eğitimsel nedenlerle de Balkan yenilgisi açıklanmaya çalışılmıştır. Bizim üzerinde duracağımız asıl konu budur.

Balkan yenilgisinin eğitimle ilgili nedenlerini ileri sürenler özellikle eğitimciler olmuştur. Bu aydınlar, görüşlerini destekleyecek bir de örnek bulmuşlardır: Alman Birliğini kuran Bismark’ın, 1866 ve 1870’te Alman ordularının kazandığı zaferlerden sonra söylediği, “Bu zaferi kazanan Alman ilkokul öğretmenleridir” sözü bulunup çıkarılmış ve Osmanlının durumuna uyarlanmıştır. Buna göre Osmanlı aydınları da şu teze sarılmışlardır: “Balkan ulusları başarılarını askerî nedenlerden çok, öğretmenlerinin ve eğitim sistemlerinin üstünlüğüne borçludurlar. Bizim yenilgimiz de öğretmenlerimizin ve eğitim sistemimizin yetersiz ve işe yaramaz oluşundan ileri gelmiştir!”

  • Ethem Nejat’ın görüşleri

Balkanlarda Makedonya’da Manastır kenti Öğretmen Okulu müdürlüğü ve öğretmenlik yapan ve Balkan uluslarını iyi tanımış olan Ethem Nejat şunları yazar:

“Makedonya’da çeşitli toplumların öğretmenleri köylerde, küçük kasabalarda, her türlü maddî çıkarlarını bırakıp derin bir millî ihtirasla hayatlarını hiçe sayarcasına çalışırken bizim öğretmenlerimiz yüz kuruş, elli kuruş fazla maaşı olan bir öğretmenliğe geçmek için yer değiştiriyorlardı. Bir okulumuzda bir yılda altı matematik öğretmeni değişmiştir! İşte size millî emelle çalışan bir öğretmen, bir de kişisel çıkarı için çalışan öğretmen!

“Makedonya’da Rum, Bulgar, Sırp, Ulah okulları öğrencilerine fikir ve bilgiden çok duygu ve milliyet aşıladılar. Makedonya Hıristiyan gençleri gerçekten apayrı bir eğitimle yetiştirilmiş, milliyetçi, hassas, büyük adamlardı. Gerek bu gençler, gerek öğretmenleri esas olarak övgüye şayan insanlardı. Bu öğrenciler bizimkiler kadar Amerika, Afrika coğrafyasını bilmiyorlardı; Fizik ve Kimya’da derin bilgi sahibi değillerdi; iki bilinmeyenli denklemden hiç anlamıyorlardı... Fakat onlar Bulgar tarihini biliyor, bütün ihtilâlci Bulgar şairlerinin şiirlerini okuyor, güzel millî şarkılar söylüyor, belki gitar, mandolin de çalıyor, güzel jimnastik yapıyor, yol yürümekten yılmıyorlardı!

İşte size iki tür eğitim: Biri yalnız fikri yapıyor, çocuğun, gencin kafasını bilgi ile dolduruyor, onu sanki bilgi ve geçerliliği kalmamış kuramsal bilgiler hamalı yapıyor; öteki duygu yapıyor, var olmak, milletini yaşatmak, bu uğurda ölmek fikrini veriyor, ayrıca kendini ve dünyayı tanıyacak kadar uygulamalı bilgi sahibi yapıyor...

“Birinci şekilde yetiştirilen duygusuz, kendine güvensiz, geçersiz bir eğitimin kurbanı olduğu için memur oluyor, esir kalıyor. İkinci tür eğitim alan duygulu, kendine güvenen, onurlu olduğu için hayatını özgürce kazanıyor, gerekirse çeteci, ihtilâlci oluyor. Artık hiç düşünmeye, tereddüde gerek yok: Bizim yenilmemize yol açan işte bu eğitim farkıdır.

Şimdiki geçersiz, kokuşmuş eğitim yöntemimize artık son vermek zamanı gelmiştir. Artık okullarımız kansız, hissiz, uyuşuk adamlar yetiştirmemelidir. Okullardan yetişenler tam anlamıyla millî duygularla yurdun koruyucuları, gerekirse iyi bir çeteci olmalıdır.”

  • İ. Hakkı Baltacıoğlu’nun görüşleri

Eğitimci İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) da Balkan yenilgisi üzerinde çok önemli eğitimsel özeleştiriler yapar. Öyle ki o, ünlü eseri Tâlim ve Terbiye’de İnkılâp’ı “Bulgar toplarının İstanbul önünde Çatalca’da Osmanlı savunma hatlarını döverken (Kasım 1912) yazdığını” söyler ve şu belirlemeyi yapar:

“Okullarımızda bilgili, terbiyeli, belleği güçlü, parlak söz söyleyen gençler yetişiyor. Fakat yalnız bir şey yetişmiyor: Adam! Ülkenin muhtaç olduğu aktif, girişimci, azimli, cesaretli adam! (...) Bize, sorumluluğu büyük bir geçmişin bıraktığı bu eğitim sistemi, belki ülkemizin düşmanları kadar, belki de onlardan daha çok felâketimizi hazırlıyor. Mademki bu sonuç felâketlerle, yenilgilerle kanıtlanmıştır, o halde biz de mutluluğumuzu sağlayacak biçimde insanlar yetiştirmek zorundayız. Bu da başlıca, ‘özgür bir disiplin’ ile sağlanabilir. Eğer bunu yapmazsak okullarımızın ürünü yine sıska, kambur, beyinsiz, duygusuz, azimsiz, girişimsiz, dirençsiz, korkak insanlar olacaktır!”

Baltacıoğlu’na göre, Osmanlıların şanlı yükseliş dönemlerinde Viyana kapılarına dayanmalarının sırrı, girişimcilik, azim, sebat, kahramanlık, kendini topluma adama… gibi yüce ahlâkî değerlere sahip olmaları idi. Oysa zamanla bu değerler bozuldu, silindi gitti, onların yerini yeni nesillerde tembellik, gevşeklik, korku, esaret mikropları aldı. Kanımıza karışş bu olumsuz etmenler temizlenmedikçe sadece o günkü değil, gelecek nesiller için de kurtuluş yoktur. Şu andaki iktisadî esaret yerini siyasi esarete bırakacak, gelecekte çocuklarımız aç kalacaklar ve esir olacaklardır. Dünyanın kanunları böyledir ve biz bu kanunları değiştiremeyiz. Biz yaşamak istiyorsak kendimizi Avrupa medeniyetinin kanunlarına uydurmak zorundayız. İş yapan, hareketli, girişimci, azim ve sebat sahibi, cesaretli nesiller yetiştirmezsek mahvoluruz. Bunun için okullarımız sadece kafaları bilgilerle doldurmamalı, sağlam ahlâklı, kişilikli insanlar yetiştirmelidir. Yoksa, yalnız başına cehalet ve bilgisizlik ülkemiz için o kadar öldürücü olamaz.

  • İ. Hilmi Çığıraçan’ın görüşleri

II. Meşrutiyet döneminin önemli yayıncı ve yazarlarından Tüccarzade İbrahim Hilmi (Çığıraçan), kuşkusuz Balkan yenilgi ve yıkımları üzerinde en çok kafa yoran ve yayın yapan düşünürlerin arasındadır.

İbrahim Hilmi, Balkan felâketlerinden sonra, bunların eğitimsel, siyasî, ekonomik, askerî nedenlerini deşen çok sayıda kitap yayınlamıştır. O, bu felâketlerin asıl nedeninin eğitimsizlik ve toplumun yanlış eğ


Türk Yurdu Temmuz 2008
Türk Yurdu Temmuz 2008
Temmuz 2008 - Yıl 97 - Sayı 251

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele