KAZAKİSTAN’IN ULUSAL GÜVENLİK POLİTİKASI

Mayıs 2008 - Yıl 97 - Sayı 249

 

 Aygerim ŞİLİBEKOVA*

Gülnaz KUSPANOVA**

Kazakistan’ın bağımsızlığından bu yana geçen zaman zarfında geliştirilen ulusal güvenlik sisteminin göze çarpan en önemli özelliği, dış ve iç durumlara karşı hassas ve değişken olmasıdır. Bu özellik, Kazakistan’ın Ulusal Güvenlik Politikası kapsamına giren dokümanların tahlili esnasında bariz görülmektedir.

Ulusal Güvenlik Politikası Nedir?

Uluslararası sistemin temel ögesi olarak kabul edilen ulus-devletlerin her biri üç halkalı bir güvenlik sistemi kurmaktadır: En iç halka, aktörün kendi iç güvenlik sistemidir. Ülke içinden gelebilecek ya da içinde oluşabilecek tehlike ve tehditleri kapsamaktadır. Bu halka, ülkedeki rejimin, düzenin, siyasal iktidarın, sosyo-ekonomik sistemin devamının sağlandığı halka olarak tanımlanır. En iç halkanın güvenlik tanımının siyasal iktidar tarafından belirlendiği hatırlatılmalıdır. Ulusal sınır, doğal kaynak ya da demografi gibi somut unsurlar bile, siyasal iktidarlara göre yeniden tanımlanıp iç güvenlik halkasına dahil edilebilir. Bu halkanın hemen dışındaki ikinci halka, yakın çevre tehlike ve güvenlik halkasıdır. Ülke sınırlarına komşu ya da yakın alanlar ve devletler bu halka içinde yer alırlar. Bir devletin çıkarlarını genişletmesi için en elverişli coğrafya, yakın coğrafyasıdır ve bu nedenle de ikinci sıkılıktaki güvenlik tehdit halkası burada oluşturulur. Üçüncü ve en ştaki halka ise, küresel tehdit alanını oluşturur. İkinci halkanın dışındaki bölgesel savaş ve çatışmalar, küresel savaşlar, küresel ekonomik krizler, doğal çevrenin kirlenmesi, önemli uluslararası ticaret yollarının risk altına girmesi gibi bir çok alt başlık bu halkaya dahildir.[1] Günümüzde bir biriyle bağlantılı üç halkalı güvenlik sistemin ışığında varlığını sürdürebilme ve gelişme amacıyla devletler kendi ulusal güvenlik politikalarını geliştirmeye mecburdur.

Ulusal güvenlik politika (UGP) bir ülkenin kendi devletinin ve vatandaşlarının güvenliğinin nasıl sağladığını betimleyen bir çerçeve dokümanı olup aynı zamanda plan, strateji, konsept veya doktrin olarak sunulabilmektedir. Söz konusu dokümanın başlıca misyonu bir milletin temel çıkarlarını belirtmek, mevcut ve olası tehditleri ve imkanları değerlendirerek onlara ilişkin önerilerde bulunmaktır. Hukuki açıdan, UGP bazen özel bir yasal uygulamaya dayanmaktadır. Örneğin, ABD’de Cumhurbaşkanın ulusal güvenlik stratejisini her sene Kongre’ye sunması öngörülmüş (ki pratikte her sene yer almamakta), Latviya’da ise Bakanlar Kabinesi tarafından yazılan ve Ulusal Güvenlik Kurulu tarafından tasdiklenen UGP’yi Parlamento onaylamak zorundadır. Bazı durumlarda UGP, Rusya örneğinde olduğu gibi, Ulusal Güvenlik Kurulu tarafından sunulan UGP ülke yöneticisi tarafından onaylanmaktadır. Britanya, Çin ve Fransa gibi ülkeler  birleştirilmiş tek UGP dokümanın yerine ulusal güvenlik konusunda beyaz kitap veya savunma politikaları içeren birkaç dokümanı öngörmektedir.

Ülkelerin UGP’ya gereksinimi birkaç nedene dayanmaktadır. Birincisi, UGP, hükümetin tüm tehditlerin farkında olmasını ve onların detaylı ve kapsamlı bir şekilde tahlil edilmesini sağlar. Çünkü, sadece çok detaylı ve derin analize dayanan UGP kapsamlı bir çerçeve oluşturabimektedir. Bununla birlikte, daha yakın zamana kadar iç ve dış tehditlerin birbirinden ayrı değerlendirildiğini göz önünde bulundurursak, kapsamlı analiz içeren UGP’nin önemi iç ve dış politikalarının iç içe olduğu günümüz dünyasında kolay anlaşılmaktadır. İkincisi, UGP, ülkenin tüm güvenlik aktörlerine katkıda bulunarak güvenlik sektörünün etkinliğini arttırır, ulusal güvenliğe katkıda bulunan tüm aktörlerin ortak güvenlik anlayışına sahip olmasını sağlamak ve böylece çeşitli (resmi ve sivil) aktörlerin faaliyetlerinin daha etkili kılınmasına yardımcı olmayı öngörür. Üçüncüsü, UGP, siyasi partilerin, sivil kuruluşların ve özel sektör mensuplarının görüşlerini göz önünde bulundurur. Bu tür aktörler arası bir diyaloga dayalı UGP temel ulusal çıkarlar ve değerler ve onlara yönelik tehditler hakkında fikir birliğinin sağlanmasına yardımcı olur. Ve dördüncüsü, UGP, bölgesel ve uluslararası güven-oluşturucu ve güven-arttırıcı araç olarak görülebilir. İstikrarlı ve şeffaf UGP ülkenin güvenlik konusundaki endişelerinin uluslararası kamuoyuna iletilmesinde bir araç olur ve uluslararası karşılıklı anlayışı ve işbirliğini arttırır.[2]

Nıtekim, Profesör Barry Buzan “Tehditlerin doğası ve onların yöneldiği objelerin hassasiyeti hakkında açıklayıcı fikre sahip olunduğu zaman ulusal güvenlik bir politika sorunu olarak gösterilebilir”[3] diyerek, tehditlerin belirlenmesinin ne denli önemli olduğuna işaret etmektedir. Bu bağlamda, UGP’nin bir strateji dokümanı olarak gerekliliği daha çok anlam kazanmaktadır.

 

Orta Asya Bölgesel Güvenlik Mekanizmaları Işığında Kazakistan’ın Güvenliği

Bağımsızlığının ilanından ve diplomatik ilişkilerinin kurulmasından sonra Kazakistan’ın en önemli meselelerinden biri dış politikasının stratejisini belirlemek olmuştu. Sovyetlerin nükleer mirasına sahip olan Kazakistan’ın izleyeceği politika uluslararası güvenlik açısından çok önemli idi. Bununla birlikte, coğrafik konumu itibariyle Rusya ve Çin gibi güçlerin arasında sıkışıp kalan Kazakistan, ülke çıkarlarını jeopolitik faktörlerle sınırlamayıp çok yönlülük stratejisini geliştirme yoluna koyulmuştu. Kazakistan, kendisini çevreleyen Rusya, Çin, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan gibi ülkelerle iyi komşuluk, dostluk ve işbirliği ilişkilerini geliştirmeye öncelik vermiştir. Bölgesel güvenliğinin sağlanmasının ulusal güvenliği doğrudan etkilediği göz önünde bulundurularak bölgesel güvenlik mekanizmalarını oluşturma yönünde Kazakistan tarafından somut adımlar atılmıştı. Böylece Asya kıtasında işbirliğinin yeni mekanizmasını oluşturmaya yönelik Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı fikri Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından ilk defa 1992 yılı BM Genel Asamblesinde ortaya atılmıştı. 2002 yılına gelindiğinde Konferans’ın 16 üye ülkesi bulunmuştu. Kıta devletleri arasında güvenliği ve istikrarı arttırmak, uluslararası terörle mücadele ve medeniyetler arası diyalog olan temel amaçları ile ilkeleri; 4 Haziran 2002’de gerçekleştirilen Zirve’de imzalanan Almatı Anlaşması ve Konferans Deklarasyonunda belirtilmişti.

Konferans’ın yanı sıra bölgesel güvenlik sisteminin bir parçası olan önemli diğer bir kuruluş ise Şanghay İşbirliği Örgütü’dür (ŞİÖ). Son dönemlerde faaliyetleriyle gündemde olan ŞİÖ’ nün ortaya çıkmasını tetikleyen temel nedenler Kazakistan’ın güvenliği açısından hayati önem taşımaktadır: uluslararası terörizm, bölge devletleri tarafından ş tehdit olarak belirlenen bölge istikrarının bozulma olasılığı ve küreselleşme süreci yaşayan dünyanın ekonomik sorunları olarak belirtilmiştir. Bu bağlamda ŞİÖ, üye ülkelerinin güven sağlayıcı unsurlarını geliştirerek, ortak güvenlik ve işbirliği alanındaki sorunlara ortaklaşa çözümler üretmek hedeflediği bildirilmektedir.[4] ŞİÖ’ nün çerçevesinde, Kazakistan, örgütün en büyük iki üye ülkesi olan Çin ve Rusya ile ilişkilerini garantilemek amacının dışında kendisinin güvenlik güçlerinin potansiyelini geliştirmeyi hedeflemiştir.

            Orta Asya bölge devletlerinin güvenlik alanında üye oldukları diğer önemli bir oluşum ise Rusya önderliğinde ve BDT kapsamında imzalanan anlaşmaya dayalı ortaya çıkan Ortak Güvenlik Anlaşması Teşkilatıdır (OGAT). Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra eski Sovyet topraklarında var olan ve potansiyel çatışmaların çözülmesi için atılan ilk somut ve örgütlü adım olmuştur. Orta Asya ülkelerinden Kazakistan, Kırgızistan, (Özbekistan 1999 yılında ayrılmıştı) ve Tacikistan dâhil olan Teşkilat’ın Azerbaycan ve Ermenistan arasında mevcut olan çatışma nedeniyle etkinliği azalmış, imajı sarsılmıştı.[5] Üstelik Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in de belirttiği gibi çoğu üye ülkeler ikili anlaşmaların OGA’ ya nazaran daha çok etkili olacağını savunmuşlardı.[6] Buna rağmen, bizim görüşümüz, Kazakistan için OGAT, stratejik ortağı Rusya ile askeri ilişkilerinin canlı tutulmasını sağlayan bir çerçeve şeklinde değerlendirilebileceği yönündedir. Nitekim 2007 yılının yazında ŞİÖ ve OGAT üye ülkelerinin askerlerinin katılımıyla gerçekleştirilen tatbikat Kazakistan’da olumlu değerlendirilmiş, diğer ülkelerle işbirliğinin pekiştirilmesi yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirilmişti. Çünkü Kazakistan Dış İşleri Bakanı Marat Tajin’in belirttiği gibi: “Kazakistan’ın ulusal güvenliği onun bölgesel ve uluslararası güvenlik sistemleri ile entegrasyonuna bağlıdır.”[7]

Bununla birlikte, güvenlik alanında bölgesel oluşumlarda aktif rol alan Kazakistan’ın böylesine istikrarlı jeopolitik pozisyonunun başlıca kaynağı ülke içi istikrarı olduğunu[8] ileri süren görüşler Kazakistan’ın güvenliğine yönelik potansiyel tehditlerin ülke içinden kaynaklandığına işaret etmektedir. Çünkü, sadece çok yönlü – siyasi, sosyal, ekolojik ve iktisadi – istikrarı sağlayabilen Kazakistan, bölgesel ve uluslar arası seviyede, bu denli istikrarlı ve uyumlu politikaları izleyebilir. Bunun geçerli olduğunu kabul ettiğimiz takdirde Kazakistan için UGP’nin hem ulusal hem bölgesel düzeyde önemi küçümsenemez.

 

Kazakistan’ın Ulusal Güvenlik Politikası

Kazakistan’ın bağımsızlığından bu yana geçen zaman zarfında geliştirilen ulusal güvenlik sisteminin göze çarpan en önemli özelliği, dış ve iç durumlara karşı hassas ve değ


Türk Yurdu Mayıs 2008
Türk Yurdu Mayıs 2008
Mayıs 2008 - Yıl 97 - Sayı 249

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele