Belgeselde Süreç Yönetimi

Ağustos 2014 - Yıl 103 - Sayı 324

        Hemen her şey gibi sinema da bir fikirle başlar. Her şeyiniz olsa bile bir fikriniz yok ise hiçbir ekip veya ekipmanın size yardımcı olması mümkün değildir. Aynı, gideceği liman belli olmayan bir gemiye hiçbir rüzgârın yardım edemeyeceği gibi… Tabii ki başlamak önemlidir ve söylendiği gibi işin yarısıdır ama diğer yarısı tahmin edilemeyecek kadar zor bir süreçtir.

         

        Çalışmanız, gerek kurmaca gerek belgesel gerekse deneysel bir çalışma olsun, ön çalışmanın çok ciddi bir şekilde planlanması ve uygulanması son derece önemlidir. Muğlak bırakılan ya da göz ardı edilen her unsurun bir süre sonra ciddi bir sorun yumağı olarak karşınıza çıkacağı hatırda tutulmalıdır.

         

        Günümüzde videografi ve sinematografi bir biriyle iç içedir ve 4K veya şimdilik hayal ürünü gibi görülen 8K gibi takıntılarınız yoksa teknik ekipman konuları genel hatlarıyla çözülebilir.Günümüzde pek çok ciddi proje, videografinin imkânlarını kullanarak yürütülmekte, (Örnek vermek gerekirse Kış Uykusu adlı film video ekipmanı ile çekilmiş bir filmdir.) hiç de küçümsenmeyecek başarılı projelere imza atılmaktadır. Bu çalışmalardaki başarının sırrı, videografi cihazların sinematografiye hizmet edecek şekilde başarılı bir şekilde kullanılıyor olmasında gizlidir.

         

        Kurmaca, hayat adına bir hayat kurgulamanın peşindedir. Kurmaca, bilinenin, farklı olduğunu düşündüğü yeni bir şeklini kovalar. Ortaya çıkan ya da çıkacak olan film, yani ürün ise bitmez tükenmez konu kaynağı olan bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar sınırlı konudan birini işlemektedir. Dar ya da geniş bütçeli, sınırlı ya da geniş bir kadrosu olsun kurmaca filmlerin hepsi benzer bir yol izlerler. Profesyonel bir çalışmada her şeye baştan karar verilirken, dar bütçeli bir yapımda kervan yolda düzülür hesabı her şey şartlara göre ayarlanarak iki ileri bir geri ilerlenir.

         

        Belgesel ise hayatın kurguladığının peşindedir özünde. Belgesellerle ilgili mini yazı dizisinin önceki bölümlerinde akımlardan, tarz ve yaklaşımlardan söz etmiş, yapımcı veya yönetmenin önünde sınırsız bir alan olduğunu belirtmiştik. Belgesel, adı üstünde belge kaynaklı bir yapımdır ve gerçeği, olduğu gibi anlatma gibi bir vizyona ve misyona sahiptir. Ama gerçek konusu, beraberinde “hangi gerçek” ve “kimin gerçeği”, sorularını da beraberinde getirdiğinden ortaya çıkan ve son tüketici konumunda olan seyirciye sunulan ürün yönetmenin, yapımcının ya da sponsorun gerçeği olmaktadır.

         

        Yine daha önceki bölümlerden hatırlanacağı üzere belgeselde, kurmaca filmde olduğu gibi netleşmiş bir senaryo yoktur ama çok yoğun ve meşakkatli bir araştırma sürecinin ardından ortaya çıkmış bir metin söz konusudur. Belki buna metin yerine kılavuz demek daha yerinde olacaktır.

         

        Yönetmen için esas kılavuz ise hedeflenen belgeselin benzerlerinin en azından iyi örneklerinin izlenmiş, incelenmiş olmasıdır. Bu yapılmadığı takdirde kimsenin bilmediği ya da izlemediği ya da kopya bir belgesel ortaya çıkacaktır.

         

        Belgeselci, çektiği bir sahnenin veya görüntünün tekrarını oyuncularından rica edebilecek bir konumda değildir. Bir mekân çekimi yaparken gün batımı ile bir tasarısı var ise bunu o gün ve o saatte gerçekleştirmek zorundadır. Eğer onlarca dış sebebe bağlı olarak o sahneyi kaçırmış ise ya bir gün sonrasını bekleyecektir ya da elinde adım adım eriyen metinden bir satırın daha üstünü çizmek zorunda kalacaktır.

         

        Bir diğer önemli husus ise çok ciddi bir görüntü stokuna sahip olmasıdır. Her şey her açıdan kayıt altına alınmış, mümkünse numaralanmış, gün ve saati belirtilmiş, kamera açısı ve ayarları kayıt altına alınmış olmalıdır. Bunlar daha ilk günden kayıt altına alınmadığı takdirde, kurgu aşamasında bir türlü bağlanamayan, bağlansa bile açıları tutturulamayan ve renk düzenlemesi yapılamayan bir ürün ortaya çıkacaktır. Kurguda harcanan süre emek ve yoğunluk çekim sürecinden defalarca daha uzun olacaktır.

         

        Post prodüksiyon aşamasında teknik ekibin HD kalitesindeki görüntü stokunu sorup, bu stoktan kararlaştırılan sürede bir ürün çıkıp çıkmayacağının konuştukları, hayli tuhaf görünen sohbetler vardır. Profesyonel bir yönetmen bunlara hazırlıklıdır ama yeni başlayan biri, filminin sona erdiğini düşündüğü bir anda henüz işin başında olduğunu anlar. Çok özendiği ve değer verdiği görüntülerin eksikleri teknik ekip tarafından kendisine söylendiğinde yaşayacağı şok da ayrı bir olaydır.

         

        Belgeselci kesinlikle ve kesinlikle tanıdığı bir teknik ekiple çalışmalıdır. Ve bu ekip daha çekime bile başlanmadan olaydan haberdar olmalı ve bilgilendirilmelidir. Teknik ekibin elindeki görüntüler artık sizin bin bir emekle kaydedilmiş görüntüleriniz değil, ham görüntüden ibarettir. Ve siz olmadığınızda hiçbir anlam ifade etmezler. Bu arada olması gereken de budur. Bu katı süreci yumuşatmanın tek yolu teknik ekibi en başından itibaren sürecin içinde tutmaya çalışmaktır.

         

        Bilindiği üzere ortaya çıkan ürün bir görsel üründür ve sözün yerini görüntü dilinin aldığı bir çalışmadır. Yani görüntü dili, üzerine ses müzik eklenmeden de anlam ifade etmeli ve genel çerçevesiyle de olsa belgeselin tezini destekler nitelikte olmalıdır. Belgeselde de kurmacada olduğu gibi tezi desteklemeyen mükemmel bir görüntünün yeri yoktur. Dolgu malzemeleriyle allanıp pullanmış görüntülertamamlayıcı değil, eksikliği vurgulayan sahnelere dönüşebilir.

         

        Belgeseller doğal sese kurmaca yapımlardan çok daha fazla ihtiyaç hissederler. Genelde ise bir kurmaca filme göre daha az ekipman ve daha dar bir ekibe sahiptirler. Özellikle filmin ses tasarımı boyutunda bu eksiklik hissedilir. Ses kaydı gereği gibi yapılmadığında üst ses ya da müzikle açığın kapatılması gibi yollar denenir ki, bunlar da gerçek çözüm oluşturmazlar.

         

        Bir belgeselcinin kamera ekipmanı dayanıklı olmalı ve otomatik ayarlarda yüksek performans sergilemelidir. Yukarıda da belirtildiği gibi belgeselcinin, kurmacada olduğu gibi sahnenin tekrarını isteme şansı yoktur. Yani, günbatımı çekimi yapıyorsanız makinanın ayarıyla uğraşacak kadar zamanınız olmayabilir.

         

        Bu kısacık yazı, süreç yönetimi konusunda ne derece faydalı oldu bilemiyorum ama geneli hakkında bir fikir verdiğini düşünüyorum. Tabii ki bunun dışında seyirler de yaşanır ama hiçbir şeyin istendiği gibi gitmeyeceği ve her adımın ayrı ayrı ele alınması gerektiği unutulmamalıdır.

         

         

        Gelecek Bölüm: Belgeselde Müzik Kullanımı ve Ses Tasarımı


Türk Yurdu Ağustos 2014
Türk Yurdu Ağustos 2014
Ağustos 2014 - Yıl 103 - Sayı 324

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele