YENİ ANAYASA TASLAĞI NELER GETİRİYOR?

Şubat 2008 - Yıl 97 - Sayı 246

 1982 Anayasasının bugüne kadar 14 defa değişikliğe uğramış bulunması, toplumsal gereksinimleri karşılamadaki yetersizliğini göstermekte, anayasal düzenin istikrarlı yapısını bozmakta ve Ülkemizin yeni bir anayasa ihtiyacının varlığını ortaya koymaktadır. Nitekim bu ihtiyaç, 1990’lı yılların başından itibaren bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının (1992 TÜSİAD, 2000 TOBB, 2001 ve 2007 Türkiye Barolar Birliği) yeni anayasa taslakları hazırlamalarına yol açmıştır. Alternatif olarak hazırlanan bu anayasa taslakları genellikle kamuoyunda yeterli ilgiyi görememiş ve ülke gündeminde önemli bir yer almamışlardır. Buna karşın, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından hazırlatılan Yeni Anayasa Taslağının önümüzdeki günlerde Türkiye’nin ana gündem maddesi olması beklenmektedir.   Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın talebi üzerine, Prof. Dr. Ergun ÖZBUDUN’un başkanlık ettiği akademisyenlerden oluşan bir Bilim Kurulu tarafından hazırlanan Yeni Anayasa Taslağı’nın, devlet-toplum-birey arasındaki ilişkileri düzenleyen bir toplumsal sözleşme olması hedeflenmektedir. 1982 Anayasasına göre daha demokratik ve sivil bir Anayasa olması beklenen Taslağın, aynı zamanda daha kısa ve öz (1982 Anayasası 177, 1961 Anayasası 157 maddeden oluşmakta iken, Yeni Anayasa Taslağı 137 maddeden teşekkül etmektedir.) hükümler içerdiği görülmektedir. Gerek yapılış tarzı ve gerekse içeriği bakımından geniş bir tartışma platformu oluşturması beklenen söz konusu Anayasa çalışması, Türkiye’nin AB standartlarında bir anayasaya kavuşacağı beklentisiyle Avrupa Birliği tarafından da destek görmektedir.    Cumhuriyetimizin değiştirilemez temel nitelikleri olan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerini tam olarak hayata geçiren, bireylerin haklarını en etkili şekilde koruyan, temel hak ve özgürlükleri 'İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin ve 'Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin getirdiği ilke ve standartlarda güvence altına alan,  yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkileri parlamenter sistem esas alınarak açık, net ve anlaşılabilir bir şekilde belirleyen, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçiş sağlayan, daha kısa, öz ve açık bir Anayasa hazırlanması hususu, 60. Hükümet Programının ana hedefleri arasında sayılmıştır.   137 maddeden oluşan ve yaklaşık 38 sayfa gerekçesi olan taslağın bundan sonra başta sivil toplum kuruluşları ve akademik çevreler olmak üzere kamuoyunun tartışmasına açılması ve 2008 yılında ülkemizin gündeminde önemli bir yer tutması beklenmektedir. Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinden dokunulmazlıklara, Türk tanımından YÖK’ün işleyişine kadar birçok yeni düzenlemeler içeren Anayasa Taslağı, Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûra kararlarının yargı denetimi kapsamına alınması, uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun açılması gibi kamu idaresi ile ilgili önemli yenilikleri de beraberinde getirmektedir.   60. Hükümet Programında, yeni anayasanın devlet-toplum-birey arasındaki ilişkileri hak, özgürlük ve sorumluluk temelinde düzenleyen bir toplumsal sözleşme niteliğinde olması ve olabilecek en geniş toplumsal uzlaşmayla hazırlanması gerekliliğinden söz edilmektedir.   1961 ve 1982 Anayasalarından farklı olarak, demokratik siyasal rejimin normal olarak işlediği bir dönemde, olağan bir yasama meclisi tarafından hazırlanıp kabul edilecek yeni bir anayasanın bu haliyle sivil bir uzlaşma anayasası olacağı görüşü, yeni anayasanın yapılış yöntemine karşı getirilen eleştirilere bir cevap olarak ileri sürülmektedir.   Yeni anayasa taslağının içeriğine baktığımızda ise, aşağıda belirtilen değişikliklerin ön plana çıktığını görmekteyiz:   - Başlangıç bölümü daha kısa olarak yazılmakta, değiştirilemezliği 4 üncü madde ile hüküm altına alınan 2 nci ve 3 üncü maddelerde Cumhuriyetin niteliklerine dokunulmaksızın bazı iyileştirici ve biçimsel değişikliklere gidilmekte, bu kapsamda, başlangıç kısmına atıfta bulunulmamakta,   - Devletin “dili Türkçedir” ifadesi yerine “resmi dili Türkçedir” ifadesi kabul edilmekte (Md.3),   - Herkese din değiştirme hürriyeti verilmekte (Taslak Md.24/1),   - İlk ve ortaöğretim kurumlarında din eğitimi ve öğretimi, isteğe bağlı kılınmakta (Md. 24/4),   -  Vatandaşlık tanımı olarak “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” ibaresi yerine “Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, din ve ırk farkı gözetilmeksizin Türk denir.” İfadesi kullanılmakta (Md.35 alternatifli),    - Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbest bırakılmakta (Md. 45/6 alternatifli),    - Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri azaltılarak sembolik düzeye indirgenmekte ( Md.81),   - Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemlere karşı yargı yolu açılmakta (Md.82),   - Genelkurmay Başkanının savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaşkanı namına yerine getireceğine ilişkin ibareye yeni düzenlemede yer verilmemekte (Md.90),   - Milli Güvenlik Kurulu’na Başbakan başkanlık etmekte (Md.91 alternatifli),   - Yüksek Askerî Şûra Kararlarına karşı yargı yolu açılmakta (Md.94),   -  Mahalli idareler seçimleri de dört yılda bir yenilenmekte (Md.96),   - Uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı yargı yolu açılmakta (Md.98), memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ceza kovuşturması açılması için idarî merciin izni aranmamakta (Md.98),   - Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 17 üyesinden beşi birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılar arasından TBMM'ce seçilmekte (Md.109),   - Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısı artırılarak asıl üye yedek üye ayrımına son verilmekte, 17 üyesinden dokuzu diğer yüksek mahkemeler, sekizi de TBMM tarafından belirli vasıfları haiz kişiler arasından beşte üç çoğunlukla seçilmekte (Md.112),   - Yüce Divan yeniden düzenlenerek Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu üyelerinden oluşan bir karma mahkeme oluşturulmakta ve Meclis Başkanı ile Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları da yüce divan kapsamına alınmakta ve Yüce Divan kararlarına karşı temyiz yolu açılmakta (Md.119),   - Başlangıç kısmı anayasa metnine dahil edilmemekte (Md.136).   Şüphesiz yukarıda bir kısmını saydığımız ve kamuoyunun anayasa gündeminde en çok yer alması beklenen değişiklikler yanında, Yeni Anayasa Taslağı’nın temel hak ve özgürlükler, devlet-toplum-birey ilişkileri ve devletin ana görevlerini yürüten kurumları bakımından birçok değişikliği de beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. Bu değişikliklerin önümüzdeki günlerde ayrı ayrı gündeme geleceğine kesin gözüyle bakmak durumundayız. Nitekim birçok hukukçunun üzerinde önemle durduğu, meclisin yeni bir anayasa yapamayacağı görüşüne karşı, hükümet çevreleri son günlerde tasarıyı “mevcut anayasayı değiştiren” bir tasarı şeklinde takdim etmeye başlamıştır.   Sonuç itibariyle, yeni bir anayasaya duyulan ihtiyaç, aynı zamanda Ülkemizin varlığı açık olan anayasa meselesinin ortadan kaldırılmasına da katkıda bulunarak gelişmekte olan toplumumuzun önünü açabilecek bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısını koruyan, idarenin bütünlüğü ilkesini benimseyen, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan yeni bir Anayasa Taslağı’nın, devlet-toplum-birey arasındaki ilişkileri düzenleyen bir toplumsal sözleşme niteliği kazanabilmesi için toplumun tüm kesimleri tarafından tartışılması ve millî mutabakatın en geniş biçimde sağlanması büyük önem arz etmektedir.
          

Türk Yurdu Şubat 2008
Türk Yurdu Şubat 2008
Şubat 2008 - Yıl 97 - Sayı 246

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele