BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ HAKKINDA ÖNEMLİ BİR ESER

Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

 Sergey Grigoreviç Agacanov, Selçuklular, (Çev. Ekber N. Necef-Ahmet R. Annaberdiyev), Ötüken Neşriyat, İstanbul 2006, 392 s. Türk tarihinin önemli bir merhalesini teşkil eden Selçuklular (Büyük Selçuklu Devleti) (1040-1157) hakkında bugüne kadar çok sayıda araştırma yapılmıştır. Ülkemizde Osman Turan, Mehmet Altay Köymen ve İbrahim Kafesoğlu bu alanda oldukça kıymetli çalışmalar ortaya koymuşlardır. Bu çalışmalarda, Sovyetler Birliği’nin takındığı politika gereği, Selçuklular dönemini anlatan Rus kaynaklarından yeterince istifade edilememiştir. Agacanov tarafından hazırlanan bu eser, dönemi anlatan Rus kaynaklarına da dayanması bakımından önem arzetmektedir. Oğuzlar ve Selçuklular konusunda önemli çalışmalar yapmış olan Agacanov’un bu eserinin Türkçe’ye kazandırılmasının ilim alemine önemli katkılar sağlayacağı kuşkusuzdur. Araştırma alanı Oğuz Türkmen Boyları ve Devletleri olan Agacanov’un çok sayıda makalesi ve Oğuzlar (1969), Selçuklular ve Türkmenler (1973) ve Selçuklular (1991) isimli üç kitabı bulunmaktadır. Müellifin Gasudarstvo Seldjukidov i Srednyaya Aziya v XI-XII vv (XI-XII. Yüzyıllarda Selçuklu Devleti ve Orta Asya) isimli eseri Selçuklular adıyla Ötüken Neşriyat tarafından 2006 tarihinde Türkçe’ye kazandırılarak yayınlanmıştır. Eser, Sunuş, Çevirenin Notu, Giriş, IV Bölüm, Sonuç, Bibliyografya ve Dizinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde (13-37); “Kaynak ve Edebyatın Kısa Tanıtımı`` başlığı ile Selçuklular Devleti’nin kurulduğu sırada Asya’nın genel bir durumu değerlendirilmiş ve akabinde kaynaklar tanıtılmıştır. Dönemin kaynaklarının tanıtımında, ilmi değerleri ve konuya ilişkin yaklaşımları ile 1930-80 yılları arasında Selçuklu Devleti üzerinde yapılan araştırmalar ve muhtevaları hakkında bilgiler verimiştir. I. Bölüm (38-97)’de “Selçuklu Devletinin Kuruluş Aşamaları” başlığı altında X-XI. Yüzyıllarda Oğuz ve Türkmen boyları anlatılarak, Selçuklu birliğinin teşekkülü üzerinde durulmuş; Selçuklu-Gazneli ilişkilerine temas edilerek Dandanakan Savaşı’ndan bahsedilmiş ve devletin kuruluşu anlatılmıştır. Osman Turan ve İbrahim Kafesoğlu Selçuklu fütuhatını “Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi”’nin tezahürü olarak göstermelerine karşın, müellif bunu ikta sistemine dayandırmakta ve s. 44’de Selçuklu Devleti’nin bu başarısının sadece Gaznelilerin başarısız vergi politikalarının değil; Selçuklu kabile ve boy beylerinin büyük toprak sahibi olma sevdasının da bir sonucu olduğunu dile getirmekte, s. 45’te Selçukluların Oğuz ve Türkmen boylarına dayandığını ifade etmekte, s. 55’te ise bu boyların batılıların söyledikleri gibi barbar topluluklar olmadığını söylemektedir. II. Bölüm (101-175)’de “Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun Oluşumu ve Gelişimi” başlığı altında; 1040-1092 yılları arasında cereyan eden hadiseler üzerinde durulmaktadır. Selçukluların imparatorluk haline gelmesi, selçuklu fütuhatı, ikta sistemi, devlet yapısının oluşumu ve gelişmesi ile Selçukluların iç siyaseti bu bölümde anlatılmaktadır. Fethedilen toprakları yönetimdeki hanedan üyelerinin kendi aralarında paylaştıkları, bir kısım toprakların eski hanedanlıklara bırakıldığı s. 125’te dile getirilmektedir. Selçukluların bu yolla bir taraftan mülk sahibi olurken, diğer taraftan ikta hamili oldukları anlatılarak Selçukluların ikta sisteminin köken ve oluşumunun Orta Asya ve Kuzey Horasan’da aranması gerektiği ifade edilmektedir. III. Bölüm (179-255)’de “Doğu Selçuklu Devleti” başlığı ile Melikşah’ın ölümünden sonra Selçuklu Devleti’nde görülen parçalanma belirtileri üzerinde durularak; Sultan Muhammed Tapar’ın ölümünden sonra Devletin, Doğu (Horasan Selçukluları) ve Batı (Irak) olarak ikiye ayrıldığı dile getirilmiş ve özellikle Doğu Selçukluları ele alınarak Orta Asya ile ilişkisi vurgulanmıştır. Selçuklu Devleti’nin parçalanmasına görünür neden olarak 1092’de Nizamü’l-mülk ile Melikşah’ın ölümünün gösterilmesini de doğru bulmayan müellif; Tekiş ve Kavurd ayaklanmalarını buna delil olarak göstererek, yıkılma emarelerinin bu tarihten önce de bulunduğunu belirtmiş ve Nizamü’l-mülk’e bağlı bir grup ile Tacü’l-mülk’e bağlı diğer bir grubun (Selçuklu Büroksasinin) devlet kademelerini ele geçirme mücadelesinin de bunda etkili olduğunu s. 180’de ifade etmiştir. IV. Bölüm (259-330)’de “Doğu Selçuklu Devleti’nin Çöküşü” başlığı ile müellif Horasan’daki Oğuz ve Türkmen boylarının tarihini yıkılışa kadar geçen süreçte ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaya çalışmıştır. Devletin yıkılışında Oğuz isyanlarının tesirinden bahsetmektedir. Sonuç bölümünde ise (331-335) Büyük Selçuklu Devleti’nin çöküş belirtilerinin XI. yüzyılın ikinci yarısında görülmeye başladığını belirterek; bunda ikta sisteminin yaygınlaşması ve ikta sisteminin mutlak toprak mülkiyetine dönüşmesi ile ayaklanmaların tesirli olduğunu belirmektedir. Büyük Selçukluların ikiye ayrılmasından sonra özellikle Doğu (Horasan) Selçukluları üzerinde duran müellif, 1153 tarihli Oğuz isyanının tesirlerinden bahsetmekte ve 1157 yılında Sancar’ın ölümünü müteakip Doğu Selçuklularının tarih sahnesinden silindiğini ifade etmektedir. Bibliyografyada (337-365) kullanılan kaynaklar ilmi bir tasnife tabi tutularak Kaynak eserler; Yazma eserler, Rusça basılı kaynaklar, Farsça ve Arapça kaynaklar, Türkçe kaynaklar ve Batı dillerinde basılı kaynaklar olarak tasnif edilmiştir. Araştıma inceleme eserleri de; Rusça araştırmalar, Doğu dillerinde ve Batı dillerinde yapılan araştırmalar olarak tasnif edilmiştir. Eserin sonunda (369-392); coğrafî, şahıs, müellif, boy, kavim, devlet, hanedan ve topluluk ile eser adlarının yanı sıra terim, unvan, idari ve hukuki deyimlere ait ayrıntılı birer dizin oluşturulmuştur. Batılı araştırmacıların Selçuklularla ilgili önyargılı yaklaşımlarına karşı çıkan eserde Oğuz ve Türkmen boylarına yapılan barbar yakıştırmasının tamamen mesnedsiz olduğu kesin bir dille ortaya konmaktadır. Kitapta Selçuklularla ilgili olan yerleşmiş bir takım görüşlerin farklı izahları görülmektedir. Mesela, Türk Devlet Geleneği’nin bir sonucu olan ve Selçuklularda da görülen hanedan kavgaları İkta sitemine dayandırılmakta ve bu sistemin Orta-Asya menşeyli olduğu vurgulanmaktadır. Netice olarak Rus kaynaklarına da dayanarak hazırlanan ve Selçuklu tarihine yeni açılımlar getiren bu çalışmayı Selçuklular konusunda kaleme alınan diğer eserler de göz önünde tutularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Eserin Büyük Selçuklu Tarihi konusunda çalışan ilim adamları ve bu konuya ilgi duyanlara önemli katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz.
        

Türk Yurdu Ocak 2008
Türk Yurdu Ocak 2008
Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele