Türk Dünyası Gerçeğine Tipik Bir Örnek: ÇUVAŞ TÜRKLERİ

Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

 1990’lı yıllara kadar Türkiye’de Türk milliyetçilerini en fazla meşgul eden iki sorundan birincisi Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu komünizm tehlikesi, ikincisi ise Esir Türkler sorunuydu. Balkanlarda, Çin esareti altında, İran’da, Irak’ta, Suriye’de milyonlarca Türk esaret altında yaşıyordu. Sovyetler Birliği’nin ve Yugoslavya’nın dağılması, Balkanlar’daki komünist rejimlerin yıkılmasıyla bu bölgelerde yaşayan Türk topluluklarının bazıları bağımsızlığına kavuştu bazıları da en azından kâğıt üzerinde bazı hakları elde ettiler. Fakat ne bağımsızlık ne de elde edilen haklar Türk milletinin sorunlarını ortadan kaldırmadı. Bugün Balkanlardan başlayıp doğuda Çin ve Saha’ya kuzeyde Sibirya ve İdil-Ural bölgesinden güneyde Ortadoğu ve Hindistan coğrafyasına kadar uzanan geniş bir bölgede dertle, sıkıntılar bitmek bilmiyor. Karabağ, Musul-Kerkük, İran Türkleri, Kosova’da, Batı Trakya’da, Kırım’da, Kafkasya’da, Doğu Türkistan’da yaşananlar Türk milletinin bağrında kanayan bir yara olmaya devam etmektedir. Sorunlar sadece bu bölgede değil Türk’ün yaşadığı her yerde devam etmektedir. Bütün bunların yanında bağımsızlıklarını kazanamamış Türk topluluklarının en büyük sorunu kimliklerini kaybederek millî varlıklarının ortadan kalkması sorunudur. Dünyada bir milleti son ferdine kadar öldürerek ortadan kaldırmak mümkün değildir. Fakat birçok millet, dilleri, kültürleri yok edilmek suretiyle tarih sahnesinden çekilmiştir. Bugün Türk milletinin birçok boyu bu sorunla karşı karşıya kalmıştır. 1990’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte Azerbaycan,  Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’ın bağımsızlığını kazanması yanında; Tatar, Çuvaş, Başkurt, Yakut, Altay, Hakas, Tuva, Karaçay, Balkar gibi Sovyetler Birliği içerisinde yaşayan birçok Türk de Rusya Federasyonu içerisinde kendi özerk cumhuriyetlerinde yeni bir düzende yaşamaya başladılar. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile 21. asrın Türk asrı olacağı iddiası dünya gündemini de uzun süre meşgul etti. Türk milletinin belirleyeceği konum, dünya dengeleri için de büyük önem arz ediyordu. Fakat geçen süre Türk Dünyası’nın bu yeni gelişmelerine en hazırlıksız devletin Türkiye olduğunu ortaya çıkardı. Türk Dünyası’nın özellikle Sovyetler Birliği döneminde uğradığı kültürel tahribat sonucu geldiği durum, Türk Dünyası’na ilgi duyan kitlelerin dahi bu konu ile ilgili çalışmalarını yeniden gözden geçirme, daha gerçekçi projeler üretme zamanının geldiğini hatta bu konuda geç bile kalındığını bize açıkça göstermektedir. Bu Türk boylarından birisi de Rusya Federasyonu içerisinde yaşayan Çuvaş Türkleri’dir. Sovyetler Birliği’nin sistemli politikası sonucunda Türk boyları, bazıları boy isimlerine göre bazıları da sadece yaşadığı coğrafyalara göre (Altay Türkleri) yeni bir ayrışma ve milletleşme sürecinin içine girmişlerdir. Özellikle dil konusundaki basit farklılıkların uzun süreli çalışmalar sonucu kullanımıyla, yeni milletler inşa edilmeye çalışılmış ve maalesef de Türk dünyası günümüzdeki durumuna düşürülmüştür. Bugün Türk kimliğinin muhafaza edilmesini bir kenara bırakalım, özellikle Rusya Federasyonu içerisinde yaşayan Türk boyları kendi boy adlarını, lehçe ve şivelerini, kültürlerini koruma noktasında çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Belki nüfus istatistiklerinde Türk boylarının toplam nüfusunun 200 ile 300 milyon arasında olduğunu iddia etmek mümkündür. Ama bu nüfus içerisine giren Türk boylarının, ortak Türk kimliği şuurunu ve büyük oranda bununla birlikte kendi lehçelerini, şivelerini ve kimliklerini kaybetme noktasına geldiklerini de kabul etmek belki de bir zorunluluktur.  Kültür unsurlarını kaybeden milletlerin, millî kimliklerini de kaybedeceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bugün, İdil-Ural bölgesi Türk topluluklarından birisi olan Çuvaş Türkleri de Sovyetler Birliği döneminden devraldıkları problemlerin yanında küreselleşmenin getirdiği yeni problemleri de kendi kimlikleriyle var olabilmek için göğüslemek zorundadırlar. Kitle iletişim araçlarının kullanımının son derece yaygınlaştığı, kültürler arası etkileşimin son derece hızlı bir şekilde geliştiği günümüzde, çağın getirdiği imkânlardan yeteri kadar faydalanamayan veya faydalanma imkânı tanınmayan kültürler, var olma mücadelelerinde çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu hızlı etkileşimin, bazı durumlarda tek taraflı bir etkilemenin yani kültürel, ekonomik ve siyasal her türlü imkânı en geniş şekilde kullanabilen kültürlerin baskısının, millî kültürler açısından ne gibi sonuçlar ortaya çıkaracağı henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Küreselleşme bugün Çuvaş Türklerinin millî kültürlerini de tehdit etmektedir ve Çuvaş Türklerinin zayıf olan ekonomik ve sosyal yapısı da küreselleşmenin bu etkisine karşı mücadeleyi güçleştirmektedir. Her şeye rağmen Çuvaş Türkleri de bugün yukarıda sayılan etkilere ve baskılara karşı kendi kültürlerinin var oluş mücadelesini vermektedirler. Her geçen gün nüfus olarak azalan, dillerini ve kültürlerini kaybeden bu Türk boyunun aydınlarındaki millî kültürlerinin somut ve somut olmayan yaratmalarını koruma, yaşatma, yeni kuşaklara aktarma ve diğer insanlara tanıtma konusundaki mücadeleleri araştırılmaya değer bir konudur. Çuvaş Türkleri: Çuvaş Türkleri, İdil-Ural bölgesinde yaşayan Türk topluluklarından birisidir ve Kendilerini Çıvaş şeklinde adlandırmaktadırlar. Bu topluluk Rusya Federasyonuna bağlı Çuvaş Cumhuriyeti’nin temel halkını oluşturmaktadır. İdil-Ural bölgesinin diğer cumhuriyet ve eyaletlerinde de çok sayıda Çuvaş Türkü yaşamaktadır. Tataristan, Başkurdistan, Mari El, Mordva, Udmurtya Cumhuriyetleri; Samara, Ulyanov, Orenburg, Saratov, Sveredlov eyaletlerinde, Sibirya’da Tümen, Kemerov eyaletleri ve Krasnoyarsk bölgesinde de Çuvaşlar yaşamaktadırlar.[1] 1989 yılında yapılan nüfus sayımında 1.773.6000 olarak tespit edilen Çuvaş nüfusu 2002 yılında yapılan son nüfus sayımında 136.500 kişi azalarak 1.637.100’e düşmüştür.[2] Çuvaşlar etnografik olarak üç ana guruba ayrılırlar: 1-   Viryal/Turi (Yukarı) Çuvaşlar: (Çuvaş Cumhuriyetinin kuzey ve kuzeybatı bölgelerinde yaşarlar. 2-   Anatri (Aşağı) Çuvaşlar: Cumhuriyetin güneyinde ve aynı zamanda cumhuriyetin sınırları dışında da yaşamaktadırlar. 3-   Anat Yençi (Orta-Aşağı Çuvaşlar): Cumhuriyetin kuzey doğu ve orta kesiminde yaşarlar.[3] Çuvaş Cumhuriyeti Çuvaş Cumhuriyeti Rusya’nın Avrupa’da bulunan topraklarının orta kesiminde İdil ırmağı kenarında bulunmaktadır. Çuvaş Cumhuriyeti’nin batısında Nijninovgorod eyaleti, kuzeyinde Mari El Cumhuriyeti, doğusunda Tataristan; güneyinde ise Mordva Cumhuriyeti ve Ulyanovsk eyaleti bulunmaktadır.[4] Yüzölçümünün küçük olmasına rağmen nüfus yoğunluğu yüksektir. Çuvaş Cumhuriyeti’nde 1.360.000 kişi yaşamaktadır. Bunun %67.8’ini Çuvaşlar, %26,7’sini Ruslar geri kalan kısmını ise Tatar, Mari, Mordvalı vb. oluşturmaktadır. Çuvaşistan’ın resmi dili Rusça ve Çuvaş Türkçesi’dir. Çuvaş Cumhuriyeti’nin başkenti yaklaşık 500.000 kişinin yaşadığı Çubuksarı (Çuvaş Türkçesinde Şupaşkar)’dır. Novoçeboksarı, Kanaş, Alatır ve Şumerlya ülkenin diğer önemli şehirleridir.[5] Çuvaş Kültürünün Genel Özellikleri: Çuvaş kültürü, Çuvaş Türklerinin tarihleri boyunca ilişkide bulundukları halkların ve kültürlerin çeşitliliği sebebiyle birçok yönden incelenmeye değer bir özelliğe sahiptir. Çuvaş halk kültürünün somut ve somut olmayan yaratmalarının tamamında hâkim olan unsurun geleneksel Çuvaş dinî inanışları olduğunu ileri sürmek mümkündür. Günümüzde resmî olarak büyük oranda Hıristiyan olan Çuvaşlar arasında İslam dinini kabul eden, bunun yanında her iki dini de kabul etmeyip eski inanışlarını devam ettiren Çuvaşlar da mevcuttur.[6] İdil Bulgar Devleti döneminden itibaren İslamiyet’le tanıştığı kabul edilen ve ardından Altın Orda ve Kazan Hanlığı dönemlerinde de İslam’ı kabul eden Çuvaş Türklerinin daha sonra Tatar Türkleri arasında eridiği kabul edilmektedir. Bununla birlikte İslamı da Hıristiyanlığı da kabul etmeyen Çuvaş Türkleri de günümüzde geleneksel inançlarını yaşamaya ve yaşatmaya devam etmektedirler. Durmuş Arık, Çuvaş Türklerinin dini inanışları üzerine yaptığı çalışmada İdil-Ural bölgesinde 21 köyü tespit edebildiklerini; geleneksel inanışlarını sürdüren başka köylerin de bulunduğunu; fakat bunlarla ilgili olarak bilgi sahibi olamadıklarını belirtir.[7]  Çuvaş Türklerinin hangi dine mensup olurlarsa olsunlar halk edebiyatı ürünlerinde, halk inanışlarında, geçiş törenlerinde, aile ve iş törenlerinde, güzel sanatlarda, geleneksel el sanatlarında hâkim kültürel unsur geleneksel Çuvaş kültürüdür. İdil Bulgar Devleti’nde etnik olarak hangi Türk boyunun hâkim unsur olduğunun günümüzde de tartışılmaya devam ettiği düşünüldüğünde Çuvaş Türklerinin yüzyıllardır başka kültürlerin ve etnik grupların hâkimiyeti altında yaşadıkları söylenebilir.[8] Bu süreç içerisinde kendi kültürlerini bir ölçüde koruduklarını söylemek mümkündür. Elbette bu tarihi süreç içerisinde farklı kültürlerin unsurlarını da bünyesine aldığını kabul etmek gerekir. Özellikle aynı bölgede yaşayan Fin-Ugor halklarının, Müslüman Tatarların ve Hıristiyan Rusların Çuvaş geleneksel inanışları üzerine önemli tesirleri olmuştur. Kültürel etkileşimlerin dışında “Rusların XVI. yüzyılın ortalarından itibaren Türk illerinde yayılma süreci başlamıştır. Bu süreçte Çarlık Rusya, Rus Ortodoks kilisesini de yanına almış, onunla işbirliği içinde bulunmuştur. Rus Ortodoks Kilisesi’nin Rusya’nın doğusunda Slav olmayan milletlerle ilk önemli karşılaşması ve onları hâkimiyet altına alması bir Ortodoks zaferi olarak görülmüştür. Rus işgaliyle, XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İdil-Ural bölgesinde yaşayan Çuvaşlar diğer komşu Türk boyları ile birlikte millî, dini ve kültürel yönden şiddetli bir Rus baskısı ile karşılaşştır.”[9]  Bu süreçle birlikte sistemli bir şekilde başlayıp günümüzde de devam eden misyonerlik çalışmaları ve yapılan baskılar sonucu Çuvaşlar büyük oranda Hıristiyanlaştırılmıştır. Aynı zamanda Çuvaş Türklerinin etnik olarak ve dil özellikleri bakımından da Fin-Ugor halklarıyla olan ilişkisi de uzun süre gündemde kalmıştır. Bahsedilen bütün dini, etnik ve dilsel etkileşimlere veya baskılara rağmen Çuvaş Türklerinin kültürü üzerine A. Rona Taş’ın şu cümleleri çok önemlidir: “Bizim bu halkla ilgili ilk bilgilerimiz XVI. yüzyıla aittir. Çuvaş etnogenezi ve dili uzun bir süre çözülemeyen bir bilmece gibi kalmıştır. Dış özelliklerine göre onların geleneksel giysilerinin, hayat tarzlarının, geleneklerinin ve masallarının onları çevreleyen Fin-Ugor halklarının giysi ve hayat tarzlarıyla birçok benzerlik gösterdiğini tespit etmek mümkündür. Dil, yabancıları,  daha çok Fin-Ugor dillerini hatırlatıyor. Fakat onların kültürü üzerine ciddi şekilde derinleşildiğinde ve bununla birlikte dil dikkatle incelendiğinde bunun sadece Türk dili ve kültürünü kaplayan bir dış görünüş olduğunu fark ederiz.”[10] Türk kültürünün ve Türk dilinin birçok arkaik özelliğini muhafaza eden Çuvaş Türkleri günümüze kadar, daha doğrusu belgelerle tespit edilebilen tarihi süreç içerisinde yaşadıkları bölgelerde kurulan devletlerin hâkim gücü olamamışlardır. Bu nedenle Çuvaş Türkçesi ve kültürü sadece bir etkileşim süreci içerisinde bulunmamış, aynı zamanda farklı kültürlerin baskısı altında gelişme imkânı bulamamış, zayıflamış, günümüzde de geleneksel kültürün somut ve somut olmayan pek çok yaratması yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Çarlık Rusya’sı döneminde başlayan misyonerlik faaliyetleri Çuvaş Türklerinin geleneksel dini inanışları üzerinde büyük baskı kurarken birçok Çuvaş Türkü Hıristiyanlaştırılmış; Sovyetler Birliği döneminde ise özellikle Çuvaş Türkçesi, bilhassa şehir merkezlerinde neredeyse hiç kullanılmayan bir dil haline getirilmiştir.[11] Dilini kaybeden nesillerin bir müddet sonra Çuvaş kimliğini reddettikleri de sıkça rastlanılan bir durumdur. Dilin kaybolması, etnik anlamdaki kaybolmanın ardından somut ve somut olmayan kültürel mirasın da yok oluş sürecini beraberinde getirmektedir. Bildirinin başında verilen nüfus istatistiğinde de görüldüğü gibi 2002 yılında yapılan nüfus sayımındaki Çuvaş Türk nüfusunun 1989 yılında yapılan sayım ile karşılaştırıldığında yaklaşık olarak 136.000 kadar azaldığı görülmektedir. Bu bilgi de durumu daha net bir şekilde göstermektedir. 1917 yılında Sovyetler Birliği içerisinde otonom bölge hakkını elde eden Çuvaşlar, 1992 yılında Sovyetler Biriliği’nin dağılmasıyla birlikte Çuvaş Cumhuriyetini kurmuşlardır.[12] Bu cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Çuvaş Dili ve kültürünün yeniden canlandırılması, korunması ve geliştirilmesi çalışmaları için daha rahat bir zemin ortaya çıkmıştır. Çuvaş Cumhuriyeti’nin resmî dili Rusça ve Çuvaş Türkçesi olarak kabul edilmiş; böylelikle Çuvaş Türkçesinin ve kültürünün korunup geliştirilmesi anayasa güvencesi altına alınmıştır.[13] Anayasada belirtilen bu durumlar doğrultusunda Çuvaş okulları açılmış, Çuvaş dili resmî dil olarak kabul edilmiş ve Çuvaşistan’da yaşayan her vatandaş için öğrenilmesi kanunlarla bir zorunluluk haline getirilmiş olmasına rağmen Çuvaş dilinin ve kültürünün kayboluşunun önüne geçildiğini söylemek mümkün değildir. Sovyetler Birliği döneminde Rus kültürünün tesirinde kalan Çuvaşlar dünyaya açıldıkları bugünlerde Rus kültürünün yanında küreselleşen dünyanın millî kültürleri tehdit eden bütün unsurlarıyla da karşı karşıya kalmışlardır. Millî kültürü tehdit eden bu unsurlara karşı Çuvaş aydınları çeşitli yöntemlerle karşı koymaya çalışmaktadırlar. Fakat gerekli ekonomik ve siyasi altyapıdan yoksun olmalarının yanında, kamuoyu desteğini de alamadıkları görülmektedir. Günümüzde özellikle şehir ve rayon merkezlerinde yaşayan Çuvaş gençlerinin büyük bir bölümü kendi dillerini unutmakta, bilenler kendi dillerini konuşmamakta ve küreselleşen dünyada Çuvaş yerine Rus olarak yer almayı tercih etmektedirler. Dilin kaybolmasıyla birlikte halk kültürünün, özellikle dile dayalı yaratmaları yok olmakta, dilini kaybeden kuşaklar millî kültür konusundaki hassasiyetlerini de kaybetmektedirler. Çuvaş millî kültürünün birçok somut ve somut olmayan yaratması da yok olmakta veya yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Makalemizde genel hatlarıyla ve çeşitli yönleriyle tanıtmaya çalıştığımız Çuvaş Türkleri aslında bugün değişik milletlerin ve devletlerin egemenlikleri altından yaşayan Türklerin problemlerinin birçoğunu yaşamaktadır. Bugün kendi millî devletine sahip olmayan bütün Türkler, bu ve benzer sorunlarla karşı karşıyadırlar. Kâğıt üzerinde Çuvaş Türklerinin nüfusunun bir buçuk milyon olduğunu, özerk bir cumhuriyette yaşadıklarını, kendi dillerinde eğitim yapan okullara sahip olduklarını söylemek mümkün olmakla birlikte, millî kimliğin yok oluş sürecinin hızla devam ettiğini en iyimser istatistikler ve araştırmalar bile göstermektedir. Elimizdeki en somut örneklerden birisi olan bu Türk boyunun problemlerinin, genel anlamda birçok Türk boyunda da bulunduğunu düşünerek gelecekte yapılacak çalışmaların daha gerçekçi, bilimsel ama hedefe ulaşmadaki azim ve inancı sağlayan romantizmini hiçbir zaman kaybetmeyecek temellere oturtulması şarttır. Bugüne kadar yapılan çalışmaların belirlenen hedeflere ulaşması konusundaki sıkıntılar ortadadır. Yıllarca Türkiye dışında Türklerin yaşadığı gerçeğini her türlü sıkıntı ve baskıya rağmen dile getirmekten çekinmeyen Türk milliyetçileri de bu çalışmaların lokomotifi olmak zorundadır. Aslında olaya iki taraftan baktığımızda, üzerinde düşünülmesi gereken iki önemli nokta vardır. Bir yandan olaya Türk kimliği açısından baktığımızda, bugün kendi yaşadıkları coğrafyada uzun yıllar kendi devletlerini kurup yaşayan birçok Türk boyunun kendileri ile dil, din, etnik bakımından tamamen farklı olan bir milletin kültürü içerisinde eriyişi bu konuda düşünülmesi gereken ilk noktadır; diğer yandan da bir Rus açısından bakıldığında kendinden dil, din, etnik köken olarak çok farklı birçok milleti günümüzde çok da büyük çaba sarf etmeden eritişi ve Rus kimliği altında birleştirmesi… Belki bu nokta üzerinde düşünmek, ülkemizin son günlerde gündeme gelen bazı sorunlarının çözümünde anahtar rol oynayacak noktalardır.
        

         *Arş. Gör. Ege Üniversitesi, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü. e-posta: bulentbayram01@hotmail.com  

         [1] Kratkaya Çuvaşskaya Entsiklopediya. 2001. Çeboksarı: Çuvaş Knigi İz. s.464.

         [2] Naseleniya Obşestvo. 2004.Rossiskaya Perepis’ V Etniçeskom İzmerenii. N. 81. Eylül. www.demoscope.ru.

         [3] age. s.465.

         [4] Çıvaş Şirşıvi Çuvaşiya Chuvashia. 1996. Çeboksarı: Çuvaşskoe Knijnoe İzd. s.16.

         [5] age. s.16.

         [6] Çuvaşlar üzerine yapılan çalışmaların önemli bir bölümünü Çuvaş Türklerinin dini inanışları üzerine yapılan çalışmalar oluşturmaktadır. Bu konuda ile ilgili Türkiye’deki en kapsamlı çalışma Durmuş ARIK’ın çalışmasıdır. Durmuş ARIK. 2005. Hıristiyanlaştırılan Türkler (Çuvaşlar). Ankara: Aziz Andaç Yayınları. Çalışmada Çuvaş Türkleri arasında İslam, Hıristiyanlık ve Çuvaş geleneksel dini ele alınmıştır. Çalışmanın büyük bir bölümü Çuvaş geleneksel dinine ayrılmıştır. Bu konudaki önemli çalışmalardan bazıları şunlardır: N.İ AŞMARİN. (1921). Otgoloski Zolotoordinskoy Starinı v Narodnıh Verovaniyah Çuvaş. Kazan., N.İ. AŞMARİN. (1982). “Vvedeniye v Kurs Çuvaşskoy Narodnoy Slovesnosti”. Çuvaşskiy Fol’klor Spetsifika Janrov. Çeboksarı. ss. 3-53. P.V. DENİSOV. (1959). Religioznaya Verovaniya Çuvaş. Çeboksarı. G.E. KUDRYAŞOV. (1961). Perejıtki Religioznıh Verovanıy Çuvaş i İh Preodoleniya. Çeboksarı., V. MAGNİTSKİY. (1881). Materialı k Obyasneniyu Staroy Çuvaşskoy Verı. Kazan., V.G. RADİONOV. (1990). “O Sisteme Çuvaşskih Yazıkçeskiy Obryadov”. Çuvaşskaya Narodnaya Poeziya. Çeboksarı., A. SALMİN. (1997). Narodnaya Obyadov U Çuvaşey. Çeboksarı., V.P.VİŞNEVSKİY. 1846. O Religioznıh Poveryah Çuvaş. Kazan.

         [7] Durmuş ARIK. age. s..35.

         [8] İdil-Bulgar Devletindeki hâkim etnik grubun hangi Türk boyu olduğu üzerine birçok fikir ileriye sürülmektedir. Günümüzde özellikle Tatar ve Çuvaş Türkleri arasında önemli tartışmalar yaşanmaya devam etmektedir. Dil, tarih, etnografya vb. açısından pek çok tartışmaya sebep olan bu konu ile ilgili pek çok yayın yapılmıştır. Herşeye rağmen Çuvaş ve Tatar Türkleri İdil Bulgar devletini sahiplenmekte ve bu devletin günümüze ulaşan kalıntılarına (Bulgar, Biler…) büyük önem verilmektedir. Bu konuya kaynaklık edebilecek önemli yayınlardan bazıları şunlardır: N.İ. AŞMARİN. (1902). Bulgarı i Çuvaşi. Kazan., D.G. MUHAMMETŞİN-F.S. HAKİMZYANOV. (1987). Epigrafiçeskiye Pamyatniki Goroda Bulgara. Kazan., A.P. SMİRNOV. (1951). Voljskiye Bulgari. Moskova., T. TEKİN. 1987. Tuna Bulgarları ve Dilleri. Ankara, M.F. ZEKİYEV. (1998). Törki Tatar Etnogenezı. Moskova-Kazan: Fikir Neşriyatı.-İnsan Neşriyatı.

         [9] Durmuş ARIK. age. s.146.

         [10] A. Rona TAŞ. (1982). Çuvaşskiye Skazki (Zametki Vengerskogo İsledovatelya). Çuvaşskiy Fol’klor. Spetsifika Janrov. Çeboksarı: Çuvaşskoe Knijnoe İzd. s.130.

         [11] Sovyetler Birliği döneminde Çuvaş Türkleri dillerini koruma açısından büyük problemler yaşamış olmasına rağmen geleneksel Çuvaş dini inanışlarını devam ettiren Çuvaşlar dini konularda daha rahat olmuşlardır. İbadetleri için belli cami, kilise vb. ibadet yerleri bulunmadığı için Hıristiyan ve Müslüman olanlar kadar büyük baskılara maruz kalmamışlardır. Tataristanın Aksu rayonuna bağlı Çuvaş eski inanışlarının güçlü şekilde yaşadığı Yeni Aksu köyünde yaşayan Roza NİLOLAYEVNA kendilerinin Sovyetler Birliği döneminde dini baskıya uğramadıklarını; çünkü “Gerçek Çuvaşlar”ın kendi dinleri olan “Çuvaş Dini”ne inandıklarını ve bunların yıkılacak ne cami ne de kiliseleri olmadığı için kendi dinlerini, kültürlerini koruduklarını belirtmektedir. Bu köyde yaşayan Çuvaş Türkleri tamamen eski inanışlarını devam ettirmekte, İslam ve Hrıstiyanlığı kesinlikle reddetmektedirler.

         [12] Kratkaya Çuvaşskaya Entsiklopediya. s.464

         [13] Anayasanın 8. maddesiyle Çuvaş Türkçesi ve Rusça devletin resmi dili olarak kabul edilmiş; 6. maddede de Çuvaş halkının kültürünü korunması ve geliştirilmesi Çuvaş devletinin sorumluluğu olarak kabul edilmiştir. http://gov.cap.ru/main.asp.

Türk Yurdu Ocak 2008
Türk Yurdu Ocak 2008
Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele