KERKÜK REFERANDUMU

Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

Kerkük’ün Türk olan halkı ile Kerkük’te mekân tutan “Yetimçe “(1) insanlara ne sorulacağı tam olarak belli olmayan, günü gelmeden, referandum, 2007 yılı sonlarından, 2008 yılı ortalarına alındığı haberleri gelmeye başladı.              Türkmeneli TV. Ertelenme kararını daha henüz kesinleşmemiş iken kazanılmış bir zafer olarak verdi.             Türkiye’de başörtüsü, anayasa değişikliği gibi önemli olaylar tartışıldığı için, güvenliğimiz,  toprak bütünlüğümüz bakımından çok önemli olan bu konu üzerinde, her zaman olduğu gibi yakın takibe alındı. Zaten Türkiye’nin politikası Referandumun ertelenmesi doğrultusunda idi.   Daha önce demokrasi adına seçime katılmaları istenmişti. Referandumun ertelenmesi, Irak’ın toprak ve siyasi bütünlüğü âdete telkin edildi. Etkin olan siyasi parti de halkına konunun inceliklerini anlatamamış, ne istendiği yumurta kapıya gelmiş iken, toplantılar, ret ederiz, kabul etmeyiz demeçleri vererek, halka verdirerek, tedbir almadan yola devam.                Türkiye referandumun ertelenmesi ile isteği yerine gelecektir. Ve ikinci ANAN planı uygulanacak.             Kerkük Türklerinin yetkili şahsiyetlerinin beyanları ve basından öğrendiğimize bakılırsa Kerkük şehri içine ve civarına, hatta mezarlıklara bile Kütler yerleşmiş, yerleştirilmiş.             Daha henüz ertelenmesi kesinleşmemiş referandum 2007 yılı sonunda ön görülen şartlar yerine getirilmeden yapılırsa ve sorulan soru “Kim nereyi istiyor, Kerkük nereye katılsın?” şeklinde olursa, Kerkük şehrine hâkim olan ABD destekli Kürtler kazanacak, yani bugün Türkiye’de de birçoklarının coğrafi terim olarak kullandıkları “AD” olan yere, Irak’ın Kuzeyine bağlanacaktır.              Söylendiği gibi ertelense, Türk mezarlarına kadar yerleştirilenler, referandumun birinci şartına uyarak 2008’in ilk yarısına kadar geldikleri yelere döndürülürler mi?   İşgal ettikleri Türk topraklarını terk etmelerini gücü olmayan sözde bir hükümet ve bugüne kadar silahlı bir gücü olmayan Türkmenler sağlayabilir mi?             Saddam döneminde yerleştirilen Araplar yalnız temel yapıyı bozmakla kalmadı;  halkın âdetine,  geleneğine dillerine de etkisi oldu.  Para karşılığında geldikleri yerlerine dönmeleri istendi. Dönenler olmuş.  Peki dilenciliğe, pisliğe, ahlaki ve her çeşit olumsuz konulara neden olan bu insanları Merkezi Hükümet eğer varsa görmüyor mu?  Kerkük valisi, Meclisi 600 bin Kürt göçmeninin yerleşmesine neden yardım ediyor? Gelmelerini teşvik ediyor?   Neden bunlara da para verip geldikleri gibi dönmeleri sağlanmıyor?             Nedenin nedenini ABD biliyor; Kürtler hem biliyor hem de hazırlıyor. Türkmenler aciz içinde ve en önemlisi bunu TÜRKİYE biliyor.             Planlı bir şekilde Kürt köyleri yıkılıp Türk topraklarında yerleştirilenlere sorulsa:  “Eğer sen Kerküklü isen şu mahallenin adını söyle veya buradan iddia edildiği gibi göç ettiysen terk ettiğin yerinin, evinin her hangi bir belgesi var mı elinde?  Neden evine gitmedin de geldin şu barkalarda, başkalarına ait olan yerlerde zorla yerleştin?”              Bütün bunlar göz ardı edilerek, görmezden gelinerek , “ hal ve vaziyet “ bu yönde giderse ister 2007 yıl içersinde isterse 2008 yılı ortalarında yapılsın, 600 bin insan 800 bin olur.             Plan ustaca uygulanıyor. Irak’ın ÜÇE bölünmesi gündemde.             ABD’de bulunan Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız bu konuya duymadılar veya üzerinde hassasiyetle duracakları için vakti gelince, gerekirse gündeme getirilir.             Büyüklerimin bir bildikleri vardır elbette.  Kürtleri ABD senatosunun bu kararı sevindirmiş.               Türkmenlerin bundan sonraki sorumluluğu şanlı ordumdan, bugüne kadar başarı sağlamayan kuruma veriliyor.             Önemli bir durumda Kerkük Türkleri göç ediyor. Nedenler değişik: Korkudan, işsizlikten, korumasızlıktan ve umutsuzluktan.             Talabani’nin son demecine kimse kanmasın ( 19.9.2007)  “Türkmenler çok baskı gördü, haksızlığa uğradı” Onlara OTONOMİ verilmesini ima ediyor.  Ama nerede verilecek!  Kerkük kendi COĞRAFİ bölgelerine bağlanarak Ad’ı konulacak ve O BÖLGEDE kendi kontrolleri altında sözüm ona otonomi verilecek               Ne yazık ki bazı Türkmen   (Kerkük Türkleri )  şahsiyetler de gözü Türkmeneli toprağında olanlarla yakın ilişki kurmakta ve kimliğini yok edenlerle iş birliği yollarını aramaktadır. Kerkük’te dört etnik yapıya dayalı bir yönetim olacak.  O zaman sormazlar mı bu çözüm yolunu ve Türkün olan toprakların dörtte birine razı olanlara ve halkını bu yönde telkin edip kandıranlara: “Biz ATA toprağımızın Türklüğü için binlerce şehidi neden verdik?”  Türkmenlerin çözemediği birçok konuları varken, toplantılar, bildiriler, kınamalarla vakit geçirip oyalanmaktadırlar. Referandumun ertelenmesi hiçbir yarar sağlamaz. Seçimlerde olduğu gibi hile yapıldı mazeretlerine kimse artık inanmıyor, inanmaz. Hoş o zamanda inananlar azdı! Referandum İPTAL EDİLMELİ. (2)  Gücün varsa, sözüne, isteğine ehemmiyet veriyorlarsa toplumunun isteğini dinletebilirsin, yapmalısın. İstemiyoruz ret oyu vereceğiz demekle, Irak’ın ÜÇE bölüneceği ortamının her gün biraz daha gündeme geldiği gerçeği karşısında Türkmenlerin geleceğinden emin olmak veya umutlu olmak mümkün görülmüyor.                        Normalleştirme, bombalar altında Nüfus sayımı, bunların hiç birinin ne bugün nede yarın gerçekleşmesi mümkün değil.             Türkiye Irak konusunda kararsız ve de sözü ağırlığı olmayan bir konumda.  Takip edilen politikanın sonuçları ortada. Siyasi alandan silinmiş, varsa yoksa PKK. Onu da gücü olmayan Maliki veya İçişleri Bakanı Cevad Bolani ve bundan önce Koordinatörlerle oyalayıp Türk milletinin oylarıyla iktidar olanlar her gün gözyaşlarımızla şehitlerimizi uğurlarken yine oyalamaktadır.             Bağdadı, hatta kendi evini korumaktan aciz bir yönetim, kaldı ki ABD’nin emri ve Kürt hâkimiyeti altında olan bu hükümetten medet ummakla neyin amaçlandığını, Türk milleti ve de Kerkük Türkleri iyi düşünmelidir.             Şanlı Ordumuzun her vesileyle sınır ötesi harekât yapmasına engel olan bundan önceki ayni siyasi iktidarın uyguladığı dış politika, görünür o ki bugün de devam etmektedir             Özellikle askeri bir tarafa bırakarak Irak ve Türkmenlere dair bugüne kadar doğru, ileriye dönük, etkili bir politika takip edemeyen bir başka kuruma tevdi edilmesi, yanlışın üzerine yanlışı eklemektir. Buda Kerkük’ü kayıp etmek ve Güneydoğumuzda çok, hem de çok büyük sıkıntılara zemin hazırlamaktır.             Türkiye suni olarak yaratılan Türban tartışmaları ile yatıp kalkmakta iken, Federasyon, Eyalet sistemi, Kürtçe eğitim, Irak’ta olduğu gibi Ortaklık, Anayasal güvence ve yakında kurulması muhtemel Irak’ın Kuzeyindeki malûm oluşuma bağlanma konuları unutulmuş, unutturulmuştur.              Siyasi iktidar Türk Milletinin millî çıkarları doğrultusunda, Irak genelindeki;  Türk varlığı ve Türkmenler, Irak’ın Kuzeyinde ki oluşum, PKK.  Hakkındaki politikalarını acilen gözden geçirmelidir. Gecikmeden tedbir alınmalı ve sınır ötesi harekât şarttır.  Türk milleti bunu biliyor.  Kerkük Türkleri hasretle ŞANLI ORDUSUNU bekliyor               Aksi takdirde:             Daha önce Zanagillerin kabul gördüğü gibi, yarın Talabani ve Barzani de Türkiye de kabul görecektir. Türkmenlere gelince:             Başta Türkiye’nin, hele, hele bu son terörle mücadele anlaşması imzalandıktan ve ORDUMUZUN eli kolu bağlanıp sınır ötesi harekât, varlığı ile yokluğu belli olmayan bir hükümet ve onu yönlendiren Kürtlerden izin almaya kaldıysa bırakın Türkmenleri, her gün daha nice şehitler verip içimiz kan ağlar.             Bu durumu karşısında Türkmenlerin siyasi kuruluşları, başta ITC olmak üzere kendi başlarının çaresine bakmak zorundadırlar.             Irak üçe bölünecek, bugün değilse yakın zamanda; gelişmeler onu gösteriyor.             İKİ SEÇENEK VAR:             Ya kadere razı olmak ki bu Türk milletine yakışmaz, züldür. Bu uğurda şehit olanlara kim nasıl hesap verir. Şehit analarının yüzüne nasıl bakılır? Veya yıllardır söyledik yazdık örgütlenip Türkmeneli topraklarında Türkmeneli Cumhuriyeti veya Federasyon ilan etmektir. Bari Irak dörde bölünsün!  Sevindiricidir ki bu konu bugünlerde sık sık dile getiriliyor.                        Türkmeneli TV’nin millî davada, millî mücadelede büyük görevleri olmalıdır. Her milletin kendi ideolojisi vardır ve o milletin yayın organları programlarını o doğrultuda yapmalıdır. BİR MİLLETİ YAŞATAN, AYAKTA TUTAN O MİLLETİN İDEOLOJİSİDİR.  Türkmeneli’nde yaşayan asil Türk milleti; Sünni’si ve Şii’si ile dün nasıl ki sevinçte kederde birlikte kimlikleri uğruna şehit verdiler ve beraber ağlayıp yas tuttular ise bugün de millî mücadele için hep birlikte Türkoğlu Türk olduklarının yolunda el ele tutuşarak ayağa kalkma zamanının idraki içersindedirler. Cefakâr çilekeş Türkmenim,  hakkını isteme zamanıdır.  Ataların devletler kurmuş, Devletini kurma zamanının sırası sende!             Türkmeneli TV, başta ITC ve diğer Türkmen siyasi partilerinin alacağı ortak kararlarının,  24 saat milli mücadele yönünde yayınını yapmalı, halkını eğitmeli, yayınlarını bu yönde sürdürmelidir.             Bugünkü yetersiz yayına son vermelidir. Kardeşlik nakaratlarının sonucu ortadadır. KARATAŞLIKLA KARINDAŞI ayırt etmek millî bir görevdir. Geç kalınmadan, yarın her hangi bir etnik yapıya dayanan değişiklik sonucu ki Kerkük bu değişiklik içersindedir,  Türkmeneli TV’de, siyasi partilerimiz gibi mazeret aramakla aklanamazlar.        
                      
 *Dr. (1)   Yetimçe: Nesebi belli olmayan. (2)   4. 4. 2007 Tarihinde Türkmeneli İnsan Hakları Derneğinin AKGÜN otelinde Türkmen şahsiyetlerle yapılan toplantısında Irak Anayasanın 140. maddesinin iptali karara bağlanmış.                                

Türk Yurdu Ocak 2008
Türk Yurdu Ocak 2008
Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele