KÜRTLERiN KERKÜK POLiTiKASI

Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

Irak’ta­ki Kürt grup­la­rın Ker­kük po­li­ti­ka­sı­nı an­la­ya­bil­mek için söz ko­nu­su grup­la­rın med­ya ve yet­ki­li­le­ri­nin tu­tum­la­rı­na de­ğin­mek ge­re­ki­yor. Ge­nel ola­rak Irak Kürt­le­ri, Ker­kük’ün Kürt böl­ge­si­nin bir par­ça­sı ol­du­ğu­nu id­dia ede­gel­miş­ler­dir. On­la­rın ifa­de­le­ri­ne gö­re, Ker­kük Irak dev­le­ti­ne ait bir şe­hir de­ğil­dir, bu kent zor­la Irak’a il­hak edil­miş­tir. Gü­ya Kürt­le­rin ata­la­rı ta­ra­fın­dan ku­ru­lan Ker­kük(Kürtlerin Kerkük’te bir tane dahi tarihi eserleri yoktur), Irak Kürt­le­ri­nin baş­ken­ti ol­ma­lı­dır. Sözde Ker­kük’te ya­şa­yan Türk­men­leri ise azın­lık ko­nu­mun­da­dır­lar. Ker­kük ol­ma­dan Kürt Dev­le­ti kur­mak fik­ri bir an­lam ifa­de et­mi­yor. Ku­ra­cak­la­rı dev­le­ti ya­şa­ta­bil­mek için böl­ge­nin kal­bi tüm ha­yat da­mar­la­rı­na mut­la­ka sa­hip ol­mak ge­re­ki­yor. Bu­nun bi­lin­cin­de olan Kürt­ler, Ker­kük’ü ele ge­çir­mek, Ker­kük’ü Kürt­leş­tir­mek için el­le­rin­den ge­le­ni ya­pı­yor­lar. Ker­kük ko­nu­sun­da plan­la­rı­nı uy­gu­la­ya­bil­mek için böl­ge­nin ezi­ci bir ço­ğun­luk­la ha­kim un­su­ru olan Türk­men­le­ri et­ki­siz ha­le ge­tir­mek ge­rek­li­li­ği­nin far­kın­da­lar. Bu ned­en­le Türk­men­le­rin hiç­bir si­ya­sal hak­ka sa­hip ola­ma­ma­la­rı için efendilerinin ön­le­ri­ne koy­du­ğu pla­nı har­fi har­fi­ne uy­gu­la­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar. Kürtlerin, Ker­kük ile il­gi­li Türk­men­le­re yö­ne­lik iz­le­di­kleri po­li­ti­ka­nın ar­gü­man­la­rı, Irak hü­kü­met­le­ri­nin geç­miş­te uy­gu­la­dık­la­rı­nın ade­ta tı­pa­tıp ben­zer­le­ri. Sad­dam Hü­se­yin son­ra­sın­da Ker­kük’ü he­def alan Kürt­le­rin ha­re­ket­le­ri­nin te­mel he­de­fi, şe­hir­de­ki de­mog­ra­fik ya­pı­yı de­ğiş­tir­mek­ti. Kürt grup­la­rı Ker­kük’te­ki emel­le­ri­ne ula­şa­bil­mek için söz­de Ker­kük’ten göç et­ti­ril­dik­le­ri­ni ile­ri sür­dük­le­ri ki­şi­le­ri, bu ken­te yer­leş­ti­re­bil­mek için bin­ler­ce sah­te bel­ge ha­zır­la­dık­la­rı bi­lin­mek­te­dir. Bu­nun ha­ri­cin­de Irak’ın iş­ga­lin­den son­ra kul­la­nı­lan Kürt­leş­tir­me ar­gü­man­la­rın­dan bi­ri de, Ker­kük’te­ki de­mog­ra­fik ya­pı­yı de­ğiş­tir­me ama­cıy­la di­ğer Kürt yer­le­şim bi­rim­le­rin­de do­ğan ço­cuk­la­rın Ker­kük’te ka­yıt edil­me­le­ri­ni sağ­la­mak ve bu ko­nu­da özen­di­ri­ci mad­di teş­vik­ler ver­mek ol­muş­tur. Kürt grup­la­rı­nın iş­bir­li­ğiy­le de Irak’ın iş­ga­li ön­ce­sin­de ve iş­gal sı­ra­sın­da yap­tık­la­rı iş­bir­li­ği­nin ödü­lü ola­rak ilk adım­da ken­di­le­ri­ne va­at edi­len Kürt fe­de­ras­yo­nu­nu kur­mak ko­nu­sun­da um­duk­la­rı des­te­ği Bush yö­ne­ti­mi­nin faz­la­sıy­la sağ­la­ya­ca­ğı­nı an­la­yın­ca ta­rih­le­ri­nin en bü­yük se­vin­ci­ni ya­şa­mış­lar ve 2003 Mart ayın­dan iti­ba­ren Al­la­hın her gü­nü Kürt­ler için bay­ram ol­muş­tur. Bush’un fe­de­ral bir Kürt dev­le­ti ku­ru­la­ca­ğı­na iliş­kin de­me­ci­ni şaş­kın­lık ve se­vinç­le kar­şı­la­yan Kürt grup­la­rı, ni­ha­yet mu­rad­la­rı­na er­dik­le­ri­ni dü­şü­ne­rek ye­ni efen­di­le­ri Jay Gar­ner’in (ABD’nin ilk Irak Va­li­si) fe­de­ras­yon ve Kürt tec­rü­be­si­nin bü­tün Irak için ör­nek alın­ma­sı ge­rek­li­li­ği­ne da­ir açık­la­ma­sıy­la ade­ta coş­muş ve ken­di­le­rin­den geç­miş­ler­dir. Du­ru­mun her ge­çen gün leh­le­ri­ne ge­liş­mek­te ol­du­ğu­nu dü­şü­nen Kürt grup­la­rı, Ker­kük ve Mu­sul ko­nu­sun­da da­ha tu­tu­cu bir ta­vır ta­kın­ma­ya baş­la­mış­lar­dır. Mesud Bar­za­ni ve Ce­lal Ta­la­ba­ni sa­va­şın son­la­rı­na doğ­ru peşmergelerinin Mu­sul ve Ker­kük’e gir­me­siy­le bu ko­nu­da­ki ya­yıl­ma­cı bek­len­ti­le­ri­ni per­va­sız­ca di­le ge­tir­me­ye baş­la­mış­lar­dır. On­la­rın ağ­zın­dan şu söz­ler sık­ça du­yu­lur ol­muş­tur: “Biz­ler Ker­kük ve Mu­sul top­rak­la­rı­nı ta­rih, coğ­raf­ya ve sos­yal ola­rak Kürt top­rak­la­rı say­mak­ta­yız.” Özel­lik­le üze­rin­de dur­du­ğu­muz Ker­kük’te­ki de­mog­ra­fik ya­pı­nın de­ğiş­ti­ril­mek is­ten­me­si­nin ne­de­ni, ay­nı po­li­ti­ka da­ha ön­ce Türkmen Şehri Er­bil’de uy­gu­lan­dı­ğı için bi­li­ni­yor­du. Amaç, ge­le­cek­te ya­pı­la­cak olan her­han­gi bir nü­fus sa­yı­mın­da üs­tün­lü­ğü sağ­la­ya­rak avan­taj­lı bir du­ru­mu ya­ka­la­mak­tı. Böy­le­ce ra­hat­lık­la Ker­kük’ün bir Kürt ken­ti ol­du­ğu­nu id­dia edebi­le­cek­ler­di. Ni­te­kim 1. Kör­fez Sa­va­şı’ndan son­ra Kürt grup­la­rın kont­ro­lü­ne ge­çen Türkmen Şehri Er­bil’de de ay­nı pla­nı ba­şa­rıy­la uy­gu­la­mış­lar­dı. 1991’den be­ri Er­bil şeh­ri­ni Kürt­leş­tir­mek ama­cıy­la yü­rü­tü­len de­mog­ra­fik ya­pı­yı de­ğiş­tir­me po­li­ti­ka­la­rı se­me­re­si­ni ver­miş ve bu­gün ge­li­nen nok­ta­da Kürt nü­fu­su Türk­men­le­re yaklaşmaktadır. Kerkük’te Yağma ve Talan 10 Ni­san 2003 ta­ri­hin­de Irak as­ker­le­ri­nin şeh­ri bo­şal­tıp gü­ne­ye doğ­ru çe­kil­me­le­ri üze­ri­ne Kürt Peş­mer­ge­le­ri Ker­kük’e sal­dır­dı­lar. Türk­men şeh­ri­ne gir­mek­le kal­ma­dı­lar, şe­hir­de­ki res­mi da­ire bi­na­la­rı­nı, has­ta­ne, iş­ye­ri, ev­le­ri, özel araç­la­rı yağ­ma ve ta­lan et­ti­ler.                                                 
         Kürtler Kerkük’te Devlet Dairelerini Talan ve yağmalarken.
 
                                                            İlk yağ­ma­la­nan yer­le­rin Ta­pu Ve Nü­fus Da­ire­le­ri­nin ol­ma­sı, Kürt­le­rin mak­sa­dı­nın Ker­kük’te­ki Türk­men nü­fus ka­yıt­la­rı­nı yok ede­rek, Irak Türk­le­ri­ni azın­lık du­ru­mu­na dü­şür­mek ol­du­ğu açık­ca an­la­şı­lı­yor­du. Kürt peş­mer­ge­le­ri, 11 Ni­san 2003 ta­ri­hin­de, Mu­sul’a gi­re­rek Ker­kük’te­ki­ne ben­zer yağ­ma ve ta­lan olay­la­rı­nı ger­çek­leş­tir­di­ler. Bu tah­rip, ta­lan ve yağ­ma­la­rın mey­da­na gel­me­si, Irak or­du­su­nun Ker­kük’ten gü­ne­ye doğ­ru çe­kil­me­sin­den son­ra ol­muş­tur. Her­han­gi bir sa­vaş ve­ya ça­tış­ma­nın ya­şan­ma­dı­ğı bir or­tam­da Kürt­ler,  dev­let da­ire­le­ri­ni ve in­san­la­rı­n evlerini, özel araçlarını ve iş yerlerini  yağ­ma­la­mış­lar­dır.
         Nüfus ve Tapu dairesi Kürtler tarafından yağmalanırken
 
ABD’nin iş­bir­lik­çi­le­ri KDP ve KYB(Mesud Barzani ve Celal Talabani), Türk­men şeh­ri Ker­kük’ün Kürt­le­re ait ol­du­ğu­nu id­dia edi­yor­lar­dı.El­le­rin­de bu asıl­sız id­di­ayı doğ­ru­la­ya­cak bir bel­ge, Ker­kük’te ya­şa­dık­la­rı­na da­ir ta­pu­la­rı ol­ma­dı­ğı için ken­tin Türk kim­li­ği­ni yok et­mek ga­ye­siy­le nü­fus ve ta­pu ka­yıt­la­rı­nı im­ha­ya kal­kış­tı­lar. Kürtler Kerkük'ün kendilerine ait olduğu iddiasında bulunuyorlar.  Allah aşkına insan kendine ait olan bir şehri talan edip, yağmalar mı hiç? Ayrıca  bu talan ve yağmalama Kürtlerin yoğun yaşadığı Süleymaniye ve Dohuk şehirleri ile Çamçamal, Akra, Selahaddin, Zaho gibi kentler ve kasabalar  da olmamıştır. Kürtler tarafından bu yağma ve talanın yanlızca Kerkük ve Musul’da olması bir anlam taşımıyor mu sizce?       Kerkük’e Yerleştirilen İthal Kürtler İstihbarat Kerkük Raporu da Kerkük'ün demografik yapısının na­sıl değiştirildiğini, bu konuda bugüne kadar yapılanları açıkça ifade ediyor. Kürt kentlerinden, Türkiye, İran ve Suriye’den 600 bin Kürt, 20 bin Dolar para, aylık maaş ve arazi vaadi ile Kerkük’e getirildi. 300 bin kişi de seçmen olarak kaydedildi. Kerkük’le ilgisi olmayanlar buraya taşındı. Onlara ev, arazi, çadır verildi. Yerleşmeleri teşvik edildi. Bu evler ve araziler Devlete ve Türkmenlere aitti. Kürtler bu ev, konut ve arazileri gasp ettiler. Kürtler istila ettikleri Kerkük’te hemen hemen buldukları bütün boş arazilere ev ve konut yaptılar.                                                                                      Bu ithal Kürtler Kerkük'ü, Leylan, Süleymaniye ve Erbil'e bağlayan kuzey güzergâhındaki yollar üzerinde bulunan Rahimova, İskân ve Şorca mahallelerinde yapılmış veya yapımı başlayan konut­lara yerleştirildi ve Kerkük’ün etrafına Kürt Güvenlik Hattı oluşturuldu.
          
 
Irak’ın kuzeyindeki varoşlarda, Suriye-Türkiye-İran’dan
          
 
getirilen Kürt aileler, Kerkük stadyu­mu içine veya stadyum kenarına yapılan evlerde barındırılıyor. Saddam döneminden kalma Kerkük'teki askeri lojmanlara da Kürtler yerleştirildi. Kerkük'te okul, nüfus ve tapu müdürlüklerinin büyük çoğun­luğu da Kürtlerin eline geçti. Kürtler sadece demografik yapının değiştirilmesiyle yetinmiyor.
          
 
Kerkük’e ilgisi olmayanları yerleştirmek için Kerkük’ün girişinde hem Süleymaniye hem de Erbil’in kontrol noktalarını geçtikten sonra yolun iki tarafında toplu konutlar yapıldı. Bu konutlar, çadır, stadyum, devlet binaları, askeri garnizonlar, evsiz, barksız Kerkük’e ithal edilen, onbinlerce Kürt’e verilecek. Konutların finansörlerini soracak olursanız işbirlikçilerin “Efendileri”dir (ABD, İNGİLTERE; İSRAİL) Abu Greyb işkence skandalını dünyaya duyuran Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci yazar Sey­mo­ur Hersh; “Ker­kük’ün de­mog­ra­fi­si­ni de­ğiş­tir­mek için ken­te her gün 50 Kürt ai­le gön­de­ri­li­yor.” Böl­ge­nin uz­manı ve araş­tır­ma­cı­sı “Prof. Dr. Ümit ÖZ­DAĞ” son za­man­lar­da Ker­kük’te ABD-Kürt iş­bir­li­ği­ni su yü­zü­ne çı­kar­mak­ta­dır. “ABD’nin Irak ve Kürt ope­ras­yo­nu­nun sür­dü­ğü an­la­şıl­mak­ta­dır. Şöy­le ki, Ker­kük’te 8.000 evin ya­pıl­ma­sı için ABD, Bar­za­ni’ye kre­di aç­mış­tır. Bu Ker­kük’ün Kürt­le­re tes­lim edil­me­si­nin ye­ni bir aşa­ma­sı­dır. 8.000 ev için kre­di de­mek en az 100.000 Kür­dün Ker­kük’e yer­leş­ti­ril­me­si­nin fi­nans­ma­nı­nın sağ­lan­ma­sı­dır. Ker­kük’ü Kuzey oluşumuna başlamak için ya­pı­la­cak olan re­fe­ran­dum, Irak’ta oy­na­nan oyu­nun par­ça­sı­dır. Ya­ni Bü­yük Or­ta­do­ğu Pro­je­si­nin (BOP) bir par­ça­sı­ ve Kürt dev­le­ti­ne (İkin­ci İs­ra­il’e) gi­den yol... Mesud Barzani’nin Kerkük Hakkındaki Düşünceleri Mesud Barzani; “ Türk­men­le­rin Ker­kük’te ve Ker­kük’e bağ­lı ba­zı il­çe­ler­de ço­ğun­lu­ğu oluş­tur­duk­la­rı­na da­ir söz­le­ri işi­ti­yor ya da oku­yo­ruz. Bu nok­ta­yı tar­tış­mak is­te­mi­yo­rum. Di­ye­lim ki bu id­dia doğ­ru­dur, o za­man Ker­kük’ün Kürt top­rak­la­rın­da yer al­dı­ğı, Türk top­ra­ğı ol­ma­dı­ğı ger­çe­ği açık bir şe­kil­de ka­bul edil­me­li­dir. “ Türk­men şeh­ri Ker­kük’ün, kuzey oluşumuna da­hil edil­me­si­ni is­te­yen Irak Kürt­le­ri­nin, bu ıs­rar­la­rı­nın al­tın­da ya­tan ne­den ne­dir aca­ba? Ta­bii ki se­bep, duy­gu­sal­dır, bir di­ğer ifa­de ile eko­no­mik­tir ve bu­nun adı da pet­rol­dür. Kürt grup­la­rı­nın Türk­men­le­re ver­di­ği en bü­yük za­rar, ıs­rar­la Ker­kük’ün kuzey oluşumuna da­hil edil­me­si ta­le­bi­dir. Sad­dam Hü­se­yin ise gü­ney­den ge­tir­di­ği on­bin­ler­ce Arap’ı Ker­kük’e yer­leş­tir­di, Arap­laş­tır­ma ve asi­mi­las­yon po­li­ti­ka­sı baş­la­mış ol­du. Türk­men­le­rin ma­hal­le­le­ri, ev­le­ri, Ker­kük ka­le­si­ni, Türk­men köy­le­ri­ni çe­şit­li ba­ha­ne­ler­le yık­ma­ya baş­la­dı­lar. Yer­leş­ti­ril­mek için ge­ti­ri­len Arap­la­ra ara­zi ve 10 bin Di­nar, (33 bin do­lar) mad­di yar­dım ya­pıl­dı. Türk­men­ler zor­la göç et­ti­ril­di. Bu po­li­ti­ka 2003’e ka­dar de­vam et­ti. 9 Ni­san 2003’den son­ra da Ker­kük ve di­ğer Türk­men kent­le­ri Kürt is­ti­la­sı­na uğ­ra­dı. ABD ile bir­lik­te Ker­kük’ü iş­gal et­ti­ler. 600 bin Kürt Ker­kük’e yer­leş­ti­ril­di. Kürt grup­la­rı es­ki huy­la­rın­dan vaz­geç­me­miş­ler­di. Ker­kük’ün bü­tün dev­let da­ire­le­ri si­lah zo­ruy­la Kürt grup­la­rı ta­ra­fın­dan yağ­ma­la­nıp ta­lan edil­di. Haklı olarak şunu sormak gerekir ; Kerkük Kürtlerin ise neden yağmalayıp, yıkıp, talan ediyorlar ? Kar­deş­lik­ten bah­se­di­yor­lar, ne bi­çim kar­deş­lik­tir bu, böy­le kar­deş­li­ğe kar­ga­lar bi­le gü­ler. Şim­di ise Ker­kük bi­zim di­yor­lar. Ya­ni dağ­dan ge­len bağ­da­ki­ni ko­var mi­sa­li. Sad­dam git­ti, ye­ri­ne Sad­damlar gel­di, ama ade­ta Sad­dam’ın kop­ya­la­rı. Yıl­lar­dır de­vam eden Kürt is­yan ha­re­ke­ti, Irak’a mil­yar­lar­ca do­lar za­ra­ra ne­den ol­muş, Irak’ın ge­liş­me­si­ni, re­fa­ha ulaş­ma­sı­nı ve güç­len­me­si­ni en­gel­le­miş­ti. "Türk­men mi, o da kim? Buralarda sadece Kürtler var..." rolüne bü­rünüyorlar, bir taraftan da Türkmen kentleri ve ilçeleri de Kerkük ve Telafer örneğinde olduğu gibi Türkmen­ler bazen toplu, bazen de tek tek ortadan kaldırılıyor. Bu da yetmi­yor, Türkmenlere ait ne varsa,  tarihi eserleri, hatta mezar taşlarını bile yok ediyorlar. Kerkük’ü Kürtleştirme Yarışı Oysaki ABD ve Kürtlerin iddialarının aksine Kerkük'teki ger­çek durumu 30 Aralık 2004 tarihli Mark McDonald imzalı Mercury News'in haberi gayet açık olarak özetlemektedir. Kerkük’te bir asimilasyon ve sürgün programı Kürt Peşmergelerce yürürlüğe konmuştur: "Baskın ve iyi silahlanmış Kürt grupları ve memurları Ker­kük'teki pek çok hükümet binalarına, telekom binalarına, TV istas­yonlarına, askeri ve polis kurumlarına ve eski Baas rejimine ait ça­lışma mekânlarına yerleşmiştir. Yüzlerce Kürt polis (peşmerge) memuru Kürt bölgelerinin değişik yerlerinden şehre getirilmiştir. Kürtler aynı zamanda örtülü, fakat agresif bir kampanyayla şehri Kürt doktorlar mühendisler, öğretmenler ve avukatlarla doldurarak Kerkük'ün sosyal ve kültürel yaşamına hükmetmeye çalışmaktadırlar. Örneğin Selahaddin Üniversitesi'nden Kerkük Üniversitesi'ne Kürt profe­sörler ve Öğretim üyeleri nakledilmektedir. Selahaddin Üniversitesinin Dekanı bunun bir etnik görev olarak benimsenmesini istenmiştir. Kerkük, bu kültürel ve siyasi taarruzların yanı sıra, demo­grafik yapısının hızla değiştirildiği hızlı bir Kürtleştirme sürecine girmiştir. Bu süreç henüz başladığında Kerkük'ten sorumlu 2. Tü­men komutanı Mark Davey'in beyanatıyla, Kerkük'e giren Kürt sa­yısı günlük ortalama 500 olmuş ve sadece Ağustos ayı itibariyle şehre 20 bin Kürt yerleşmiştir. Savaşın bitişini takip eden 18 ayda bu rakam 70,000'lere ulaşmıştır. Kürtlerin yaşadığı kentlerden 3 bin 987 Kürt ailesinin (21 bin 517 kişi) Kerkük'e geldiği, bu ailelerden 1146'sının boş olan evlere, diğerlerinin ise kiraladık­ları veya kullanılmayan kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirildi­ği" basına bu hususta yansıyan bilgilerden bir tanesidir. İşgalleriyle beraber ilk iş olarak nüfus ve tapu dairelerini yağ­malayan Kürt Peşmergeleri, Türkmenleri sadece askeri ve kültürel bir baskı altına almakla da yetinmemişler. Böl­ge­ye gi­den Mı­sır­lı ga­ze­te­ci Ner­min El Muf­ti de “Al Ah­ram We­ekly” der­gi­sin­de iz­le­nim­le­ri­ni ak­ta­rır­ken, Ker­kük’e Kürt göç­men yı­ğıl­dı­ğı­nı, bun­la­rın fut­bol sa­ha­la­rı ve iz­ci kamp­la­rı da­hil boş bul­duk­la­rı her ye­re yer­leş­tik­le­ri­ni yaz­dı.”Ke­li­me­nin tam an­la­mıy­la Türk ken­ti olan Ker­kük şim­di hız­la Kürt­leş­ti­ri­li­yor” ifa­de­si­ni kul­lan­dı.                                            Sad­dam Hü­se­yin dö­ne­min­de Ker­kük’ten çı­ka­rı­lan Türk­men, Kürt, Asurî ve Keldani’lerin sa­yı­sı, bel­ge­le­re ve is­ta­tis­tik­le­re gö­re 11.878 ki­şi­dir. Irak Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı Gı­da Kar­ne­si­ne gö­re; 30 Ni­san 2003 e ka­dar tüm et­nik grup­lar­dan 11865 ki­şi gö­çe zor­lan­mış­tır. Kürt­le­rin kay­na­ğı­na gö­re; Ka­sım 2003 Ta­ri­hin­de KYB (Ce­lal Ta­la­ba­ni’nin Par­ti­si) adı­na ya­yın­la­nan El-İt­ti­hat ga­ze­te­si­ne gö­re gö­çe zor­la­nan Kürt­le­rin top­lam sa­yı­sı 11.700. 2206 sa­yı­lı ve 24 Tem­muz 2003 Ta­rih­li Kürdistan-i Nwe Ga­ze­te­si­ne gö­re “15839 Kürt ve Türk­men’in gö­çe zor­lan­dı­ğı” be­lir­til­mek­te­dir. 2000 Yı­lın­da İn­san hak­la­rı tem­sil­ci­si Max Van Der STO­EL’in Ker­kük’ü zi­ya­ret ede­rek ha­zır­la­yıp, Bir­leş­miş Mil­let­le­re sun­du­ğu ulus­larara­sı ra­po­ra gö­re 25.000 Türk­men, 11.700 Kürt gö­çe zor­lan­mış­tır. Gö­çe zor­la­nan 15839 ki­şi­nin hep­si­nin Kürt ol­du­ğu­nu dü­şün­sek bi­le (ki ço­ğu Türk­mendir), Ker­kük’e dı­şa­rı­dan yer­leş­ti­ri­len 600.000’i aş­kın Kürt için na­sıl bir açık­la­ma ya­pı­la­bi­lir?  Kürt grup­la­rı 17 Mart 1991 ve 10 Ni­san 2003’te Ker­kük’ü yağ­ma­la­ya­rak, şe­hir­de­ki dev­let da­ire­le­ri­ni ta­lan et­ti­ler. Ker­kük’ün de­mog­ra­fik ya­pı­sı­nı de­ğiş­tir­me­nin yo­lu­nu aç­mak için nü­fusve tapu ka­yıt­la­rı­nı im­ha et­ti­ler. Si­ze so­ru­yo­rum, bu te­sa­düf mü­dür? Kerkük’ü Önemli Kılan: Petroldür Orta doğuda Kürt ay­rı­lık­çı­ğı her ge­çen gün bü­yük ve bü­yü­yen bir teh­dit ha­li­ne ge­li­yor. Ker­kük şeh­ri­ni de Kürt oluşumuna da­hil ede­rek Kürt Dev­le­ti kur­mak ha­yal­le­ri pe­şin­de ko­şu­yor­lar. On­lar için Ker­kük’ü önem­li kı­lan zen­gin pet­rol kay­nak­la­rıdır. Wil­li­am Sa­fi­re, 14 Ocak 2004 ta­rih­li The New­york Ti­mes’da­ki kö­şe­sin­de ay­nı yön­de me­saj­lar ver­di: “ KYB’li Kürt Ber­ham Sa­lih (Irak Başbakan Yardımcısı), Irak’lı Kürt­le­rin baş­kent­le­ri ola­rak gör­dük­le­ri Ker­kük’ün ki­lit önem ta­şı­dığ­nı söy­lü­yor, şu var ki ken­tin Türk­men yer­li­le­ri ile Arap yer­le­şim­ci­le­ri ise şid­det­le bu fik­re kar­şı çı­kı­yor­lar. Ker­kük Irak’ın de­va­sa pet­rol re­zerv­le­ri­nin %40’ı üze­rin­de ku­ru­lu bir kent. Ber­ham Sa­lih “Ker­kük bir pet­rol me­se­le­si de­ğil­dir.” di­yor­du. Bu ba­na se­na­tör Da­le Bum­pers’in Clin­ton sa­vun­ma­sın­da sar­fet­ti­ği şu söz­le­ri ak­lı­ma ge­ti­ri­yor. “Bi­ri bu­nun seks­le bir il­gi­si yok di­yor­sa bi­lin ki seks­le il­gi­li­dir… Ker­kük’te Türk­men­ler, Hı­ris­ti­yan­lar (Asuri ve Keldaniler) ve di­ğer azın­lık­la­rın hak ve sta­tü­le­ri­nin ya­sal ko­ru­ma al­tı­na alın­ma­sı­na ve Irak’ın ulu­sal ko­mu­tan­lı­ğın­da peş­mer­ge­le­rin ye­ri­nin be­lir­len­me­si­ni de içer­me­li­dir. Ya­hu­di asıl­lı Wil­li­am Sa­fi­re, dün­ya­ca ta­nı­nan bir ga­ze­te­ci­dir. Kürt­le­re ya­kın­lı­ğı ile bi­lin­mek­te­dir. Ber­ham Sa­lih ise Ce­lal Ta­la­ba­ni’nin sağ ko­lu­dur, di­li­nin al­tın­da­ki bak­la­yı çı­ka­rı­yor. Kürt­le­rin, Türk­men şeh­ri Ker­kük ile il­gi­le­ri­nin baş­lı­ca se­be­bi pet­rol­dür. İle­ri de ha­yal et­tik­le­ri bir dev­le­tin eko­no­mik ola­rak te­mel da­ya­na­ğı­nı oluş­tu­ra­cak­tır. 600 bin Kür­dün Ker­kük’e ka­nun­suz ola­rak kay­dı­rıl­ma­sı bu pla­nın bir par­ça­sı­dır. Kürt­ler; İs­ra­il, ABD ve İn­gil­te­re’nin des­te­ğiy­le Ker­kük’ü ele ge­çir­mek is­ti­yor­lar. Irak Türk­le­ri­nin mü­ca­de­le­si­ni hak­sız­ca eleş­ti­ren­le­rin, Ker­kük’te ve böl­ge­de olup bi­ten­ler­le il­gi­li ye­ter­li bil­gi­le­ri ol­du­ğu­nu san­mı­yo­ruz. Irak Türklerini yıldırmak ve sindirmek isteyen yalnızca peşmergeler değildir, dış güçlerdir. Irak'ın Geleceğinde Pazarlık Konusu Kozu: Kerkük  9 Şubat 2005 tarih­li The New York Times'ta yayınlanan makalede Sandra Mackey şöyle di­yor: Kerkük Irak'ın bi­linen petrol kaynaklarının % 40'ını oluşturan petrol kuyuları açısından anahtar konumunda. Bu kuyular en kötü ihtimalle Irak'ın geleceğine dair pazarlıklarda önemli bir koz olacak. En iyi ihtimalle de müstakbel bir Kürt devletinin ekonomik temelini teşkil edecek." Gerçekten Kerkük'te olanları sadece Ankara değil, Tahran ve Şam da dikkatle izlemektedir. Halen Irak'ta devam eden iç savaşın dışında kalan Kürt bölgelerinde başlayabilecek çatışmalar, Ker­kük petrollerinin paylaşımından kaynaklanacaktır. Çünkü Kerkük'e yönelik Kürt nüfus kaydırması, seçimlerden sonra da devam etti. "Kendilerine ait olmayan yerleri parselleyip, el koyarak oralarda binalar yapıyorlar. Hatta devlet dairelerini bile parsellediler. Şimdiye kadar 500 bin kişi geldi." diyor. Bölgede ABD ve Kürtler arasındaki işbirliğinin açık bir göstergesi, Amerikan “Herald Tribune” gazetesinde Diane E.King imzalı yazı ile kanıtlanmıştır. Yazar 2003'den bu yana Irak'a birçok kez gittiğini, yaptığı gözlemlerde Kürt Peşmergelerle Amerikan askerleri arasında sıcak ve işbirlikçi bir ilişkinin varlığına dair çok güçlü kanıtlar gördüğünü belirtmiştir. Ayrıca 2005 sonunda Irak ordusunun yapısına dair yapılan istatistikler de ordunun büyük oranda etnik Kürtlerden oluştuğu vurgulamıştır. ABD'nin Irak'taki tek müttefiki hâline gelen Kürtlere, Irak "Petrol Yasası"nda da olumlu yaklaşılması hâlinde, bölgedeki Kürtlerin Irak pet­rolünün 1/4'nden fazlasına sahip olması mümkün olabilecektir. 11 Ocak 2007'de İngiliz "The Independent" gazetesinde yer alan haber de, Irak'ın yeni Petrol yasa tasarısı ABD ve İngiliz petrol şirketlerine 30 yıl bo­yunca üretimi paylaşma hakkı tanı­maktadır. Yasa taslağının son şeklini almasında Irak Petrol Komitesi Baş­kanı ve aynı zamanda Başbakan Yar­dımcısı Kürt Berham Salih'in rol oynaması. çeşitli şüpheleri de beraberinde getirmektedir. Şayet, yeni Petrol Yasası, petrol yataklarını işletme hakkını bölgesel yönetimlerin inisiyatifine bırakacak şekilde çıkarılırsa, bundan Kürtlerin yararlı çıkacağı açıktır. Bu nedenledir ki, Kürtler Kerkük için her şeyi göze alacaklarını ifade edecek kadar cesur ya da "kör" olabilmektedirler. Bu tasarı, EXXON, SHELL, BP gibi şirketlerin Irak'a girip petrol çıkarmalarına imkân sağlayacaktır ABD, Irak petrollerini 30 yıl boyunca elinde tutarak, Çin ve Rusya gibi diğer iki rakibin de bölgeye nüfuzunu engelleyerek, ekonomik olarak açık ara fark yaratıp, küresel hegemonyasını daha güçlendirecektir. Unutmayalım ki; Kerkük bu büyük oyunda kilit noktadadır ve Kerkük'ü elinde tutan, Irak'taki dengeleri de elinde tutacaktır. Amerika ve İngiltere, Irak’ın işgali ve Petrolü ele geçirilmesi operasyonuna koydukları ad (Kod) Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu’nun İngilizcesi olan “Operation Iraqi Liberation” sözlerinin baş harflerinin kısaltılmasından meydana gelen “OIL” kelimesinin anlamı petrol dür.  Zaten Amaçları da bu değilmiydi? Yoksa mazlum Irak halkının zalim ve diktatör Saddam’dan kurtarmaya mı geldiler zannettiniz? ABD ve İngiltere’nin petrol zengini Irak’a getirdikleri özgürlük, demokrasi ve refah değil, kan, ölüm, gözyaşı, yıkım, huzursuzluk ve kargaşadır. Kalleşçe bir ülkenin topraklarında “Korkut ve dehşete düşür” stratejisi, kuşatmanın yegâne yoludur. Yiyecek ve su yolunu kapat, okulları, hastaneleri yak, evleri ve dükkanları bombala, insanların hayatını cehenneme çevir, korku ve dehşete düşmüş gözleri keyifle seyret ve iştahlan kara altın (Petrol) için. Adına da Özgürlük ve Demokrasi deyin. Bölge üzerindeki çekişmelerin başlıca konusu, bugün yine petroldür. Bölge üzerinde, hiçbir tarihi veya kültürel hakka sahip olmayan batılı devletler tarafından çeşitli planlar tezgâhlanmaktadır ABD Eski Dışişleri Bakanı James Baker, 2003 Haziran'ında Mısırlı gazeteci-yazar Cihan El-Tahri'ye verdi­ği demeçte şöyle diyordu: "Körfez'in enerji rezervlerine ulaşmayı gü­vence altına alacak bir politika benimsedik. Çünkü bu olmazsa, Amerikan ekonomisi sar­sılır. Ekonomi sarsılırsa insanlar işlerini kay­beder, insanlar işsiz kalırsa, yönetimler de si­yasal desteklerini yitirirler. Saddam'ın Kör­fez'deki enerji kaynaklarını ele geçirmesine seyirci kalsaydık, bu dediklerimin hepsi ola­caktı. Birinci Körfez Savaşı'nın da gerçek ne­deni bu. İkincisinin de!" Bölgede felaketlerin nedeni petrol değil midir? ABD ve İngiltere Irak’ı özgürleştirmek için mi geldiler zannettiniz. Ayrıca Kürtlerin Türkmen şehri Kerkük’ü ele geçirme nedenleri de petrol değil midir zaten. Petrol olmasaydı Kerkük bu kadar kıymete biner miydi? Keşke petrol çıkmasaydı da insanlar da huzur içinde yaşasaydı. Petrolün bölge insanlarına refah getirmesi gerekirken felaket getirdi ki ne felaket; Kan, ölüm, gözyaşı...  

Türk Yurdu Ocak 2008
Türk Yurdu Ocak 2008
Ocak 2008 - Yıl 97 - Sayı 245

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele