Yeni Bir Oğuznâme: Bin Yılın Göçü

Temmuz 2017 - Yıl 106 - Sayı 359


        Mustafa Nihat Özön, “Geçmiş yüzyıllarda oluyormuş gibi birtakım olaylar icat etmek, bu olaylara çerçeve olarak bir çağın olaylarını ve yaşayışını vererek, hayalî kahramanlara gerçek süsü vermek, böylelikle tarih ve romanın ayrı ayrı uyandıracağı ilgiyi sağlamak” şeklinde tanımladığı tarihî romanın, “romantizmin meydana getirip, usul, kural ve geleneğini kurduğu bir çeşit” olduğunu ifade eder; fakat bugün bu türün her zaman romantik okulun saçaklarından sayılamayacağını biliyoruz. Mesela Benim Adım Kırmızı, Beyaz Kale gibi tarihî bir dekora sahip edebiyat eserlerinde tarih gerçekten sadece bir dekordur ve oradaki olay örgüsünü mutatis mutandis günümüze taşıdığınız zaman, aynı olay örgüsü yeni ve çağdaş bir sahnede de okunabilecektir. Gülün Adı gibi mâruf-ı cihân kitaplarda dahi hikâyenin polisiye-entelektüel dokusunu taşıyamayacağınız bir çağ olmadığı gibi, hikâyeyi çağdaşlaştırma imkânlarından da yoksun değilsinizdir. Hadrianus’un Anıları, Ben Claudius gibi örnekler de mezkûr eser...
Yazının devamını okumak için üye olun, abone üye için tıklayınız.

Türk Yurdu Temmuz 2017
Türk Yurdu Temmuz 2017
Temmuz 2017 - Yıl 106 - Sayı 359

Basılı: 12 TL

E-Dergi: 5 TL

Sayının Makaleleri İncele