Kazak Yazar Rahimcan Otarbayev’in Baş Romanı Üzerine Bir Değerlendirme

Nisan 2017 - Yıl 106 - Sayı 356


        Rahimcan Otarbayev, günümüzde Kazakistan’ın önemli yazarlarından biridir. Özellikle hikâyeleri ve tiyatroları ile adını yalnızca Kazakistan’da değil, ülkesi dışında da duyurmuştur. 

        Rahimcan Otarbayev, 19 Kasım 1956’da Atırav Eyaleti Kurmangazı şehrinde dünyaya gelmiştir. O, 1977 yılında Ural Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenimini tamamlamıştır. Otarbayev, günümüze gelene kadar farklı pek çok işle de ilgilenmiştir. Bunlardan bazıları, “Ural Bölgesi” gazetesinde muhabirlik, değişik okullarda öğretmenlik, Kazak Televizyon ve Radyo Komitesi’nde editörlük, “Kazak Edebiyatı” gazetesinde, “Jalın” almanağında bölüm redaktörlüğü, Kazakistan Bişkek Büyükelçiliği’nde ataşelik, Mangıstav Eyalet Televizyon ve Radyo Kurumu’nun başkanlığı, Atırav Eyaleti Tiyatrosu’nun müdürlüğü, Kazakistan Cumhurbaşkanlığı’nda bölüm başkanlığı, Astana Millî Kütüphanesi’nin müdürlüğü…

        Rahimcan Otarbayev’in ilginç bir yazar kimliği var. O, Kazak tarihinde yaşamış olan Taymanoğlu İsatay Batır ve Mahambet Ötemisulı hakkında yazdığı romanının el yazmasını en ufak tereddüt etmeden yakıp kül etmiş bir Kazak yazarı. 

        Yazar, romanı yazdığı dönemlerde İsatay ve Mahambet hakkında hâlâ da objektif olmanın mümkün olmadığını fark ettiği için bu hassas konuda henüz yazma zamanının gelmediğini düşünmüştür. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, doğruyu yazamama tereddüdünden dolayı eserini kül etmeyi tercih etmiştir. Kendisine bu konu sorulduğunda, aradan geçen yıllara rağmen, düşüncelerinin azat olmadığını gördüğü için, eserinin kahramanlarını doğru anlatamamaktan, onlara ihanet etmekten korktuğu için hiç gözünü kırpmadan bu roman denemesinden vazgeçtiğini ve onu yakıp kül ettiğini dile getirmiştir.

        Şöyle diyor Rahimcan Otarbayev: “Düşüncelerin azat olmadığı yerde, hürriyetin kendisi de boş bir laftan ibarettir.”

        Türkiye’de zaman zaman yayımlanan hikâyeleri ile tanıdığımız Rahimcan Otarbayev’in son olarak Baş adlı romanı, Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine Gülzade Temenova tarafından aktarılarak yayımlandı.

        Baş romanı, Kazakların tarihî şahsiyeti, büyük halk şairi ve kahramanı Mahambet Ötemisulı hakkında yazılmış bir romandır. Roman, Rahimcan Otarbayev’in azat düşünceleriyle objektif bir tarih anlayışıyla kaleme alınmıştır. İçinde yüksek bir millî ruh ve millî şuur barındırmaktadır.

        Baş romanı üzerine söz söylemek için her şeyden önce, romanda adı geçen Taymanoğlu İsatay Batır ve Mahambet Ötemisulı kimdir ve Kazak halkı için bu tarihî şahsiyetlerin önemi nedir, bunu bilmek gerekli. Çarlık Rusya’nın Kazak topraklarını işgal etmesine karşı çıkan ve o günkü Rus Çarlığı’na karşı millî bir istiklal hareketi başlatan Kazak bahadırının adı İsatay Batır’dır. İsatay Batır’ın can yoldaşı, onun bu mücadelesinde destekçisi, avul avul dolaşarak söylediği şiirlerle Kazak halkını birlik olmaya ve vatan topraklarını vermeyerek Ruslarla mücadeleye çağıran Kazak ozanı ve kahramanı ise Mahambet’tir. 

        Dönemin Kazak Hanı Cengir Sultan, Rus boyunduruğunu kabul ederken, İsatay ve Mahambet ona karşı da cephe almışlardır. İki kahraman, o günkü şartlar içinde Rusya karşısında şansları olmadığını bilmelerine rağmen ölümü göze alarak kahramanca vatan topraklarını canları pahasına savunmuşlardır. Ancak Rusların topçu kuvvetlerle destekli ordusu karşısında çaresiz kalmışlardır. Üstüne Hive Hanı Kayıpkali Sultan’ın ihaneti de eklenince ne yazık ki bu mücadelede başarısız olmuşlardır. Ruslar, asıl amaçladıkları şekilde İsatay ve Mahambet’i ele geçirince, ayaklanmanın iki önemli liderini ortadan kaldırınca, onlara bağlı kuvvetler dağılarak bu istiklal mücadelesi de sona ermiştir. Ancak hiçbir zaman sona ermeyen bir şey var ki o da, onların canlarını uğruna feda ettikleri, Kazak halkının azatlık fikridir. 

        Sovyet tarih anlayışına uygun olarak uzun yıllar İsatay Batır ve Mahambet, halkına zulüm eden kötü kimseler olarak öğretilmişlerdir. Kazak nesilleri onları bu anlayışa uygun olarak tanımışlardır. Oysa Rahimcan Otarbayev Baş romanında, o güne kadarki tarih anlayışını reddeder. O, tarihî gerçeklerin çarptırılmadan aslına uygun olarak ele alınmasını ister. Yazdığı bu eserde İsatay ve Mahambet’i Kazak halkının asil kahramanları olarak ele alır. Gecikmiş de olsa, onları hak ettikleri ve layık oldukları şekilde Kazak halkına tanıtır.

        Romanda yüksek bir ideal bulunmakla birlikte, okuyucunun ilgisini çeken, okuyucuyu devamlı sürükleyen ve heyecanlandıran bir kurgu da vardır. Roman, tanınmış antropolog Gerasimoviç’in antropolog talebesi Noel Jumabayeviç’in Kazak halkının kıymetli tarihî şahsiyetlerinin naaşlarını bularak, bu tarihî şahsiyetlerin asıllarına dayanan heykellerini, resimlerini yapma gayreti ile başlar. Noel, bu konuda hiç kimseden destek görmeyip engellense de önemli bulgulara ulaşır. Bunlardan biri de Mahambet’in başıdır. 

        Mahambet’in başı aslında Kazaklar için çok kıymetli olması gerekirken, roman kurgusu içinde kimse onun değerini anlamaz. Mahambet’in başını hiçbir resmî makam kabul etmez. Noel sonunda onun kıymetini bilen Devran adlı delikanlı ile Ayım adlı genç kıza bu başı emanet eder. Bir gün Kazakların onun değerini anlayacaklarını, o doğru zamanda başı ortaya çıkarmalarını tembih eder. 

        Romanda fantastik bir kurgu da söz konusudur. Mahambet’in başı geceleri dile gelip konuşmaktadır, çarpıtılan tarihin aksine, gerçek tarihi bizzat kendi anlatmaktadır. Rus boyunduruğunu kabul eden Cengir Han ile devamlı çatışmaktadır. Mahambet’in anlattığı gerçek tarihi kaleme alan gençler, böylece “Kazakistan’ın yeni tarihi”ni yeniden yazarlar.

        Romanın sonunda hem Kazak halkının kıymetli tarihî kahramanı Mahambet’in başının değeri anlaşılır. Hem de Kazak halkının o güne kadarki inandığı tarih yerine, bizzat Mahambet’in anlattıklarına dayanan şekilde yeni bir tarih yazılır. 

        Rahimcan Otarbayev, Mahambet’in başını romanında bir sembol olarak kullanmıştır. Yazar, Kazak halkının tarihinde değerli pek çok büyüğünün, yol göstericisinin, hürriyet sevdalısının olduğunu ve Kazak halkının onları yeniden tanıyıp keşfederek eski millî ruhlarına dönmeleri gerektiğini bu sembol üzerinden dile getirmiştir. Romanda, Mahambet’in kayıp başını bulma yolundaki fantastik macera üzerinden Kazak halkının özüne, köklerine sahip çıkması gerekliliği öğütlenmiştir.

        Millî bilinçle kaleme alınan bu roman vesilesiyle başta değerli Kazak yazar Rahimcan Otarbayev’e ve Baş romanını yayımlayan Kazakistan Büyükelçiliği’ne, Avrasya Yazarlar Birliği Bengü Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Yakup Ömeroğlu’na teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca romanı başarılı bir şekilde Türkiye Türkçesine kazandıran, aktarması ile edebî olarak da romandan zevk almamızı sağlayan Gülzade Temenova’yı da yürekten kutluyorum ve başarılarının devamını diliyorum. 

        Kazak edebiyatını yakından tanımamıza vesile olacak daha pek çok eserin Türkiye’de yayımlanması dileğiyle…

        Türk-Kazak kardeşliği ebedi olsun!

Türk Yurdu Nisan 2017
Türk Yurdu Nisan 2017
Nisan 2017 - Yıl 106 - Sayı 356

Basılı: 12 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele