KKTC’nin Devletleşme Süreci

Mayıs 2015 - Yıl 104 - Sayı 333

        Özet

        
Kıbrıs gibi uluslararası bir davada, Birleşmiş Milletler birçok çalışma yapmış veya plan üretmiştir. Buna rağmen Kıbrıs müzakerelerinde bir ilerleme olmayıp süreç tıkanmaya doğru gitmektedir. Kıbrıs’ta varılacak kapsamlı bir çözüm yolu bulunamamıştır. Bu gerçekten hareketle KKTC meselesinde devletleşme sürecini tamamlamak için Kıbrıs Türk halkının geleceğine ilişkin olarak planların netleştirilmesi, uluslararası ambargoların kaldırılması, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol gibi yeraltı kaynaklarının Türkiye ile birlikte değerlendirilmesi, vize sorunu kaldırılarak adadaki turizm potansiyelinin arttırılması, Türkiye ve KKTC halklarının bütünleşmesi gerçeğini sıralamak mümkündür.

         

         

        Giriş
Kıbrıs’ın yönetimi 1878 yılında, mülkiyet hakkı Osmanlı İmparatorluğu’nda kalmak kaydıyla, Birleşik Krallık’a bırakılmıştır. Ada’da 308 yıl süren Osmanlı İmparatorluğu Dönemi, böylece geçici de olsa son bulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun, Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak Devletleri safında yer almasını fırsat bilen Birleşik Krallık, 5 Kasım 1914 tarihinde adayı tamamen tek taraflı kararla ilhak etmiştir. Türkiye Ada üzerindeki İngiliz egemenliğini 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması’nın 16, 20 ve 21. maddeleri ile tanımıştır.1

        
16 Ağustos 1960 tarihinde Ada halklarının eşit ortaklığı temel alınarak Federal Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kurulmuştur. Cumhurbaşkanı Makarios, 1963 yılında, Kıbrıslı Türklere adil olanın ötesinde haklar verildiğini öne sürerek Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa’sını tek taraflı olarak değiştirme kararı almıştır. Bu karar, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye tarafından reddedilmiştir. Bu ret cevabı üzerine, Kıbrıs Rum tarafı, Adadaki toplumlararası çatışmaların başlangıcı olarak kabul edilen ve “Kanlı Noel” olarak bilinen Türklerin Ada’dan atılmasını öngören Akritas Planını 21 Aralık 1963’te uygulamaya başlamıştır.2 Hem Türk nüfusun yoğunluğu hem Kıbrıs ekonomisinin merkezi hem de başkent olması nedeniyle saldırıların odak noktası olarak Lefkoşa seçilmiştir. Kıbrıslı Türklerin evleri basılıp, kadın, çoluk çocuk öldürülmüştür. Evleri, işyerleri tahrip edilmeye başlanan Kıbrıslı Türkler rehin alınmıştır. Türklere ekonomik yönden abluka uygulanmaya başlanmıştır. Makarios’un görüşmelere yanaşmaması ve saldırıların devam etmesi üzerine Türkiye, garantörlük hakkını tek başına kullanmaya karar vermiştir. Bir müdahaleden çekinen Rumlar İngiltere’nin arabuluculuğuyla ateşkesi kabul etmiştir. “Kanlı Noel” olaylarından sonra, üç garantör ülkenin askerlerinden oluşan “Barışı Koruma Kuvveti” oluşturulmuştur. Bu çerçevede İngiliz generalin yeşil bir kalemle harita üzerinde çizdiği bir çizgi ile Lefkoşa 30 Aralık 1963’te ikiye ayrılmıştır. Bu tarihten itibaren bu sınır “Yeşil Hat” olarak adlandırılmıştır.3 Saldırılar sonucunda 18.667 Kıbrıs Türkü yaşadığı 103 köyü terk etmek zorunda kalmıştır ve 364 Kıbrıs Türkü şehit olmuştur.4 Birleşmiş Milletlerin Barış Gücü Askerleri, Rum ve Türk bölgeleri arasında süren bu çarpışmaları önlemek amacıyla, 14 Mart 1964 tarihinde adaya gönderilmiştir.

        
15 Kasım 1967’de Rumların yeniden saldırmalarından sonra Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi kurulmuştur. 15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası’nın yardımıyla, Makarios devrilerek yerine EOKA lideri Nikos Sampson geçmiştir. Türkiye, Kıbrıs adasındaki gelişmeleri kaygıyla izlemekteydi. 1960 Garanti Anlaşmasının 4. maddesine dayanarak, Kıbrıs Türk halkının güvenliği için 20 Temmuz 1974 tarihinde adaya müdahalede ederek Türk Barış Harekâtı başlamıştır. Barış harekâtından sonra Türkler ve Rumlar Kuzeyde ve Güneyde ayrı ayrı yaşamaya başlamışlardı. 1 Ekim 1974 tarihinde Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi kuruldu. 13 Şubat 1975 tarihinde ise “Kıbrıs Türk Federe Devleti”nin ilan edilmesi kararı alındı.

        
Rum tarafının uzlaşmaz tutumu sonucunda Birleşmiş Milletler iyi niyet misyonu çerçevesinde 1977 yılından 1983 yılına kadar devam eden görüşmelerden de hiçbir sonuç alınamaması üzerine, Kıbrıs Türkleri “self-determinasyon” hakkını kullanarak 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Yeni kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk ülke Türkiye olmuştur.

        
Çözüm için müzakereler, gerek Birleşmiş Milletler gözetiminde gerek garantör devletler gözetiminde hâlen sürmektedir. KKTC’nin ilanından sonra Birleşmiş Milletler gözetiminde KKTC’de devletleşme süreci ve Kıbrıs da çözüm arayışları incelenecektir.

        
1. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin İlanı

        
Kıbrıs Türk Federe Meclisi’nin 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğuna dair “kuruluş” ve “bağımsızlık” bildirgelerini oy birliği ile aldığı bağımsızlık kararını, Rauf Denktaş bizzat kendisi okuyarak tüm dünyaya ilan etmiştir. Bağımsızlık bildirgesinin 22. maddesinin b fıkrası, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilânı, iki eşit halkın ve onların kurdukları yönetimlerin, gerçek bir federasyon çatısı altında yeniden bir ortaklık kurmalarını engellemez; tam aksine bir federasyonun kurulabilmesi için gerekli ön şartları tamamlayarak, bu yoldaki samimi çabaları kolaylaştırabilir. Bu yolda, her yapıcı çabayı göstermeye kararlı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti başka hiçbir devletle birleşmeyecektir.” şeklinde ifade edilmiştir.5

        
Kıbrıslı Rumların Ortodoks Kilisesinin öncülüğünde ve Yunanistan’ın desteğinde Enosis’i gerçekleştirmek için sürdürdükleri silahlı saldırı hareketleri, Türklere karşı yapılmış olmasına rağmen, Kıbrıs Rumları bu eylemlerini dünya kamuoyuna bağımsızlık için verilen bir kurtuluş mücadelesi olarak takdim etmeye çalışmıştır. Türkler, silahlı saldırı hareketlerine karşı, başlangıçta hazırlıksız ve örgütsüzdü. EOKA saldırganlığının yarattığı yok olma tehlikesi, Türklerinin toplumsal savunma içgüdüsü ile ulusal bilincini harekete geçirerek, varlığını korumak için direniş arayışlarına itmiştir. Saldırılara ve göçe maruz kalan Türkler, savunmaya geçmek zorunda kalmıştır. Kıbrıs Rum tarafınca uygulanmak istenen Akritas Planına göre uluslararası kuruluşları Türklere fazla taviz verildiği konusunda ikna etmek ve Garantörlük Antlaşması ve İttifak Antlaşmasını iptal etmek istemiştir.6 Akritas planı özellikle Türkleri azınlık kabul ederek nüfus yoğunluğunu azaltmak istemiştir. KKTC sadece Kıbrıs Rumlarının 20 yıldır yaptıklarına bir tepki olarak ortaya çıkmış bir devlet değildir. KKTC yıllarca varlığı, özgürlüğü ve insan hakları için mücadele vermiş bir halkın, vazgeçilmez bir hak olan kendi kaderini tayin hakkını kullanarak kurmuş olduğu bir devlettir. KKTC’nin ilanıyla ilgili olarak Rauf Denktaş, “Kıbrıs Türk halkının 20 yıldır statüsüz bir topluluk olduğunu bu statüsüzlüğün bağımsızlık ilânı ile aşıldığını, bağımsızlık yoluna uluslararası alanda tanınma talep edileceğini” söylemiştir.7

        
2. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin İlanına Dünya Kamuoyunun Tepkisi

        
KKTC’nin bağımsızlığını ilan ederek kurulması hemen hemen tüm dünya ülkeleri tarafından olumsuz bir tepkiyle karşılanmıştır. Yapılan ilk resmi tepkiler Türkiye’nin tanımayı geri alması üzerinde yoğunlaşmıştır.8 Bu olumsuz tepkilerden yararlanan Yunanistan da meseleyi milletlerarası düzeye getirme çabasına girmiştir.9

        
KKTC’nin ilanına en sert tepki gösteren ülke İngiltere olmuştur. KKTC’nin ilan edilmesinin 1960 tarihli Garanti anlaşmalarına aykırı olduğunu ve bu durumun Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını daha da zorlaştıracağını ifade eden İngiltere, sadece Spiros Kipriyanu başkanlığındaki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdığını belirtmiştir.10

        
Yunanistan, Türkiye Dışişleri Bakanlığına KKTC’nin bağımsızlık ilanını kınayan ve kabul edilemez olarak nitelendirilen çok sert bir nota iletmiştir. Notada, tanıma kararı geri alınmadan Türkiye ile hiçbir zaman masaya oturulmayacağı açıklanmıştır.11

        
Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC’yi tanıyan devletlerle diplomatik ilişkilerini keseceğini bildirmiştir. Spiros Kipriyanu, KKTC’yi sahte devlet olarak adlandırarak bu devletin ortadan kaldırılması için her yerde mücadele edeceklerini açıklamıştır.12
Hollanda Dışişleri Bakanlığı, “Egemen bir devletin bölünmesini olumlu bir gelişme olarak kabul etmediklerini ve bu nedenle Kıbrıs Türk Devleti’ni tanımak niyetinde olmadıklarını” yayımlayarak KKTC’nin tanınmayacağını bildirmiştir.13
BM Güvenlik Konseyi’nin 18 Kasım 1983’te aldığı 541 sayılı karar gereğince, KKTC’nin bağımsızlık bildirgesini hukuken geçersiz sayıp, bağımsızlık bildirgesinin geri alınmasının gerektiği açıklanmıştır.14 BM Güvenlik Konseyi’nin bu kararına Türkiye büyük bir tepki göstererek kararı geçersiz saymıştır.15 BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı 541 sayılı karar gereğince sadece Rum kesiminin tanınması ve Türk kesimi KKTC’nin tanınmaması, dünya devletleri arasında yer alamamasının önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir.

        
3. BM Güvenlik Konseyi Gözetiminde Müzakere Süreci

        
Kıbrıs sorununa çözüm BM Güvenlik Konseyi planlarına göre ele alınmaktadır. Çözüm bulmak amacıyla girişimler ve çalışmalar BM gözetiminde garantör ülkeler arasında yapılmaktadır. BM gözetiminde hazırlanan Javire Perez de Cuellar, Boutros Boutros-Ghali ve Kofi Annan planları incelenecektir.

        
3.1. Javier Perez de Cuellar Görüşmeleri

        
1983 yılı başlarından itibaren duran ve KKTC’nin ilanı ile tamamen kesilen görüşmeler, 1984 Ağustos’unda dönemin BM Genel Sekreteri Cuellar’in yoğun çabaları sonucunda dolaylı görüşmeler yeniden başlamıştır.16 10 Eylül 1984 tarihinde yeniden başlayan dolaylı görüşmeler sonucu aşağıdaki konu başlıkları ele alınmıştır.17

        
- İki toplumlu, iki kesimli federal bir cumhuriyetin kurulması,

        
- Cumhurbaşkanının Rum, Yardımcısının Türk olması,

        
- Federal Meclis’te iki meclisin yer alması, Alt meclisin yüzde 70-30 oranıyla, üst meclisin ise Türk ve Rumların eşit katılımı ile oluşması,

        
- Türklerin 1981 yılında sundukları toprak önerileri esas olarak ele alınıp Maraş, Yeşilırmak ve Akıncılar kısmının Rumlara bırakılması ve sınır boylarında ise Rumlar lehine düzenlemeler yapılması,

        
- İki toplum arasında “güven ortamının” kurulması için Lefkoşa Havaalanı’nın ortak işletmeye açılması, ortak bir geçici hükümet kurulması, sorunun uluslararası platformlarda ele alınmaya son verilmesi ve Türklere ekonomik ambargo uygulanmasına son verilmesi.

        
Dolaylı görüşmeler sonucu tarafların kabulüyle “ön anlaşma taslağı” kabul edilmiştir. BM Genel Sekreterinin gayreti sonucu ortaya çıkan bu anlaşma taslağını imzalamak üzere taraflar 17 Ocak 1985 tarihinde New York’ta bir araya gelmiştir. Görüşmelerden sonra Atina’ya giden ve Papandreou’dan “Türk İşgali” bitmeden herhangi bir anlaşma imzalamama konusunda uyarı alan Kipriyanu “Taslağı imzalamak yerine kesinleştirmek üzere geldiğini.” belirtmiş ve maddelerin yeniden ele alınmasını istemiştir.18 KKTC lideri Denktaş anlaşmaya kabul ettiğini açıklarken Rum Yönetimi Lideri Kipriyanu anlaşmayı reddetmiştir.19 19 Ocak 1985 günü BM Genel Sekreteri Cuellar, Rum tarafının tutumundan yakınarak “Burada yeni bir müzakere açmıyoruz.” demiştir.20 BM Güvenlik Konseyi girişimlerinin çıkmaza girmesinin sorumlusu olarak Rum tarafı ortaya çıkmıştır.

        
21 Şubat 1988’de Rum tarafında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kipriyanu seçimi kaybederek yerine Yorgo Vasiliu seçilmiştir. Bunun üzerinde Cumhurbaşkanı Denktaş, yeni bir iyi niyet paketi hazırlayıp Vasiliu’ya sunmuştur. Diğerleri gibi bu belge de reddedilmiştir.21

        
3.2. Butros Ghali Görüşmeleri

        
1 Ocak 1992 tarihinde BM Genel Sekreteri olan Butros Ghali, Kıbrıs’la ilgili Ghali haritası ve Ghali çözüm planını (fikirler dizisi) 3 Nisan 1992 sunmuştur.22 BM Güvelik Konseyi, 10 Nisan 1992 tarihinde aldığı 750 sayılı kararla bu çözüm planını onaylamıştır.23 BM Güvenlik Konseyinin bu kararıyla görüşmeler yeniden başlamıştır.

        
Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla birinci tur görüşmeleri 18 Haziran 1992’de New York’ta başlamıştır. Bu görüşmede taraflara Ghali kendi adıyla anılan bir harita sunmuştur.24 Bu haritaya göre Türk tarafına yüzde 28,2 oranında bir toprak bırakılıyor, 37 Türk köyü Rumlara verilmek isteniyor, Karpaz’da bir Rum kantonunun oluşturulması isteniyor ve Rumların Kuzey’e dönmesi öngörülüyordu. Türk tarafı, bu haritayı ret ederek, Güzelyurt bölgesinin dâhil edilerek toprakta yüzde 29+(yüzde 29’dan biraz fazla) oranını kabul edebileceğini şart olarak sunmuştur.

        
15 Temmuz 1992 tarihinde başlayan 2. turda ise BM Genel Sekreteri, kapsamlı bir çözüm planı olan “Ghali Fikirler Dizisini” (Kıbrıs’ta Bütünlüklü Bir Anlaşma Çerçevesine İlişkin Fikirler Demeti) taraflara sunmuştur.25 Türk tarafı, bu planın 91 maddesini kabul edip diğerlerini müzakere etmek istemiştir. Harita konusunda ise, ancak bir paket anlaşma çerçevesinde toprakta yüzde 29+ oranına inebileceğini açıklamıştır. Fakat 5 hafta süren ikinci görüşmede de bir çözüme ulaşmak mümkün olmamıştır.26

        
“Ghali Fikirler Dizisi”nden sonra tarafların temel konularda büyük görüş ayrılıkları içinde olması sebebiyle BM Genel Sekreteri Ghali bu kez “Güven Yaratıcı Önlemler Paketi” adı altında 15 madde içeren başka bir belge hazırlamıştır. Bu paket çerçevesinde Ercan Havaalanı ve Maraş’ın, BM idaresinde iki tarafın ortak kullanımına açılması öngörülmüştür. Rum tarafı, paketin kabulü durumunda Türk tarafının varlığını resmen tanıma anlamına geleceğini ve ekonomik ambargoların kalkmasına olanak sağlayacağı bahanesiyle reddetmiştir.27

        
3.3. Kofi Atta Annan Görüşmeleri

        
BM Genel Sekreteri Annan’ın çabaları sonucu Kıbrıs müzakere sürecinin yeniden canlandırılması girişimleri 1999 yılının ikinci yarısında hızlanmıştır. Görüşmelerin ilk turu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Lideri Glafkos Klerides arasında, 3-14 Aralık 1999 tarihinde New York’ta, ikinci tur ise 31 Ocak-8 Şubat 2000 tarihinde Cenevre’de gerçekleştirilmiştir. 24 Temmuz – 4 Ağustos 2000 tarihinde yapılan üçüncü tur görüşmeler sonucunda da anlaşmaya varılamamıştır. Dördüncü tur 12-26 Eylül 2000 tarihlerinde New York’ta, beşinci tur ise 1-10 Kasım 2000 tarihinde Cenevre’de gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu görüşmeler sonucu Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu şartlar kabul edilmedikçe görüşmelere devam edilmeyeceği açıklanmıştır.28 BM Genel Sekreteri, Ada’da kapsamlı bir çözüme ulaşılması için çabalarını yoğunlaştırmış ve bu çalışmaların sonuçlarını “Kıbrıs Sorununa Kapsamlı Çözüm Temeli” adlı belgeyi taraflara sunmuştur. BM Genel Sekreterin istediği şartlar sağlandıktan sonra taraflar, planda yapılmasını istedikleri değişiklikler listesini Genel Sekretere tekrar sunmuştur. Türk tarafı uzlaşmacı bir tavır izlerken Rum tarafı hiçbir şekilde taviz vermemiştir. Kıbrıs Rum kesiminin bu tutumu, çözüme yönelik ciddi bir kararın çıkmasını engellemiştir.

        
Kıbrıs Sorununun çözümü için 24 Nisan 2004’te ilk defa referanduma gidilmiştir. Referandum sonucu Rum tarafının %75,8’i “Hayır” oy kullanmasına rağmen Türk tarafının % 64,9’u “Evet” oyu kullanmıştır. AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi, 26 Nisan 2004 tarihinde aldığı kararında Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonunun sona erdirilmesi konusunda kararlı olduğunu ifade etmiş; Komisyon’u kapsamlı tedbirler almaya davet etmiştir. Ayrıca Türk tarafına 259 milyon Euro yardım kararı almıştır.29 Rum tarafının böylece Annan Planını değil, esasen çözümü reddettiklerini de kayda geçiren Genel Sekreter, bunun ciddi bir değerlendirme gerektirdiğini vurgulamış, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk tarafının müzakereler öncesinde, sırasında ve sonrasındaki olumlu tutumunu açık ifadelerle dile getirmiş ve bu tutumu takdirle karşıladığını beyan etmiştir.30 Plan’ın yürürlüğe girebilmesi için iki tarafın da olumlu oyu gerektiğinden Plan hukuken “hükümsüz” kalmıştır.

        
4. Sonuç

        
24 Nisan 2004 tarihinde Annan Planı’nın Kıbrıs Rum Yönetimi halkı tarafından reddedilmesiyle Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü devam etmektedir. Referandum sonrası Kıbrıslı Türklerin “Evet”, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin “Hayır” demesi durumunda KKTC’ye uygulanan izolasyon ve ambargoların kaldırılacağının AB tarafından sıkça belirtilmesine rağmen uygulama hâlâ sürmektedir. Rum halkı, Annan Planı kapsamında yapılan referandumda niyetini açıkça ortaya koymuş, her zamanki uzlaşmaz tutumlarını “Hayır” oyu vererek teyit etmiştir. Referandumdan sadece bir hafta sonra Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ne tam üye yapılarak adeta verilen “Hayır” oyları ödüllendirilmiştir. Böylece, Ada’da kapsamlı bir çözüme ulaşılması daha da zor hâle gelmekle beraber Avrupa Birliği’ne girmek için büyük çaba sarf eden Türkiye’nin karşısına Yunanistan’a ilaveten Kıbrıs Rum Yönetimi de çıkmıştır. KKTC, her zaman olduğu gibi barışçı ve uzlaşıcı tutumlarını gözler önüne sermiştir. Görev yapma zamanı artık AB’ye gelmiştir. Bu konuda iyi niyetli tutumunu gösteren KKTC için gerekli adımlar atılmalı, KKTC üzerindeki uluslararası ambargolar kaldırılmalı ve KKTC bağımsız olarak tanınan bir devlet olarak uluslararası sistemde yerini alarak yoluna devam etmelidir. Türkiye özellikle AB’ne Annan planını kabul etmeyen tarafın Rum kesimi olduğunu her fırsatta hatırlatmalı ve AB’nin KKTC ile ilgili verdiği taahhütleri yerine getirmesine yönelik çabaları göstermelidir. Türkiye, bağımsız bir KKTC sürecini hızlandırmak amacıyla, başta Arap Birliği ve Orta Asya Türk devletleri nezdinde KKTC’nin tanınması girişimlerini ciddi ve kararlı bir şekilde ele almalıdır. Kıbrıs sorununun garantör ülkeler tarafından çözülürse kalıcı olabileceği unutulmamalı. Ada da iki toplumlu federal bir yapı oluşturulmadıkça ve AB, Rumların uzlaşmaz tutumu karşısında taviz verdikçe Kıbrıs sorunu AB için büyüyerek devam edecektir. Kıbrıs sorunu çözülmedikçe Türkiye KKTC için dünyaya açılan kapı olup KKTC’nin devletleşme sürecini her zaman destekleyecektir.

         

        -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

         

        * TBMM KKTC Ülke Sorumlusu
1 T.B.M.M. Kavanin Mecmuası, Cilt 2, 1942, s. 2-99
2 Doç. Dr. Ulvi Keser, “Kıbrıs’ta Yeraltı Faaliyetleri Ve Türk Mukavemet Teşkilâtı” Eko-Avrasya Yayınları:2012/1, Ankara, 2012, s.155
3 Süleyman Özmen, Avrasyanın Kırılma Noktası Kıbrıs, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2006, s.240
4 Süleyman Özmen, Avrasyanın Kırılma Noktası Kıbrıs, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2006, s.239
5 Resmi Gazete, Kıbrıs Türk Federe Devlet, Meclis Kararları, Ek IV, Sayı:88, Karar No:50, 15 Kasım 1983. “Yine aynı gün alınan kararla KTFD-Türkiye Cumhuriyeti Karma Ekonomik Protokolü imzalanmıştır. Resmi Gazete, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bakanlar Kurulu Kararları, Ek IV, Sayı:89, Karar No: (K-1) 969-83, 15 Kasım 1983.”
6 Yusuf Sarınay, “Osmanlı İdaresinde Kıbrıs (Nüfusu-Arazi Dağılımı ve Türk Vakıfları)”, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Ankara, 2000, s.33
7 Halkın Sesi, 3 Ağustos 1983, s.3
8 Fahir Armaoğlu, “Gelişmeler”, Tercüman, 18 Kasım 1983, s1. 10
9 Fahir Armaoğlu, “Gelişmeler”, Tercüman, 18 Kasım 1983, s1. 10
10 Milliyet, 16 Kasım 1983, s.3
11 Cumhuriyet, 16 Kasım 1983, s.1
12 Kıbrıs Postası, 17 Kasım 1983, s.7
13 Milliyet, 16 Kasım 1983, s. 3
14 Ata Atun, “Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları (1983-2008)”, Cilt 2, Samtay Vakfı Yayınları:27, Lefkoşa, 2008, s. 2-3
15 Milliyet, 19 Kasım 1983, s. 3
16 Ahmet Aydoğdu, “Kıbrıs Sorunu Çözüm Arayışları, Annan planı ve referandum süreci”, Asil Yayın Dağıtım, Ankara, 2005, s. 192
17 Zehra Cerrahoğlu, “Birleşmiş Milletler Gözetiminde Kıbrıs Sorunu ile İlgili Olarak Yapılan Toplumlararası Görüşmeler (1968-1990)”, Kalkan Matbaacılık, Ankara, 1998, s. 41-43
18 Ahmet Aydoğdu, “Kıbrıs Sorunu Çözüm Arayışları, Annan planı ve referandum süreci”, Asil Yayın Dağıtım, Ankara, 2005, s. 194
19 Milliyet, 19 Ocak 1985, s. 5
20 Milliyet, 20 Ocak 1985, s. 5
21 Ahmet Aydoğdu, “Kıbrıs Sorunu Çözüm Arayışları, Annan planı ve referandum süreci”, Asil Yayın Dağıtım, Ankara, 2005, s. 201
22 “Birleşmiş Milletler Çözüm Plânının Tam Metnini Açıklıyoruz”, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Arşivi, Dosya: Ghali Plânı, Tarih: 1992
23 Ahmet Aydoğdu, “Kıbrıs Sorunu Çözüm Arayışları, Annan planı ve referandum süreci”, Asil Yayın Dağıtım, Ankara, 2005, s. 228
24 Zaim Necatigil, “The Cyprus Question And The Turkish Position İn İnternational Law”, Revised second Edition, Oxford University Press, Newyork, 1998, s.491
25 Ahmet Aydoğdu, “Kıbrıs Sorunu Çözüm Arayışları, Annan planı ve referandum süreci”, Asil Yayın Dağıtım, Ankara, 2005, s. 230
26 Doç. Dr. Soyalp Tamçelik, “Kıbrıs’ta Gali Plânı’na Göre Toprak Meselesi”, Cilt 6, Akademik Bakış Yayınları: 2011/11, İstanbul, 2011 s.113
27 Ata Atun; Kıbrıs Antlaşmaları, Planları ve Önemli BM, AB Kararları (1983-2008), Cilt 2, Samtay Vakfı Yayınları:2008/27, Lefkoşa, 2008,, s. 146-150
28 Ahmet Aydoğdu, “Kıbrıs Sorunu Çözüm Arayışları, Annan planı ve referandum süreci”, Asil Yayın Dağıtım, Ankara, 2005, s. 286
29 Türk Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Adresi, “Kıbrıs”, http://www.mfa.gov.tr/2002-2008-yillarindaki-gelismeler.tr.mfa
30 Türk Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Adresi, “Kıbrıs”, http://www.mfa.gov.tr/2002-2008-yillarindaki-gelismeler.tr.mfa


Türk Yurdu Mayıs 2015
Türk Yurdu Mayıs 2015
Mayıs 2015 - Yıl 104 - Sayı 333

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele