Millî Egemenliğin Yeniden Keşfi

Eylül 2016 - Yıl 105 - Sayı 349

        Millî Egemenliğin Yeniden Keşfi

        Türkiye Cumhuriyeti, kökleri tarihin derinliklerinde olan genç bir devlettir. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nda emperyalistlerin saldırısı karşısında şanlı bir mücadele vermesine rağmen, işgalden ve yıkımdan kurtulamadı. Millî şuur sahibi vatanseverlerin başlattığı Kurtuluş Mücadelesi, bize yeni bir devlet kazandırdı. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları millete dayanarak, Anadolu'da yeniden düzenli bir teşkilatlanma sağladılar. 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM’nin açılmasıyla fiilî bir temel oluşturan bu düzenli teşkilatlanma, hem yeni devletin temellerini oluşturdu hem de millî mücadeleyi başarıya ulaştırdı. Ağustos ayını zaferler ayı hâline getiren gelişmeler sonucunda, 9 Eylül 1922 tarihinde işgalci Yunan ordusu denize döküldü. 29 Ekim 1923 tarihinde ise yeni devletin adı Cumhuriyet olarak ilan edildi. Bu süreç, Türklerin kendi kaderlerini kendi iradeleriyle belirledikleri bir milliyetçilik başarısıydı. Artık egemenlik kayıtsız şartsız milletin kendisinde idi. Millî irade, millî şuur, millî politikalar yeni topluma ve yeni devlete hâkim olacaktı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi, bu temeller üzerinde inşa edildi. Bu temel politika, Cumhuriyet tarihinde kozmopolit akımların etkisiyle zaman zaman sarsılsa da ilelebet payidar kalacaktır. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan FETÖ darbe girişimi karşısında milletin gösterdiği dirayet ve kararlılık, bunun en büyük göstergesidir. “Millî, milliyet, milliyetçilik” gibi kavramlardan ürken kesimler de dâhil, bütün vatan evladı, millî bayrağımız altında, millî irade ve demokrasi için saf tuttu. Millet gerçekliğinin ne kadar güçlü ve kutsal olduğunu bir kere daha gösterdiler. Milliyetçilerin yıllardan beri anlatmakta zorluk çektiği "millî egemenlik", bütün alanlarda ortak slogan oldu. Ay yıldızlı al bayrak, yeniden herkesin altına sığındığı sembol oldu. Arif Nihat Asya'nın millî duygu dolu şiirleri dillerde yer aldı. Bir kere daha, bir musibet bin nasihate bedel oldu.

        Bu sayımızda dosya konumuzu, 15 Temmuz darbe girişimi ile ortaya çıkan yeni duruma ayırdık. Başlığını "Darbe, Millet ve Millî Egemenlik" olarak belirledik. Bu konuda çok şey söylenmeye ve yazılmaya başladı. Bunların birçoğunun şuursuzluk ve bilgisizlik eseri olduğunu hep birlikte görüyoruz. Söz söyleyecek esas kesimin Türk milliyetçileri olduğunu herkes kabul etmelidir. Demokrasi, millete güvenme, millî irade ve millî egemenlik Türk milliyetçiliğinin en önemli vasıflarındandır. Dünya görüşümüz, bu kavramları öncelik olarak kabul etmemize dayalıdır. Bağlılığımız, modern anlamda millet ve bu millete ait devletedir. Alt kimliklerin öne çıkarılması, dünyada güçlü olabilecek bir devlet ve milliyetçilik için sakıncalıdır. Bundan dolayı Türk milliyetçiliği; etnisitecilikleri, cemaatçilikleri, bölgecilikleri ve millet dışındaki bağlılıkları reddeder. Hareket noktamız, milletin kendi hakikatidir. Bu hakikat, yüzyıllar içinde coğrafya ve kültürün içinde yoğrulan bir insan topluluğunu karşımıza çıkarır. Bu hakikati anlamak, açıklamak, anlatmak üzere kurulmuş olan Türk Yurdu, görevini layıkıyla yapmaya devam etmektedir. Bu minval üzere hazırlanmış değerli yazılarımızı beğenerek okuyacağınıza ve çevrenize yayacağınıza inanıyoruz.

        Yeni sayılarımızda buluşmak üzere sağlıcakla kalın.


Türk Yurdu Eylül 2016
Türk Yurdu Eylül 2016
Eylül 2016 - Yıl 105 - Sayı 349

Basılı: 5 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele